
23-12-2014, 13:15
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Rahatsız etmesi şöyle, bizim tarafta "soru şüpheye, cevap benliğe" delalettir denir, dolayısıyla rahatsız olmamın sebebi prensiplerdir, başka bir şey değildir.
Yoksa sen elbette sorular sorabilirsin, cevaplar arayabilirsin, buna karışamam hakkımda yok.
Diğer türlü neden cevap yazdın denirsede, cevabım, ortada ne soru nede cevap vardı, sadece yazılan bir yazı hoşuma gitti, ilgimi çekti, ona gönülden bir cevap yazdım derim.
Olay soru ve cevap şekline dönerse,-ki döner çoğu zaman-burada artık gönülden eser kalmaz, bu başka bir şey olur ki ben o tarafta olmak istemiyorum açıkcası.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

24-12-2014, 04:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Rahatsız etmesi şöyle, bizim tarafta "soru şüpheye, cevap benliğe" delalettir denir, dolayısıyla rahatsız olmamın sebebi prensiplerdir, başka bir şey değildir.
Yoksa sen elbette sorular sorabilirsin, cevaplar arayabilirsin, buna karışamam hakkımda yok.
Diğer türlü neden cevap yazdın denirsede, cevabım, ortada ne soru nede cevap vardı, sadece yazılan bir yazı hoşuma gitti, ilgimi çekti, ona gönülden bir cevap yazdım derim.
Olay soru ve cevap şekline dönerse,-ki döner çoğu zaman-burada artık gönülden eser kalmaz, bu başka bir şey olur ki ben o tarafta olmak istemiyorum açıkcası.
Sevgiler
|
Yukaridada acikladigim gibi, benim soru sorma nedenim; "suphe" degil; aksine yorumsuz ve mukayesesiz bir ogrenmeye dayanir.
O yuzden de olay soru/cevap sekline donmez.
Bu konudaki en bilinen filozof, heideger'dir. Mesela o soru ile ogrenmeyi ve burden yeni sorular uretmeyi tercih etmistir.
Cunku sorular, dusundurur, control eder veya sorgular ya da percinlestirir.
Soran icin ise, sadece "bu konuda dediklerini verdigi gibi mi algilamisim?" sorusunun, soranca degerlendirilmesidir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

24-12-2014, 05:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Bu konudaki en bilinen filozof, heideger'dir. Mesela o soru ile ogrenmeyi ve burden yeni sorular uretmeyi tercih etmistir.
|
Eheh, desene prensiplerimiz hiç uyuşmayacak, illaki çakışacak.
Olsun, aslında bu çokta mühim değil, neticede bu gibi farklar değil midir zaten kişileri, düşünceleri, zenginleştiren, ufukları açan.
Yoksa diğer türlü hepimiz bir olurduk ki buda zaten mümkün değil, çünkü bir değiliz, farklıyız.
Dincilerin her ne kadar birlik söylemleri kulağa hoş gelsede, birileri birlik mesajlrı verip trübünlere oynasada, bu gerçekte böyle değildir.
Ama aradaki farklar alt üst farklarıda değildir, sadece özellikleridir, o kadar.
Hasılı her birimiz ayrı bir çeşitizdir.
Herneyse dediğim gibi anlattığın şey hoşuma gitti, neticede bunun bende de bir karşılığı vardır.
Bazı cevaplar aslında soru sormadan gelir, içseldir, başkadır, insanı etkiler, ufkunuda açarlar.
Soru ile gelen cevaplarda bu etki olmaz, neticede soran sorduğu soruda bir beklentiye ister istemez sahiptir, Bir nevi beklediği bir cevabı duymak ister.
Tabi gerçek dediğimiz şeyde bir o kadar beklemediğimiz bir cevaptır ki Uyarılmışlık bu açıdanda ilginçtir.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

