dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Madde, uzayda yer kaplayan, kütlesi ve eylemsizliği olan tanecikli yapılara denir. Bu tanecikler, atomlar, moleküller ve diğer daha küçük yapılardan oluşur.
Maddenin lokal olması, yani belirli bir yerde bulunması gerekir. Bu, maddenin taneciklerinin, belirli bir hacmi ve kütleyi kaplaması gerektiği anlamına gelir. Ve eğer bu gecici olmasaydı, Evrenin Genişlemesi, Kozmik Arka Plan Radyasyonu gibi kanıtlar mümkün olmazdı.
|
Yanlış, bu bizim tanımız değildi, hiç bir zaman da olmayacak(zira baştan hatalı, yanlış, bir yerinden de lokallik şartı üfürme, nerenizden üfürüyorsunuz?). Atom da bölünemez en küçük yapıtaşıydı değil mi? Yani maddenin atom olduğu sanılmıştı, o tanımlar eski, biz hiç öyle tanımlamadık. (totoloji, maddi form, yapıları öne sürüp, bu form-yapıların sınırları ölçüsünde maddeyi tanımlamak abestir)
Madde dediğimiz muhtevayla ilgilidir. Madde yapılardan oluşmaz, madde, yapıların muhtevasına denir, bu başından beridir -kaç bin yıldır- böyledir.
Yapılar=madde olabilir mi? Yapıların malzemesi madde olabilir. En nihayettinde muhetava bakımından yapılarda maddedendir denecektir, madde=yapı farklı bir şeydir, malzeme farklı.
Şimdi bir evin malzemeleri nedir? Tuğlalar, çimento diyelim, tuğla=ev, çimento=ev denebilir mi?
Biraz zeka olsa, daha molekül derken, moleküllerin yapı olduğunu anlardın, moleküler yapı deriz. Her şey maddedir farklı bir ifade, maddeden mütevellit ve böylece çeşitlilik arzeden yapılar farklı bir ifadedir.
Buralara geleceğini biliyordum, aslında çoğu insanla yazışırken, bana cevaben geri dönüşlerinde ne tür hatalar, yanlış anlaşılmalar, çarpıtmalar yapacaklarını da tahmin edebiliyorum...
Ne demiştim;
Tavuk da canlıdır, balık da, ama tavuk=balık değildir.
Diyorum ya
-e göre, -e dair, temel, zemin bir türlü kavrayamadınız.
Madde spesifik olarak tanımlanamaz, neden tanımlanamaz? Çünkü özellik ve nitelikler ve buradan doğan farklar ve hasılı kıyaslar zemini form-yapı zemindir. Su için sıvı, akışkan vb. diyeblirsin, ama madde=sıvı, akışkan diye sınırlayamazsın, o sıvı, akışkanlık, su dediğimiz bileşiğin form-tapısıyla ilgilidir. O form sağlar bunu. O form-yapı dağılırsa ne olur?
Kaldı ki, elektondan daha küçük birimleri, direk gözlemleyemiyoruz, neden? Çünkü gözlem araçlarımız, belirli temel form-yapılardan daha küçük yapılarla etkileşime giremiyor. Duyu organlarımız ise, parçacıkları direk gözlemlemiyor, bıraktığı etkiyi yorumluyor.
Yani maddeyi direk gözlemleme şansımız yok, o sebeple oturup bir yerlerden nitelik, özellik üfürüp, sınırlamak saçmadır, cisim ile madde aynı şey değildir, bizlerin cisim dediği, form-yapılardır. Şey olarak işaret, ifade edebilme açısından kullandığımız bir isimlendirmedir ve cisimlere dair tanımlar, form-yapılardan daha aşağı bir zemine dayatılamaz.
Şimdi SU demiştik, diyelim ki hidrojen ile oksijen ayrıştı, ne oldu, madde yok oldu mu?(oysa kaybolan SU'dur, demek ki bizim su dediğimiz neymiş, form-yapıymış, oluşabilen bir şeymiş, biz yapısal farkları, nitelik-özelliklerinden yola çıkarak bu tanımı yapmışız, bu tanım maddeyi değil, ancak ilgili form-yapıyı(su) tanımlar.
Hasılı oluşan ve kaybolan madde değildir, madde oluşmaz, ama muhtevası olarak form-yapıları açığa çıkartır, bu form yapılar(ilk-el, basit yapılar, örneğin atomun yapısında bulunan parçacıklarla açığa çıkan yapı), bileşikler, birleşimler, ayrışımlar, ilişkisel ağlar, çeşitli etkikeşimlerle, daha büyük form-yapıları(örn:atomlar) meydana getirir, bu daha büyük form yapılar da bileşik, ilişkisel ağ, etkileşimle, bileşiğin, ilişki yapısının vb. durumuna gör, farklı, farklı form-yapılar oluşturur(oluşturur!)... Verli durum koşulalra bağlı olarak değişir, bu değişim form-yapıda değişime yol açıyorsa, OLUŞAN form-yapı kaybolur, ama baika form yapılara dönüşür veya karışır - devinir(diyalektik).
Neyse konudan çıkılıyor;
Ben
MADDE DÜŞÜNEMEZ o sebeple robotlar da düşünemez kafasından söz etmiştim. Her itirazın benim ifadelerimle alakasız, çarpıtma üzerine. Varsa itirazın, madde (ki bana göre maddi
yapılar denmesi doğru olurdu) bu ifadelerim üzerinden yap ve ben iddia ettim, iddiamı dayanaklandırdım, kıstasını açıkladım ve ekledim, ister canlı isterse cansız(kime göre, neye göre) sistemler olsun, düşünebilirler, elbette hepsi değil, o yetileri kullanabilecek organlara, araçlara sahip olanlar. İnsan gibi de düşünemezler, bu tür yargısı baştan sabit safsatalarla oluşturulan kriteri de şart koşamayız.