İrtidad ve Ridde Savaşları
RİDDE SAVAŞLARI
İslam davetle tebliğle başlayan ama bunun yetmiyeceğini görünce
zoru benimseyen bir dindir. İslam'da demokrasiden, demokratik
haklardan bahsedilemez. Çünkü kanunların, kuralların Allah'ın emri
olduğuna inanılır. Allah'ın emirlerine ise asla karşı gelinemez. Karşı
gelenlerin katli vaciptir.
İnanmayanlara karşı " Ya islam ya ölüm" seçeneği bırakıldığı için
yaşamak için İslam'ı kabul edenlere tabi ki ilerde din değiştirme
hakkı da verilemezdi. Nitekim dinden dönenler için de ölüm kararı
alınmıştır. Sonuç olarak İslam'da inanç özgürlüğü, düşünce özgürlüğü
kesinlikle yoktur. O nedenle de laikliğe karşıdırlar. Tabi güçlü oldukları
yerde. Güçsüz oldukları yerde ise demokrasiyi ve laikliği isterler ki
kendi inançlarının propagandasını yapabilsinler. Bu da adalet
anlayışlarını ortaya koyar.
Her fırsatta İslam dininin hoşgörü dini olduğunu iddia eden dinciler,
İslam'ı tasavvuf, peygamberi ve halifeleri de Mevlana ile karıştırıyorlar
herhalde. İslam'da hoşgörü yoktur. Hoşgörünün tanımı müslümanların
kafasında farklıdır. Hoşgörü, bir müslümanın başka bir müslümana
olan sabrı, iyi davranışıdır onlara göre. Gavura, kafire hoşgörü olmaz.
İstisnalar ise o kişiyi ya da toplumu ifade eder, İslam'ı değil.
Riddet ve irtidad kelimelerinin anlamı İslam dinini terk etmektir. Mürted'in
kelime anlamı ise İslam'ı terk eden manasınadır. Kuran'a göre, İslam'ı
terk eden cehenneme gidecek ve orada ebedi olarak kalacaktır. Bakara/ 217
Ali İmran / 90. İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta
daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar,
sapıkların ta kendisidirler.
Resulullah (sav) şöyle buyurdu: *"Kim dinini değiştirirse onu öldürün."
Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794 1585
Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki;
"Dinini değiştirenin boynunu vurun."
Ilk dinden dönme hareketi Peygamberin zamanında Yemen'de ortaya çıkmıstı.
Kendisinin peygamber oldugunu iddia eden Esved el-Ansi, topladığı kuvvetlerle
önce Necran bölgesini, peşinden de San'ayi, Vali Sehr ile yirmi beş gün
savaşarak ele geçirdi. Peygamber'in Amil ve muallimi olarak bölgeye
gönderdiği Mu'az b. Cebel, Ma'rib'de bulunan Ebu Musa el-Esari'ye iltihak etmiş
daha sonra Ikisi birlikte Hadramevt'e gitmislerdi.
(Taberi, III, 229-230). Ibnül-Esir'in ifadesiyle, "Esved'in çıkarmış olduğu fitne
bir alev gibi, Hadramevt'ten Taif, Bahreyn ve Ahsa'dan Aden'e kadar her yeri
kaplamıştı"
(Ibnül-Esir, II, 338). Hadramevt'te toplanan müslümanlar endişeli bir şekilde
beklerken, durumu haber alan peygamberin, Yemen bölgesinde bulunan
müslümanların tamamına yönelik, Esved'e karşı savaşılması emri bölgeye ulaştı.
Veber b. Yuhannis vasıtasıyla gönderilen mektubta; dinin korunması, mürtedlere
karşı savaşılması, Esved el-Ansi'nin açıkça savaşılarak veya gizli bir tertiple
ortadan kaldırılmasi ve bu emrin Islâm'da sebat eden bölgedeki bütün müslümanlara ulaştırılması gibi talimatlar yer almaktaydı (Taberi, III, 231; Ibnül-Esir, II, 338).
Peygamberin emri San'a'daki müslümanlara ulaştığı zaman, planlanan bir suikast
ile Esved el-Ansi, Firûz adındaki biri tarafından öldürülmüş ve Kenan bölgesi tekrar
Islâm'ın hâkimiyetine girmişti. Onun öldürüldüğü haberi Medine'ye peygamber'in
vefat ettigi günün sabahında ulaşmıştı (geniş bilgi için bk. Taberi, III, 227 vd.).
Ridde Savaşları, peygamberin ölümünden sonra dinden dönüp Islâm
devletine karşı koyanlarla yapılan savaşlardır.
Peygamberin ölüm haberini duyan Yemen ve Necid bölgelerindeki bazı
kabileler dinden ayrıldıklarını ilan ettiler ve vergi-zekat ödememeye
başladılar. Bu durum kabileden kabileye yayılmaya ve isyan büyümeye
başladı.
Irtidat hareketlerinin başlamasıyla başkent Medine her taraftan kusatılmış
bir duruma geldi. Öte yandan Yahudi ve Hristiyanlar, ortaya çıkacak durumu
değerlendirmek için müslümanlarin durumunu izlemeye başladılar.
Tarihçiler müslümanların o zaman içinde bulundukları dehşet verici durumu;
"Müslümanlar, peygamberlerini kaybetmeleri ve azlıkları yüzünden
sanki şiddetli soğuk, yağmurlu karanlık bir gecede sahrada kaybolmuş koyun
sürüsünün durumunu andırıyordu"
(Taberi, Tarih, Beyrut ty, III, 225; Ibnül-Esir, Tarih, Beyrut 1979, II, 333)
şeklinde ifade etmektedirler.
Medine'nin ciddi olarak tehdit altında bulunduğunu ileri süren bazı kimseler,
peygamber'in vefatından az önce yola çıkan Usame'nin ordusunu bu seferden
alıkoyması için Ebu Bekir'e müracaat ettiler. Islâm devletinin başına henüz geçmiş
olan Hz. Ebu Bekir son derece net ve kararlı bir ifade ile bu tavsiyeyi yapanlara;
Bilsem ki kurtlar burada beni parçalayacak; Usame'nin ordusu için peygamber'in
emretmiş olduğu şeyi uygulayacağım"
(Taberi, a.g.e., III, 225, 228; ) dedi
ve bu orduya yoluna devam etmesi için emir verdi.
|