Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 05-01-2007, 13:52
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Kudüs ve çevresinde kendisi de Romalılaşmış Yahudi inanışı, yerel egemenlerin, soyluların
çıkarlarına uygun bir görüntüdedir.

Ama onları Mısır zulmünden çekip alan kıskanç ve öç alıcı Jéhova inanışı diğer yandan Yahudileri seçilmiş ırk, kutsanmış kavim yapmamış mıydı ?

Roma’ya karşı başlatılan tüm yerel, köylü ayaklanmaları Roma hazinesine, maliye örgütüne ve onun katmerli vergilerine karşı başlar. Ancak Yahudiler arasında da o kıskanç ‘Rab’den esinlenen Yahudi milliyetçiliğinin hedefi, Roma’nın bir parçası olan haham örgütlerine ,yerel soylulara karşıdır. Yahudiler arasında çok sayıda tarikat ve mezhepler oluşur.Jean Babtisté (vaftizci Yahya) keyfi yönetimin sonu geldiğini, Tanrı hakimiyetinin başladığını vaaz eder. Bu vaazlar hem Roma yönetiminin hem de yerel işbirlikçisi haham örgütlerinin hışmını üzerine çeker. Suriye’de kafası kesilerek idam edilir. Ancak onun idamı bu hareketleri bitirmeye yetmez. Bu inanışın takipçilerinden ve mensuplarından bir Jesus (İsa) Galilée de öğretisini yaymaya devam eder.

Jean Babtisté’nin öğrencilerinden İsa ,Yahudi dininin var olduğu bu topraklarda “bir kaç ay” başarı ile ,insanların kardeşliğinden , kıyamet gününün arifesinde kötü yoldan dönüp pişman olmaktan ve adaletin yakında geleceğinden bahseder. Yoksulların , bahtsızların , Roma zulmünden ve onun yerel işbirlikçisi resmi Yahudi örgütlenmelerinden bıkan yığınların tasasını dağıtıp güven verir. “Sonsuzluk içinde kurtulmuş insanlıktan” bahseden bu öğreti tüm öncülleri gibi Yahudi Haham örgütünün yetkisini, otoritesini tehdit ediyordu çünkü vaaz ettiği şeyler “yeryüzünde bulunmuyordu”. Kutsal bir bayram gününde adakların satıldığı tezgahları tekmelemesi bardağı taşıran son damla oldu. Yakalandı ve Roma yetkilileri tarafından çarmıha gerilerek öldürüldü..

Arkadaşları Galilée’ye kaçtılar. Aralarından biri ,Pierre, onları yeniden İsa’nın anısı etrafında topladı. İsa’nın Tevrat’ta kıyamet gününde geleceği söylenen Mesih olduğunu ilan etti..Bu sözler, binlerce insanı kendi küçük alçakgönüllü ve gösterişsiz topluluklarına çekti. Bunlar resmi dini örgütleri küçümsedikleri, ruhun selametinden ve insanın kurtuluşundan bahsettikleri için Kudüs’ün Yahudi örgütü onları soruşturdu, zulmetti..Aziz Etienne işkence ile öldürüldü. Topluluk dağıldı ve Suriye kıyılarındaki sitelere geçti. İsa’nın öğrencilerine Antakya’da Chréistens dendi ve propagandaları yoksullar arasında yayılmaya devam etti...

Tamamen Yahudiler arası mezhep kavgası görüntüsü veren bu gelişmeler “haşmetli Roma’yı” hiç tedirgin etmiyor, ilgilendirmiyordu..Belki de İsa’nın çarmıha gerilmesinin Roma kayıtlarında olmayışının nedeni bu ilgisizliktir. Roma her zaman olduğu gibi kokuşmuş , aşağılık ,ve “haşmetli” idi. Öldürmeler ,entrikalar Roma’da kuraldı ve Roma’da değişen bir şey yoktu..İmparatorluğun her yanında isyanlar sürüyor ,Roma lejyonları Afrika’dan ,
Britanya’ya oradan Don kıyılarına kadar her yerde vuruşuyor ,vuruşuyor kan döküyordu.
Ortadoğu her zaman ateşliydi.

