Hadislerin 200 yıl sonra yazılmadığını iddia edip, hiç bir belge sunmayan, lafazanlık ederek, dini sermaye ednmişlere bir örnek olarak da, ilgili videoyu yazının sonunda paylaşacağım(ki paylaşmak bile, insanlığa zarar, ancak zırvalarının kaynağı bu - kendisi)...
1. Biliyoruz diyor
Ancak bildiğini iddia ettiği halde(yalan söylüyor), ortaya hiç bir belge sunmuyor. Çünkü yalan söylüyor.
2. Hadisler peygamber hayatta iken yazılıyormuş. (Yalan, elde orijinal bir Kur'an bile yokken, hangi yazılı hadis?)
3. Tarih rivayetlerle yazılırmış? Yalan, tarih arkeolojik bulgular, yazılı kaynaklar, çeşitli coğrafyalarda çok çeşitli belge, dayanak, veri kıyaslarıyla anlaşılabilir. İslam tarihi için elde kaynak olmayınca -ki söylenenlerin de çoğu bilimle, akıl, mantıkla, tarih bilimiyle çelişir- elbette iş lafazanlığa, uyduruğa kalıyor. Hiç olmazsa sözde kutsal emanetlere carbon vb. testi yaptırın da görelim). Arkeolojik ve tarihi bulgular veya olması gerekirken olmayanlar 7. yüzyılda günümüz İslam'ı gibi bir İslam'ın var olmadığına dair kanıt niteliğindedir.
Uzatmayayım, sürekli şunlar, bunlar diyerek bilgisi olmadığı halde uydurucağı şeyler için zemin hazırlıyor. Kaldı ki şunlar böyle söylüyormuş, peki neye dayanarak söylemişler, sen nasıl çürüttün? Çok basit, öyle değil böyle, böyle değil öyle, biliyoruz gibi laflar ve yalanlar ve çarpıtmalarla...
Rivayetlerle yazılan hadislerin, yazılı belgeden alındığı iddia edilebilir mi? Bu kişi iddia ediyor, elimizde ise belgesi yok diyor ama yazılmışlardı vs. diyor. Yani diyelim ki ben bu gün bir dolu şey söylesem sonra da bu söylediklerim 200 yıl önce yazılıydı desem, hani nerede yazıyor denmez mi?
Ebû Davud, 500.000 hadisten, 4.800 adet aldığını söylemiştir.
İmam Müslim 300.000 hadisten, 4.000 adet aldığını söylemiştir.
Buhari ise kimi efsanelere göre 200.000, kimilerine göre 300.000 hadis ezberlemişmiş!!!
İslam tarihi de, hadisler de 9. Yüzyılda yazıldı, elbette her efsanenin olgunlaşma süreci vardır. Bir anda olmaz ve atıyorum 9. yüzyıl öncesinden edinilen bazı bulgular(varsa ve belge niteliğinde olsa da), eğer bunlar bir bütün halinde, 7. yüzyılı içermiyor ve 9. yüzyıla kadar sarayların, kişilerin çıkarları doğrultusunda uydurdukları hadislerle örtüşmüyor veya kapsamıyorsa ve elbette tarih de arkeolojik ve bilimsel bulgu, kayıtlarla desteklenmiyor veya 9. yüzyılda uydurulanlara dair evveliyatı namına belge, bulgu, veri bulunmuyorsa, demek ki ortada uydurulan bir tarih var demektir.
Bir iddianın sağlayanı, parçacıklar değil, tüm parçalar ve böylece bütünde aranmalıdır. Örneğin 100 konulu bir iddiaya dair, tarihte 1 örnek bulunmuşsa bu geriye kalanın 99'unun kanıtlandığı veya bvlgelendiği veya doğru olduğu anlamına gelmez... İşte bu tür din sömrügenlerinin kullandığı taktiklerden bir tanesi de budur. Bu 2-3 yüzyıl sürmüş bir süreçtir, dolayısıyla başlangıç aşaması ve sürecinde de çeşitli, bilgi, belgeler bulunabilir. Ancak bu bir süreçtir ve olgunlaşması 200-300 yıl sürmüş, bu süre zarfında din, saray ve güçlü olanların, egemen sınıfın çıkarları doğrultusunda şekillenmiştir. Günümüzde dahi uydurmalar devam etmekte, en okkalı yalan söyleyip, atıp tutanlar, ülkede köşe dönmekte, din sermayesi ve toplumsal cehaleti sonuna kadar sömürmektedir...
Bir de "eski hadis kaynakları yazılıydı ve kontrol edildiğinde 1 harfinin bile değişmediği tespit edilmiştir" diyor, hani nerede 7. yüzyıla ait olduğunu iddia ettiğin hadis kitabı(500.000 hadis mi içeriyormuş)? Sonra diyor ki işte varmış, ama... Yalancı. Dünyanın, insanlığın yaşının 7.000 yıl olduğunu*, hiç bir arkeolojik, bilimsel gözlem, veri, bilgi edinmemiş birilerine, onlar da bu uyduruk tarih ve hadislere dayandırarak iddia etmektedirler. Kısaca uydurulmuş tarih, uydurulmuş hadisleri okuyan veya kendince araklayan veya yeniden yorumlayan bunların gözünde alim oluyor... Alimden anladıkları da bu, lafazanlık...
* Said Nursi; hiç bir arkeolojik, bilimsel çalışması, dayanağı bulunmamaktadır, ancak belli ki uydurma hadisleri ezberlemiş, okumuş. Örneğin o hadislerden birisinden yola çıkıldığında Dünya'nın 7.000 yıllık olduğu hesaplanır. (Kenzu'l-Ummal - 16459, Tezkiretu'l-Mevduat - 1/223, Munavî Feyzu'l-Kadir - 3/547 - 4278)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu