Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #25  
Alt 16-06-2017, 10:43
disbelief disbelief isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Jun 2017
Mesajlar: 95
Standart

Şimdilik şu paragrafa cevap yazayım, sonra diğerlerine de işallah yazarım.

Tümevarım ve tümden gelim konusunda aslında bilim ikisini de kullanır. Kuğuların beyaz olma meselesi güzel bir örnek. Bakıyoruz ki bütün kuğular beyaz, yani kuğuları tek tek inceliyoruz ve hepsi beyaz. Bundan tüme vararak kuğular beyaz diyoruz. Bilim ilk aşamada böyle ilerliyor fakat bu tüme vardığı kuğuların beyaz olma iddiasını test etmek için ise tümden geliyor. Yani tek tek kuğulara bakıyor ve beyaz mı diye kontrol ediyor, beyaz olmayan çıkarsa görüş yanlışlanmış oluyor. Böyle böyle ilerliyor bilim bi şekilde. Bir de teori ile olgu ilişkisinie bakmak burda önemli. Olgudan teoriye çıkmak veya teoriden olguya gitmek gibi şeyler sanırım tüme varmak ve tümden gelmek ile alakalı değil. Tüme varmak ve tümden gelmek olguyu tespit etmeye dair şeyler, olgunun açıklaması ise daha farklı bir bağlam arz ediyor diye düşünüyorum. Ama açıklaması için de ayrıca tüme varıp sonra tümden gelerek açıklamayı test edebiliriz, ama önce olgu lazım öyle değil mi? Yani bir şeyin teorisini kurmak için önce o şeyin olgusunu tespiti lazım, ondan sonra mı teorisi kurulabilir? Mesela evrim teorisi diyorsak bu teori hangi olguyu açıklamaktadır? Evrim olgusunu mu? Yani evrim bir olgu mudur? İşte evrim bir olgu olarak kabul ediliyorsa yalnızca materyalizmi varsaydığımızda doğru olabilir, bardağın gerçekliği gibi değildir demek size doğru mudur? Yoksa evrim teorisinin açıkladığı olgu değişim değil de benzerlik olgusu mudur? Yani evrim teorisinin hangi olguyu açıkladığını tespit edip o olgu denilen şeyi gerçek olarak kabul etmek mi gerekir sizce? Bu materyalizm veya teizm görüşlerinden bağımsız değil midir?
İlk paragrafta "evrim=değişim" diyenler var demişsiniz. Ben ilk paragrafta yazdıklarınıza tamamen katılıyorum. Evrim derken bahsettiğimiz tabii ki biyolojik evrimdir. "Evrim teorisi" kısaca der ki 3.8 milyar yıllık bir süreçte tek hücreli ilkel canlılardan bugün doğada varolan bitkiler ve hayvanlar ve tüm türler türemiştir. Darwinizm ise buna ekleme yapar ve der ki bu evrim sürecinin kendi kendine olmasını sağlayan şey doğal seçilim denen mekanizmadır.

Şimdi evrim teorisi hangi olguları açıklıyor veya açıklamak istiyor? İlk açıkladığı olgu tabii ki canlıların varlığıdır. Dünyanın envay çeşit canlı türlerinin nerden geldiğini açıklamak isteyen bir teoridir. Fosillere gelince, fosilleri de evrim teorisi açıkladığını iddia eder. "Buı fosiller eski soyu tükenmiş canlılara aittir" denir. Fosiller tarihlenince evrim teorisi bu tarihlemeyi kendi zaman çizelgesini değiştirmek için kullanmıştır. Mesela yukarda söylediğiniz 3.8 rakamı en eski bakteri fosillerinin tarihidir. Fosil kaydında deniz canlılarının ortaya çıktığı tarih, sürüngenlerin ve memelilerin ortaya çıktığı tarih kabaca belirmektedir. Sırasıyla 600 milyon yıl, 300 milyon yıl, ve 200 milyon olarak bunlar tarihleniyor. Evrim teorisi zaten canlıların ilkelden gelişmişe doğru evrilmiş olduğunu varsayıyordu, o zaman bu tarihsel sıralama onlar açısından teoriyi doğrulayan şeylerdir. Aynı zamanda teori, bu veriyi bir bağlamda tek bir hikaye olarak anlatabilme başarısını teorinin başarısı olarak öne sürüyor.