Bu fonda Kudüs’ten çıkarılan havari Pierre Antakya’ya Grek uygarlığının en önemli ticaret kentlerinden biri olan madrabazlar, dolandırıcılar ve yoksulluklar kenti olan Antakya’ya ulaştı...

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 06-01-2007, 04:42
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Yahudi Mezheplerinden Alınan Teorik Miras

Hristiyanlığa ait günümüze kalmış ilk metinler MS. 2. ve 3. yüzyıla aitler. Başlangıçta sözlü bir gelenek olarak gelişen anlayışın yazıya dökülmüş ilk metinlerinin hangileri olduklarını ve ne zaman yazıldıklarını tespit etmek de oldukça güç. Ancak kabaca MS. 70-90 yılları diyebiliriz. Yeni Ahit'in ilk dört kitabı Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'nın yazılış tarihleri belki de son kitap olan Yuhanna'nın Vahiy'inden daha yakın bir tarih olabilir.

Hıristiyanlığın gelişimine dair en güzel açıklamaları da yine bizzat Yeni Ahit'te bulabiliriz. Havarilerin İşleri kitabı kilisenin kuruluş sürecini açıklar. Hıritiyanlığın Yahudi dinsel yapısından kopuşunu anlayabilmek için dönemin Yahudi mezheplerine kısaca bakalım.

Babil sürgünü ile başlayan süreçten bu yana, yani Yeşaya'nın peygamberliğini ilan edip boynunun vurulmasından beri İsrail dinsel anlayışında kıyametçi yaklaşımın geliştiğini daha önce başka bir yazıda açıklamıştım.

http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=4834

Artık peygamberler birer kral, hakim değil, birer kurtarıcı sayılmaya başlandı. İsrail halkının gelecek olan kralı, kurtarıcısı ve Mesih'i idi. Bu geliş bir felaket, bir tufandı. Öyle ki Daniel ve Hanok kitapları kıyamet kitapları olarak kabul edilir. Roma döneminde de Yahudiler dönem dönem baskı gördüler. Milliyetçi-dinsel yapısı ile Roma egemenliği karşısında ayaklanmaya ve direnişe uygun bir zemini vardı Yahudi dininin. İsrail çok sayıda başarısız isyan girişimine sahne oldu. Hatta bir dönem Şabat günü, sünnet ile Tevrat bulundurmak bile yasaklandı. Bu çalkantılı dönemlerde gelişen mezheplerin aralarındaki ayrılıklarda siyasal sürecin ne kadar belirleyici olduğu görülecektir.

Vaftizci Yahya'nın ortaya çıktığı dönemde 4 Yahudi mezhebinden sözedilir. Bunlar:

Ferisiler: Sadukilerle birlikte iki büyük gruptan biri. Ferisiler gelenekçi Yahudilerdi. Eski Ahit'e sıkı sıkıya ve aynı zamanda biçimsel olarak da bağlılardı. Kıyamete, yeniden doğuşa, meleklerin ve cinlerin varlığına inanıyorlardı. Yeni Ahit metinlerinde İsa ve havarilerinin çatıştığı mezhep olarak adları sık sık geçer. Hıristiyanlığın en önemli ismi Pavlus bu gruptan gelmeydi.

Sadukiler: Ferisilerin gelenekçi bağlılıklarına tepki olarak gelişmiş, biçimsel kabulleri reddeden ancak buna karşın toplumsal huzursuzluk yaratabilecek herşeyi reddeden bir akım. Kıyamete ve yeniden doğuşa inanmaz, doğaüstü melek, cin gibi varlıkarı kabul etmezlerdi. Bu özelliğiyle egemen Yahudi sınıflarına uyuyordu.

