
16-04-2011, 04:10
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Büyük hac (9:3)
(Altı çizik kelimeleri tıklayın.)
Benim ilgili ayetlerden anladığım, o "büyük hac günü" 630'un 29 Temmuz'u idi. Dört yasak dolunayın ikincisi. Dinî hac "arefe" denen bir önceki gün ile o gün yapılıyor. Bir önceki dolunay ise sıcak dolunay idi.
O yıllara ait dolunaylar (Kırmızılar yasak dolunay, koyu kırmızılar sıcak dolunay, t:Temmuz, a:Ağustos, ey:Eylul, ek:Ekim, h:Haziran olmak üzere):
11t-9a-8ey-8ek-6k-6a-4oc.630-3ş-4mar-2n-2may-31may (12 dolunay)
30h-29t-28a-27ey-27ek-25k-25a-23oc.631-22ş-23mar-21n-21may-19h (13 dolunay)
19t-17a-16ey-16ek-14k-14a-13oc.632-11ş-12mar-10n-9may-8h (12 dolunay)
Sıcak dolunaya tanık olan inanırlara farz kılınan onu "hac"cetmek değil "savm"lamak. Bu iki ibadet aynı dolunayda yapılamaz. Aksi halde Allah'ın "Hayvan bağışı yapamıyanlar hac yerinde üç gün oruç tutsun!" buyruğu iptal olur.
İnananlar 630'un 30 Haziran akşamı Mekke'nin önündeydiler. Akşam "şehru ramazân"ı gördüler; sabah kente girdiler.
Mekke panayırının ilk günüydü. İnsanların kimisi sevinç içinde, kimisi tedirgin. Kafir, müslüman yan yana. Bir müşriğe nişan alıp ok atsanız yanlışlıkla bir inanırı vurabilirdiniz.
Tabii, "hac"cın başka bir anlamı panayır olduğuna göre anılan haccıl ekber 30 Haziran 630'da başlayan Mekke panayırı da olabilir.
Ancak o gün müşrikler "sığınacak yer arıyorlardı" iddiasının aksine, Mescidil Harâm'ın önünde yeni devletle ateşkes "ahd"i düzenleyecek kadar ayakta ve güvende hissediyorlardı kendilerini:
-Ateşkesin süresi dört dolunaydır.
-Bu süre içinde taraflar birbirine saldırmayacak.
-Müşrikler yeryüzünde özgürce dolaşabilecek.
-Bir taraf ötekinin aleyhine başkalarına yardım etmeyecek.
Ama rüzgar başka yöne esiyordu artık. Müşrikler aradan bir dolunay bile geçmeden yelkenleri suya indirdiler. İnananlar Mekke'nin denetimini tamamen ele geçirdiler.
Mekke'de ticarî hac İbrahim nebinin kenti kurduğu andan itibaren yapılıyordu çünkü oralıların tek ekmek teknesi bu idi. Ve dinî hac İbrahim nebi aracılığıyla duyurulduktan sonra iki etkinlik bir arada sürdürüldü. Ta ki müşrikler gemi azıya alıncaya kadar; ondan sonra inananları Mescidil Harâm'a yaklaştırmadılar.
Müşrikler ellerine her fırsat geçtiğinde o zorbalığı yine yapacaktı. Ticarî hac onun için kaldırılıp istismar aracı olmaktan çıkarıldı ve onun için müşriklerin Mescidil Harâmâ yaklaşmaları yasak edildi.
630 yılından sonra Mekke'de o panayır bir daha kurulmadı. Onun yerini hac ibadeti esnasında yapılması caiz olan ekonomik etkinlikler aldı.
O "haccıl ekber" ticarî hac adına kurulan PANAYIR mı idi ya da "Allah bir" ilkesini yaşatmak için yapılan HAC İBADETİ mi? İslam için hangisinin daha önemli olduğundan ve Allah'ın o panayırı yasaklamasından açık ve net olarak anlaşılır bu.
İnananlar 28 Temmuz 630'da Arafat'a çıktılar ve ertesi gün...

... içinde tek tanrıcı İbrahim'ın imamlık ettiği yer bulunan o "eski ev"i ziyaret ettiler. "Haccıl ekber" işte budur. Tarifsiz duygular içindeydiler.
Onlar için "büyük hac"dı bu. Çünkü yıllardır o "ev"e yaklaşmalarına engel olunduktan sonra onu yaşayıp yaşatma hakkını canları pahasına elde etmişlerdi.
Sevgi ile,
Hasan Akçay
|