25-12-2014, 05:49
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Eheh, desene prensiplerimiz hiç uyuşmayacak, illaki çakışacak.
Olsun, aslında bu çokta mühim değil, neticede bu gibi farklar değil midir zaten kişileri, düşünceleri, zenginleştiren, ufukları açan.
Yoksa diğer türlü hepimiz bir olurduk ki buda zaten mümkün değil, çünkü bir değiliz, farklıyız.
Dincilerin her ne kadar birlik söylemleri kulağa hoş gelsede, birileri birlik mesajlrı verip trübünlere oynasada, bu gerçekte böyle değildir.
Ama aradaki farklar alt üst farklarıda değildir, sadece özellikleridir, o kadar.
Hasılı her birimiz ayrı bir çeşitizdir.
Herneyse dediğim gibi anlattığın şey hoşuma gitti, neticede bunun bende de bir karşılığı vardır.
Bazı cevaplar aslında soru sormadan gelir, içseldir, başkadır, insanı etkiler, ufkunuda açarlar.
Soru ile gelen cevaplarda bu etki olmaz, neticede soran sorduğu soruda bir beklentiye ister istemez sahiptir, Bir nevi beklediği bir cevabı duymak ister.
Tabi gerçek dediğimiz şeyde bir o kadar beklemediğimiz bir cevaptır ki Uyarılmışlık bu açıdanda ilginçtir.
Sevgiler
|
Kusura bakma ama, sormak zorundayim.
Sence uyarilmislik ile gercek arasindaki bag nedir?
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

25-12-2014, 20:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Uyarılmışlık bir kapı gibidir, bir kapı açılır ve bu ileri gitmeye vesile olur ama gerçek dediğimiz şey veya şeylerin herşeyle bağları vardır, tabi herşeyle ilişkisi olan şeyin izahatide zordur.
Bence gerçek denilen şeyi anlatmaya çalışmak veya onu pazarlamaya çalışmak gereksiz bir şeydir.
O anlatılmaz ancak yaşanır, deneyimlenir.
Öteki türlü zaten yalanlar, hayaller, fikirler, düşünceler, ekoller vs.ler ondan izleri barındıracaktır, yoksa insanlar onlara bağlanmazlardı, ve o düşüncelerede tabide olmazdı.
Hasılı insanlar doğrularla aldanırlar.
Aldanmamak içinde ya hiç bir şeyi doğru olarak görmemek, ya da herşeyi doğru olarak görmek gerekir.
Gerçek böyle acımasız bir şeydir, arada kalanlarla gerçek olmaz, anca aldanış olur.
Ayrıca anlatılamayacak (gerçek) bir şeyi anlatmaya çalışmak, onu anlattığını iddia etmek, en doğrusu biziz, ötekileri yalandır demek, zaten baştan yalandır.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

30-12-2014, 01:51
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Uyarılmışlık bir kapı gibidir, bir kapı açılır ve bu ileri gitmeye vesile olur ama gerçek dediğimiz şey veya şeylerin herşeyle bağları vardır, tabi herşeyle ilişkisi olan şeyin izahatide zordur.
Bence gerçek denilen şeyi anlatmaya çalışmak veya onu pazarlamaya çalışmak gereksiz bir şeydir.
O anlatılmaz ancak yaşanır, deneyimlenir.
Öteki türlü zaten yalanlar, hayaller, fikirler, düşünceler, ekoller vs.ler ondan izleri barındıracaktır, yoksa insanlar onlara bağlanmazlardı, ve o düşüncelerede tabide olmazdı.
Hasılı insanlar doğrularla aldanırlar.
Aldanmamak içinde ya hiç bir şeyi doğru olarak görmemek, ya da herşeyi doğru olarak görmek gerekir.
Gerçek böyle acımasız bir şeydir, arada kalanlarla gerçek olmaz, anca aldanış olur.
Ayrıca anlatılamayacak (gerçek) bir şeyi anlatmaya çalışmak, onu anlattığını iddia etmek, en doğrusu biziz, ötekileri yalandır demek, zaten baştan yalandır.
|
Aslinda butun sorun kavramlara verilen degerlerin kisiyi ne kadart etkisi altina almasi ile paraleldir.
Yani kisi kavramlari kendi yonlendirebildigini yonetebildigi algilayabildigi anlamlandirabidigi ve verdigi icerik ile kurdugu bag temelinde ya kavramlari kullanir, ya da onlara teslim olur.
Gercek, dogru, zaman v.s. gibi kavramlar bu acidan temel kakramlardir.
Konu kisinin beyninin kavrama duydugu ihtiyac ile paraleldir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

