Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #131  
Alt 10-04-2008, 22:22
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Re: Turkiye'nin ve Ataturk'un antiligi nasil bir anti?

Strateji 07.04.2008
Ülkenin genel durumu ve görünüşü

Ulusal harekata başlarken...

Ekonomik işgal, siyasal zayıflık ve kültürel yozlaşmanın Türkiye'yi getirdiği nokta, Osmanlı'nın son döneminden işaretler taşıyor. Türkiye, bizzat kendisini bölmek isteyenlerle ilişkilerini geliştirmeyi hedefliyor. Çıkış yolu Atatürk politikalarıyla netleştirilmeli, ilk adım 'Ankara Tamimi' olmalı...

Erdal SARIZEYBEK


TUSAM İç Güvenlik ve Terör Danışmanı



esarizeybek@tusam.net


Yirmi beş yılı aşkın zamandır PKK denen mafya ve terör örgütüne karşı sürdürülen iç güvenlik harekâtı bir sonuca ulaşamamış, örgütün mali kaynakları kesilmediği için yurt içindeki bazı siyasi oluşumlar ile yurtdışındaki örgütlenmeleri hâlâ devam etmekte. Uzun süren terörle mücadele yılları milletimizi yorgun ve yoksul düşürmüş. Ulusu ve ülkeyi bu terör belasına düşüren iktidar sahipleri, hâlâ ulusal bir plan ortaya koyamamış, katiller siyasi mülteci olarak Avrupa sokaklarında dolaşmakta.

İktidara sahip olanlar katil Fehriye Erdal'ı bile teslim etmeyen Avrupa'ya tavır alamamakta. İktidarın gafletini fırsat bilen AB ve ABD katillere kucak açmakta, onurlu bir dış politika tatbik edemeyen iktidar sahiplerinin cılız seslerine cevap vermeye bile tenezzül etmemekte.

Kahraman ordumuz dağdaki eşkıyaya karşı tek başına mücadele vermekte, terörle mücadele topyekûn yapılmadığı için, bu da sonuçsuz kalmakta. Ordumuzun komutanları akla hayale gelmedik suçlamalara maruz bırakılmış, genç subaylar "la havle'' diyerek tevekküle sığınmış.

Amerika demokrasi vaadiyle Irak'ı işgal etmiş, her geçen gün Irak kuzeyinde gelişen Kürt devleti oluşumuna destek vermekte. Bundan cesaret alan Barzani ve Talabani adım adım Kürt devleti kurma yoluna gitmekte, PKK denen mafya ve terör örgütüne desteklerini sürdürmekteler. Bir zamanlar uğruna savaşı bile göze aldığımız Kerkük yok olmakta. Kıbrıs dara düşmüş.

Rum patrikhanesi ekümenik iddialarını açık açık söylemekte ve her yerde ayinler düzenlemekte. İktidar sahiplerinin AB'ye uyum adı altında yaptığı son vakıflar kanunundaki değişikliklerden 75 Rum Ortodoks, 57 Ermeni, 18 Yahudi ve 15 Süryani ve diğer cemaat vakıfları yararlanmakta ve vatan topraklarından mal mülk edinmekteler. Özelleştirme adı altında ülke toprakları, alın teriyle kazandığımız milli ve hayati tesisler ecnebilere satılmakta.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi, iktidara sahip olanlar: Doğuda Kürt sorunu var demekte, İstiklal Savaşı sonucu yaratılan ulus kimliği ve Türk kimliği unutturulmaya çalışılmakta. Yine bu iktidar sahipleri: Türk olmaktan gocunmayanlar, kendilerine Türk diyebilir gibi beyanatlar vererek, "Türkiyelilik" gibi kavramlar gündeme getirerek Türk varlığını, asil Türk kimliğini yıpratmaya çalışmakta ve tarihsel dayanaktan yoksun çareler aramakta. Bu da yetmezmiş gibi, memleket meseleleri ulemaya danışılmakta, şıhlar, şeyhler yeniden ortaya çıkmakta.

PKK terör örgütünün başı, hakkı idam olmasına karşın cezası değiştirilmiş, verilen müebbet hapis cezasını İmralı gibi özel bir yerde çekmeye başlamış, buna rağmen örgütünü ayan beyan idare ediyor. Bundan cesaret alanlar Türk Bayrağını yere atmakta, İstiklal Marşını bile okumaktan imtina etmekte. Canını bu vatana feda etmiş şehitlerimiz için saygı duruşunda bulunmamakta. İşi daha da ileri götürerek, bu katillere arka çıkmakta, siyasi haklar ve aflardan dahi söz edebilmekteler.

