Baslarken...
David Reimer isimli yedi aylik bebegin trajik oykusuyle baslamak istiyorum. David, 1966 yılında sünnet olurken ciddi yanıklar nedeniyle penisini kaybetti. Perişan olmus ebeveynleri, cinsiyetin öncelikle yaşamın erken dönemlerinde başarıyla değiştirilebilecek bir sosyal yapı olduğuna inanan, zamanın tanınmış bir psikoloğu John Money'e danıştı. Dr. Money'nin tavsiyesi üzerine David Reimer'in ebeveynleri, 22 aylık çocuklarını kadın olmasi için ameliyat etmeye karar verdiler. Testislerini almak için yapılan ameliyattan sonra David, Brenda oldu ve küçük bir kız olarak büyütüldü. Bu vaka, biyoloji ve sosyalleşmenin, toplumsal cinsiyet gelişimine katkılarını daha iyi anlamak için eşsiz bir fırsat sağladı. Ne yazık ki, bu özel olay trajediyle sonuçlandı. David, kadınlık hormonları almasına ve bebekliğinden beri kız kimligine sokulmasina rağmen kadın cinsiyetiyle özdeşleşemedi. 14 yaşındayken, ebeveynlerinden gerçeği öğrendikten sonra, David erkek kimliğine gecmeye karar verdi ve biyolojik olarak cinsel kimliğine geri dönmek için birçok ameliyat geçirdi. 38 yaşında, başarısız bir evlilikten sonra, David Reimer kendini kafasından vurarak intihar etti. [
Colapinto, 1997;
Walker, J. (2004, May 24]
Yukaridaki resimde once erkek doğan (Brian) daha sonra küçük bir kız çocuğana donusturulen (Brenda) ve nihayetinde bir erkege (David) cinsiyet geçişleri geçiren David Reimer'i goruyorsunuz.
Buna karşılık, Christine Jorgensen örneğini düşünelim. 1926'da New York, Bronx'ta George Jorgensen adında biyolojik bir erkek olarak doğdu. George, 1945'te ABD Ordusuna alındı ve uzun yıllar toplumsal cinsiyet disforisi (biyolojik cinsiyet ve cinsiyet kimliği arasında bir uyumsuzluk hissi olarak tanimlayabiliriz) yaşadıktan sonra, cinsiyet degistirme ameliyatı geçiren ve kadın hormonları alan ilk insanlardan biri oldu. New York Daily News'in 1952 tarihli manşeti "
Ex-GI Becomes Blonde Bombshell"[Tercumesi: Ex-GI Sarışın Bomba Oluyor] şeklindeydeydi. Toplumsal baskilara ragmen Christine Jorgensen trans bireylerin hakları icin aktivist olmaya karar verdi.
Christine Jorgensen, dişi kimligine geçmeden önce George adında biyolojik anlamda bir erkek olarak doğdu.
Birçok insan için cinsiyet ve cinsel kimlik kelimeleri hemen hemen aynı anlama gelir. Standart bir testte cinsiyetimizi veya cinsel kimligimizi belirlememiz istendiğinde, çoğumuz üzerinde fazla düşünmeden erkek veya kadın yazan balonu isaretleriz. Ancak, David Reimer ve Christine Jorgensen vakalarının gösterdiği gibi,
cinsiyet, cinsel kimlik ve toplumsal cinsiyet her zaman eş anlamlı değildir. David Reimer'in vakası cinsiyetin biyolojik doğasına dair kanıt sağlarken, Christine Jorgensen gibi vakalar da cinsiyetin her zaman biyolojik cinsiyete dayalı bir ikilik kadar basit olmadığını vurgulamaktadır. Aslında,
cinsiyet gelişimi süreci karmaşıktır ve hem biyolojik hem de sosyal süreçleri içerir.
- Ekledigim kaynaklarin cogu yayinlanmis bilimsel arastirmalara dayanmakta olup, bu yazi siz degerli Turan Dursun Sitesi okuyucularina ithaf olunur.
Devam edecek...