Re: Osmanlı padişahları üzerine kısa notlar
Beyazıt'ın tutsak olduktan sonra Timurun esiri olarak kafasını kafese vura vura ölmesi üzerine Sırp ve Bulgar analarından doğan evlatları taht kavgasına tutuştular.
Yıldırım'ın Olga'dan doğan oğlu Çelebi Mehmet kendi öz kardeşleri ile ve üvey annesi Olivera'dan doğan öteki kardeşleri taht kavgasına tutuştular ve ülkenin değişik yörelerinde hükümdarlık tahtına oturdular.
Kardeşi Süleyman kendini Rumeli padişahı ilan etmiş ve hatta Macar ordularını bile yenmişti. Ama öte yandan saltanat benim hakkımdır diye saldırıya geçen Olga'nın oğlu Şehzade Musa Süleymana saldırıp onu yendikten sonra Süleyman'ın tahtına oturmuştu.
Musa'nın öz kardeşi İsa ise Balıkesir ve yöresinde hükümdarlığını ilan etmişti. Ülke dörde bölünmüştü ama diğer dört kardeşini de öldüren Çelebi Mehmet 12 yıl süren savaşlardan sonra kardelşerini öldürerek yeni Osmanlı padişahı olarak hükümdarlığını ilan etmişti.
Yıl 1413'de Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin isyanı patlak verdi.
Şeyh Bedrettin: "Osmanoğulları ve Padişahları bize zulümden başka ne verdiler ? Ekmeğe ve özgürlüğe muhtacız" diyordu.
Daha da öteye giderek "Ne demek Osmalı, Türk, Rum, Sırp ? İnsanlar birbiriyle kardeştir. Ne ırk ne soy ne din ne mezhep...Bunların hepsi bir zulüm aracıdır" diyordu.
--Osmanlı zulmüne bir son vermek zamanı gelmiştir. Kadın, oğlan, içki, saz alemleri içinde saltanat süren Osmanoğulları hükümdalığını ortadan kaldırmak isteyenler ardıma düşsünler.
Aç, çıplak ve gerçekten de Osmanlı zulmü altında Osmanoğullarına tutsak olmuş ezilen Anadolu Türkleri "Tanrı-soy ve din" karşıtı şeyhin peşine düşmekte gecikmediler.
Osmanlı kuvvetleri isyancıların üzerine saldırdı. Kan döken, can veren yine Türkler idi. Padişah Çelebi Mehmet isyancı şeyhi yakalattı ve idam fermanı çıkarttı.
Ve asıldığını gözleri ile görmek için idam sehpasının kurulduğu yere kadar gitti. Elleri arkasından bağlı saçı sakalı birbirne karışmış bir halde sehpanın altına doğru itelenen Şeyh'e Çelebi Mehmet gülerek şöyle dedi :
--Hani sen hiç bir şeyden korkmazdın ? Oysa suratın korkudan sararmış.
--Durun hele bir yol, dedi şeyh Bedreddin "Hünkar'a bir sözümüz var !"
Cellatlar, şeyhin Osmanlı padişahından af dileyeceğini sanarak duraksadılar bir an için. Şeyh başını Çelebi Mehmete çevirerek :
--Ney'e şaştın bre Bulgar dölü ? dedi, "Güneş de batarken sararmaz mı ?"
Cellatlar Şeyhin ayakları altındaki desteği tekmelediler.
Çelebi Mehmet derin bir "Oh..." çekti Satlanatının başına bela olan Şeyh'den kurulmuştu ve şimdi bu isyancıya uyup da henüz sağ kalmışların kıyımına gelmişti sıra ve onların işi kolaydı.
Sarayına dönerken asıl zahmetli işin Karamanoğulları Türk birliğini ortadan kaldırmak olduğunu düşünüyordu. Babası ve dedesi bile bu beyliği onca saldırılara rağmen ortadan kaldıramamışlardı.
Germiyen, Candar, Teke, Menteşle, Aydın, Dülkadir gibi adlarla birer beyli olarak nitelendirilen ama gerçekte ise birer Türk devleti olan bu devletleri ve Sırbistanı, Romanya'yı Osmanlı egemenliğine boyun eğdirmişti ama bu Türk bilincine sıkı sıkıya ağlı olan güçlü ve büyük Karamanoğulları hala ezilememişti.
Babası Yıldırım Beyazıt Germiyen oğulları diye anılan ve Batı Anadolu'da 150 yıl hüküm sürmüş olan bu Türk devletini ortadan kaldırmıştı ve şimdi sıra Çelebi Mehmet'deydi. Dönme ve devşirmelerden oluşturduğu kuvvetlerle Çankırı, Tosya, Samsun'u ele geçirdi ve binlerce Türk'ü kılıçtan geçirdi.
Tabii gelecekte Cümhuriyet dönemi Osmanlı tarih yazarları onu şu sözlerle övecekti : Çelebi Mehmet son derece dirayetli bir şahsiyetti. Osmanlı devletinin ikinci kurucusu denilecek kadar büyük ve ileri görüşlü bir hükümdardı. 24 defa muharebeye girmek gibi bir cesareti azime sahipti..."
Bu yalanlar kuşaktan kuşağa aktarılacak ve beyinleri bu yalanlarla yıkayacaklardı..
Çelebi Mehmet'in üç güzel cariyesi Veronika, Anna ve Sofya'dan doğan çocukları ve 2. Murat'ın tahta çıkışı ile devam edecek..
|