imhotep´isimli üyeden Alıntı
''Feodal unsurlar, Kemalist parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır...
Dersim, Türkiye'nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyleki başka bir vilyetten hiçbir tüccar, Dersim'de iş yapmayı göze alamazdı.
Devletin Dersim'de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır."
"İsyanın arefesinde tapu kadastro idaresi, feodal aşiret reislerinin elinde bulunan halka ait malların incelenmesi ve saptanmasına ilişkin hükümet önlemlerini uygulamaya başlamıştı.
Bu durumda feodalizm, kendi yasadışı egemenliğinin iktisadi temellerini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu hissetti. İşte, özellikle bu önlem, isyana yol açan neden olmuştur."
Kaynak:"Komüntern Belgelerinde Türkiye - Kürt Sorunu", Kaynak Yay., İstanbul, 1994
Bunun yanı sıra Stalin zamanında 1937 yılında Dersim isyanına ilişkin yayınlanan ''Sosyalist Enternasyonal Bildirgesi''ne de göz atalım;
İsyan Dersim bölgesinde ki ''Feodal ağalar''ın devlete vergi vermek istememesi ve 18.yy sonlarından beri süregelen feodal düzeni koruma çabasıdır.
Özetle toparlarsak Dersim isyanının sebepleri bellidir. Feodalizm temelli ve gerici bir ayaklanmadır. O bölgedeki toprak ağalarının hakimiyetlerini korumak amacıyla bu isyanı başlatmaları sebebiyle isyanın bastırılması gerici bir hareketin kırılmasıdır.
Saygılar
|
1. ve 2. enternasyonelden sonrası malumdur dikkate alınmaz pek zaten bunu bil...
yabancıları rapor yayınlaması için o coğrafyayı bilmeleri gerekir...nerden almışlardır acaba bu bilgileri??? aaaaa bak tam da kemalist eksende yazılmışa benziyor... acaba??? oku bak aşağıyı idama gözü kapalı gidip tekmeyi kendi atmıştır...
Seyit Rıza’nın Mektubu
İngiltere Dışişleri Bakanlığına;
Yıllardır, Türk Hükümeti Kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, Kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor, anadilini konuşan insanlara işkence ediyor ve sistematik olarak insanları Kürdistan’ın bereketli topraklarından söküp, Anadolu’nun çorak bölgelerine göçe zorluyor ve birçoğu oralarda telef oluyor.
Türk Hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan Dersim’e de girmeye çalıştı.
Bu olay karşısında Kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930′da Ağrı Dağında, Zilan vadisinde ve Beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. Üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor.
Savaş araçları bakımından eşitsizliğe rağmen ve bombardıman uçaklarının yangın bombaları, zehirli gaz bombaları atmalarına rağmen, ben ve arkadaşlarım Türk ordusunu başarısızlığa uğrattık.
Direncimiz karşısında Türk uçakları köyleri bombalıyor, ateşe veriyor, savunmasız kadın ve çocukları öldürüyor ve böylelikle Türk Hükümeti, başarısızlığının intikamını tüm Kürdistan’da işkence yaparak almak istiyor.
Hapisler, ağzına kadar masum Kürtlerle doludur. Aydınlar kurşuna diziliyor, asılıyor veya Türkiye’nin ücra köşelerine sürgüne gönderiliyor.
Ülkelerinde bulunan 3 milyon Kürt, barış içinde yaşamak, özgür, kendi ırkını, dilini, geleceğini, kültürünü ve uygarlığını korumak istiyor; benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, Kürt halkını hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor.
Sayın Bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
Seyit Rıza