Mucize Yalanları Sitesi Hakkında
Sitenizi okumaya başladım. Hazırlayan kişi gerçekten oldukça fazla araştırma yapmış. Ancak dini anlamda olumsuz olarak hazırlanan bu site benim imanımın artmasını sağladı. Çünkü Kuran’a olumsuz olarak yaklaşanların kalplerinin kaydırılacağı ayetlerle çok net bir şekilde ifade edilmiştir:
Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (3/7)
Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli, bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için de bir yol gösterici yoktur. (39/23)
Bilimi kutsal bir şeymiş gibi görenler (ki İslamiyet bilimi kesinlikle teşvik eder) aslında biliminde bir felsefe olduğunun farkındalar mı çok merak ediyorum? Zaten bilimin kendi tanımında da hiçbir şey salt doğru değildir, bir teori çürütülünce artık yeni bir teoriye geçilir. Örneğin yerçekimi kanunu açıklanmadan çok önceleri zamanın bilim adamları bu maddenin yere karşı sevgisi var, o yüzden yere düşüyor şeklinde bir açıklama yapıyorlardı. Bugün ise bilim felsefesi daha modern gözüktüğü için “yer çekimi kanunu” daha süslü bir inanç olarak gözüküyor ve bilim adamları kendilerini çok modern olarak görüyorlar. Oysa yapılan ve inanılan felsefeden başkası değil. Önce bunun anlaşılması gerekir.
İkincisi bilindiği gibi Hz.Muhammed’e mucize olarak Kuran verilmiştir. O zamanlar Arabistan’da şiir yarışmaları oluyordu. Kafiyeler, ebced, müteşabih benzetmeler gibi değerler büyük bir sanatın oluşmasını sağlamıştı. İnsanlığa ders veren ve bunu edebiyat sanatlarıyla yapan özlü bir söz hem insanın ruhuna hitap ediyor hem de düşünmesini sağlıyordu. Üstelik şiirden belli tarihleri veren ebcedlerin çıkması icra edilen sanatın daha da kıymetlenmesini sağlıyordu. Dolayısıyla şu ayetin bir de böyle çevirisi var şeklindeki bir yaklaşım at gözlüğüyle bakan bir yaklaşımı yansıtıyor. Kelimenin her anlamı geçerli olduğu gibi tek anlamı da geçerli olabilir. Kaldı ki Kuran’da katlanmış ayetler ve anlamlar olduğu zaten bildiriliyor. O yüzden yapılan tercümelere “ilmi samimiyetsizlik” yakıştırması yapmanın hiçbir anlamı yoktur. Aksine uydurma bir anlam değil de mevcut bir anlam kullanıldığı halde böyle yakıştırma yapanlar “akli samimiyetsizlik” içindedir.
Üçüncüsü İslam son din olduğu için hem o gü, hem 1400 yıl sonra, hem de dünya yok olana kadar geçerli olacağı için bazı ayetlerin başka bir takım anlamlara daha sahip olduğu günümüzde anlaşılabilir. Bu garip bir durum değildir. Nitekim bineklerle (ulaşım vasıtalarıyla) ilgili bir ayette buna işaret edilmiştir. Nahl Suresi 8.ci ayet: “Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?”
O dönemde evrenin genişlediği bilinmiyordu ama şimdi biliniyor. Kuran’ın buna işaret ediyor olması şaşırtıcı değildir.
Dördüncüsü ben olumlu gözle Kuran’a bakınca, kelimeleri diğer anlamlarıyla anlamaya zorlamayınca, yani Kuran’ı düz okuyunca bilime hiç de tezat olmadığını, dünyanın düz değil, yuvarlak olduğunu rahatlıkla anlıyorum. Çünkü Kuran’da dünyanın şekli için arapçada yuvarlak bir şeyin üstüne dolamak anlamına gelen tekvir kelmesi kullanılmıştır. Tekvir kelimesi kullanılmışken Kuran’a göre dünyanın düz olduğunu iddia etmek tamamen “akli samimiyetsiz” örneğidir.
Zümer Suresi 5.ci ayet: “Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor.”
Burada kullanılan Arapça kelime gece ve gündüzün yuvarlak bir şeyin üzerine sarıldığı anlamı çıkmaktadır. Yani Kuran’dan dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılmaktadır. Zaten Avrupa karanlık ortaçağı yaşarken İslam düşünürlerinin astronomide bu kadar ileri olmaları da Kuran’ın bilime ters olmadığını göstermektedir.
|