Tüm Dinlerdeki Benzerlikler Hakkında
(Yazı bana aittir, kopyala-yapıştır ürünü değildir. İsteyen istediği şekilde kullanabilir.)
Sayın forum katılımcıları ve sevgili okuyucular, tanrıbilimde çoğu şey Hazreti İdris Aleyhisselam'ın cennete –alışılmışın dışında- ölmeden önce alınmasıyla başladı. Melekler bu olaydan dolayı Hazreti Allah Celle Celalühü'ye sitem ederek, Allah'ın insanlara çok değer verdiğini oysa meleklerin insanlardan daha çok Kendisi'ne ibadet ettiklerini beyan ederler. Hazreti Allah ise insanlara nefs, şeytan ve dünyalık meşgale verdiğini, bunların ise meleklerde olmadığını buyurmuştur. Bunun üzerine iki melek; HARUT ve MARUT, eğer Allah'ın kendilerine nefs şeytan verirse, insanların düştükleri günah batağına düşmeyeceklerini iddia ederler. Yani Allah'a karşı inatlaşırlar.
Bunun üzerine Harut ve Marut, Dünya'ya insan olarak indirilir. Teferruatıyla beraber bazı Kur'an-ı Kerim tefsir kitaplarında nakledilenler, burada kısaltılmıştır. Harut ve Marut günah işlerler. Allah ise onlara ya ahirette sonsuz ya da dünyada kıyamete kadar –Kendisi ile iddialaşmanın cezası- azap çekeceklerini buyurur. Harut ve Marut dünya azabını tercih ederler. Allah Celle Celalühü, Harut ve Marut'u Babil'e göndererek onları, ayakları tavana asılı bir şekilde insanlara ve cinlere ‘büyü öğretmek' ile cezalandırır. (Bakınız Kuran-ı Kerim/ İnek (Bakara) Suresi/ 102. Ayet.)
Hazreti İdris döneminden –ki Hazreti Adem ve Hazreti Şit'den sonra ilk peygamber Hazreti İdris'tir- itibaren Harut ve Marut, kafir insan ve cinlere büyü öğretirler ve bu iki melekten öğrenilenler; halen bugün İsrail adındaki Yahudi ‘devlet'inin istihbaratı tarafından yoğun olarak kaynak alınmaktadır.
Bunun için çeşitli tarih ve din kitaplarında Harut ve Marut isimlerinin farklı dillerdeki versiyonlarıyla karşılaşmanız mümkündür. Müslümanlar , İnek Suresi 102. Ayetteki Harut ve Marut gerçeğini, yanlış olarak Hazreti Süleyman peygamber ile başlatır. Ve böylece ‘büyü, gizli cemiyetler' gibi konuların orijinini bulamazlar.
Hazreti İdris hakkında Müslümanların başucu kitabı TAM İLMİHAL SEADET-İ EBEDİYYE kitabımız, sayfa 1120'de şu açıklamayı yapmaktadır: "Eski Yunanlıların HERMES dedikleri kimse ve daha sonraki feylesofları, fizik, kimya ve tıp bilgilerini İdris Aleyhisselam'ın kitabından çaldılar."
Alanında bütün kaynaklar, Hazreti İdris'in (Aleyhisselam), Kabiloğullarına gönderilmiş bir peygamber olduğu noktasında mutabıktır. Dolayısı ile Hermes de Kabiloğullarından olmalıdır. Türkiye Gazetesi yayınlarından Peygamberler Ansiklopedisi'nde Hermes'in büyücü olduğu yazılıdır. Hazreti İdris, Babil'e gönderilmiş bir peygamberdir. Dolayısıyla Hermes'in Babil'de Harut ve Marut ile ilişkilerinin olması mümkündür. Ancak "Amerikalı masonluk uzmanı Dr. Mackey tarafından seslendirilen bir teoriye göre, Hazreti İdris'in neslinden devredilen Kutsal Kabala'ya ilaveten, Kabil'in soyundan gelme Büyücü Kabalası, astroloji ve büyücülükle uğraşan Mezopotamya'nın yıldıza tapıcılarına yani Sabiilere miras kalmıştır." (*) Az yukarıda büyünün Babil'den geldiğini ve Kabiloğullarından HERMES'in Harut ve Marut ile yani büyü ile ilişkisinin mümkün olduğuna değinmiştik. Evet, ipuçları bir araya tamamlanırsa, ‘büyücü Kabalası'nı ilk şekillendiren HERMES'tir ve bunu o zamanki masonluğa ‘kazandırmıştır':
"Mason uzmanlar için HERMES, önem bakımından başta gelir, çünkü o, kendisi tarafından kurulan Gizemler'den ödünç alınan masonik inisiyasyon ritüllerini YAZAN KİŞİDİR. Masonik sembollerin hemen hepsi Hermetiktir." (**)
Büyücü Kabalası, gizli cemiyetlerin eline geçtiği vakit, tarihin ilk devirlerinde derece derece kabala ilmi verilmek üzere o zamanki ‘MASON LOCALARI' yani proto-masonik birimler oluşur. Bu kişiler tarih boyunca Tevrat'ı, Zebur'u ve İncil'i tahrif ederek Hak Dinin galebesini engellemeye çalışırlar. Kuran-ı Kerim ise Allah tarafından korunmaktadır. Bu proto-masonik cemiyetler, Kuran-ı Kerim'i tahrif edemeyince oklar Sünnet-i Seniyye'nin yok edilmesi için Hazreti Muhammed Aleyhissalatu Vesselam'a çevrilir. Adına ‘KURAN MÜSLÜMANLIĞI' denilen bu sapık fırka halen faaldir. Süreç bugün devam etmektedir.
