Ne yapmalı?
Tanrı'nın olmadığını ya da Tanrı'dan olmadığını (dinlerin) kanıtlamak için sürekli inanlarla çatışıp duruyoruz. Felsefede "yok" olan bir şeyin yokluğu zaten kanıtlanamaz. Yani yokluk kanıtlanmaya çalışılmaz. Yoksa bırakmalı mı inananlar uğraşsın bununla, Tanrı'nın varolduğunu ve Tanrı'dan olduğunu (dinlerin) ileri süren zaten onlar. Bırakalım da onlar mı kanıtlasınlar bu tezleri. İnananlarla çatışmak yerine bilginin peşinden koşmamız daha mı doğrudur? Biz bilgi peşinde koştukça "Tanrı ve Tanrı'dan" tezinin altındaki temeller zaten hergün biraz daha çürümüyor mu?
Yukarıdaki paragraf yakın bir dostumla girdiğim hararetli bir tartışmanın özetidir. Buraya taşımak istedim, yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Konuyu açarken sanırım biraz fazla yüzeysel davrandım. Ne demek istediğimi tam anlatamamış olabilirim. Mantığım buraya yazılanlardan biraz farklıydı. Burada konuyu biraz daha açmak istiyorum.
Benim söylemek istediğim bizim yaptığımız sadece inananların ileri sürdüklerini çürütmek. Yani yokluğa dair kendi başımıza bir kanıt ortaya koyamıyoruz. Zaten ki bu imkansız. Bize de sadece inanların öne sürdüklerini çürütmek kalıyor. Bir de olayın özünde, sanki başka bir pencereden baktığında aynı yere varıyormuşuz gibi bir mantık var. Bize göre inananlar olmayan bir şeyin varlığını kabul ettirmeye çalışıyor. Biz ise yani genel olarak ateistler diyelim, olmayan bir şeyin olmadığını kanıtlamanın peşinde koşuyoruz. O zaman kendi özümüzde anadüşünce olarak aynı yere çıkmış olmuyor muyuz. Biz de bu olgu içerisinde kaybolup gidiyor muyuz? Bizim inanlardan farklı olarak onların inandıklarını çürütmenin peşinde koşmak yerine, bu boşluğu doldurmak için sadece ve sadece bilgiye mi yönelmemiz gerekiyor. Sonuç olarak, ateistlerin hepsi böyle demiyorum arkadaşlar, bu olgu genelde ateistlerin inananlarla birlikte içine düştüğü bir yanılgı olarak yorumlanabilir mi demek istiyorum?
|