Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 23-09-2006, 13:54
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart zamanda yolculuk

Sn. Arkadaşlar,

Din olgusunun beyinlerde yer ettiği şekli ile tezahürlerini, sığlığı, anlamsızlığı, ritüelizmi, yoz oluşumları az çok çevremizde ve güncel haberler içinde görmekteyiz. Tarihin derinliklerinde, küllenmiş, kaynakları tahrif edilmiş, toplum bilincinden silinmeye çalışılan uygulamalardan burada bahsetmek istiyorum. Tüm korkunçluğu ile bilinmeze yıkılan hataların eşliğindeki, unuttuğumuz, kitaplara geçmeyen tarihten. İd sahibi insanın tarihinden.

Konularımız aslında tüm dinlerle alakalı konuları kapsamasına rağmen genelde İslamiyet dışındaki dinlerden ve ortaçağdan bahsedeceğim. Sitemizdeki konular; ağırlıklı olarak, İslamiyet’ten bahsettiği ve birçok arkadaşımız bu konularda detaylı araştırmalarından dolayı biz bu konuda İslamiyet’i almayı fazlalık gördük. Yoksa İslam tarihi de sütten çıkmış ak kaşık, kesinlikle değildir.

Tam da İsa öğretisinin, tanrı gölgesi; dünyada diğer görüşler karşısında kin ve nefretini aktarırken. Tam da dünyaya hakim olduğunu ilan eden, batı emperyalizminin; kendisinden başka hiçbir canlıya nefes alma fırsatı vermezken. Tüm dünyaya insanlık dersi vermeye çalışan bu insanların ve bu öğretilerin; biraz daha geçmişteki savunucuları ve ataları hakkında bir tarih.

İlginizi çekeceği ümidi ile başlıyorum. Siteye hayırlı olsun.

“Orta çağ, Son Batı Roma İmparatoru’nun düşüş tarihi M.S. 476 ile Doğu Roma’nın (Bizans) yıkılışı M.S. 1453, bir başka ifadeyle İstanbul’un Türklerin eline geçişi arasındaki, on asırlık dönemdir.” (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi 17. cilt)
(Yıkılan Ortacağ, bir tarihi dönem olarak yıkılmıştı. Ortaçağ zihniyeti ise hala devam etmektedir.)
Ortaçağ’ın müsebbibi de kurucuları da savunucuları da bugün; hür, demokratik, sosyal, ileri, çağdaş dediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinin ataları olan Hıristiyan Avrupalılardı. İlk durağımız; bugünkü Romanya, o günkü adı ile Eflak presliği

Esas adı; Vlad Tepeş olup, Eflak prensi sıfatı ile dönemin baskın lideri, namı diğer DRAKUL.
Ulahlar kendi lisanlarında cellat anlamına gelen “Çpelpuç”, Macarlar ise dillerinde, şeytan anlamına gelen “Drakul” ismini vermişlerdi. Biz daha çok onu “Kazıklı Voyvoda” olarak biliriz.

“Vlad’ ın en sevdiği eğlence kazık işkencesi idi. Kazıklara vurulmuş ve işkencelerle can vermekte olan insanlardan oluşan kalın bir dairenin ortasında, sarayının halkı ile birlikte yemek yemekten büyük haz duyardı. Eline geçen savaş esirlerinin, ayaklarındaki derinin yüzülmesini ve meydana çıkan kırmızı etlerin tuz ile oğuşturulmasını, ondan sonra da elem ve azabın artması için keçilere yalattırılmasının emrederdi. Kendisine gelen elçilerin başları açık olarak önüne çıkmayı reddetmesi üzerine üçer çivi ile başlıklarını kafalarına çivilemişti. Bir gün memleketin bütün dilencilerini büyük bir ziyafete çağırarak, iyice doyurduktan sonra, sofra masasını ateşlettirip hepsini yaktırdı. Kadınların memelerini kestirerek, onların yerlerine çocuklarının başlarını yapıştırmak, çocukları, annelerinin ateşte kızartılmış etlerini yemeye zorlamak, insanları sebze gibi doğramak ve çömlek içinde pişirmek sıkça yaptıklarındandı. Bir gün eşek üzerinde rastladığı bir farklı mezhepten bir papazı, eşeğiyle beraber kazıklattı. Başkasının malına el dokundurulmamasını öğütleyen bir rahip Durakul’un kendisine ayırdığı bir ekmek parçasını almış olmasından dolayı, hemen orada kazığa vuruldu. Lisan öğrenmeleri için Eflak’a gönderilmiş olan 400 Transilvanyalı gencin hepsini birden ateşte yaktırmış, 600 Bohemyalı taciri Pazar yerinde kazığa vurdurduğu ya da çarmıha gerdirdiği bir gün, analarının yanında çocuklar da kazığa vurulmuştu. Sevgililerinden birinin kendisinin yanlışlıkla hamile zannetmesi üzerine canavar bizzat kadının karnının yarmıştır” (Büyük Osmanlı Tarihi (Hammer) 2. Cilt)

Kendi satırlarım olmayıp, tamamen kaynaktan aktarıldığı için yumuşatamadığım yazım için şimdiden özürlerimi sunarım. Ancak gerçekler tüm çıplaklığı ile beyinlerimizde oluşturulamazlar ise tarihi çıkarımların anlamsızlaşacağını düşünüyorum. Eğer, bu ilk yazım; tarzından dolayı silinmez ise, konularımın devamını şevkle yazmaya çalışacağım.
Devam edecek…
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:37 .