Radikal gazetesine gönderilen bir okur yorumu:
turkiyenin tutumu. - 9/7/200912:22
Türkiye'de Uygur Türkleri için gösteriler yapılıyor. Tabii ki egemen ulus devletler tarafından farklı kimliklere ve uluslara yapılan baskılar kabul edilemez. Ancak kendi ülkesindeki farklı uluslara ve kimliklere baskı ve zulüm uygulayan Türkiye'nin Uygur Türklerine sahip çıkmasını kimse ciddiye almaz. Türkiye'de Kürtler demokratik özerklik ve özerk demokratik Kürdistan talebinde bulununca derhal karşı çıkılmıştır. Bu talepler bastırılması ve ezilmesi gereken bölücülük olarak görülmüştür. Zaten bu talepler reddedildiği için Kürt sorunu çözülmüyor. Çin’de Uygur bölgesi Sincen isimli bir özerk statüye sahiptir. Türkiye'de ise bir idari eyalet sistemi bile ‘bölücülük’ olarak ele alınıyor. Türkiye'de Kürtlerin siyasi ve özgürlük mücadelesini bastırmak için binlerce köy yakılıp yıkıldı. 17 bin faili belli cinayet işlendi yüz binlerce insan işkencelerden geçirilip cezaevlerine tıkıldı. Kürtler tüm dünyada rekor düzeyde cezaevlerinde kalan bir halktır. Dünyada herhalde bu kadar süre cezaevinde yatan başka bir halk yoktur. Şu anda bile binlerce Kürt siyasi tutuklu var. Şu anda Uygur’da siyasi tutukluluk oranı Kürtlerle karşılaştırılırsa Uygurların çok az bir oranda cezaevlerinde yattığı görülür. Özerk Uygur Sincan bölgesindeki tutuklamalar ve öldürmeler elbette ki insanlık dışıdır. Kürt halkı tüm dünyadaki bu tür baskılara karşıdır. Türkiye gibi sadece siyasi çıkarları olunca tutum takınmıyor. Sadece kendisine yönelik baskılara karşı çıkmıyor. Uygur’daki olaylara tepki gösteren Türk toplumuna sormamız gerekir: Kendi devletinizin Kürtler üzerindeki baskı ve asimilasyonuna neden karşı çıkmıyorsunuz? Kürtler asimilasyonla tümden Türkleştirilmek istenirken neden sesiz kalıyorsunuz? Kürtler üzerindeki baskıya karşı çıkmadan dünyada hiç kimse Türklerin bu tepkilerini ciddiye almaz. Kürtler Türkiye sınırları içinde yaşıyor, ama Türkiye toplumu Kürtlere yönelik baskıya karşı çıkmayıp binlerce kilometre ötedeki Uygurlara sahip çıkınca Kürt halkının Türkiye'den uzaklaşması ve yabancılaşması ister istemez arttırıyor. Türkiye Bulgaristan’daki Türkler için, Kıbrıs’taki Türkler için her şeyi istiyor Türkmenler Irak'ta her türlü haklarını kullanıyor, ama Kürtlerin en makul talepleri ise zorla bastırıyor. Kürtlerin Türkiye'den kopmasında bu tutumların etkisi çok fazladır. Halbuki Türkiye Kürtlerle barışık olsa başka yerlerdeki baskılara karşı aldığı tutum daha da etkili olur. Kürt sorunu Türkiye'nin yumuşak karnı olduğu için birçok konuda haklı tezlerini bile savunamıyor. Türkiye'nin diplomaside etkisiz kalmasının temel nedeni, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ortaya çıkardığı bu olumsuz pozisyondur. Türkiye bu durumda diplomaside doğru tezlerini savunamadığı gibi, Kürtlere karşı yürüttüğü savaşta destek olmaları için Türkiye'nin her türlü imkanlarını dış güçlere pazarlıyor. Bu nedenle Türkiye'de Uygurlar için tepki gösterilse de hiçbir sonuç alamazlar. Çünkü Çin PKK'ye destek olur düşüncesiyle sonuçta sessiz kalırlar. Çin bugünkünden daha fazla Uygurlara baskı yapsa bile Türk devleti bazı gürültüler çıkarma dışında bir şey yapamaz. Türkiye hak, adalet, ahlak ve hukuktan söz edecekse bir an önce Kürt sorununu çözmelidir. Bir ay önce yanı başındaki İran’da birçok insan öldürüldü. Binlerce insan tutuklandı, ama Türkiye'den ses çıkmadı. İran'ın ‘içişleridir’ dedi. Suriye’de Kürtler üzerinde terör estiriliyor, ama Türkiye'nin sesi çıkmıyor. Hem de Türkiye'deki vatandaşların akrabaları üzerinde bu zulüm uygulanıyor, ama Türkiye sessiz kalıyor. İran ve Suriye ile birlikte Kürt karşıtlığı yaptığı için buradaki baskılara ve katliamlara ses çıkarmıyor. Demek ki Türkiye insan hakları ölçüleriyle değil, siyasi çıkarları gereği hareket ediyor. Uygur’dakini soydaş görüyor, ama İran, Irak, Suriye’deki Kürtlere bu soydaşları gibi bakamadığını her tutumunda ortaya koyuyor. Türkiye halkının ve aydınlarının Uygurlara sahip çıkmasının ancak Kürtlere sahip çıkmasıyla mümkün olacağını görürlerse ‘iyi şeyler’ olur.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=81
SAPERE AUDE!
"Cehennemliklerin en hafifi azaplısı ayaklarına ateşten iki nalın giydirilmiş olan kimsedir. Bu nalınlar o kimsenin beynini tıpkı bir kazan gibi kaynatırlar. Kulakları kor, azı dişleri kor ve kirpikleri yalazdır. Karın boşluğundaki iç organları eriyip ayaklarından akar. Bu kişi en hafif azaplı cehennemliklerden biri olduğu halde en ağır cehennem azabını çekenlerden biri olduğunu zanneder." (Müttefekün Aleyh)
"Onların derileri pişip yandıkça azabı duymaları için onlara yeni cilt giydiririz." (Nisa; 56) Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Onların derileri günde yetmiş bin kere yanar ve yenilenir."
Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehlinin alt çeneleri göğüsleri üzerine iner, üst çeneleri de alınlarına kadar çıkar. Bundan sonra sırıtan bir kelle halinde kalırlar." (Tirmizi)
Allah işkence edenlerin en hayırlısıdır.
http://kloroben.blogspot.com/
http://blog.radikal.com.tr/Bloglar/malumat-i-siddik