Bence bilimciler kuğulara bakıp beyaz olduklarını görüp "tüm kuğular beyazdır" diye tümevarım yapmıyorlar. Böyle bir çıkarım yapılıyorsa bile bu bilinçli olarak yapılmıyor. İnsan beyni zaten en ilkel zamanlarından beri canlıları türlerine ayırma kabiliyetine sahiptir ve bunu otomatik olarak yapar. Doğadaki canlıların çoğu da bunu zaten yapabiliyor, ki hangisini yiyeceğini, hangisinden kaçacağını bilsin.

İnsanlar türler hakkındaki bilgileri birbiriyle de paylaşır ve dilin ortaya çıkışından beri, ve sonra medeniyetin ortaya çıkışına ve Aristonun tümevarımı formüle ettiği zamana kadar, insanlar zaten türler hakkında belli bir bilgi toplamışlar ve ilkel bir taksonomi zaten oluşmuştur. Buna göre birisi ilk defa bir kuğu görünce "işte yeni bir tür hayvan, demek ki bunlar da beyaz oluyor" demiştir. Yani "bir tane beyaz gördüm, belki diğeri siyah çıkacak" diye düşünmez. Çünkü türlerin zaten rengi şekli sesi birbirine benzer hayvanlar olduğunu bilmektedir. Bir tane beyaz kuğu görmesi "kuğular beyaz olur" demesine yeter. Burada yani tümevarım değil tümdengelim işlemektedir. Çünkü zaten halihazırda duran ilkeler ve şablonlar var ve yeni veri bu şablonda zaten hemen yerini buluyor. Bu ilkeler ve şablonlar tüm kültürlere ait genel birşeydir, Donald E. Brown'un çalışmasına göre.

Şimdi evrimin açıkladığını iddia ettiği olgulardan bazı örneklere bakalım. Herşeyden önce canlıların varlığı ve çeşitliliği olgusunu, daha sonra da canlıların daha üst gruplarda toplanabilmesi, uzaktan akraba olmaları, ve böyle böyle tür cins familya order class filum .. falan diye bir hiyerarşik taksonomide tüm canlıların akraba çıkartılabilmesi olgusunu açıkladığını iddia eder. Fosil kaydında tarihsel bir gelişme olması olgusunu açıkladığını iddia eder. Bunun ötesinde evrimcilerin özellikle dikkat çektiği olgular vardır ki bunları teizmden daha iyi açıkladığını iddia eder. Bunlar da bazı balina ve yılan türlerinde kalça kemikleri, yunusların embryo halinde arka ayak çıkarması, bazı yılanların embryo halinde kollar ve ayaklar çıkarması, insanların anne karnında 1 ay süre ile vücudunu maymun gibi tüylerle kaplı olması, insanların yirmi yaş dişleri, apandis, tavukların hala diş çıkıarma genlerine sahip olması ve laboratuar ortamında bu genlerine aktive edilip dişli tavukların yuımurtadan çıkabilmesi, insanların ve yakın akraba olduğu iddia edilen maymunların C vitamini yapma genlerinin tam da aynı noktalarda bozulmuş olması, ve bunun gibi "evrim teorisinin ispatları" sayfalarında ve kitaplarında bulabileceğiniz pek çok olguyu da evrim teorisi açıkladığını iddia eder.

Bütün bunları teizm de açıklar. Çünkü Tanrı dünyayı canı nasıl isterse öyle yaratır. Tanrı için herşey mümkündür. Açıklama bundan ibarettir. Yani Tanrı dinazorları yaratmış ve sonra yoketmiş olabilir. Veya dinazor falan hiç yaşamamıştır; Tanrı sadece dinazor fosillerini yaratmıştır. Bu da olabilir. Tanrı balinalarda kalça kemiği yaratmıştır çünkü evrim teorisine inanmamızı istemiştir. Böylece hangimiz dine sadık kalacak, hangimiz yoldan çıkacak test etmek istemiştir. Envay çeşit ad hoc açıklama mümkündür.