Zelotlar: Bunlar en radikal ve Yahudi milliyetçisi Mesih'çi gruptu. İsyanlarda öne çıkmışlar ve çok sayıda Roma yanlısını katletmişlerdi. Ferisiler gibi gelenekçilerdi. İsa'nın havarileri arasında Partizan Simon bu gruptan gelmeydi.

Esseniler: Bu grup hakkında bilgiler son yıllarda bulunan Kumran metinlerine kadar oldukça azdı. Bunun en önemli nedeni de gizemli bir yapıları olmasıydı. Ancak Kumran metinleri ile birlikte bu mezhebin hıristiyanlara olan büyük benzerlikleri ortaya çıktı. Öyle ki kimileri İsa'nın bir Esseni olduğunu ve Essenilerin ezoterizmini daha basitleştirerek anlattığını, Essenilerin de daha sonra tamamen hıristiyan olduğunu ileri sürüyorlar. Gerçekten de Esseniler gizemli bir biçimde ortadan kaybolurlar.

Esseniler ve Hıristiyanlar


Essenilerin metinleri aslında Yeni Ahit'te kullanılan bazı deyimleri de açıklamıştır. Ancak yine de birerbir bir benzerlik sözkonusu değildir. Esseniler katı bir manastır yaşamı sürerken hıristiyanlar halkın içinde yaşıyorlar ve bir misyoner cemaati oluşturuyorlardı. Her ikisi de Mesihçi ve kıyametçiydi, ancak Esseniler iki Mesih bekliyorlardı. Biri onları kutsayacak kahin-Mesih, diğeri savaşın başına geçip zafer kazanacak kral-Mesih.

Ruhbandan olmayanlar aynı hıristiyanlardaki gibi maddi kaynakları bulmakla sorumluydu. Yönetici gruba rabbim deniyordu, ki Yeni Ahit'teki sözcüğün anlamı Kumran metinleriyle açıklık kazanmıştır. Ruhban'dan olan 12 kişi ve 3 rahip ise iç halkayı oluşturuyordu. En yüksek makam "müfettiş"lik yada "çoban"lıktı.

Gruba yeni katılanlar için cemaatle bütünleşmek için erginleyici vaftizi ve yılda bir kez yapılan suyla arınma ritüeli vardı. Aynı hıristiyanlarda olduğu gibi "ekmeğin bölünmesi" ve birlikte yenilen Mesih'in şölen sofrası vardı. Cemaat üyeleri evlenemezdi, çünkü kutsal savaşın neferleriydiler. Hıristiyanların ilk iki yüzyıllık sürecinde apokalipsçi ve batıni gelenekler korunmuştu.

Bir çok ortak özellik olmasına karşın Essenilerde İran etkileri hıristiyanlığın sonraki metinlerine göre daha belirgindir. Bu özellikler daha sonra Gnostiklerde belirgin şekilde korunmuştur.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 06-01-2007, 14:52
larra larra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Mar 2006
Mesajlar: 70
Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Güzel ve ilginç konu,.. eklemek istediğim bir şey var.

Zelotların aşırı radikal grubu sicarii'ler de çok önemlidir.(Sicarii - hancerçiler --> lat.sica-hancer). En yoksul toplum tabakalarının ihtiyaçalrını savunur, Roma yönetimi ve hatta kendi halklarının varlı kesimlerinin *yönetimine karşı çıkıyorlardı. Toplu borç dökümanlarının yokedilmesi, kölelerin azat edilmesi ve kendi tarafına çekmeleri yaptıklarından bazıları.
Önderleri Menahem (Yahuda Zelotun oğlu), Aleasar ben Yair, Simon bar Giora. Yahudi savaşında (66-73) aktif rol oynamışlardır. Kudüs ve Masadı Romalıların elinden alabilmişlerdir.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 07-01-2007, 19:57
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Kutsal Ruh

Hıristiyan öğretisi zaman içinde bazı değişiklikler yaşadı. Bu yüzden kutsal metinlerini anlayabilmek için aslında çeşitli Yahudi öğretilerine, özellikle de Essenilere ait bilgimizin olmasında fayda var. Yuhanna'nın metinlerinde sıkça geçen "ışık" üzerinde durmak aydınlatıcı olabilir.

