Şu şöyle olsaydı böyle olurdu şeklinde konuşmayalım. İnönü'nün 22 Şubat'ta bizzat saniye saniye olayı takip ederek kısmen yönetip karşı çıktığı kesin biliniyor. Arkasından 21 Mayıs'ta o kadar müdahil olmamıştır. Ekrem Alican için kimin ne dediği önemli değil. Ama Çerkez Ethem için korkunç bir yanılgı içindesin. İşte sana Nutuk'tan alıntı. Bakalım Atatürk ne demiş:
ETHEM VE KARDEŞLERİ ZAMAN KAZANMAK İÇİN BİZİ YANILTMAYA ÇALIŞIYORLARDI
ÇERKEZ ETHEM HÜKÜMETİN KANUNLARINI TANIMIYOR
REŞİT ORDUYU YANILTMAYA ÇALIŞIYOR
ASİ ETHEM VE KARDEŞLERİNE KARŞI FİİLİHAREKATA GEÇİMESİNİ EMRETTİM
Efendiler, Kütahya'ya, Bakanlar Kurulu kararı ve hey'etin geri dönmesi gereğini bildirdikten sonra cephe komutanlarına da âsî Ethem ve kardeşlerine karşı fiilî harekâta geçmelerini emrettim.
Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını kurtulmalık dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren ve Türk milletinin Büyük Meclisi'ni kendileriyle uğraştıran utanmaz, haddini bilmez, küstah ve herhangi bir düşmanın boğazı tokluğuna casusluğunu, uşaklığını yapacak kadar aşağılık ve bayağı yaratılışta olan bu kardeşleri, ellerindeki bütün kuvvetler ve dayandıkları düşmanlarla birlikte yola getirmek ve ortadan kaldırmak suretiyle, ınkilâp tarihimizde, etkili bir ibret örneği vermek zarurî görüldü. Onun için şöyle bir hazırlık yapmıştık : ...
ETHEM VE KARDEŞLERİ KUVVETLERİYLE BİRLİKTE DÜŞMAN SAFLARINDA MÜSTAHAK OLDUKLARI YERİ ALDILAR
Efendiler, Ethem kuvvetlerinin peşine düşen birliklerimiz, 5 Ocak 1921 günü Gediz'i işgal ederek, o ciyarda toplandılar. Ethem ve kardeşleri de, kuvvetleri ile birlikte düşman saflarında müstahak oldukları yeri aldılar. Artık Ethem olayı diye bir şey kalmamıştı.Ordumuzun içinde bulunan düşman kovularak kendi cephesine gönderilmişti. Bundan sonra, karşımızda yalnız bir tek düşman cephesini ve bu cephe ile ilgili olayları göreceğiz. Gerçektende bir gün sonra 6 Ocak 1921'de Yunan ordusunun tamamı bütün cephe üzerinde her noktadan taarruza geçti.
Efendiler, o günkü askerî durumu basit bir şekilde açıklamak için şöyle diyeceğim :
BİRİNCİ İNÖNÜ ZAFERİ
İznik'ten, Gediz üzerinden Uşak'a kadar bir hat çekildiğini düşününüz, bu hattın,Gediz'in kuzeyinde kalan parçası iki yüz kilometredir. Gediz'den Uşak'a olan parçası da otuz kilometre kadardır. Düşman, üç tümenle bu hattın kuzey ucundan Eskişehir üzerine yürüdü. Bizim Gediz'de bulunan önemli kuvvetlerimiz, Eskişehir üzerinden bu düşman tümenlerini karşılamaya mecburdu. Karşıladı ve yendi. İnkılâbımızın tarihine, Birinci İnönü Zaferi'ni kaydetti...
Efendiler, 8 Ocak 1921 Cumartesi günü, Meclis'in açık oturumunda durumu anlatıyordum. Artık herkes gerçeği görmüş ve anlamıştı. Ethem ve kardeşlerinin lehinde ve yumuşak hareket edilmesi görüşünde olanlar, bu defa aleyhlerinde ve pek coşkun idiler. Ben konuşurken "Ethem, Tevfik ve Reşit Bey'lerin" diyerek konuşmama itiraz edildi. Yükselen bir ses : "Paşa Hazretleri, artık "Bey" demeyiniz, "Hâin" deyiniz. " uyarısında bulundu. "Ethem ve Tevfik hainleri diyeceğim fakat daha Büyük Millet Meclisi üyesi sıfatını taşıyan Reşit Bey içinde aynı sözü kullanmak mecburiyetindeyim. Yüce hey'etinize olan saygım dolayısıyla bunu söyleyemem. Önce, Reşit Bey'in Büyük Millet Meclisi üyeliğinin kaldırılmasına oy vermenizi rica ederim." dedim....
