Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 03-09-2007, 22:15
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Arkadaşlar, ana sayfaya koyulacak hıristiyanlık eleştirisinin ilk iki bölümü için birer taslak hazırladım. Sizin katkılarınızla yazılara son halini vereceğiz. Bu bir taslak çalışma olduğu için öncelikle içerik ve yapısal bütünlüğü ile ilgili eleştirilerinizi bekliyorum. Çalışmanın tamamı şimdilik üç bölümden oluşacak:

1. Hıristiyanlığın kökeni
2. Kutsal Kitap'ın iç tutarsızlıkları
3. Hıristiyanlığın iktidarı (uygulanan vahşetler)

Şu anda birinci bölümü hazırlıyoruz. Asacağım ilk iki bölüm bu bölümün alt başlıkları olacak.

Helenistik Dönemin Din Sentezleri

Hıristiyanlık ve İslamiyet’in tarihin gördüğü en ileri düzeydeki dinsel bağdaştırmacılık örnekleri olduğunu iddia etmek sanırım yanlış olmayacaktır. Bu büyük başarıda bu dinlerin kurucularının rolü kuşkusuz yadsınamaz. Ancak din kurucuları son tahlilde sadece sürecin birer ürünü olarak ortaya çıkıyorlar. O halde bu ileri dinsel bağdaştırmacılık örneklerini öncelikle tarihsel süreçleri içinde anlamamız gerekli.

Helenistik çağdan (M.Ö 4-3 yüzyıllar) önce de toplumlar birbirlerinden tamamen yalıtılmış değildi. Kültürel taşıyıcılığı göçebe kavimler, ticaret ve savaşlar üstlenmişlerdi. Pers’lerin Ön Asya’yı egemenlikleri altında birleştirmesi de bir kültürel yakınlaşma yaratmıştı ancak bütün tarihçilerin üzerinde birleştiği yargı en ileri düzeyde kaynaşmanın İskender’in seferleri sonrasında gerçekleştiğidir. Bu dönemde Yunan, Anadolu, İran, Mısır, Hint kültürleri daha önceki hiçbir dönem olmadığı kadar içiçe geçti. Bir Yunan kentinde Hint yada Pers figurlerinden oluşan vazoyu görmek yada Hindistanın göbeğinde Yunan mimarisine tanık olmak olağan birşey oldu. Bu içiçe geçme sadece mimarlık, resim, heykel gibi kültürel alanlarda değil felsefi ve dinsel düşünce biçiminde de kendisini ortaya koydu. Hatta Helenistik dönemin ve hemen ardından Roma döneminin dinsel bağdaştırıcılığı şaşırtıcı bir genişliğe ve yaratıcılığa sahip oldu.

Yunan düşüncesi site içinde uyumlu bir yaşam kurma ekseninde gelişmiş siyasal ve dinsel düşüncelerle karşımıza çıkar. Yeni gelişmeler karşısında site hem siyasal varlığıyla hem düşünsel yaratıcılığıyla yetersiz kalır ve canlılığını kaybeder. İskender artık kendi içinde boğulmuş olan sitenin düğümünü kılıcıyla çözer. İskender’in kılıcı Hindistan’a kadar gitmeyi başarır ama site-merkezli düşünce sistemleri dev imparatorlukların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalır. Askeri zafer batının olur ancak doğu da düşünce sistemi ile intikamını alacaktır. Helenistik çağın düşünce sistemi Yunan düşüncesi değil mistik doğu düşüncesidir.

Yunan düşünce sistemi yurttaş olarak insan ile toplum ilişkisi üzerinde şekilleniyordu. Birey ancak toplum üyesi olarak nesnelliğe, bireyliğe ve ahlaklılığa sahiptir. Klasik Yunan felsefesinde insan olmanın gerektirdikleri ve toplumsal yaşamı ayakta tutmak için gerekli olan eylemler giderek anlamını kaybeder. Site-devlet çökünce ortaya çıkan düş kırıklığı ve yılgınlığın yarattığı boşluğu doğudaki despot imparatorluklara özgü olan ve toplumsal belirleyiciliği olmayan bir birey olarak insan anlayışı öne çıkar. Bu birey bir yazgı ile kadere bağlanmış durumdadır ve tanrının/egemenin kuludur. Yunan sitesinin çöküş çağının felsefi gizemciliği ve mantık-dışıcılığı olarak tanımlanan Helenistik felsefe beden-ruh ikiciliği üzerine yapılanır. Bu anlayış en ileri örneğini ise Hıristiyanlıkta bulacaktır.

Helenistik çağın dinsel alanda egemen görünümü dinsel sentezlerdir. Bu süreçten Yahudi dini payını alır, en tutucu-milliyetçi Yahudi mezhepleri bile Helenistik sentezlerden etkilenir. İran, Mısır, Yunan ve Anadolu mistik dinlerinde de zengin bir sentez ortaya çıkar. İlk dönem Hıristiyanlığı da bu dönemin bütün özelliklerini taşır. *

Hıristiyanlığın basitçe bir başka dinin taklit edilmesi değil, Helenistik dönemde görülen sentezleme eğiliminin bir ürünü olduğunu düşünmek bize doğru geliyor. Gerçekten de Helenistik dönemin ve sonrasının tipik bir özelliği her yeni dinsel sentezin genel olarak kabul gören ritüelleri ve mitleri alıp kendine adapte etme alışkanlığıdır. Bu dönemin en önemli sentezlerini ve kökenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Yunan: Dionysos tapımı
Mısır: İsis ve Osiris tapımı
Anadolu(Frigya): Kibele ve Attis tapımı
İran: Mithra tapımı

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:09 .