Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #31  
Alt 12-12-2014, 03:23
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart

Feyman - Fizik Yasaları Üzerine - sayfa:29,30 - YY:1998 Diyor ki
Ben yasayı matematiksel olarak ifade ettim; ama mekanizması hakkında hiç bir şey söylemedim. Gelecek konuşmamda bunun nasıl yapılacağından söz edeceğim; yani "Matematik ve Fizik arasındaki ilişki"den. .. kütleçekim yasasının sözettiğimiz diğer bazı yasalarla ortak olan özelliklerini vurgulamak istiyorum. İlk olarak ifade ediliş tarzı matematikseldir; diğerleride öyledir. İkincisi tam doğru değildir.
Yukarıda vurgu neyedir? İfadeye, eğer biz bu cümleyi doğru anlamak yerine efendim kütleçekiminin kendisi tam doğru değildir diye gidersek trajik olur, zira o ne doğru ne de yanlış vasfı taşımaz, aynen konuya verdiğim cevapta Newton yorum/algısıyla yanılabilir demiştim, yani bu yanılma payı kütleçekiminin kendisi(işaret edilen fiziği) açısından zerre tuğla oynatmaz, yani Newton yanılmış, yanılmamış bu kütleçekiminin kendisinin de ve aslında oradan edindiğimiz verisel düzeyin(bilgi zemini) sorunu değil olamazda, ve Newton yanılmakla da kütle çekimi yok olmaz. Bilimde sunum/ifade, matematikle yapılan ifade vb elden geldiğince gerçeğe yakınlık çerçevesinde zorlanılarak yapılır, ama asla gerçeğe denklik içermez, taşımaz, zira faslı hiç bir zaman aslının yerine ikame edilemez. Ha nesnel ya da öznel idealizm ikame ediyor, lakin onlara göre aslolan örneğin "odun" değil, "odun kelimesidir", yani biz odun düşündüğümüz için, odun gerçeklik kazanmış gibi olur o açıya göre. Biz düşünmeseydik, odunda yoktur, çünkü gerçek olan öznein zihnidir gerisi yalandır-sanaldır diye bakılır ve ben kabaca ifade ediyorum. Yani duruş zeminleri net ve çıkarımları da kendileri ile tutarlı, lakin bize göre bilimle de, gerçekle de tam tersi, yani biz oduna ait/dair veri ediniyoruz ilkin(bunu da özellikleri, nitelikleri sayesinde algılayabiliyoruz), duyularımız ve sonrası yorumluyor ve soyutluyoruz, aslolan odun, öznenin de odunla girdiği ilişkidir, aslolmayan(kendinde odun yerine geçebilecek gerçeklik-nitelik taşımayan) da işaret eden soyutlamamız kelimedir, kavramdır ve esas olan bu zemindir->özne-nesne-ilişki bilgi namına. Bu da ötekinin kabacası!... Eee o halde dönün bakın ne görüyorsunuz(tüm duyularla yaptığımız görmekdir)? Neyse...
Sanırım bir noktanın daha düzeltilmesi gerekiyor, anlam bakımından, zira yanlış anlaşıldığını görüyorum. Aşağıdaki alıntıda ne görüyoruz? ana kümeyi geçtik alt kümeye indik HAREKET/DEĞİŞİM. Bunu diyen birisine dönüp, işte bak şu ya da bu değişiyor diye itiraz ediliyorsa demek ki anlaşılma sorunu var demektir.
Alıntılayım;
spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani koku da aslında bir çeşit görme biçimidir bu anlamda, yine dışa dönüktür, içe değil ve yine algılanan özünde sadece maddedir, maddi zemine dayalı etkilerdir vs Bize mi has? hayır köpek herkesten daha iyi koku alır ve aslında aldığı maddi ilişkidir, etki/tepkidir, tepkimelerdir(kimyasal) ve bu da bir çeşit görme biçimidir ve bu bırakın canlıyı cansız bir tertibatla dahi sağlanabilir. Eroin aratılan köpek özünde bu görme biçiminin kullanılmasından dolayı kullanılır....

Alınan ne aslında? Koku mu? Hayır, ana maddeden bir şekilde ayrılmış/kopmuş eroin parçacıkları(madde/kimyasal). ... Hayır efendim köpek henüz saklı yerdekini görmedi denecek! Ben ise hadi oradan o burnuna değen eroini gördü diyeceğim!