Essenilere göre dünya iki ruh arasındaki savaş alanı idi. Gerçeğin Ruhu ( Işık Prensi yada Hakikat Meleği) ışık idi, buna karşın Kötülük ve Yozluk Ruhu ise Karanlıklar Prensi idi. Bu anlayış Gnostiklerin başlı başına bir edebiyat yaratmasına yol açmıştı.

Yeni Ahit'te İsa sık sık ışık olarak tanımlanır. Ayrıca vaftizci Yahya, kendinin su ile vaftiz ettiğini, gelecek olanın, yani İsa'nın ise ışıkla vaftiz edeceğini söyler. İsa'nın doğduğu gün, doğudan gökbilimciler gelir ve Yahudilerin yeni doğan kralına tapınmaya geldiklerini söylerler. Bu da bir İran etkisidir. 6 Ocak'da hıristiyan ülkelerinde kutlanır. Bu kişiler İsa'nın yıldızını gördüklerini söylerler.

İsa, Ferisilerle yaptığı tartışmalarda şöyle der:

"Dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışık yerine karanlığı sevdiler. Çünkü yaptıkları işler kötüydü. Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz." (Yuhanna, 3:19)

Ardından da Ferisileri iblisin yani kötülüğün oğulları olarak niteler.

Bu ışık Kutsal Ruh'tur ve İsa tarafından öğrencileri olan Havarilere de verilir. İsanın ardından öğrencileri de kutsal ruh sayesinde birçok mucizew gerçekleştirirler. Hastaları iyi ederler, ölüleri diriltirler. Habercilerin İşleri'nde bu ışık üzerine yapılan ilginç bir tartışma vardır. Havarilerin (elçilerin) ellerini insanların üstüne koyarak kullandıkları bu büyülü ışığı gören Petrus havarilere bu ışık karşılığında para teklif eder.

Elçilerin bu el koyma hareketiyle Kutsal Ruh`un verildiğini gören Simun onlara para teklif ederek, “Bana da bu yetkiyi verin, kimin üzerine ellerimi koysam Kutsal Ruh`u alsın” dedi. (Elçilerin İşleri: 8:18-19)

Hıristiyanlıktaki "ışık" inancı belirgin bir İran etkisidir. Ezoterik özellikleri dolayısıyla birçok mezhebin de doğmasına zemin oluşturu.

Hıristiyanlık daha sonra Roma kontrolüne girip yeni biçimler alacaktır ama başlangıçta son derece belirgin bir Roma düşmanlığı yapmaktadır.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 08-01-2007, 01:55
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Yuhanna ve Pavlus

Yeni Ahit'in en ilginç metni hiç kuşkusuz Yunanna'nın Vahyi'dir. Metin M.S. 68 yada 69 yıllarında yani Neron'un son dönemi yada ardından gelen yukarda anlattığımız karmaşa döneminde yazılmış. Yazar, Patnos adasından küçük Asya'daki Mesih yanlılarına seslenir. 7 Kilise diye ifade ettiği şey anadoludaki yeni oluşan küçük hıristiyan topluluklarıdır. Henüz Hıristiyan adı kullanılmamaktadır. Yuhanna görümlerinden (rüya, hayal) söz eder. Dünyanın sonunun yakın olduğunu, Babil'in yani büyük fahişenin cezalandırılacağını söyler. O dönem Babil falan kalmamıştı, yazarın kastettiği Roma idi. Apokalips biçimindeki tek Yeni Ahit metni olan "Vahiy"de oldukça sert, Kuran'ı andıran bir dil vardır. Yazarın Roma'ya duyduğu öfke her satırda hissedilir.