Evrim teorisi tüm bilimler gibi materyalizmin doğru olduğu varsayımından yola çıkar. Olguları doğal sebeplerle açıklamaya çalışır. Bu mümkün olmayabilirdi de. Eğer geçmişte gerçekten bir mucize olsaydı materyalist açıklama bu kadar detaylı ve kapsayıcı bir hikaye yazamazdı. Materyalizmin nasıl bu konuda bu kadar başarılı olduğunu düşünmek gerek.

Bunun ötesinde ise bir ispat yoktur. İş bir tercih meselesidir. Bilimciler açısından demiyorum tabii, bizim açımızdan. Bilimciler zaten metodolojik materyalizmi kabul etmiş insanlardır. Bilimsel metot en azından budur. Biyologlar canlı türlerinin varlığını ve çeşitliliğini, genetik özelliklerini ve akrabalıklarını, fosil kaydı ile birlikte ve mikrobiyolojik özellikleri ile az sayıda varsayım ve ilke ile ve kendinden daha derin seviye bir bilim olan kimyaya tamamen indirgenebilir bir şekilde açıklanabilmesini bilimin ruhuna uygun buluyorlar ve bundan gurur da duyuyorlar. Dediğim gibi bilimselliğin asıl kıstasları "matematik güzellik", ve "basitlik" ve fiziğe uyumululuk gibi biraz muallak kıstaslardır. Bunları bilimciler anlıyor ama "matematik güzellik nedir" diye sorsak açıklayamaz. Veya "basit derken nasıl yani" desek bunu açıklaması zordur.

Bir sonraki paragraftan şu cümleye de kısaca cevap yazıp şimdilik bırakayım:
Yani bilimciler labaratuvarda şunu bunu yaptım bunu gördüm diyor, biz ise onlara şahit olmuyoruz. Yani görgü tanığı var ama kamera kaydı yok gibi bir şey. Adam gördüm yaptım diyor ve biz de ünvanlar yüzünden inanıyoruz, devletin o kurumları resmi üniversite kabul etmesi yüzünden inanıyoruz bilimcilere.
Biz gazetecilere de inanıyoruz. Mesela diyorlar ki şu ülkede şu oldu, bu oldu. Mesela Çin'den bahsediyorlar. Belki Çin diye biryer yoktur ve gazetecilerin bir komplosudur bu. Aralarında anlaşmışlardır ve arada bir "Çin'de şöyle şöyle oldu" diye bize olmayan bir ülkenin haberlerini veriyorlardır sırf "Çin" diye bir yer var sanalım diye.

Şimdi ben Çin diye bir yerin var olduğuna inanıyorum. Gazetecilerin işlerini profesyonelce yaptığını düşünüyorum. Zaten bir gazeteci yalan söylese diğerleri kendi meslek için rekabetten dolayı bu durumun kendisini bir haber yapacaklarını sanıyorum. Bilimciler arasında da rekabet var. Kurumsallaşmış bir işleyiş de var. Bir iki kişi yalan söylese onları zaten yakalayacak olan diğer bilimcilerdir ki zaten bu Piltdown Man falan gibi kandırmacaları gene bilimciler bulup ifşa ettiler. Nihayetinde adamlar işlerini düzgün yapınca para alıyorlar ve terfi ediyorlar. İşleri ise diğer bilim adamlarının çalışmalarını incelemek ve hatta mümkünse çürütmeyi de kapsıyor. Nobel ödülleri genellikle eski teorileri yıkıp yerine yeni birşey koyunca geliyor.

Bütün bir bilim camiası da, Amerika'dan Çin'e Japonyaya yayılmış bir akademik dünyada, ağızbirliği edip "insanları kandıralım, evrim teorisi diye bir yalanı yayalım" diyeceklerini sanmıyorum. Böyle bir ağızbirliği ve konsensüs mümkün müdür? Böyle bir komplo mümkün müdür? Gazetecilerin "Çin" diye bir ülkeyi icat edip bu yalanı yayması komplo teorisi kadar imkansız birşeydir bence.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Etiket
biyoloji, evrim, evrim teorisi, ispat, kanıt


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:07 .