LEVH´isimli üyeden Alıntı
Karbon elementi, oksijen ve hidrojen elementi, ve diğer elementler hep vardı. Neden sonsuz bir zaman diliminde hareketsiz bir şekilde dursunlar ve tam şimdi aralarında reaksiyonlar oluşturmaya başlasınlar ki. Onlar hep vardı ve hep birbirleriyle birleşip ayrılarak bir şeylere dönüşüp durdular.
|
Karbon, oksijen ve hidrojen, bu elementler kendiliğinden mi hareket ediyor? Onları birleştiren ve ayıran şey nedir?
güç, kuvvet, itme, çekme gibi kavramlar kullanıyoruz. Bunlar gözle görebileceğimiz, elle tutabileceğimiz maddeler mi? Hayır. Bunlar sadece etkileriyle var olan, kendisi maddi olmayan kavramlar. Hareket, maddenin doğasında olan bir şey değildir.
Yerçekimini düşün. Elmayı yere düşüren bir yasa var ama ortada elma gibi bir 'yerçekimi nesnesi' yok. Sen de evrende dönüşümün olduğunu söylüyorsun ama bu dönüşümü yöneten yasaların ne olduğunu düşünmüyorsun.
Senin düşünce sistemine göre, eğer sadece madde varsa, o zaman yerçekimi de olmamalıydı, elektromanyetik kuvvet de olmamalıydı. Çünkü bunlar madde değil. Ama bu yasalar olmadan madde nasıl hareket ediyor?
Bir bilgisayarı ele al. Bilgisayarın içinde devreler var ama bu devreleri yöneten bir yazılım olmadan çalışmaz. Madde de böyledir. Fizik yasaları maddeden farklıdır ama maddeyi yönlendirir.
Sen maddeyi kabul ediyorsun ama maddeyi harekete geçiren yasaların aslında maddi olmadığını fark etmiyorsun. Bu, gözünün önündeki en büyük çelişkidir." Newton'un 1. yasasına göre bir cisim, dışarıdan bir kuvvet uygulanmadıkça hareket etmez veya hareket halindeyse hızını değiştirmez. Yani hareketin nedeni, maddeye zıt dialektiktir.
Maddenin varlığı degil, sorun maddenin hareket ettirilmeye ihtiyaç duymasidir. Hareketi sağlayan yasalarda, madde gibi fiziksel değildir. Asıl sorun budur.
Etkiden ve tepkiden bahsediyoruz, ama burada dokunuş yok, yasa yok—sadece etkiyi ve sonucu görüyoruz. Oysa bunları sorgulamadan kabulleniyoruz.
Şunu düşünmeliyiz: Eğer bir şey madde değilse, ama varlığına şüphe etmiyorsak, bu nasıl mümkün olabilir?
Yerçekimini hissediyoruz, kuvvetleri ölçüyoruz, ama ortada fiziksel bir "yerçekimi nesnesi" ya da "kuvvet parçacığı" yok. Etki-tepki yasasını kabul ediyoruz ama bu yasalar elle tutulur, gözle görülür şeyler değil.
Bu, bizi şuna götürmeli: Eğer hareketi sağlayan şey madde değilse, o zaman evreni yöneten ilkeler maddi olamaz. Formların, değişimlerin ve etkileşimlerin ötesinde, bunları yönlendiren maddi olmayan bir gerçeklik olmalı. Madde, kendi başına hareket edemiyor ve kendi yasalarını oluşturamıyorsa, o zaman buradan Alvin'in kilisesine selam olsun, çünkü böylesine bir madde Tanrı'yı yaratamaz.