Sayın Felasife,
Öncelikle çalışmanızdan dolayı ellerine sağlık.
Bahsettiğiniz konular ile ilgili olarak aslında daha önce rastgeldiğim şöyle yaklaşımlar da var:
Varlığın temelde iki boyutu var. Mental boyut ve fiziksel boyut. Mental boyutun karşılığı bir nevi sizin değindiğiniz ruhlar alemi. Ancak buna "monad" diyorlar. Monadlar sonsuz potansiyele sahip, Euler'in denklemindeki gibi (avatarım) mümkün olan her sayıyı barındırıyorlar.
Ancak sonsuzluk nasıl bir şeydir? Bir benzetme yapacak olur isek örneğin aklınıza gelen her tondaki rengi düşünün. Sonsuz sayıdaki bunca tonun hepsini üst üste getirirseniz göreceğiniz şey bembeyaz bir renk olur ya da belki saf ışık. Bu sonsuz renk cümbüşünün içinden bir rengi ayırt edebilmeniz için, o sonsuzu sonlu hale getirmeniz lâzımdır.
Fiziksel boyut, sonsuz mental boyutun sonlu hale getirilmesidir. Hatta derler ki, madde boyutlu zihindir, düşünce ise boyutsuz zihin...
Ancak sonsuzun kendisini ifade edebilmek için sonlu hale gelmesi ana fikri bana da mantıklı geliyor. "Beyin" işte bir iddiaya göre bunu yapıyor. Sonsuz mental boyutundan Fourier dönüşümü ile sonlu şekilde algıyı üretiyor. Yani o bembeyaz ışığın içinden, sadece belli bir rengin dalgaboyunu çözümleyerek örneğin yeşi rengini algılamamızı sağlıyor.
Siz ruhların istedikleri herşeyi düşünebileceklerini ama fiziksel boyut olmadan hafızalarına kaydedemeyeceklerini belirtmişsiniz. Ben ise aslında sonsuz mental düzlemde hiçbir şeyin düşünülüp hayal edilemeyeceğini, bir şeyin düşünülüp hayal edilebilmesinin tek yolunun beyin ile sonlu hale getirilmesi olduğu fikrindeyim.
Yani her ihtimali, her olayı, her değeri hem de aynı anda barındıran bir monad spesifik bir şeyi düşünemez, spesifik bir şeyi düşünebilmesi, yaşaması, deneyimlemesi için kendisini kısıtlandırmalı, sonsuz algısını sonlu bir hale dönüştürebilmelidir....
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
|