Obsesif-kompulsif rahatsızlığı yaşayanlara...
Arkadaşlar, uzun yıllar ileri derecede obsesif kompulsif bozukluğu yaşadım.
uzun yıllar sonra bunu yendim. Üstelik gittiğim doktorlar, ilaçsız yenemezsin demelerine rağmen,ilaç kullanmadım ve yendim. (Yaklaşık 15 yıl ileri derecede obsesiflik yaşadım)
Daha sonra çevremi gözlemlediğimde bu hastalığı yenememiş, ve hayatını kendine zehir eden insanlar gördüm.
Bu yüzden buradan tavsiyelerimi yazayım. (Bunlar uyguladığım maddelerdir ve yerli yabancı birçok kaynak tarandıktan sonra oluşturduğum kombinasyonlardan bir demettir)
Öncelikle, takıntılar geldiğinde bunu gidermek için genelde zorlantılar ya da nötrleştirmeler yapılır.Örneğin ellerini yıkamasının uzun sürmesi gibi.Kişi, galiba ellerim tam yıkanmadı diye dakikalarca el yıkar. Sonra çok yorulsa da, takıntıya karşılık verdiği için rahatlar. Zorlantılar sayesinde...
Ya da, sayılara takar kafayı. Örneğin, 13 numaralı her şeyden kaçar, otele gittiğinde sadece bir oda boşsa ve o da 13 numara ise, o otelden ayrılır başka otel arar. Gerekirse saatlerce...Sonunda başka bir otelde oda bulur. Ve rahatlar...
Bazıları da küçük bir çocuğu sevince, yoksa ben pedofil miyim , eyvah diye dert yapar. Çocuklardan sürekli kaçarak, bu sıkıntısından kurtulur.
Dindar insanlar da, eyvah duam kabul oldu mu, abdesti düzgün aldım mı vb... korkularla bir zaman sonra camiye gitmeyi bile bırakabilir ya da dua etmeyi keser. İnancını kaybetmemiştir ama ibadetler ona çok ağır gelir artık.
Kimisi de çocuğunu sever ama aklından çocuğunu öldürmek düşüncesi geçer. Eyvah ben neler düşünüyorum der, çocuğunu sevmeye bile korkar. Çocuklardan kaçtığı için artık rahatlamıştır ama bir yandan da içten içe kendini yer bitirir. Çünkü o kendi çocuğunu her an öldürebilecek birisi sanar kendini. Ama çocuğundan kaçarak rahatlamıştır artık.
İşte bu zorlantı ya da nötrleştirmeler sayesinde, takıntılı hastalar rahatlarlar.
Ama bilmedikler bir şey var. Bu hastalığın artmasının ve hiç bitmemesinin nedeni de bunlardır.
Öncelikle düşünce-eylem ilişkisinin obsesif hastaları tarafından bilinmemesi nedeni ile bu hastalık uzun yıllar sürer.
Araştırmalar göstermiştir ki, her gün ortalama 4000 farklı düşünce insan aklına gelmektedir.
Mesela sevmediği bir insanı öldürmek ya da onun ağzına yumruk atmak vb.. bir şey hemen hemen herkesin hayatında aklından geçmiştir.
Obsesif olmayanlar bu düşünceleri hatırlamazlar kolay kolay.Çünkü üzerinden durmamışlardır ama obsesifler, adeta katil olmuş gibi üzülürler.
Halbuki, bir insanı öldürdüğü düşüncesi, insanı katil yapmaz. Düşünce ile eylem farklı şeylerdir.
Bugün çok hanımefendi ya da çok beyefendi denen insanların bile aklından bu tarz düşünceler geçmiştir. Peki onları güvenilir ya da ahlaklı görmemizin sebebi nedir?
Sebebi belli. Eylemleri bize onu gösteriyor.İnsanları gördüklerimiz ya da duyduklarımızla değerlendiriyoruz. Hiç duymadığımız ve bilmediğimiz düşünceleri ile değil.
İşte obsesifleri yönlendiren bu düşünceleridir. Halbuki, eyleme geçmemiş hiçbir düşünce, kişiye yarar ya da zarar veremez.
Ayrıca, insan zihni herhangi bir şeyle, başka bir herşey arasında alakalı alakasız bağlantı kurabilir.
Ve insan, istese de düşüncelerini bastıramaz. Bu imkansızdır. Hele uzun süreli ise...
Hatta tam tersine, insan, hangi düşünceyi bastırmak isterse, o düşünce daha da kuvvetlenir.
Kısacası, obsesif arkadaşlara tavsiyem; düşünce-eylem ilişkisini iyi analiz etsinler. Ayrıca, istenmeyen düşüncelerin herkesin başına geleceği iyi bilinmeli. Bunu önlemekte imkansızdır. Ama bu zararsızdır. Zararlı olabilecek olanlar, eyleme geçmiş düşüncelerdir.
Konu Olimpiyat tarafından (07-01-2015 Saat 17:53 ) değiştirilmiştir.
|