Insan Dogasi Uzerine
*kavram 1. confirmation bias--dogrulama egilimimiz
Bu basligi ne kadar devam ettirebilirim, yada ettirip ettirmeyecegimi bilmiyorum. Ama insani, insanin dogasini ve dolayisiyla davranisini anlamak adina bu basligi acmak ve dogamiza iliskin paylasmak istedim. Cesitli kavramlardan bahsedecegim, bu kavramlar bazilariniza yabanci olabilir, bazilariniz ise zaten biliyor olabilir. Dolayisiyla, eger sizin de vakif oldugunuz kavramlarsa, lutfen deneyiminizi ve fikrinizi genel okuyucuyla paylasin. Birinci kavram olarak confirmation bias denilen, onaylama egiliminden bahsedecegim, ve bunu yaparken yazinin devaminda DuzDunyacilardan ve yaratiliscilardan bir orklemede bulunacagim. Aslinda DuzDunyacilik yada yaratiliscilik burada hedef degil, kavrami aciklamak icin cok iyi orneklerdir.
Onaylama egilimini yada yanliligini diyelim, bilgiyi mevcut inanclarimizla uyumlu olani arama veya yorumlama egilimini tarif etmek icin kullaniyoruz. Genellikle kasitsiz olarak gerceklesen bu surec, insanlarin bilgileri secerken farkinda olmadan belirli bir yone dogru ilerlemelerine neden olur.
Bildiginiz gibi, duz dunyacilar, Dunya'nin duz olduguna dair inanclarini guclendiren kanitlari arama egilimindeler. Onaylama yanliligi, bu bireylerin bilgiyi secme sureclerinde onemli bir rol oynar. Mevcut inanclarini dogrulayan ve destekleyen bilgilere odaklanirlar. Ornegin, bilimsel kanitlarin cogunu reddederler ve dunyanin yuvarlak oldugunu iddia eden kanitlari gormezden gelirler.
Bu egilim, siklikla cesitli kaynaklarda mevcut olan farkli bakis acilarini veya celisen kanitlari gormezden gelmelerine neden olur. Duz dunyacilar, genellikle kendi inandiklari dogrultuda olan bilgilere odaklandiklari icin, diger gorusleri dikkate almazlar veya reddederler, ve sosyal medyada genel olarak agresif tavirlari gozlemlenir. (Bana kufur eden DuzDunyaci arkadaslar oldu fakat bu bireysel bir deneyimdi. Yine de genel olarak bu tavri kendim gozlemledim) Bu, egilim, onlarin gercegi arama surecini sinirlar ve konu hakkinda objektif bir anlayis gelistirmelerini engeller.
Bir diger ornek, yaatiliscilikla ilgilidir. Yaratiliscilar, dunyanin ve tum canlilarin Tanri tarafindan yaratildigina inanirlar --ve canliligin degismedigini iddia ederler--ve bu inanclarina uygun kanitlari ararlar. Ornegin, evrim teorisini destekleyen bilimsel kanitlari reddederler ve bunun yerine evrenin ve canlilarin kokeni hakkinda Kutsal KitaplardakiYaratilis aktarimlarina odaklanirlar.
Peki bunu niye yapariz? Yani bu davranisin sebebi nedir?
Bunu bir ornekle aciklayalim. Bir firinci, un, su, maya ve diger malzemeleri karistirarak hamur yapar, degil mi. Bu hamuru yogururken, malzemeler homojen bir yapi olusturacak sekilde bir araya gelir. Benzer sekilde, insanlar da yasadiklari toplumun etkisi altinda sekillenir. Toplumsal normlar ve degerler, insanlarin kimliklerini ve dunya goruslerini olusturur. Bu surec, bir firincinin hamuru yogurmasi gibi, insanlarin da toplumlarina uygun davranislar sergilemelerine sebep olur. Aslinda neredeyse hepimiz -- dunyanin buyuk cogunlugu olarak-- sekillendirilen, yogrulan hamurlar gibiyiz. Yoguranlar ise bu isten ekmek yiyenlerdir. Yani firinin sahibinin sahibidir. Bu sebep kismi aslinda cok yonlu ve derin fakat yuzeysel olmasi ve uzun olmamasi icin simdilik burada kesiyorum.
Goruslerinize & deneyimlerinize aciktir.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
|