12-01-2015, 16:49
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Radikallesme ve Demokratiklesme Farki/Iliskisi
Bugun insanoglu tarihine baktigimizda, kendisine dogumdan verilen degerlere; ya sorgulamasiz sarilmis ve savunmus, ya da yeri geldiginde de karsi cikmistir.
Bu degerler genelde, metafizik, varliksal, inancsal, ideolojik, izmsel, etik ve felsefi degerlerdir.
Genelde bilimsel bir temeli olmayan bu degerlerin, insanoglu cagi degistikce ve yasam ve iliski dozen ve sekli degistikce "eskimesi, gericilesmesi, tutuculasmasi, yobazlasmasi" soz konusudur.
Iste radikal yani, koktenci olarak bilinen bu "degerlerde ayak direme/degerleri her kese Kabul ettirme" takintisi, zaman zaman ve donemine goire deger cesidi olarak insanoglunun basina bela olmaktadir.
Gunumuz bu konuda, dini degerler olarak on plandadir. O.Dogu'daki ISID ya da Afrika'daki Boko Haram, Afganistanda'ki Taliban ve genel olarak El-Kaide ve digger bolgesel kollari bunlarin basinda gelir.
Aslinda bu dini koktenci hareketlerin, O.Dogu da yaptiklari insanlikdisi ve vicdan disi yasam ihlalleri ile, daha dun gerceklestirdikleri Charlie Hebdo katliami; ayni koktenci alginin bir tezahurudur.
Yani bu koktencilere gore; onlarin dini algisi her ne ise, sadece yasam ve iliski olarak o gecerlidir ve buna oyle ya da boyle uymayanlar cezalandirilir. Buradaki cezalandirma, yasamlarinin elinden alinmasidir.
Bu koktenciler icin, olmenin ve oldurmenin bir degeri yoktur. Cunku bu sadece inanclari temelinde zaten olmasi gerekendir.
Bu yolda kimi ya da neleri feda edeceklerinin de onemi yoktur, cocugu bile kendi eylemlerine alet edebilirler ve kullanabilirler.
Kisaca radikallesme, hangi deger temelinde olursa olsun; insanoglunun canavarlasmasi ve cinnet gecirmesidir.
Kisaca deger her turlu kisiyi esir alir.
Dunya bu konuda her turlu ideolojik iancsal izmsel etik v.s. degerlerden radikalizm olarak cok cekmistir ve hala da cekmektedir.
Buna parallel olarak dunya bakis acisinin ve insanoglu beyin duzeyinin farkli bir algisi da demokratiklesmektir.
Nedir, bu baglamdaki demokratiklesmek, " sadece senin degil; senin disinda belki de senin degerine tamamen ters gelen, her bir ve her turlu digger degerlerin de olldugunun farkindaligi"
Yani dunyanin hangi cografya ve toplumu olursa olsun, hic bir cografya ve toplumda sadece tek bir konu ve kavramda bir degerin degil; ayni konu ve kavramda baska konu ve kavramda baska degerlerin de bulunmasi.
Burdan cikarak, birlikte ayni cografya ve toplumda surdurulecek olan sosyal bir yasam ve iliskinin, ancak her bir ve her turlu degeri icermesi"
Iste demokratiklesme, bir cografya ve toplumda bir birinden farkli her bir konu ve kavramdaki degerlerin birlikte ve beraber yasayabilmeleri ve iliski kurabilmelerini sagliyacak olan farkindalik ve bilinctir.
Peki bunun saglanmasi nasil mumkun olabilir?
Basta her turlu radikal deger algisindakilerin, digger degerlere mudahelesini baskisini onleyerek.
Bu aslinda bir esaret ve ozgurluk arasindaki algi farkidir.
Cunku, radikalizm; ancak kendi degeri ozgurlugunde digger degerleri esir alir.
Demokrasi ise, her bir degerin sosyal temelde digger degeri esir almasini onlemek icindir.
Yani radikalizmdeki tek sesliligin, demokrasinin cok sesliligini esir almamasi icindir.
Bu da bize iktidarin, gucun ve otoritenin demokrasinin elinde olmasi gerektigini aciklar.
