HUNNE
Vâkı’a sûresi
36.Biz ONLARI (hurileri) yepyeni bir yaratılışla yarattık - İnna enşa'na HUNNE inşâ’
Diyanetin çevirisi bu. Şimdi Vâkı’a sûresini 36'ya kadar 27’den itibaren yazalım ve hunne zamiri gerçekten huriler isminin yerine mi geçiyor, görelim. Neden 27? Çünkü konumuzla ilgili ayetlerin öznesi olan sağın halkı o ayettedir; anlatı orada başlıyor.
27.Ve sağın halkı. Kimdir sağın halkı?
28.Dikensiz kiraz ağaçlarının içindeler
29.ve salkımlı muzların
30.ve uzamış gölgelerin
31.ve dökülen su
32.ve bol bol meyve
33.tükenmeyen, yasaklanmayan
34.ve yükseltilmiş DÖŞEKLER (ve FURUŞ in merfûa)
35.Öyle bir var ederiz ki ONLARI (İnna enşâ'na HUNNE inşâ’)
36.yepyeni yaparız ONLARI (ve ce'alna HUNNE ebkâra)
Şimdi 35'e bakar mısınız. Oradaki HUNNE 34'teki "yükseltilmiş DÖŞEKLER"in yerine geçmiş. Ve 35'teki HUNNE hangi ismin yerine kullanılmışsa 36'daki HUNNE de o ismin yerini almış. Yani HUNNE yükseltilmiş DÖŞEKLER demek. Döşekler cansız varlıklardır; dişil değil, KADINLAR değil.
Allah "döşekler"i inşa ederiz, diyor; Diyanet dahil birilerinin uyduruk "huriler"ini inşa ederiz, demiyor.
Sayın web, size ricada bulunmamın yararsız olduğunu gördüm. Sözünü ettiğiniz forumdaki Araplara sormanızı rica ederek size sorular verdim. Cevaplar ortaya konmadı ama oradaki Arapları tek otorite saydınız. Beni onlara havale ettiniz. Gidin meramınızı o forumdakilere anlatın, diyorsunuz. Hay hay. O forumun linkini verir misiniz. Lütfen.
Mısırlı bir Arap olan yaseen’in makalesini okumanızı rica ettim. Linkini verdim. Okudunuz mu bilmiyorum ama yaseen’in açıklamalarını kâle almadınız; sanki varsa yoksa andığınız forumdaki Araplar. Onlardan başkası yok; yaseen yok.
Canınız sağ olsun, kardeşim.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7899&page=18. Yaseen'in Vâkı'a 36'daki HUNNE ve EBKÂRA ile ilgili açıklamasını daha önce bu linkte vermiştim. Ama o İngilzceydi; anlaşılmamış olabilir. Türkçe sunmaya çalışayım:
56:35-37 "kişilerin yanlış algılanması"na dair başka bir örnektir. 35-37'de
eşler ya da
huriler anlamına gelen hiçbir kelime yok. 35 ve 36'da HUNNE var yalnızca.
35.inşa'na HUNNE
36.fece'alna HUNNE
Bu HUNNE zamiri 34'teki ismin yerini almıştır yani yükseltilen DÖŞEKLER.
36'daki "ebkâra"ya gelince, bu kelimenin "
bakire huriler" diye yapılan çevirisi son derece itici. "Bakire"nin Arap dilindeki karşılığı EBKÂRA değil "adra"dır ve Kuran'da geçmez.
Örneğin "
Bakire Meryem"e Araplar "Meryem el
adra" derler; bu da geçmez Kuran'da.
Siz eğer HUNNE zamirinin yükseltilmiş
döşekler ya da
yataklar olduğunu fark ederseniz "ebkâra"nın taze, yeni, temiz, arınmış anlamına geldiğini de fark edersiniz. Cennetin öteki nimetlerine ait niteliklerle uyumlu olan anlam işte budur; örneğin
tertemiz pınarlar ve mesafesiz,
leziz meyveler.
BEKERE
erkek kalkmak demek.
BUKRATEN: yeni gün, sabah
BÂKÛR: turfanda meyve
URUBAN pürüzsüz, temiz, dolu dolu; dil bağlamında ise "açık ve net konuştu" demek.
A'RABA AN HÂCETİN: meramını açık ve net olarak anlattı.
A'RABA EL KELAM: o sözü açıkladı
Sevgi ile,
Hasan Akçay