Din Hâlâ Öğretiliyorsa... (P. Dirac)
"Dine dair neden lüzumsuz tartışmalarda bulunduğumuzu anlayamıyorum. Eğer bizler dürüst isek _ki bilimciler olarak öyle olmak durumundayız_ şunu itiraf etmek zorundayız; din, gerçeklikte temellenmeyen hatalı iddialardan oluşan bir karışıklıktır. Tanrı fikri, insanın hayal gücünün bir ürünüdür. Şu gayet anlaşılır bir şey ki; doğanın ezici kuvvetlerine karşı bizim bugün olduğumuzdan çok daha korunmasız durumda olan ilkel insanlar, korku ve ürpertileri uyarınca bu kuvvetleri kişilleştirmişlerdi. Fakat günümüzde natürel süreçleri anlıyoruz, ve artık o 'eski tür çözümlere' ihtiyacımız kalmadı. Buna ek olarak ben, 'Kadir-i Mutlak bir Tanrı' fikrinin bize nasıl yardımcı olabileceğini anlamıyorum. Benim tek görebildiğim, bu varsayımın, sözü edilen Tanrı'nın ne sebeple sayısız sefâlet ve haksızlığa izin verebildiği, ne sebeple fakirin zengin tarafından sömürülebildiği ya da ne gibi gerekçelerle diğer dehşetleri engellemediği gibi verimsiz soruşturmalara yol açtığı.
Eğer din hâlâ öğretilmekteyse, bu asla ondaki fikirlerin bizi iknâ etmeye devam ettiği anlamına gelmiyor, fakat sadece birileri, alt sınıfları sessiz tutmaya çalışıyor. Sessiz insanları yönetmek ise, gürültü yapan ve tatmin olmamış kitleleri yönetmekten çok daha kolaydır, onlar çok daha kolay sömürülebilirler. Din, bir ulusu fantazmlara hapsederek insanın insana olan hukuksuzluğunu unutturabilen bir afyondan başka bir şey değildir. Bu bağlamda da iki büyük politik kuvvet olan devlet ile kilisenin ittifakı anlaşılabilir. Her ikisi de, haksızlığa karşı ayağa kalkmayan, sessizce ve şikayetsizce oturarak görevini layıkıyla yapan bir kalabalığa yönelik, _bu dünyada olmazsa öte dünyada ödüllendiren_ bir Tanrı figürüne ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç karşısında, Tanrı'nın -sadece bir insan ürünü olduğunun- dürüstçe dile getirimini ise, en affedilemez günah olarak etiketlerler."
Paul Dirac, 1927 (kaynak: Fizik ve Ötesi - Karşılaşmalar ve Sohbetler, W. Heisenberg, 1971)
|