Re: -niye islam bilim ile celissin ki.-
Soröğren, gördüğüm kadarıyla, kendini 0.99 beta versiyona downgrade etmeye çalışıyorsun.
Bu arada, yanlış anlamışsın, sinirli veya gergin değilim. Bunu böyle düşünme.
Evet, meselemiz kulak vs. Benim izah etmeye çalıştığım, sizdeki düşünce sisteminin hataları ve bunun neden bilimin önünde set olduğu yönünde. Beni, burada, konu özeli olarak kulak veya gözün evrimi ilgilendirmiyor. Benim ilgilendiğim, sizin, indirgemecilik vs. hususlarını nasıl yanlış kullanıp yanlış neticelere ulaştığınız. Bu açıdan sana git, bir öğren et, timsah nasıl duyar diyorum. Bu sebepten boyuna, senin düşünce sistemine vurgu yapıyorum.
Sen biraz daha eski defterleri karıştır. Ben gene senin düşünce sistemine takılayım.
Bak, bilimadamlarının yıllarca en büyük sorunu, çevreden gelen sizinki gibi bilimsel olmayan, en ziyadesiyle dini kaynaklardan zorlanan baskılara göğüs germek olmuştur. Bugün önümüzde çığır açacak bir şey var. Kök hücre çalışmaları. Eğer, insan yapabilirsek, bu demektir ki, insana yedek parça da yapabiliriz. Ama kilise karşı çıkıyor, yasalarda kiliseye bağlı adamların elinde ve biz bu araştırmalara fon bulamıyoruz.
Neyse, işte mesela Darwin.. Kitabını yazdıktan sonra daha fazla inceleyip, hazır elinde tonla türe dair kayıt varken filojenik bir çalışma yapıp, biyolojiyi bir adım daha ileriye taşıyabileceği zamanda, gidip sağda solda dincilerin iddialarını cevaplamayla vakit öldürmüştür, maalesef. Bir şekilde katıldığı her bilimsel toplantıda, kendine yöneltilen ilk soru şu olmuştur: "Peki o zaman, tanrı bu işin neresinde?" Bu adam, o tarihte dünya üzerindeki canlı türleri hakkında bilinen en kapsamlı araştırmayı yapmış adamdır. Bu adamdan o tarihte belki başka şeyleri öğrenebilseydik, dodo kuşlarının, tazmanya kurdunun neslinin tükenmesini önleyecek bir takım şeyler yapabilirdik. Ama yapmadık.
İşte benim söylediğim budur. Ama, sizin düşünce sistematiğiniz, söylediğim ve kendimden verdiğim bu örnekteki meseleyi değil, başka bir mevzuyu gündeme getirmenize yol açıyor. İşte bilimsel düşünememenin, elde olan bilgi ile isabetli fikir üretememenin sonuçlarıdır bunlar.
Gönlüm isterdi ki, sularımızda yok olan orkinosları nasıl geriye getirebileceğimiz konusunda uğraşalım. Ne alaka diyebilirsin, ama, bu aslında sadece bir evrim sorunu. Bunun çözümleri evrim teorisinin parametreleri ile getirilebilir sadece. Ama biz, sanki evrimi allahın kuyusu olsun diye icat etmişiz gibi, hala evrim vardır, yoktur kavgasındayız..
Bak bu sayfalarda kaç farklı evrimi aha çürüttüm atraksiyonu gördün, geçirdin. Hiç henüz anında cevabını alamadığınız bir şey oldu mu? Sen bilmiyorsun, ki, bilmende gerekmiyor aslında, diye bizim kulağın nasıl ortaya çıktığını bilemediğimizi nerden çıkarıyorsun? Kaç defa söyledim, evrim teorisinin hiç bir aksak yeri yoktur. Yerçekim kadar kesindir, sağlamdır.. Ama bak hala kulağın evrimini tartışmaya çıkıyoruz. Demez misin ki, bu adam bu yolda yıllarını vermiş, 3 okul bitirmiş. Vardır bir bildiği.. Hayır, inadına bilmediğini bulmaya çalışıyorsun. Bulamayacaksın, uğraşma, yazık vaktine. Çünkü, ben (mesela) bulurum. Bölümüm inceler, doğrular. Örnekleri alır bir sürü başka bilimsel ortama taşırım. Bir sürü eleştiri gelir. Bir sürü, yok öyle değil böyle diyen çıkar. En sonunda pürüzler filan kalkar buluntu üzerinde ve ondan sonra ancak, makale veya deriglerde yer alır. Buluntu ile ilan arasında yıllar geçmesi doğaldır. Kaldı ki, o buluntu, teori vs. böyle kitap filan olacak, H.Y. nin vs. eline geçecek, onlar hemen bir çarpıtma hazırlayacak, sen okuycan, buraya yazıcan...
Unutma, ben bu işin içindeyim. Bu yüzden sizden en az iki yıl, ortalama 20 yıl öndeyim. Sizin soracağınız soruları ya yıllar önce ben sordum, cevabını aldım.. Yada bana soruldu, cevabını verdim. Bilimsel faaliyet böyle bir şey işte. Öyle sazan gibi atlayınca adamı rezil eder. O yüzden, çok, ama çok temkinli yapılır bu işler..
Bak bir hikaye anlatayım. Ama sapına kadar gerçektir aslında. 1960'larda, Ruslar, CT-102 nebulasından (yengeç nebulası) sürekli şekilde güçlü ve çok düzgün bir sinüs dalgası aldıklarını açıkladılar. Ama öyle şimdiki gibi değil. Reuters, AP, BBC vs. de dahil her tür medyayı çağırıp bir basın toplantısı ile bunu yaptılar. Dendi ki, "Ahanda bulduk. Bu sinyal büyük olasılıkla, uzaylılardan geliyor." Böylece uzaylıları bilimsel olarak ilk keşfeden olacaklardı. Tabi haber hızla yayıldı, manşetlere filan.. Ama 1-2 ay sonra, bunun bir quasar olduğu ortaya çıktı. Teorik olarak tarif edilmekte olan bu yıldız türünün, gözlenen ilk örneğiydi..
Bu nedenle, ilk pulsar keşfedilince sizler filan yıllarca duymadınız. Bir sürü gözlemevi bunu teyit etti. Fizikçiler, astronomlar filan kafa patlattı ve nihayetinde açıklama yapıldı..
İşte, bu işler böyledir. Öyle paldır küldür atlamanın, düşülecek yerinin rezil, kepaze olmak olduğunu iyi bilir bilimadamları.
Kısaca, düşünce sistemini geliştir. İnanca dayalı (dine değil, inanca) düşünce sistemi her zaman insanı yanlış kuramlar ve gerçeklerin uzağına götürür. Sadece formlarda değil, gerçek hayatında da bunu ciddi sıkıntılarını yaşarsın.
|