TURAN DURSUNU MANTIĞININ/ MANTIKSIZLIĞININ BOYUTU
Bu yazıyı serbest forum bölümüne asmıştım ama konu itibariyle bu bölüme de asmamın daha iyi olacağını düşündüm.
TURAN DURSUNU MANTIĞI/ MANTIKSIZLIĞI VE ÇARPITMALARI
TuranDursun’un yazılarının temelinin hadisler oluşturduğunu daha önceki açtığım bir başlıkta söylemiştim. Yine aynı başlık altında bu hadislerin nasıl günümüze geldiğini ve neden bu kaynaklara güvenilemeyeceğini de detaylı anlatmıştım.
Peki durum böyle açıkken Turan Dursun bu hadislere güvenilmeyeceğini bilmiyor muydu? Tabi ki bunların hiçbir hükmünün olmayacağını Turan Dursun’da çok iyi biliyordu. Hatta bu düşüncesini kendisi de kitabının bir yerinde ifade ediyor.
“Gerçekten hadis kitaplarının en güçlü sayılanları bile uydurma hadislerle doldurulmuştur. ( 2. kitap sf. 158)”
İşte Turan Dursun’un yazılarında kullandığı kaynaklar kendisinin de itiraf ettiği bu uydurma hadislerdir. Bunların uydurma olduğunu bilmesine rağmen Turan Dursun kasıtlı olarak bunların gerçek birer kaynak gibi sunmuştur. Ve okuyucuyu kandırmıştır. Özellikle dini bilmeyen ve ideolojik olarak dine karşı çıkan insanlar ise bu uydurmalar üzerine kurulmuş anlatımları gerçek sanarak inanmakta ya da inanmayı istemektedirler.
Turan Dursun’un yazılarında kullandığı metotlardan birisi de ayetlerdeki kelimelerin anlamlarını kaydırmaya çalışması ya da eş anlamlı kelimeleri insanları yanlış izlenim verecek şekilde kullanmasıdır. Örneğin “eş” kelimesini “karı” diye çevirerek okuyucunun zihninde olumsuz izlenim yaratmaya çalışır. Ya da “mek”r kelimesini “düzen” olarak değil “tuzak” olarak çevirerek anlamını saptırmaya çalışır.
Deyimleri deyim anlamı olarak değil sadece kelime anlamıyla çevirir. Bundaki amaç yine ayetin anlamını kaydırma ve insanları olumsuza yönlendirme çabasıdır. Örneğin” fecirlerini korurlar” ifadesi, Arapçada bir deyimdir ve “ırzlarını korurlar” anlamına gelir. Oysa Turan Dursun bu kelimeyi kastlı olarak “kadınlık organlarını korurlar” olarak çevirmektedir.
Yine bazı tefsirlerde işine gelenleri alırken işine gelmeyenleri güvenilmez diye reddetmektedir. İşte Turan Dursun’un yaptığı sadece budur. İşine geldiği meallerin işine geldiği bölümlerini, işine gelen hadislerin işine gelen kısımlarını, yine işine gelen tefsirlerin işine gelen cümlelerini seçip kendi yorumları doğrultusunda verir.
Yazının metnini okuduğunda bu konuda bilgisiz olan insanlar bu sözlere inanırlar. Fakat gerçek bu değildir. Sadece belli bir ideoloji etkisi altında, gerçeklerden bilimsellikten uzak kaleme alınmış bu kitaplar, yine dini bilmeyen ayrıca dine karşı önyargılı olan insanlar tarafından doğru kabul edilir.
Turan Dursun’un mantık örgüsünü anlamak için onun bir röportajında söylediği bir ifadeden söz etmek istiyorum. Turan Dursun nasıl inançsız olduğunu açıklarken yaşadığı bir olayı anlatır.
“Allah’a inanıyordum. Ancak deneyler yaptım kendi kendime. Su dolu kovanın içine süpürgeyi batırıp duvara sürdüm. Sekiler bir rastlantı… Dünya oluşumu da öyle olmasın. Bu arada o da tümden silindi. “ ( Yeni Yüzyıl Dergisi, sayı:6 sayfa :11)
Bu olayı kendisiyle röportaj yapan Şule Perincek tarafından şöyle aktarılıyor.
“En sonunda bir kova su ve süpürge ile meseleyi çözmüş. Bir gün kovanın içine batırıp duvara sürmeye başlamış. Eşi şaşkın delirdi sanmış. Duvarda şekiller beliriyor. İnsana hayvana benzeyen. Süpürge onun elinde ama şekiller ondan kaynaklanmıyor. …. Bir kez daha sürer bir kez daha . Aynı şekiller çıkmıyor. Demek bir rastlantı. Neden rastlantı olmasın dünya oluşumu….. Sonunda tanrı tanımaz oluyor. ( Yeni Yüzyıl Dergisi, sayı:6 sayfa :8 )
İşte Turan Dursun’un hikayesi . Hayatı canlılığı beklide bilgisizliğinden çok basit gören Turan Dursun her şeyin böyle tesadüfen olabileceğini kendince yaptığı bu süpürge deneyiyle ortaya koymuş. Oysa hayat böyle tesadüfen oluşabilecek bir şey mi?
Hayat Turan Dursun’un bu mantığından/ mantıksızlığından çok daha öte kompleks yapılara sahiptir. Bir tek DNA bile sahip olduğu yapı ve içinde bulundurduğu bilgi ile yaratılışın en büyük örneklerindendir.
Örneğin Turan Dursun’un mantığıyla, gergedan böceğine bakan bir insan onun büyünce büyük bir gergedan olacağını düşünebilir. Oysa dış görünüşle bu olayın hiçbir alakası olamaz. Bırakın dış görünüşü Turan Dursun su damlalarının tesadüfen oluşturduğu su şekillerinden yola çıkarak insanlarında tesadüfen olabileceğini düşünebilecek mantık örgüsüne sahiptir.
Benim en dikkatimi çeken nokta ise bu muhakeme bozukluğu sadece Turan Dursun’da değil onunla benzer dünya görüşüne sahip kişilerde de olması.
Onlarda böyle düz mantıklar kurarak aynı muhakeme bozukluğunu sergilemeye devam etmektedirler. Bu tarz önyargılı ve bozuk mantıklarla değil, eğer olaylar daha objektif ve doğru düşünme tarzlarıyla bakılırsa gerçekler rahatlıkla görülebilecektir.
Turan Dursun sadece işine geldiği gibi uydurma hadislerin gerekli bölümlerini seçerek insanları kandırmak için kullanmaktadır. Bu aldatmacalara kanmamak için gerçeğin araştırılması, saplantıları terk edip olayları bilimsel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, Turan Dursun gibi kişilerin art niyetli yorumlarının iyi değerlendirilmesi sizi doğruya ulaştıracaktır.
|