İnananların, ve bilimsel konuştuğunu zanneden Akıllı Tasarımcıların abiyogenez ve evrime karşı çıkarken kullandıkları en önemli argümanlardan biri "canlı hayatın tesadüfen oluşamayacağı, dolayısıyla canlı denen karmaşık mekanizmanın bir tasarım eseri olması gerektiği, bu tasarımcının da Tanrı olduğu"'dur.
Öncelikle tesadüf nedir ?
tdk.gov.tr Diyor ki
Tesadüf : Yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi
Tesadüf kelimesinin sözlük anlamını iyice açarsak, bir olayda gerçekleşmesi beklenen ihtimaller vardır ve bu ihtimallerden biri gerçekleşir. Bazı ihtimallerin gerçekleşmesi açıklanabilir, bazılarınınki ise gerek bilim yetersizliğinden, gerek olayın başlangıç şartları, ortam değişkenleri gibi bilgilerin yetersizliğinden, gerekse eldeki verilerin yanlış yorumlanmasından dolayı açıklanamaz. Açıklanamayan bu ihtimalleri tesadüf olarak nitelendiririz. Oysa ki, olayın açıklanabilip açıklanamaması önemli değildir. Önemli olan oluş nedeni, biçimi, sonucu açıklanamasa dahi sonucun ihtimaller dahilinde olmasıdır.
Akıllı Tasarımcılar ise tesadüf kelimesini bu anlamda kullanmazlar. Onlara göre madde durağandır, tamamıyla aptaldır, herhangi bir etkiye karşı duyarsızdır, verdiği tepkiler bilinçsizdir, kendi kendine hareket etmez, tepkimeye girmez, Tanrı'nın emriyle ve kudretiyle hareket eder, haliyle canlı varlığın kendi kendine oluşması, zeka üretmesi mümkün değildir. Canlı varlıklar cansız maddeden oluşmuş olsa bile onu canlı yapan içindeki ruhtur. Ruh, canlı maddeye Tanrının kendinden kattığı katkıdır. Bütün bunlar tesadüfen oluşamaz. Yani onlara göre tesadüf, herhangi bir değişkene, madde kanuna bağlı olmayan rastgeleliktir, rastlantısallıktır. Tesadüf kelimesini böyle algıladıkları için bizlerin "yağmur yağdı, şimşek çaktı, bu milyonlarca kez oldu, birinde ilk hücre oluştu" dediğimizi zannederler, veya takiyye yaparak öyle dediğimizi iddia ederler.
Bence bilimimiz yeterince ileri olsaydı, maddenin tüm kanunlarını biliyor olsaydık, tüm ortam değişkenlerini ve kimyasal, biyolojik, manyetik, elektrik etkileşim kurallarını biliyor olsaydık tesadüf (rastlantısallık) diye birşeyin olmadığını, ihtimal diye bir şeyin olmadığını görürdük.
Maddenin tabi olduğu bazı kanunlar var, şimdilik bunların hepsini bilmiyoruz. Daha bilmediğimiz bir çok şey var. Ama bazı şeylerin farkına vardık, varıyoruz. Bilimimiz ilerledikçe daha da çok şeyi anlayacak, açıklayabileceğiz.
Aynı videonun GreenerNautilus tarafından çevrilen youtube versiyonu :
Video'da bazı cansız moleküllerin birbirleriyle temas etmeleri halinde canlı varlıklar gibi eylemler gösterdiği net bir şekilde ispatlanıyor. Canlı, cansız varlık ayırımı arasındaki ince çizgi anlatılıyor.
Bilimimiz dinlerin taassubu yüzünden olması gerekenden binlerce yıl geridedir. Özellikle son 100 yılda evren hakkındaki bilgimiz katlanarak artmıştır. Sonraki 100 yılda şimdikinin binlerce kat daha ilerisinde olacağız.
Bu başlıkta inanan ve inanmayan arkadaşların tesadüf hakkında ne düşündüklerini yazmalarını rica ediyorum.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)