Özünde görmek yorumlamaktır zaten. Peki denecek ses. Sesde bir görme biçimidir, o da aynen etki/tepki çerçevesinde hayat bulur.

evrende madde/hareket/ilişki gerçek olan budur ve tüm diğer her şey bu gerçekten doğar, oluşur, yayılır, türer...
...
Tüm duyularımla aldığım, gördüğüm, edindiğim maddedir, nesnelerdir, nesnel ortam, ilişkidir. Gerçek mi, gerçek olan bu! ya çeşitlilik elbette, işte o da madde ve maddenin nitelik/özellikleri/ilişkileri, kimyası, fiziği şu ya da bu temelinde...
...
dış dünyamız bu kadar sade(maddeler/hareket/ilişkiler).
...
Bilim bir yerde tümünü (tüm duyuların organize bütünlüğü) organize çalıştırmak için de hayat kazandı. Koku ile görüyoruz, dokunma le görüyoruz, ses ile görüyoruz, peki neyi görüyoruz? Madde, fizik, maddeler, nesneler/ilişkiler alta in etki/tepki, değişim, sebep/sonuç... Aha gördüğüm bu.
...
evrende madde/hareket/ilişki var ve bu bizim bağımız. Biz üzümlerini topluyoruz diyeyim, neden dediğimiz de tanelerden sadece birisi, daha doğrusu maddi ilişkisel düzeyin tarafımzıca çözümlenmesi-> ilerle-misal-> sebep/sonuç...
...
Evrimimizde işte bu nedenle sebep/sonuç önemlidir çünkü, tüm görme biçimlerimiz, tüm algılarımız etki/tepki düzleminde çalışır, haliyle maddenin organize hareketide, yetkinleşmeside bu düzlemde olacaktır, bundan kaçarı yok! Nokta.
Tüm bu alıntıdan hareket/değişim yoktur namına tek ama tek bir kelime dahi çıkartamayız. Her şey değişiyor denmiş(ki diyalek'tiktir bu tüm haraket/ilişkiler/etki/tepki bütünlüğüne göre yaptığımız soyutlama). Hatalı anlamlara yol açan ise ana küme ifadesidir. Örneğin ne diyorum varlık süreğen değişiyor, deviniyor, hareket halinde! Bu sözden varlığın değişmediği anlamı çıkar mı? Çıkmaz! Aksine varlığın süreğen hareket dahili içerdiği sonucu çıkar, ama haricinde çıkmaz! O nedenle de varlığın dışında bir neden/zaman şu ya da bu aramak, ne diyeyim mantığa mı diyeyim, ortada olana mı diyeyim(eşyanın tabiatı) her ne ise aykırı, yani karşılığı olmayan bir yönelim.
İyide neden varlık diyorsun da atıyorum "flşgşg" demiyorsun denebilir, bu değişmek-değişmemek çerçevesi değil ki! Alternatiftir, o halde alternatifi siz sunacaksınız, ama lütfen peri masalları olmasın!

Bu seferde vay efendim varlık diyorsun, neden başka bir şey değil, birincisi her şeyin bütünlüğüne deniyor bu, diğeri ise dil le alakalıdır! Yani dil ile ilgili kısmının konusu burası değil ki, dil alanıdır hoşumuza gitmiyorsa değiştirelim, mesela ben bir tane önereyim "ahuh" diyelim! Yüzıllarca tartışalım, lakin hiç biriside İŞARET EDİLEN'e görelik taşımayacak, yani bu bir emek/bilgi düzlemi taşımayacak! Vakte yazık.

Bilgi ayrı bir şey, düşünce, inanç, hayal gücüyle türetmemiz, üfürmemiz ayrı, bunlar ifade edilirken elbette bizim açımızdan dil gibi bir çok araca muhtaç! Ama aynı dil, aynı harflerle ifade ediyoruz diye, bunlar aynı nitelikte şeyler değil. Bilgi diyorsanız bilgi ancak dış dünya ile girdiğimiz ilişkide edindiğimiz verilerin yorumu, diğer verilerle, farklı nitelikteki verilerle olan bağıntıların çözümü böylelikle algılanmasına dayalıdır. Bilim ve pratiği nerede görebiliriz?. Bilgiyi aldıktan sonra kişi olarak, takla mı attırırız, amuda mı kaldırırız, o bilgiyi aldıktan sonra fantazi mi yaparız, bu bizim sorunumuz, ama bilgiyi-çerçeveyi-zemini bağlamaz. Bilgiyi bağlamak istiyorsanız yine elinizde veri ile geleceksiniz, gerisi kuru kalabalıktır, boşa vakit tüketmek belkide insanın kendi kendisine ziyan etmesidir, bilgi ancak verilerle anlam kazanır, hayat kazanır. Sepetde bir şeyler olacak ki sofraya koyabilelim.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (12-12-2014 Saat 03:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'ın insan ürünü olamayacağına kanıt argümanları Ascendent İslam 22 10-09-2017 22:30
Doğa Harikası Kanatlar Tasarım Ürünü Mü? hur-kus Hristiyanlık 13 29-05-2010 16:04
Sina Dağı'nda olanlar halüsinasyon ürünü müydü? sargon İslam 12 06-03-2008 11:14
Erdoğan Aydın Yazıları- Yeniçağ Fethin Ürünü mü? gozde-1 Tarih 0 17-06-2007 08:59
Mantık kaytaz İslam 14 03-02-2006 19:00

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:21 .