Kahraman ordumuzun kahraman askerlerinin başına çuval geçirmeye cüret eden düşmanlar, dıştan ele geçiremedikleri Türk devletini içten fethetme çabalarını alenen sürdürmekte, Türkün asil varlığını incitmek, asil değerlerini yok etmek için her çareye başvurmaktalar.

Açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan milyonlar bir yandan şehitlerine gözyaşı dökerken, diğer yandan Allaha sığınarak tevekkül etmekte. Halkın sesi durumundaki sivil toplum örgütleri her ne hikmetse sessizliğini korumakta, büyük sermaye sahipleri ülke sorunlarını görmezlikten gelmekte, halk adına konuşacak sendikalar, odalar, borsalar, işadamları, dernekler, vakıflar sanki yokmuş gibi memlekette bir hava esmekte. Üç yılda ülkenin yüz elli milyar dolar olan borcu ikiye katlanmış, milletin atideki elli yılı ipotek altına alınmış.

Harap ve bitap düşmüş milletin sesi, şehit cenazelerinde "Şehitler ölmez, vatan bölünmez'', "Kahrolsun PKK'' haykırışından öteye gidememiş.

Cumhuriyetin emanet edildiği gençlerimiz bıkkın, umutsuz, ömürleri dershane köşelerinde geçmekte. Bir medya türemiş, her yeri magazin, ciddiyetten uzak, memleket meselelerinden uzak. Öğretmene, bilgiye saygı kalmamış, memlekette saygı, sevgi kalmamış. Nerdeyse şehitler bile unutulur olmuş, gaziler bir kenarda olan biteni gözü yaşlı seyrediyor, şehit anaları ağlıyor.

Ulus karanlık ve belirsizlik içinde olup bitecekleri bekliyor.

Durumun dehşet ve korkunçluğu karşısında, her yerde, her bölgede birtakım vatanseverler tarafından kurtuluş çareleri düşünülmeye başlamış.

KURTULUŞYOLLARI

Bu durum ve koşullar altında kurtuluş için her kafadan bir ses çıkıyor:

Kimi diyor, ver kurtul.

Kimi diyor, ya sev ya terk et!

Kimi de, AB'ye ABD'ye soralım, onlar bizden daha iyi bilir, diyor.

Kimi de diyor; yazıktır bu hainlere, affedelim.

Halbuki bu kararların hiçbiri yerinde değil, çünkü bu kararların dayandığı kanıtlar ve mantık çürük. Bu durum karşısında bir tek karar olabilir: O da ulusun birlik ve bütünlüğüne düşman olanları yok etmek, Türk devletinin hem ekonomik hem de siyasal tam bağımsızlığını sağlamak. Bu kararın dayandığı mantık şu: Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu; tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan ileri gidemez.

Türk'ün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus, bölünmüş olarak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir. Öyleyse ya birlik, bütünlük ve bağımsızlık ya ölüm! İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır. Türk anayurduna, Türk bağımsızlığına, Türk'ün birlik ve bütünlüğüne saldıranlara karşı çıkmak ve onları yok etmek parolamızdır!

Bu paroladan hareketle, ulusun birlik, beraberlik ve bütünlüğü için hayatını ortaya koyan vatansever insanlara bir çağrı yapalım.

'ANKARATAMİMİ'

Yurdun bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.

İktidar sahipleri terör örgütü PKK'nın faaliyetlerine son vermek için Avrupa'ya, Amerika'ya ve Irak'a karşı tavır alamamakta, örgütün mali kaynaklarını kesmek ve mülteci adı altında Avrupa'ya sığınanları önlemek için yaptığı çalışmalar sonuçsuz kalmaktadır.

Gene iktidar sahipleri asil milletimizin temiz dini duygularını siyasete alet etmekte, türban, laiklik, imam hatip, milli eğitim gibi hassas konuları istismar etmekte ve halkımız geleceğinden endişe duymaktadır.

Bu durum Türk milleti ve devletinin ulusal saygınlığına, onuruna ve bağımsızlığına gölge düşürmektedir.

Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun kesin kararı ve direnişi kurtaracaktır.

Sivil toplum örgütlerinin tamamı vakit geçirmeksizin Ankara'da toplanacak ve yapılacak ulusal bir kongre ile İstiklal Savaşı sonrası takip ettiğimiz yol, aynen izlenerek ulus bağımsızlığına kavuşturulacak, bütünlüğümüzü parçalamak isteyenler demokratik sistem içinde yok edilecektir.

