Tesettürden Neden Rahatsız Oluyorum?
Son günlerde Şevval Sam konusu konuşuluyor. İddiaya göre başörtüsü için ''provoke edici'' demiş. İslami kesimden tepki almış. Yaptığı konuşmayı görmedim. Böyle deyip demediğini de bilmiyorum. Böyle demediği yönünde bir açıklaması olduğunu okumuştum. Ama bu konuyu Sam'dan ayrı ele almak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü başörtüsü bence de -provoke edici değil ama- rahatsız edici. Peki neden rahatsız edici? Kendime bu soruyu soruyorum. Düşününce neden böyle olduğu bilince çıkıyor. Fikirlerimi ve duygularımı paylaşmak isterim.
Herşeyden evvel tesettür giyimi pardüse ve baş örtüsünden oluşur ya da kara çarşafa kadar uzanır. Ve bu giyim tarzı doğal değildir. Kadın ya da erkek fark etmeksizin her insan hava soğuksa sıkı, hava sıcaksa hafif giyinir. Doğal olan budur. Yani giyinirken hava sıcaklığını ve daha başka pek çok etkeni dikkate almaktır. Tesettür giyimini dinsel gerekçeyle savunanlar ise yazın sıcağında da tesettürü savundukları için bu durum kadın sağlığını olumsuz etkileyebilir. Antalya'da, Ağustos ayında, 40 derece sıcak ve yüksek nem oranında tesettürle gezersen ciltte ciddi kızarıklıklar, özellikle göğüs altı ve saç derisinde yaralanma ve tahriş olmalar görülmesi yüksek ihtimaldir. Üstelik terleme durumu artacağından temizliğe dikkat etmek de zorlaşabilir. İklimi dikkate almadan belirli bir giyim tarzını dayatmak sakat, sağlıksız ve anormal bir durumdur. Benzer biçimde, 'açık giyinmek' dogmalaştırılsaydı ve kışın bile şortla gezmek savunulsaydı bu da anormal olurdu. Ama 'açık giyinenlerin' böyle bir dogması yok. Tesettür ise doğal olmayan, sağlıksız bir giyim şekli. Ama bu durum tesettürcü zihniyete bir eleştirim olmakla birlikte beni esas rahatsız eden noktalar başka...
Tesettür giyim savunusu, kendi mantığı gereği, tesettürsüzlerin 'hafif meşrep' ya da 'ahlaken eksik' olduğuna dair bir iddiayı barındırıyor gibi. Ve bu son derece rahatsız edici.
Tesettüre girenler, bunu, ''Erkeklerin cinselliğime değil karakterime odaklanmasını isterim'' türünden bir açıklamayla savunma eğilimindeler. Birkaç başörtülü kadınla konuşmamda öne çıkardıkları 'tez' buydu. Fakat bu 'tezde' ciddi sorunlar var;
a) Kendini, cinselliğinden ayırma, cinsiyetsizleştirme yönelimi var. Ki bu son derece sağlıksızdır.
b) Erkeklerin, kadın kişiliği ve cinselliğini bir bütün olarak kavramaları ve bu şekilde ilişki kurmaları gerektiğinin reddi var. Ki bu reddiye baştan sona ataerkildir ve kadını mağdur eder. Kadınlar, erkeklerin kişiliğini cinselliğinden ayırmadan onlarla ilişki kurabilmekteler. Erkeğin kişiliğinin görülmesi için, cinselliğinin görünmezleştirilmesi gerekmiyor. Zaten böyle bir talep o cinse yönelik büyük bir haksızlık olurdu. O halde kadın için de aynı durum savunulmalıydı.
c) Erkeklere cinsellik görünce 'aklı uçan', 'nefsine hakim olamayacak yaratık' muamelesi yapılmaktadır. Erkekleri 'potansiyel tacizci' gibi görmek, kadına kendini dayanılmaz derecede güzel mi hissettiriyor bilmiyorum ama bu görüş asılsızdır ve 'potansiyel tacizci olmayan' her 'normal' erkeği rahatsız eder. Ben size potansiyel 'sapık' muamelesi yapıp, yanımda kadın görünce apış aramı kapama derdine düşsem kendinizi nasıl hissederdiniz?
d) Tesettür savunusunda kadın bedenine erkek gözüyle bakılmakta ve bu, kadınlara da kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Kadının da erkeğin de bir cinsel gösterişi var muhakkak ve yine iki cinsin de cinsel arzusu var. Ama kadının arzuları(özneleşmesi yani, çünkü özneyi nesneden ayıran şey onun arzulayabiliyor ve arzusunu dile getirebiliyor olmasıdır) dikkate alınmamakta ve erkeğe göbek deliği ile diz kapağı arasını kapamak(yani paçalı don giymek) kafi görülmektedir. Erkeğin ise arzuları en abartılı ve ölçüsüz haliyle dikkate alınıp kadına yaptırım uygulanmakta, baştan ayağa örtünme emri verilmektedir. Burada, cinselliğe dönük tek tarafla(tümüyle erkek olan) bir bakış açısı norm alınmış haldedir. Bu durum erkek egemen zihniyetin açık bir göstergesidir. Kadın, kendi bedenine kendi gözlerinden değil bir erkeğin gözlerinden bakmaya yönlendirilmektedir. Böyle birşey açık bir haksızlık ve ayrımcılıktır. Bunu kabul etmek, kadının ikincilliğini ve cinselliğinin bastırılmasını kabul etmektir. Bu da 'kötü' birşeydir. Rahatsız edicidir.