Başlangıçta küçük, sıradan bir Yahudi mezhebi olan hareket giderek bir halk hareketi niteliği almaya başlar. Küçük Asya, Suriye, Mısır'dan başlıyarak Roma'nın batı eyaletlerine doğru yayılmaya başlar. Başlarda yaşanan sorun milliyet sorunu olmuştur. Yahudilik İbrahim'in torunlarından çıkıp farklı ulusların dine haline nasıl gelecektir? Burda Havari Pavlus'un katkısını anmadan geçemeyiz. Diğer ulusların elçisi olarak öne çıkıp mezhebin dar ulusal çerçevesini kıran o olmuştur. Yahudiliğe özgü sünnet ve kurban tartışmalarında Pavlus çok net bir tavır alır. Çıktığı geziler ve Tevrat'a getirdiği yorumlarla yeni dinin hedef kitlesini hızla genişletir. Halbuki İsa bile sadece Yahudilere gönderilmiş olduğuna dair sözler sarfetmiştir.

Aslında Yuhanna'nın vahyi de, Pavlus'un doktrinel çabaları da henüz pek bir önem taşımaz. Bu inanışa bağlı olan insan sayısı azdır ve belli belirsizlikler taşımaktadır. II. yüzyılın başlarında bile içine her çeşit masal, efsane ve mitosların karıştığı her türden vaazlar, mektuplar, "vahiyler", yığınla kilise (inanan topluluğu) arasında dolaşıp durmaktadır. Yuhanna ve Pavlus yaşamlarında bu karmaşanın önemsiz bir parçasıydı. 66 yılında Yahudilerin Roma'ya karşı isyanı ve büyük bir felaketle sonuçlanan yenilgilerinin ardından *Yeruşalem'den dört bir yana dağılan Yahudiler arasında mezhebin ve özellikle Pavlus'un önemi artar.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 08-01-2007, 02:36
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Sargon’a ve Frodo’ya verdikleri güzel bilgiler için çok teşekkürler. İsa’ya göre İncil kitabını (Multimedya’da tanıtmıştım) okuduktan sonra ilk Hristiyanlar konusu bana çok ilginç gelmişti. Ben de bu konuya tesadüfen karşılaştığım bir makale (Uri Cohen, Prof – Modern Yahudi Edebiyatı) ile katkıda bulunmak isterim. Bu yazı Counterpunch dergisinde çıktı. Özgün metne aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz:

http://www.counterpunch.org/cohen12292006.html

Bu yazıda İncil’deki bazı söylemlerin gayet yanlış ve haksız olduğu kısaca anlatılarak (Kral Herod – bütün dini çeşitliliğe karşın kendisi de Arap ve Yahudi dininde olmasına rağmen oldukça seküler bir idare göstermiş) İsa öncesi Filistin’in geçmişi inceleniyor.

Filistin M.Ö 500’de Persler tarafından istila edilir. Bu sırada Filistin’de çok tanrılı dinler vardır ve halk çok kozmopolittir: Yunanlılar, Filistinliler, Araplara, Samaryanlar, Finikeliler vs gibi. Persler Kudüs’te bir Ruhbanlık otoritesi kurarak Filistin’i idare etmeye çalışırlar. Bu maksatla mevcut pagan tanrıları bertaraf edilerek Filistinliler tek tanrıda birleştirilmeye çalışılır. Önce dişi tanrılar kocalarından boşatılarak tanrısallıktan dişilik kaldırılır bütün dişi kültlerine şiddetli baskı uygulanır. Arkasından geride kalan erkek tanrılar tek tanrıda birleştirilir. Bu tanrı Yehova veya Elohim olarak adlandırılır. MÖ 500 ila 150 yılları arasında bu Ruhban aristokrasisi, yazmanlarına Filistin tarihini yeniden yazdırırlar. Öyle ki, sanki Yehova monoteistik varlık olarak her daim mevcut olmuştur. Geçmişte olmuş bütün tabii afetlere, savaşlara, kıtlıklara, etraftaki bütün kral ve kraliçelerin yaşamlarına Yehova sokulur. Bu bir cins George Orwell’in “1984” romanındaki gibi gerçeğin değiştirilmesidir. *(Günümüzde de böyle olmuyor mu? AKP küreselleşmeyi de kullanarak sanki Atatürk hiç yaşamamış gibi; Türkiye Cumhuriyeti, Türk kimliği yokmuş gibi, Osmanlı’daki etnisiteler bitmemiş gibi bizi kendimize yabancılaştırmıyor mu?)

