Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 07-05-2006, 18:09
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Şu meşhur zina meselesi

Bu hikaye yıllardır anlatılıp duruyor. Bir kez daha bakalım olaya. Nur Suresinin ayşenin gerdanlığını kaybetmesi olayından sonra "nüzul" olduğu kabul edilir. Elmalı tefsirinde şöyle diyor.

Genellikle tefsir ve hadis kitaplarında rivayet edildiği üzere bu âyetlerin nüzul sebebi şöyledir:

Hz. Aişe (r.anhâ) dedi ki, Resulullah (s.a.v) sefere çıkmak istediği zaman, kadınları arasında kura çeker, hangisinin ismi çıkarsa onunla giderdi. Benî Mustalik gazasından önce yaptığı gazada da aramızda kura çekti, benim ismim çıktı, bundan dolayı Resulullah ile beraber çıktım ve bu, hicab (örtünme) âyetinin indirilmesinden sonra idi. Onun için bir hevdece (deve üzerine konulan kapalı taşıyıcıya) konuldum, dönüşte Resulullah Medine'ye yaklaşınca bir yerde konakladı, sonra da yola çıkmaya nida ettirdi. Yola çıkmaya seslendikleri sırada ben kalktım ve yürüyüp ordugahı geçtim, tuvalete gittim, yerime dönerken göğsümü yokladım, ne göreyim Zafâr boncuklarından bir dizim vardı, kopmuş düşmüş, bunun üzerine döndüm, kaybolan dizimi aradım, bunu aramak beni alıkoydu.

Benim yol nakliyemi yapmakta olan grup varmışlar, hevdeci yüklenmişler ve beni içinde zannetmişler. Çünkü hafif idim, henüz küçük yaşta bir taze idim; beni hevdecte sanmışlar, deveyi çekmişler gitmişler. Döndüğüm zaman orada kimseyi bulamadım, bundan dolayı belki beni aramak için dönerler dedim, oturdum. Derken uyumuşum, Safvân b. Muattal ordunun arkasına kalır, insanların eşyalarını araştırır, bir şey kalmış ise kaybolmaması için diğer konak yerine götürürdü, beni görünce tanımış "Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz" (Bakara, 2/156) demesiyle uyandım, hemen feracemle yüzümü örttüm, devesinden indi, ben bininceye kadar çekildi, bindim. Sonra deveyi çekti, yürüdü, öğle sıcağında orduya yetiştik; inmişler, bağrışıyorlardı. İndikleri zaman beni bulamadıklarından insanlar çalkalanmış, o sırada imiş ben üzerlerine varıverdim, artık herkes beni konuşmuş. Beni lakırdıya almış, helak olan helak olmuş.

Resulullah Medine'ye ayak bastı ve bana bir ağrı, sızı meydana geldi. Fakat rahatsız olduğum zamanlar Peygamber (s.a.v) den tanıyageldiğim alaka ve lütfu bu defa görmedim, ancak yanıma giriyor, "nasıl o?" diyordu. Bu beni işkillendirdi, henüz söylenen sözlerden haberim yoktu, nihayet nekahet dönemine geldim. Bir gece Mıstah'ın annesi ile hacetimiz için dışarı çıktım, işimiz biter bitmez yine Mıstah'ın annesi ile odama doğru döndük. Derken Mıstah'ın annesi mırtı, yani yün çarşafı içinde sürçtü dedi. Ben buna itiraz ettim. "Bedir'de bulunmuş bir zata sövüyor musun?" dedim, "Haberin yok mu" dedi, "ne var" dedim. "Ben dedi, şehadet ederim ki, sen hakikaten "Habersiz mümin hanımlar" dansın . Sonra ifk'çilerin dediklerini anlattı. Derhal hastalık üstüne hastalığım arttı, hemen ağlayarak döndüm.


Ayşe kaybolan gerdanlığı aramak için kervandan ayrılıyor. Sonra uyuyakalıyor. Safvân b. Muattal ile birlikte geri dönünce hakkında söylenti çıkıyor. Muhammed de haklı olarak işkilleniyor, Ayşe yataklara düşüyor. Elmalı birçok hadis ve tefsir kitabında Nur suresindeki ayetlerin bu olaydan kaynaklı geldiğini yazıyor. Ve devam edelim.