Zaten kadın cinselliğinin neden illa örtülmesi gerektiğini de anlamış değilim. Erkekler arzularına hakim olmayı öğrenmelidir. Tesettür ise, ''Erkekler arzularına hakim olamaz, onlar böyle işte; biz ancak kadını örtersek ahlakı koruyabiliriz'' türünden sakat ve ataerkil bir akıl yürütmeye dayanıyor. Erkeğin 'cinsel ölçüsüzlüğünü' değişmez bir veri gibi öne sürüp kadına kısıtlama getiriyor.
Tesettürde cinsiyet arımcılığı vardır. Irkçılıktan pek farkı yoktur. Nisa Suresine atıfla söylersem, ''Beyazlar, siyahlar üzerinde yönetici ve hakimdir. Saliha siyahlar itaatkardır'' diyen bir din olsa ve sadece siyahlara has giyim kuralları getirseydi bu çok açık bir ırkçılık olurdu değil mi? Benzer şekilde, tesettür de açık bir cinsel ayrımcılıktır. Bu ayrımcılığı kabul eden, hatta buna gönüllü olan kadınlar da elbette beni rahatsız ediyor. Ayrımcı uygulamalar ve buna gönüllü olanlar, ayrımcılığa karşı olanları rahatsız eder. Irkçılığa ses çıkarmayan, hatta savunan bir siyahı görünce de onun bu tutumundan rahatsız olurum. Anlatabiliyorumdur umarım.
Tesettüre kimse, ''Ay bu başörtüsü gözlerimi açığa çıkardı'' diyerek veya ''Dün dekolte giymiştim, dur bugün de değişiklik olsun, pardesü üzerine başörtüsü takayım'' diyerek girmez. Bu bir 'giym özgürlüğü tercihi' değil. Allah'ın bunu emrettiğine ve buna uymayanların cehennemde ceza göreceklerine inanılıyor. Kadına, tesettürden başka giyim seçeneği bırakmayan bir inançtan bahsediyoruz. Dolayısıyla tesettür, tam da kadının -inancı gereği- kendi giyim özgürlüğünü terk etmesine dayanıyor! Tesettürlü kadın görünce, tesettürsüz kadınların cehennemde yanmayı hak ettiğine dair bir inanç da görüyorum ve bu beni rahatsız ediyor. ''Tesettürlüler cehennemde yanacak!'' diyen bir 'başı açık' gördünüz mü hiç? Olsaydı, siz bundan rahatsız olmaz mıydınız? Senden farklı giyindiği için bir insanın cehennemde acı çekmeyi hak ettiğine inanıyorsan, sırf senden farklı giyindi diye o insandan nefret ediyorsun demektir. Bunun farkındasınız değil mi? ''Benim başı açık arkadaşlarım da var'' diyen türbanlılar tam da bu yüzden 'ikiyüzlü' görünüyorlar bana. ''O benim arkadaşımdır ama cehennemde yanacak!''
Tesettür giyimi değil, bu giyimin ardındaki cinsiyet ayrımcısı ve farklı olanı cehennemde işkence görmeye layık bulan nefret beni rahatsız eden esas nokta. Bu nefret olmasaydı, zaten tesettürlü sayısında radikal bir düşüş yaşanırdı kanaatindeyim. Bu durumda herkes sadece ''olası erkek saldırganlığından korunmak'' ya da ''aşırı utangaçlık'' yüzünden örtünüyor olurdu. Ama bu durum uzun sürmezdi çünkü her gün gözlerinin önünde ''açıklar'' ile erkeklerin gerek iş yaşamında gerek özel hayatta medeni ilişki kurdukları onlarca örnek yaşanıyor. Ama bulunduğu ortamda, örtünmeden de erkeklerle sağlıklı ilişki kurabileceğini gören bir kadının örtünmeyi sıkı sıkı savunmaya devam etmesinin sebebi ne olabilir? İşte esas soru budur. Bunun sebebi, örtünmeyenlerin -sırf bu yüzden!- yanacaklarına dair nefret söylemine edilen imandır. İşte bu 'dinsel nefret' beni rahatsız ediyor. Sırf benden farklı giyindiğin için senin günahkar, yanmayı hak eden ya da ahlaken eksik olduğunu iddia etseydim benden rahatsız olmaz mıydın?
Kısacası, tesettür bir giyim özgürlüğü değil. Farklı olana nefret içeren(örtünmeyenler yanacak inancı), doğal olmayan(yazın sıcağında bile saçının teli görünmeyecek inancı) ve cinsiyet ayrımcısı(erkeğe değil sadece kadına yönelik tesettür emri) bir dinsel dogma bu. Hoşgörü, özgürlük ve eşitlikten taraftar olan ''normal'' biri olarak, başörtülü birini görünce bu yüzden rahatsız oluyorum.
Şunu da belirteyim. Bu başlıkta başörtüsünden neden rahatsız olduğumu ve ona neden karşı çıktığımı açıklamaya çalıştım. Kendi doğrumu savundum yani. Ama kendi doğrumu dayatmayı savunmadım. Tesettür yasağı konusunda tek kelime etmedim. Bunu özellikle yapmadım, çünkü bazı tesettürlülerde sık gördüğüm, tesettürü eleştiren ve karşı çıkan herkesi ''kemalist'', ''yasakçı'', ''milliyetçi'' v.s. diye yaftalama eğiliminden şikayetçiyim. Yasakçı olunmadığı sürece herkes kendi doğru bildiğini sonuna dek savunur, yanlış bildiğini de eleştirir. Tesettürlü arkadaşlar, onları her eleştirene yafta takmamayı öğrenmek zorundalar. Ama tesettürlü olmayanları bile yaftalayıp cehennemlik gören bir zihniyetten bunu beklemek biraz hayal oluyor sanırım.
|