Neyse, Büyük İskender de MÖ 340’da Filistin’i işgal ettiğinde, 3 y.yıl sonra Roma’lılar geldiğinde de işlerine yaradığı için hep Kudüs Ruhbanlığı devrede bırakılmış. Ancak Kudüs Ruhbanlığı 5 yüzyıllık egemenliğinde Yahudilere etnik ve dini bir kimlik vermekte başarısız olmuştur. Yehova kültü Filistin’de ve Roma İmparatorluğunda yayıldığında bile çatlamış olarak rakip çeşitli hiziplerin gelişimi ile Yahudi ve Hiristiyan inançları şeklinde sonuçlanmıştır.

Filistin halkı istilacılara karşı vergi ve kölelikten dolayı sıklıkla isyan ederdi. Bu sırada dini fanatikler (örneğin Vaftizci Yahya) de istilacılara yataklık ettiği için Kudüs Ruhbanlığını lanetleyip halk arasında itibar görürlerdi. Nasıra’lı İsa’nın da monoteistik propagandayı Kudüs Ruhbanlığına karşı çevirmeyi beceren böyle bir baş belası olduğu tahmin edilmektedir.

Kral Herod’un ölümündan sonra (MÖ 4) yaklaşık 30 yıla yakın süren isyanlar bile oldu. Sonunda Roma, isyanların sebebini Kudüs Ruhbanlığında bularak 73 yılında Herod’un genişlettiği büyük Kudüs Mabedini yakıp yıkarak Ruhbanlığı lağvetti ve Filistin’i de valileri ile yönetmeye başladı. Bu mabetten bugüne sadece bir duvar kalmış: Yahudilerin gidip başlarını sallayarak Tevrat okudukları Ağlama Duvarı.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 08-01-2007, 23:05
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Hırıstiyanlıga girmeden Roma'nın eski diniyle ilgili bir kaç kelime etmek gerektigini düşünüyorum.

* * * *Roma'nın en eski dini en ilkel aşaması dagınık ve bireysel unsurlar içeren sihir ve büyü aşamasıdır. Bu aşamada daha tanrılar ortaya çıkmamıştır ve degişik klanların inanışları söz konusudur. Bu dönemdeki inanışlar devlet dininin ortaya çıkışıyla, kabul edilen dinin dışına atılmışsa da halk arasında yaygınlıgını yitirmemiş her toplumda görüldügü üzere yeni biçimlerle birlikte varolarak yakın zamanımıza *kadar gelmiştir.

* * * *Bu aşama, hem sosyal hem de kişisel içerikli dinsel eylemler ya da törenler toplamıdır. Kuraklık döneminde yagmur yagması için büyülü dualar edilen Aquaeclicum, kadınların kısırlıgını gidermek için büyülerin yer aldıgı Lupercalia . Bunların dışında, bireyin iyiligine ( bonum carmen ) ya da kötülügüne ( malem carmen ) olmak üzere kişisel içerikli büyüler de söz konusudur.

* * * * Bunlardan bireyin zararına olan büyüler 12 Levha Kanunu ile yasaklanmış, bireyin yararına olan , saglık sorunlarına yönelik büyüler halk arasında kullanılmış ve aydınlar tarafından desteklenmiştir.