Yunan ordusunun giriştiği bu taarruzda, Ethem ve kardeşleri de kendilerine düşen görevi yerine getirmekten geri durmadılar. Tekrar Kütahya'ya yönelerek, orada bulunan zayıf tümenimize saldırmaya başladılar. İzzettin Paşa'nın sağlam karakteri, vukuflu komutası ve emrindeki Türk subay ve erlerinin yüksek kahramanlıkları Ethem ve kardeşleriyle saldıran hain kuvvetleri yenerek geri çekilmeye mecbur etti. *Eğer kendi şahısları da dahil olmak üzere toptan yok edilmekten kurtulabilmişler ise, bunu da hiç sevmedikleri Refet Paşa'ya borçlu olduklarını söylemeliyim.
Ben nutuk'u Atatürk'ün edebi yeteneğini takdir etmek için okurum, bir de devletin o dönemdeki resmi görüşü neymiş, güzel yansıtır. Nutuk resmi tarihtir, öyle olmak zorundadır ve olmuştur. "Şu çılgın Türkler" kitabı da resmi tarihin romanıdır. Bunların böyle olması ne gerçek tarihi değiştirir, ne de Mustafa Kemal'in büyüklüğüne halel getirir. 22 Şubat ve Çerkes Ethem ile ilgili söylediklerim kelimesi kelimesine doğrudur, biraz da farklı kaynakları araştırmanı öneririm.
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni hala anlayamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da
Hep tutturmuş "Yıl 1919 Mayısın 19u" diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil.
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artik
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Bana muştular getirin bir daha
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülleriyle yazdınız mı?
Mustafa Kemal'i anlamak avunma değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Hala o acıklı ağıtlar dudaklarınızda
Hala oturmuş bana On Kasımlarda ağlıyorsunuz
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın!
Uluslar fethine çıkıyor uzak dünyaların
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil!
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmişim size özgürlüğü
Görüyorum ki hala aynı yerdesiniz hiç ilerlememiş
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Arayi kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter yeter
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.
Halim Yağcıoğlu
Ben ancak daha iyisini yapabileceğim şeyi tahrip ederim. Yapamayacağım şeyi de tahrip etmem. Mustafa kemal Atatürk
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ ÖZGÜR TÜRKİYE
İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben et ve kemik, geçici Mustafa Kemal.
İkinci Mustafa Kemal, onu ‘ben’ kelimesiyle ifade edemem; o ben değil, bizdir!
O, memleketin her köşesinde yeni bir fikir, yeni bir hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın
ve mücadeleci bir topluluktur. Ben onların rüyasını temsil ediyorum.
Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.
O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.
Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal O'dur.
NO GOD
NO RELIGION
"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."
Saygideger arkadaslar;
Benim Ataturk'le ilgili hemde dusunceme uyan bir sozunu sizlere aktariyorum ve zannediyorum ki bu sozun arkasinda durursak hem kendimize,hem toplumumuza,hem ulkemize,hem dunyaya hemde insanliga ait gorevimizi yerine getirmis oluruz.
Ataturk demiski;
BENI OVME SOZLERINI BIRAKINIZ GELECEK ICIN NE YAPILACAK ONU SOYLEYINIZ.
Peki Ataturk'un gelecek Turkiye icin istedigi neydi?Cagdas ulkeler seviyesine erismek,eger bundan sosyalizmi kastetmiyorsa neyi kastediyordu?
Kapitalist uretim iliskilerini destekleyerek gelistiren Ataturk,o donemde emperyalist asamasina ulasmis dunya ekseninde nasil bagimsiz kalabilecegini dusunuyordu ve o donemdeki ilerici ve cagdas ulkeler emperyalist olduguna gore,cagdas olmaktan kasti neydi?
Eger Turkiye ekonomik ve sosyal olarak geliserek emperyalist olamayacaksa onunde baska hangi secenek vardi?
Emperyalizmin yeni ulkelere disariya acilim olanagini vermeyecegini bile bile TC'ni hangi yapiyla nerden bagimsiz (ekonomiden mi,siyasetten mi v.s.) olarak yasatacakti?
Osmanlida oturmamis milli bilincin ne zaman TC de oturacagini umuyordu ustelik osmanli milli-dini kokensel zenginligini bilerek.
Bugun vatandasin bireye donustugu ulkelerde -ki Turkiye de buna dahil-hangi ortak temelde TC nin birligi,butunlugu,uniter yapisi korunacak.
Bunun tehlikede oldugunu bile bile neden kimsenin kili kipirdamiyor?
Neden bu tehlike toplumun buyuk bir cogunlugu tarafindan algilanmiyor ve gorulmuyor,Bu tehlikeyi bertaraf etmenin basini kim cekecek.TSK bu tehlikenin bilincinde degilmi tarihte demokrasiyi hice sayarak uc darbe getirenler,simdi niye sessiz.
Bu sorularima kimse alinmasin ben TC nin haritasini ortaya koymak icin bu sorulari sordum.Tabi isteyen yorumlayip,cevap verebilir.Kendi bireysel dusuncesi olarak,elestirisel olsa da saygiyla karsilarim.