Eger guc, otorite ve iktidar; radikalizmin elinde ise, zaten demokrasinin olmasi mumkun degildir.
Demokrasinin guc ve otorite ve iktidarda oldugu ortamlarda da, her hangibir radikal degerin digger her turlu ve her bir degeri esir almasi mumkun degildir.
Dunya insanoglu beyni ve beyin duzeyi olarak hala bu ana ikilemi yasamakta ve bunun savasimini vermetedir.
Evrensel hukuk, insan haklari her turlu ve her bir konu ve kavramdaki hak ve ozgurlukler, bir cografya ve toplumda farkli sosyal degerlerin biri birleri ile birlikte yasayabilmeleri ve iliski kurabilmeleri de hep bu demokrasi ile mumkundur.
Demokrasi kisaca "kendi degerlerini baskasina dayatmamak, zorlamamak ve baska degerlere mudahele etmemek ve her bir ve de her turlu degeri kendi degerin gibi kabullenebilmektir."
Demekki basta zihinsel devrim ve degisimdeki insanlasmak demokratiklesmekten gecer.
Yani "tek benim degerlerim degil; benim olmayan herkesin kendi degerleri ile birlikte benim degerlerim"
Burada algilanmasi gereken bir konu da, bir degerin yasayabilmesi icin; digger degerlere gosterilen saygi gerekir. Aksi, her bir degerin, digger deger altinda yasam tehlikesi vardir.
Yani guc ve otoritenin, tek bir degree verilmesi demek; digger degerlerinin yasam hakkinin elinden alinmasi demektir. Ayni zamanda o tek degerin de guc ve iktidari baska degree kaptirdiginda kendi degerinin yasam hakkinin elinden alinmasi demektir.
Kisaca radikallesme ile hem kisisel hem sosyal hem toplumsal her turlu mucadele, sadece demokratiklesme mucadelesi degil; kendinin de demokratiklesmesi mucadelesidir.
Guncelkonumuz, gelisen olaylar temelinde dini deger radikallesmesi tehlikesi olabilir.
Yalniz unutmamalidir ki, her turlu metafizik varliksal inancsal ideolojik etik ve izmsel radikallesme ayni tehlikeyi icerir.
Bu acidan demokratiklesme, bir politik degil; aksine etik degerler mozayiginin farkindaligi ve hem kendi hem de baskasinin degerini koruma, talep savunma Adina da zihinsel degisimin insanlasma yolundaki bir asamasidir.
O yuzden her bir beynin, sapkasini onune koyup; kendi beyin duzeyinin ne kadar demokratiklestigini sorgulamasi ve varsa kendi ideolojik inancsal etik ve izmsel radikallesmis degerleri, bunlarin da farkina ve bilincine vararak bunlardan kurtulmasi gerekir.
Aksi bir kisinin sosyal degil; kisisel, degersel toplumsal bir yasami demektir. Sosyalligi ve sosyal iliskisi de ancak radikalligi musade ettigi kadardir.
Demokratiklesmemis ve demokratiklesemeyen bir beynin, sosyal algisi yoktur. Sadece yasamini ve iliskilerini kendini esir ettigi konu ve kavramdaki degerine teslim etmis ve baskalarini da teslim alma cabasi icindedir.
Bunun da canavarlik siniri yoktur. Her turlu hak ve ozgurluklerin ihlalini guc ve otorite duzeyine gore icerir.
Gunumuzde cagdaslasabilmenin ilk sarti beyinlerin ve zihinlerin dolayisi ile davranislarin demokratiklesebilmesidir.
Iste cagdaslik ve gelisen degisen caga ayak uydurabilme merdivenin bu ilk basamagindan baslar.
Demokratiklesme, birey olmanin ve insanlasmanin da ilk basamagidir.
Demokratiklesme, sosyallesme ve iliski kurabilme ile de paraleldir.
Koktencilik ise, esir oldugu kendi her turlu cesitteki degeri Adina ya yasamini verir, ya da baskalarinin yasamini alir.
Demokrasi ise yasamin on sartidir. Hem yasamak hem de yasatmak icin.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