* * * * Cato nun anlattıgı kırık çıkık tadavisinde kullanılan bir büyü şöyledir :

* * * * *" Her hangi bir çıkık aşşagıdaki şekilde tedavi edilebilir : Dört ya da beş ayak uzunlugunda bir kamış alın ve ortasından ayırın, bunu kalçanıza tutmaları için iki adama verin. Kamışın iki yanı bir araya gelene kadar şu sözleri söylemeye başlayın : motas vacte daries dardares astatariesdissunapitur Üzerine bir bıçak sallayın ve kamışların bir yanı digerine degecek şekilde karşı karşıya geldiginde , elinizle tutun ve sagdan sola kesin . Eger kamış parçaları çıkık ve kırıga uyarsa, çıkık iyileşecektir. Yine de her gün aynı büyülü sözleri söyleyin ve bir çıkık durumu oldugunda şu şekşlde söyleyin : haut haut haut istasis tarsis ardannabou dannaustya "

* * * * * Plinius Roma halkı arasında kullanılan muska ve sihirlerden bahsederek bazı büyülerden bahseder :

* * * * * " sirkeyle ıslatılmış erkek saçı köpek ısırıklarına iyi gelir. Bu Bu saç şarap ve zeytinyagı ile ıslatılırsa baştaki yaraları tedavi eder. Yanmış saç habis bir uru tedavi eder. İlk kez dişi çıkan bir çocugun dişi, yere temas etmemesi koşuluyla, bir bilezigin içine yerleştirilirse ve bu bilezik hiç çıkarmadan bir kadının bileginde taşınırsa, mahrem yerlerdeki agrıları giderir. "

* * * * * *Forum da Romulus'un kutsal incir agacına imparatorluk günlerine kadar tapınılırdı. Onun gövdesinin kuruması bütün kente dehşet saçmaya yeterdi.
* * * * * *Roma'da Sabine Rahipleri demir degil yalnızca bronz ustura ve bıçaklarla traş olabilirlerdi. Roma'daki Arval Kardeşler kutsal korusuna ne zaman taş üzerine yazı yazmak için demirden bir oyma aleti getirilse, kefaret olarak bir koyun ya da domuz kurban edilirdi, alet korudan götürüldügünde de aynı tören tekrarlanırdı. Demire karşı bu boşinanların toplumun demiri bilmedigi, yeni bir şey olarak kuşkuyla baktıgı dönemlerden kalmış olsa gerektir.

* * * * * * Romanın ilk dini hakkında kısaca böyle bir bilgi vermek mümkün. Sargon'un izniyle halk dini ve devlet dinine kadar oluşum ile ilgili söyleyeceklerim olacak. Böylece bu güzel topik i daha da zenginleştirme imkanımız olacak.


* * * * * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 09-01-2007, 01:30
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Sevgili Dilaver, ekleyeceğin her bilgi zenginlik katıyor elbette. Zaten ben bu hızla gidersem İznik'e ancak bir yılda gelecem. Roma'nın hıristiyanlık üzerindeki dini etkilerine ben de eklemeyi düşünüyordum. Devam edersen sevinirim.

Ayrıca bu yazı benim için hıristiyanlık konusuna giriş niteliğinde. Ben de bir taraftan okuyorum, öğreniyorum, sonra derleyip aktarıyorum. Hıristiyanlık literatürü oldukça geniş. O yüzden hazmetmesi o kadar kolay değil. Yine de hıritiyanlığın tarihçesi, İncil'in kendisi ve hıristiyanlığın oluşum döneminde nerelerden etkilendiği başlangıç için doğru bir tercih sanırım. Bu tartışma ile sitenin hıritiyanlık konusundaki eksiğini de biraz kapatmaya başlarız sanırım.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 09-01-2007, 02:04
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Roma dininin ikinci aşaması Latium bölgesinde köylü topluluklarının inançları çevresinde gelişen ve önceki dönemlerdeki sihir ve büyülerin de işlevlerini sürdürdükleri belli inanç ve tapımları oluşturan dinsel toplulukların oluşturdukları aşamadır.

