Zayıflık güç; güç, zayıflıktır.
Felsefe ile aramın pek iyi olmadığını defa'atle belirttim. Bu alana gerçekten felsefe ile ilgili olanlar da yazıyor. Oradan-buradan copy/paste ettiği (Ç)alıntı bilgileri sâhiplenenler de. Ben, bilgi sâhibi olmadığım hiçbir husûsa müdâhil olmam. Ciddiyetsizliği sevmem. "Fikir paylaşımı" görüntüsünde, fikri değil de kendisini ön plâna çıkarmaya çabalayanlardan tiksinir, nefret ederim. Bu başlığı, felsefeden anladığım için değil, daha uygun bir alan bulamadığım için buraya açtım.
Her ne ise.
Gelelim sadede...
Uzunca bir zamandır "güç" konusunu düşünüp durdum. İnsanlık tarihinin başından bu tarafa güç, âdil olanın, adâletin hizmetinde değil, kendisine bir şekilde sâhip olanın hizmetinde bulunuyor. Tabiatıyla bu durum da binyıllardır, zayıfın, mazlumun, garibin ezilmesine, çile çekmesine neden oluyor. Gerçi, "zayıf, mazlum, garip" diye nitelediklerim kimler ? Bunlar da güç sâhibi olsalar, o gücü sırf kendi menfa'atlerine kulanırlar mı bu da ayrıca düşünülmesi gereken bir husus.
Şu bir gerçek ki güce sâhip olan insanlarda ego tavan yapıyor. Bu kadar şişkin ego'nun mantıklı düşünmesi, empati yapması, âdil ve merhametli olması mümkün olamıyor. İstisnâlar hâriç; güç, insanı insanlıktan çıkarırken, zayıflık ve çâresizlik de insana insan olduğunu hatırlatıyor. Eğer her şey bu dünyadan ibâret ise ne ilkelerin, ne de tüm câzibesine karşın, güçün bir önemi var. Eğer Tanrı inanç boyutunda değil de gerçek ise aslında güç, güçsüzlük, zayıflık da - ibret alınması hâlinde - güçtür.
|