Mutlak ile değişimin çatışması.
İnsana acıyorum. İnsanı bekleyen mutlu bir son yok ve hiçbir zaman başarılı olamayacak.
Mutlak tanımını; etkileşimsiz, diğer şeylerden bağımsız olarak ele alırsam mutlaklık sadece kavram olarak var.
İnsanda ise bir şeyleri mutlaklaştırma eğilimi görüyorum. Değişen şeyler insanı korkutuyor. Kuralların olması, bir şeylerin sabit olması insanları rahat hissettiriyor.
İnsandaki bu eğilim ile bu eğilimin sadece kavram olarak var olması sürekli bir çatışım halinde.
Örneğin insanların geçmişte aldıkları bazı kararları değiştirememesi ve kendisinin şu an değişmiş olması bir çatışma yaratıyor.
Ya da evlilikler. Evliliğin başında yapılan bir mutlaklaştırma var, devamında iki tarafta da bulunan değişimler var.
Ya da resmi sözleşmeler veya hukuk kuralları. Bunlar da insandaki mutlaklaştırma eğiliminin bir sonucu olarak var. Devamında değişimin kaçınılmazlığı bu kurallarla çatışıyor.
Söylemek istediğimi tam anlatabildim mi bilmiyorum ama insanın bu halini acınası buluyorum.
Ayrıca insan çok kolay manipüle edilebiliyor. Cinsellikle, dinle, parayla veya bazı hayallerle çok rahat manipüle edilebiliyor.
Bu şartlar altında insanın başarılı olması mümkün değil. Binlerce yıl sonra teknoloji çok ilerlemiş olabilir. Ama evrimsel değişimlerimiz aynı oranda hızlı ilerlemeyecek.
Taş devrindeki insanla uzay devrindeki insan arasında çok fazla biyolojik farklılık olmayacak. Bu da büyük bir çatışma yaratacak. Şu anda da yaratıyor.
|