Parolamız, ya birlik ve bütünlük ya ölümdür!

Türk onurludur, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir.

Türk milleti asildir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Türk milleti kendi tarihini kendi yazar.

Böyle bir ulus, bölünmüş olarak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.

Unutmayınız ki; zabitan için "Ya İstiklal, Ya ölüm" vardır. Fakat arkadaşlar ölmeyeceğiz, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşayacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız. (31 Temmuz 1920).

Ne Mutlu Türküm Diyene!

Ne diyelim, başka ne söyleyelim...

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #132  
Alt 11-04-2008, 00:14
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Re: Turkiye'nin ve Ataturk'un antiligi nasil bir anti?

Saygideger aydoe;

Verdigin bilgiler icin, tesekkurler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #133  
Alt 08-05-2008, 19:14
kuranyeter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
kuranyeter kuranyeter isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Mar 2008
Bulunduğu yer: kuzeykutbu
Mesajlar: 210
Standart

merhabalar.
bu alttaki yazıyı yeni açılan bir sitede gördüm çok yakın bir tarih olmasına rağmen atatürk hakkında net bir bilginin olmaması çok daha önceleri yaşamış bir insan hakkında daha çok bilgi sahibi olunması dikkatimi çekti.

Atatürk Hakkında

Atatürk dinin değil; bid'atlar, hurafeler ve din istismarcılarının karşısındaydı. Bu da bazı çevrelerce din düşmanlığı şeklinde gösterilmiştir.

Bütün bu yalancı ağızlardan ne çıkarsa çıksın:Atatürk,Türk İslam çocuğudur.Babası ve anası İslam Türk'tür.Mustafa Kemal;babasıyla camiye de gitmiştir,oruç da tutmuştur,Kur'an da okumuştur, Kuran'da okutmuştur. Bakın sizlere Atatürk'ün günlüğünden bazı notlardan alıntılar yapalım,Çankaya Köşkü'ndeki hafızlara Kur'an okuttuğunu bırakın bir kenara, cephedeki notlarına bir bakalım:

9 Mart 1922, Perşembe - Sivrihisar

"Saat 8'e doğru (akşam) İsmet Paşa geldi. Evvela yemek. Yemekten sonra 10 Mart için program kararlaştırıldı. Siyasi durum hakkında... bilgi verdim. Ondan sonra hafıza Kur'an okuttuk."

10 Mart 1922, Cuma - Aziziye

"Saat 5 (akşam) Aziziye, yorgunluk hissettim... Bir saat kadar uyudum. Sonra vücudumu süngerle sildim. Yeterli istirahat etmiştim. İsmet, Yakup Şevki ve Selahattin Paşalar gelmişlerdi. Beraber yemek yedik. Bazı telgraflar gelmişti, gördüm. Hafıza Kur'an okuttum. Saat 10'da gittiler. Benim notları yazıyorum. Biraz kitap okuduktan sonra yatacağım. Yarınki planımız üç tümenin teftişidir…"
Bu konuda Hafız Yaşar Okur'a kulak verelim:
"Ramazanların Atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez incesaz heyeti Çankaya Köşkü'ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazlardı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kur'an-ı Kerim'den bazı sureler okuturlardı. Ben okurken gözleri bir noktaya takılır, derin bir huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz olduğu her halinden anlaşılırdı."
Bakın ne diyor Atatürk:
"Büyük bir inkılap yaratan Hz.Muhammed (S.A.V)'e karşı beslenilen sevgi,ancak O'nun ortaya koyduğu fikirleri,esasları korumakla tecelli etmek gerekir" (7 Şubat 1923)

"Hz.Muhammed (S.A.V) Allah'ın birinci ve en büyük kuludur.O'nun izinden bugün milyonlarca insan yürüyor.Benim,senin adın silinir fakat o sonsuza kadar ölümsüzdür."
"Allah ve Peygamber konuları ulu orta Atatürk'ün yanında tartışma konusu yapılamazdı. Bir gece sofrada sohbet sırasında Peygamberi tenkit ederek Atatürk'e yaranacağını zanneden birisinin konuşmasını kızgın bir şekilde elini masaya vurarak, keser ve 'bu konuyu kapatın… Peygamberi küçültmek isterseniz, kendiniz küçülürsünüz!' demişti."
Bakın Ata ne diyor;
"Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler." (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979)
Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor" ( Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )

__________________
SAYGILARIMLA.
Alıntı ile Cevapla
  #134  
Alt 09-05-2008, 10:43
Squall - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Squall Squall isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Apr 2008
Mesajlar: 338
Standart

Atatürk'ü anlamayan ve de ona karşı olan insanlar onun "ne mutlu türküm" lafına nedense çok bozulur..o cümlede geçen türk kelimesinin ırksal bir anlam taşıdığını sanır..