12-01-2015, 23:06
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
Akıl ve zekanın ön plana çıkarılamadığı, eğitim seviyesinin ve eğitime yatırımın kasıtlı olarak düşük bırakıldığı, toplumsal refah anlayışının bireysel çıkarların ardından geldiği bir kültürde "demokrasi" ya da "demokratikleşmek" sadece kağıt üzerinde kalır.
Meritokratik demokrasi, tökezleyen demokrasilere bir çare olabilir...
http://meritocracyparty.org/
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
|

13-01-2015, 00:48
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Dialectics´isimli üyeden Alıntı
Akıl ve zekanın ön plana çıkarılamadığı, eğitim seviyesinin ve eğitime yatırımın kasıtlı olarak düşük bırakıldığı, toplumsal refah anlayışının bireysel çıkarların ardından geldiği bir kültürde "demokrasi" ya da "demokratikleşmek" sadece kağıt üzerinde kalır.
Meritokratik demokrasi, tökezleyen demokrasilere bir çare olabilir...
http://meritocracyparty.org/
|
Kisaca Meritokrasi, yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne dayandığı yönetim biçimi.
Bu tam da otokrasi ve diktatorlugun bir cagrisimi.
"Yetenek ve kisilerin bireysel "ustunlugu"
Birincisi bu kisileri kim ve nasil sececek?
Ikincisi senin dedigin toplum bu sececegi kisilerin yetenegini nasil control edecek?
Ucuncusu "bireysel ustunluk" ten kasit nedir?
Meritokrasi ancak, toplkumsal olarak egitimin cesitliliginin ve farkindaliginin oneminin algilandigi ve onem verildigi birey toplumlarinda acak mumkun olabilir.
Vatandasi icin var olan, politik cikar temelli partilerin elinde devleti ve hukumeti oyuncak olan ulke ve toplumlarda degil.
Merit- bir imtihanda kisinin aldigi ustun not basarisidir.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

13-01-2015, 13:05
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Kisaca Meritokrasi, yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne dayandığı yönetim biçimi.
Bu tam da otokrasi ve diktatorlugun bir cagrisimi.
"Yetenek ve kisilerin bireysel "ustunlugu"
Birincisi bu kisileri kim ve nasil sececek?
Ikincisi senin dedigin toplum bu sececegi kisilerin yetenegini nasil control edecek?
Ucuncusu "bireysel ustunluk" ten kasit nedir?
Meritokrasi ancak, toplkumsal olarak egitimin cesitliliginin ve farkindaliginin oneminin algilandigi ve onem verildigi birey toplumlarinda acak mumkun olabilir.
Vatandasi icin var olan, politik cikar temelli partilerin elinde devleti ve hukumeti oyuncak olan ulke ve toplumlarda degil.
Merit- bir imtihanda kisinin aldigi ustun not basarisidir.
|
Evet, neticede bu bahsettiklerin, yani "merit"in kime ve neye göre belirleneceği konusu kötü ellerde diktatoryaya götürebilir gibi görünüyor ama neticede "demokrasi"den de diktatörlüğe yol çıkabildiği de test edilip görülmüş oldu, hem bugün hem geçmişte...
Yani öyle bir anayasa yapalım, öyle bir kurallar mantığı oluşturalım ki sistem her zaman şeffaflığını, temel özgürlükleri, refahı vb. korusun gibi bir yaklaşım ütopik de olabilir, eninde sonunda her şey gelip insan faktörüne dayanıyor gibi...
Meritokrasi de meritlerin nasıl tanımlanacağı ile ilgili olarak şöyle bir bahis var: Merit'lerin belirlenebilmesi için belli bir alandaki profesyonellerin bir araya gelerek bu kendi uzman oldukları alanlarda "yetenek" ya da "başarı" olarak kabul edilebilecek kriterlerin ne olduğunu tanımlayabilirler. Örneğin "öğretmenler" ya da "doktorlar" ya da "ekonomistler" bir araya gelerek sırasıyla "milli eğitim bakanı"nı, "sağlık bakanı"nı veyahut da "ekonomi bakanını" seçebilirler.
Meritokrasi de herkesin eşit hakka sahip olmasını garanti edecek şey de herkesin eşit eğitim hakkına sahip olmasından geçiyor. Yani herkesin ücretsiz olarak eğitim hakkına erişimi olmalı ki, isteyenler kendilerini geliştirip merit elde ederek söz hakkı elde edebilsinler...
|
Meritocracy is a system in which the people with the greatest skill and insight in a given area decide the policies in that area. Their continued authority depends on their continued demonstration of effectiveness, as judged by other experts and the organization as a whole. By allotting authority according to demonstrated talent and capability, a Meritocratic system eliminates the possibility of undue influence going to well-connected or well-funded individuals, who might otherwise misuse their positions of power by promoting their own benefit at the expense of the whole.
— Vox Rationis
|
|
Meritocracy is a system wherein the most knowledgeable, most capable individuals will naturally rise to fill positions of power. It is based on equality of opportunity for all, a system which allows those of greatest capacity to achieve their full potential. Under the Meritocratic form of rule any obstacles preventing individuals from achieving their full potential will be removed and legislated against by the Meritocratic State. Meritocracy is anti-elitist*, and pro-positive liberty by default. Meritocracy is a refined dialectical system which takes the best elements of Capitalism, Communism and Socialism, while discarding the dated, elitist* elements of each.
— Leonhard Jung ("Elitist" and "elite" here refer to entrenched elitist and elite.)
|
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:58 .
|