Hayır, ortada mükemmel bir imlâmız yoktu. Alfabemizde almamız gereken birkaç harf daha vardı. Daha başka sorunları da vardı. Benim demek istediğim, sürekli imlâ değişmez; her türlü kusuruna rağmen yine de bir imlâ oluşmuş, bunu tamamen keyfî ve ideolojik gerekçelerle değiştirmek yanlıştı.
D-t değiştirilmesi de böyle ideolojik bir keyfiyetti. Kötü oldu. Ang'la olan polemikte de yazdım; diğer türk imlâlarında d sesi yazımda korunuyor. Bizde ise korunmamış.
"Gelişim denen şey yanlışları atmak ise eyvallah, seni sadece ben değil, herkes destekler.
Öteki türlü yazılan başka, söylenen başka, bunu kimse anlamaz, kimsede desteklemez, bünye kabul etmez, dil basittir nihayetinde." Felâsife
Neyse,
aşkınsallaşmak konusunda seni ikna edebildiğime sevindim.

yazım ile telaffuz ise zamanla tüm dillerde farklılaşır. Bu kaçınılmaz. Çünki konuşma daha devingen, daha değişime açık, yazı ise kalıcı olması yüzünden daha tutucudur. Ayrışma olacaktır.
Zaten biz de halen farklı yazıp farklı söylüyoruz. Bir önceki mesajımda hatalı çıkmış. Düzeltip tekrar edeyim.
Konuşurken "geldiyi" deriz ama yazarken "geldiği" diye yazarız.
Başka pek çok örnek verilebilir. Ayrıca yabancı dillerden son 30 küsur yıldır dilimize giren kelimeleri onlarda yazıldığı gibi yazıp okunduğu gibi telaffuz ediyoruz.
Bu nedenle şu örnek çarpıcıdır: 80 öncesinde dilimizde olan ve futbolda topun dışarı çıkmasını anlatan
aut kelimesini okunduğu gibi yazıyoruz. Oysa daha sonra dilimize daha giren demode anlamındaki
out ise artık orjinal hâliyle yazılıp aut diye söyleniyor. Aslında aynı kelime, ama ilkini o zamanki kurala göre aut, ikincisini ise sonradan oluşan eğilime göre out diye yazıyoruz.