Bence bi kürt vatandaşımız tabikide ne mutlu kürdüm diyebilmelidir..ancak bunun yanında ne mutlu türküm diyemiyorsa işte ozaman o kişi üniter ulus devlete karşı olan ırkçı, bölücü bi karakter sergilemiş demektir..
Alıntı ile Cevapla
  #135  
Alt 26-05-2008, 08:02
gozeneli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
gozeneli gozeneli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
Standart

''Atatürk dinin değil; bid'atlar, hurafeler ve din istismarcılarının karşısındaydı. Bu da bazı çevrelerce din düşmanlığı şeklinde gösterilmiştir.'' Kuranyeter'den alıntı.

Bu nasıl olur?
Dinin kendisi yobaz,geri, Atatürk' ün düşündüklerine tamamen ters.
Alıntı ile Cevapla
  #136  
Alt 21-06-2008, 03:18
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Mustafa Kemal siyasi bir kişilik olduğu ve de Milli Mücadele'yi yapabilmek için toplumun her kesimini örgütlemeye çalıştığı için o dönem için islami motiflerle süslenmiş sözler sarfetmiş olabilir. Ancak bunu genele yaymak doğru bir davranış olmaz.

Kuran'ı Türkçe'ye çevirmesinin sebebini Karabekir'e "Arapoğlunun yavelerini Türkoğlu anlasın" diye yaptıran bir insanın müslüman olmasını beklemek pek de doğru olmaz. Ama tabi bu durum onu ateist de yapmaz.

Mustafa Kemal'in deist olduğu tezi doğrudur.

O yüzden ne ateist ne de müslüman yakıştırması uygun düşmez.

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #137  
Alt 01-07-2008, 17:07
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Atatürk büyük bir dindardır zırvalığı yıllardır cumhuriyet yıkıcılarının arkasına sığındıkları bir iddiadır. Aslı da yoktur.

Bu anlayış, kavramları yeniden tanımlamaya çalışan yenilikçi (!) anlayışın bir ürünüdür. Atatürk gibi materyalist bir insanı dogmalara hapsetmeyi amaçlar.

İşte bu anlayış yeri gelir İslamiyetle Laiklik arasında bir fark olmadığını bu kavramların birbiriyle çelişmediğini de iddia eder. Ne de olsa İslamı laik göstermek sureti ile onu daha kolay iktidara taşıyabilecektirler. İslamın iktidar olması laikliğin de iktidarda olması demektir bu zihniyete göre.

Benzer mantık Atatürk'ün dindarlığı mavalı üzerine de kurulmaya çalışılıyor. Atatürk dindarsa, dindar olunmalı, olaylara dinin dogmatik kalıplarından bakılmalıdır öyle değil mi ?

Atatürk'ün deist olduğu tezi en güçlü tez olarak karşımızda bulunuyor. O yüzden kimse onu dindarlık gibi bir kalıba sokmaya çalışmasın.

Zira komik oluyor.

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #138  
Alt 20-07-2008, 17:42
caymer caymer isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Dec 2007
Bulunduğu yer: FRANSA -LYON
Mesajlar: 2
Standart

merhaba bu photograftan mi bahsediyorsunuz acaba?
Alıntı ile Cevapla
  #139  
Alt 20-07-2008, 18:18
caymer caymer isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Dec 2007
Bulunduğu yer: FRANSA -LYON
Mesajlar: 2
Standart caymer oneriyor

caymer´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
merhaba bu photograftan mi bahsediyorsunuz acaba?
ozur dilerim galiba benim yazma hakkim yokmus ayrica fotograf nasil gonderildiginide bilmiyorum, bana ogretirseniz yada sizin email adresinize ingiliz bir yazarin M.Kemal uzerine yazdigi kitap word sayfasinda gonderebilirim, ayrica felsefe, politique konulardada epeyce kitap ve yazilar var ilgilenirseniz bana email adresimden eamil gonderiniz. Hosçakalin
caymer
Alıntı ile Cevapla
  #140  
Alt 20-07-2008, 18:24
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sayın caymer

10 mesajı doldurmadan başlık açamazsınız, ancak Tanışalım forumunda kendinizi tanıtır bir başlık açabilirsiniz. Yoksa yazma hakkınız var, zaten de yazmışsınız.

Aramıza hoş geldiniz, iyi katılımlar diliyorum.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:06 .