Hazreti Adem babamızdan beri gelen Kutsal Kabala'nın tahrif edilmemiş son nüshası, elimizdeki KUR'AN-I KERİM'dir. Diğer Kabala çeşidi olan Büyücü Kabalasına ‘Şeytani Kabala' da denir ve içeriği; falcılık, kehanet-büyü yapımı gibi bilgiler, panteist inanca dayalı felsefi meseleler ihtiva eder.
"Antik kutsal geleneği aktaran gerçek Kabala yanında şeytani bir Kabala daha vardır." (Gougenot des Mousseaux)
Hermes'in Hazreti İdris'ten bilgi çalarak kendine mal etmesi sonucu çağlar boyu Hermes ve Hazreti İdris, aynı kişi zannedilmiştir. Hermes'in Hazreti İdris'in Kabalasından bilgi çalması, Hermes'in Şeytani Kabala'sının da içine bir miktar kutsal ve doğru ifadelerin girdiğini göstermektedir.
İşte İslam dışı bütün inanışların ve dinlerin yapısında az da olsa benzerliğin bulunması, aynı hikayelerin masalların öykülerin mitosların değişik isimler halinde ve farklı tarihlemelerle bu kitaplarda (Tevrat, Zebur, İncil, Suhuflar ) karşımıza çıkması, bu Şeytani Kabala'nın içeriğinin hak kitap ve suhuflara sızmasının sonucudur. Öyle ki;
Dinde bir bölünme yaratmak amacıyla açılan ilk okulun görevi, çeşitli mezhepleri Gnostisizm adı altında toplamak olmuştur. Bu proto-masonlar, Kabala'yı hristiyanlaştırmamış fakat, İncil'in ilahi mesajları arasına uydurma dinleri hatta sihri sokmak suretiyle İncil'i KABALA'YA BENZETMİŞTİR.
Teslis inancı, mucizevi doğum ve bir peygamberin öldürülmesi gibi konuların Hristiyanlıktan önce gelmiş olan dinlerin TAMAMINDA yer almış olması, dinin Atti, Adonis veya Osiris gibi eski efsanelerin değişik bir yorumu olduğu şeklinde açıklamalara neden olmuş, bundan dolayı Hıristiyanlığın kaynağını bu efsanelerden almış olduğu şeklinde iddialar ileri sürülmüştür.
Sir James Frazer şöyle demiştir: Hazreti İsa'nın hayatındaki belli olayların üzerine kendinden önceki dinlerin gölgesinin düşmüş olması gerçeği, Eliphas Levi'nin de belirttiği gibi, eski insanların Hristiyanlık sırlarını sezmiş olduklarını gösterir.
D'Herbelot'ın Abulfaraj'dan naklettiğine göre M.Ö. 500 senelerinde yaşamış olan Zerdüştilerin lideri Zerdascht, doğumunu bir yıldızın haber vereceği kurtarıcının mutlaka dünyaya geleceği kehanetinde bulunmuştu. Müritlerine kurtarıcının bir bakireden doğacağını, başkalarının bundan haberlerinin olmayacağını ve ona hediyeler sunacaklarını haber verdi.
Adına Kabala denilen bu sözlü eğitim sistemi, kurtarıcıdan dinin kutsal değerlerini aralıksız taşımayı vaad eden bu doktrin, eski inanç sistemlerinin temelini oluşturmaktadır. Drach daha da ileri giderek "Teslis Akidesi"nin de bu sistemin bir parçası olduğunu iddia etmiştir:
"Eski Havra doktorlarının ve özellikle de İsa'dan önce yaşamış olanların derslerine aşina olanlar bilirler ki, üçlü tanrı sistemi kadim tarihten beri bu insanlar arasında yaygındı."
"Kabalist metinler üzerinde yapılmış olan açıklamaların çoğu, hayret edilecek ölçüde, Hıristiyanlığın yüksek gerçeklerini çağrıştırmaktadır." (Ecdersheim)
"Teslis düşüncesinin Kabala'da önemli bir yeri vardır. Çünkü Zohar'ın en belirgin özelliğini teslis inancına bağlılığı oluşturmaktadır." (M. Vulliaud)
"Eski Kabala'nın teslisi şöyledir: KETHER, baba, Binah / KUTSAL RUH veya anne, Hochmah / Kelime veya erkek çocuk. Fakat teslisten bunu ayırt etmek için modern Kabala'da bu sıralama tersine çevrilmiştir." (Isaac Mayersin)
Mehdi-Mesih inancını da inanışlardaki benzer yönler bakımından örnek gösterebiliriz.
(*) : La Kabbele Juvie: historie et doctrin II, Paul Villiaud, Paris 1923'ten aktaran: Kayıp Semboller, Nesta H. Webster, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul Ekim 2009, sayfa 25.
(**) : Tüm Çağların Gizli Öğretileri, Manly P. HALL, Mitra Yayınları, İstanbul 2008, sayfa 94.
NOT : Basımı durdurulmuş Nesta H. Webster'in "Kayıp Semboller" isimli eserinden bol bol yararlandım.
(inşallah devam edecek)
|