Ne zaman ki Resulullah açıldı, gülüyordu, ilk söylediği kelime şu oldu: "Müjde ey Aişe! Rahat ol, vallahi Allah, seni kat'î olarak akladı" dedi. "Hamd, Allah'a; ne sana, ne de ashabına" dedim. Annem, dedi "Kalk ona!" Ben, "Vallahi ne ona kalkarım, ne de beraetimi indiren Allah'dan başkasına hamd ederim" dedim. Burada Allah Teâlâ den itibaren on âyet indirmişti. Bunun üzerine Ebu Bekir "Vallahi bundan sonra artık Mıstah'a infak etmem" dedi. Çünkü ona yakınlığı ve fakirliği sebebiyle nafaka veriyordu. Bu sebeple de Allah Teâlâ şu âyeti indirdi. "İçinizden faziletli olanlar (yakınlara...) vermemeye yemin etmesinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız?" (Nur, 24/22) , Bunun üzerine Ebu Bekir de "Evet, vallahi, Allah'ın beni mağfiret etmesini severim" dedi Mıstah'a yine nafakası verilmeye devam edildi. Netice olarak özrüm nazil olunca Resulullah kalktı minbere çıktı, bunları anlattı ve Kur'ân'ı okudu ve minberden indiği vakitte Abdullah b. Ubeyy'e, Mıstah'a, Hamne'ye ve Hassan'a had cezası vurdu.

Ayetler iniyor ve Ayşe kurtuluyor. Çünkü ayetlerde zina için 4 şahit isteniyor. Hiç kimsenin zina için 4 şahit bulması mümkün değil tabii. (Ben bu olayı bir zamanlar Gürbüz Tüfekçi'den dinlemiştim. Ortada 3 şahitin olduğunu, o yüzden Muhammed'in ayete 4 şahit koyduğunu söylüyordu. Turan Dursun da anlatmış olabilir bu olayı, hatırlamıyorum)

4.Korunan (iffetli) kadınlara (zina suçu) atan, sonra dört şahid getirmeyenlere de seksen değnek vurun ve onların şahidliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Onlar fasık olanlardır. (Nur Suresi)

Sure ondan sonra bu şahitler ve onlara inananlar hakkında söylemediğini bırakmıyor. Okumak isteyenler için
http://www.biriz.biz/kuran/nur/24nur.htm

Herhalde Ayşe'ye haksız yere zina suçlaması yaptıkları için 80 kere kırbaçlanmış olmalılar. Elmalı 2. ayette bahsedilen bu kırbaçlamanın özelliklerini de açıklamış. Kırbaçlama şöyle yapılıyor:

BİRİNCİSİ: Değnek iri olmayacak, çöp gibi çok basit de olmayacak, parmak kadar düz ve budaksız olacak.

İKİNCİSİ: Vuran kimse vururken en son omuzu hizasına kadar kaldıracak ve omuzundan arkasına aşırtmayacak,

ÜÇÜNCÜSÜ: Çıplak vücuda vurulmayacak, fakat kürk gibi kalın elbise varsa çıkarılacak. Rivayet edilir ki, Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)'a had cezası için bir adam getirildi, adam gömleğini çıkarmya başladı ve "Benim şu günahkâr vücudum dövülürken üzerinde gömlek bulunması uygun değildir" dedi, Ebu Ubeyde gömleğini çıkarmasına izin vermeyin, dedi ve o şekilde dövüldü.

DÖRDÜNCÜSÜ: Yüz, karın ve ot yeri gibi nazik ve tehlikeli organlara vurulmaz.

BEŞİNCİSİ: Hepsi bir yere de vurulmayıp diğer organlara gereği şekilde yaygınlaştırılır...


Buraya kadar tamam. Muhammed ayetler yardımı ile sorunu çözmüş. Ancak tek aldatma olayı bu değil tabii. Daha sonra da benzer sorunlar ortaya çıkıyor. Bu durumda ne yapılması gerekiyor. İslam aynı zamanda hukuk sistemini de kurduğu için bunun da cevaplanması gerekiyor. Muhammed Fuad Abdulbaki adında birinin "EL-LU'LUU VE'L-MERCAN" adında bir kitabı var. Burda Buhari ve Müslimin ittifak ettiği hadisleri toplamışlar. Bundan da güvenilir hadis kitabı olamaz herhalde. İşte ordan bir örnek:

Ebu Hureyre'nin (r.a.) anlattığına göre:
Fezare oğullarından bir kişi Hz. Peygamber'e gelerek, "Benim karım, siyah bir oğlan doğurdu"
dedi. Hz. Peygamber (a.s.) de, bu soruya "Senin develerin var mı?" diyerek cevap verdi. O kişi
de, "Evet, var" deyince. Allah Resulü devamla, "O develerin renkleri nasıldır? "diye sordu.
Adam, "Kırmızıdır" dedi. Hz. Peygamber, "Bunların içinde boz renkte olanları da var mı?" dedi.
Adam, "Tabi, develerim içinde boz renkli olanları da var" diye cevap verdi. Hz. Peygamber,
"Peki, develere o boz renk nereden geldi?" buyurdu. Adam bu soruya, "soyunun bir damarına
çekmiş olmalı" diye cevap verince Allah Resulü "İşte oğlun da, soyunun bir damarına çekmiş
olabilir" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 2756


Pes doğrusu. Tamam Ayşe'yi korumak için 4 şahit istemeyi anladık. Şahitleri kırbaçlatmayı da anladık. Bu zavallı adamın suçu, günahı ne ben onu anlayamadım.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:12 .