Kehf 45:
9. nebâtu el ardı : arzın nebatları
10. fe asbeha : böylece, sonra da oldu
11.
heşîmen : kuruyup, ufalanır
Kamer 31:
6. fe : böylece
7. kânû : onlar (Semud) oldular
8.
ke heşîmi : kuru ot gibi
"kuru ot" anlamındaki "heşimen" kelimesi sadece bu iki ayette geçiyor.
Kuran "nebatların" ve "semudların" aynı şeye "heşimen"e dönüştüğünü söylüyor. Tabi ilk ayetteki "nebat"tan "nebatiler" anlamını çıkartırsak durum bu. Bu ilişkiyi destekleyen bir hadis de var;
"Hz. Peygamberin Tebuk seferi sırasında sahabelerine Semud Kavmine ait evlerden ve kuyularından su çekmelerini yasakladığına dair Buhari'de rivayetler var."
Nebatiler (Petra) de Semudlular gibi Kuran'da belirtildiği gibi kayalara evlerini oymuş olmakla meşhur bir millet.
Bu durum Kuran'da geçen "nebat" kelimesini şüpheli kılar, kastedilen "bitki, ot" mu yoksa "nebatiler" adlı bir kavim mi?