* * * *Bu aşamanın tayin edici özelligi bireysel mülkiyetin gelişmesi, evliligin tek eşlilige dogru yol alması ve tek eşli aile kavramının ortaya çıkmasıdır. Diger soy yakınlarından ayrı yaşayan ayrı bir hane ortaya çıkmıştır. Bu kavram toplumun dinini de şekillendirmiştir. Eski toplumun totemleri, eski klan tanrıları şimdi soyların birleşmesiyle tüm toplumun tanrıları haline gelmiştir. Özel mülkiyetin yaygınlaşmasıyla ruh ya da animizm yerini tanrıya; büyü yerini dua ve sunuya bırakmıştır.

* * * *Roma dininin temelini oluşturan Latium köylü dini , ailenin yaşadıgı eve ve eve huzurunu saglayan koruyucu tanrılara odaklanmıştır. Ev ailenin tapınagı, evin reisi olan baba dinin rahibi ve yöneticisidir. Vesta aile ocagının temsilcisi , Penates kilerin koruyusu, Lanus evin kapısının *bekçisi, Lares ailenin sürekliligini saglayan, Genius ailenin kutsal gücünü simgeleyen tanrılar olarak ev tanrılarının en önemlileridir. Ölen ataların ruhları olan Di Manes ev halkının huzurunun ve güvenliliginin sürekliligini saglayan ve bunun için özel tapımlarla ve günlük sunularla yatıştırılması gereken güçlerdir.

* * * * Roma'nın geleneksel dininin tanrıları Numen lerdir. Numen ler çiftçilik gelenegi ile beslenen toplumda tarım kültürü ve aile yaşantısı ile içiçe olan kutsal ruhlardır. Bu ruhlar eski gelenekten yola çıkmış ve şimdi tanrı olma aşamasındadırlar.

* * * * *Alomena yeni dogmuş bir bebekten sorumludur. Nona ve Decima gebeligin kritik aylarını gözetir. Iuno evli kadının yanında yer alan güçtür. Ianus kapının koruyucusu, Terminus ise tarlanın sınır taşıdır. Bu tanrıların her biri eski klanların ata ruhlarıdır.

* * * * *Romulus Roma'yı kurarken 100 Latin soyunu bir araya getirmiş, bunlara 100 Sabine soyunu katmış daha sonra bunlara 100 Etrüsk soyu da katılmıştır. Evvelce hepsi soyların koruyucu ruhları ve ataları olan bu isimler şimdi yeni toplumun tanrıları olmuşlardır.

* * * * * Romalılar bir doga olayıyla kendini belli eden bu Numen'lerin isteklerini, bu doga olaylarını gözlemleyip yorumlayarak anlamaya çalışırlardı.Bu durum Roma dininde kahinligin gelişmesine ve kehanet kurumlarının gelişmesine neden olmuştur. Kehanet tanrıların gönderdigine inanılan gök gürültüsü, şimşek, yıldırım gibi bir takım doga üstü olayları ve kutsal sayılan bazı hayvanların iç organlarına bakarak ya da kuşların uçuş yönleriyle yem yeme biçimlerini yorumlayarak yapılır ve Roma'nın siyasi, askeri ve sosyal olaylarının yönünü belirlemede etkin olurdu. Bu işle ugraşan kişiler Roma senatosunun içinden ve yüksek görevlilerden seçilir ve yaptıkları işe göre adlandırılırlardı.

* * * * * *Özellikle kartal ve akbabaların uçuşuna göre kehanette bulunanlara Augur ( kuşbilici ), hayvanların iç organlarına bakarak kehanette bulunanlara Haruspex denirdi.

* * * * * *Livius ; İ.Ö. 340 yılında yapılan bir savaş sırasında Roma ordusunun muharebeye kalkışmadan önce bir kurban adadıgını ve bu kurbanın karacigerini inceleyen haruspex in o dönemin konsülü Decius'a karacigerin olagan konumunda bulundugunu belirttigini ve bu kehaneti alan Roma ordusunun, tanrıların kendi yanında olduguna inanarak savaşa giriştigini, aktarır.

* * * * * * Romulus'tan Servius Tulluius'a kadar hanedan anaerkil bir biçimde kızlara koca olan damatlar şeklinde devam eder. Bu dönemde anasoydan atasoya dogru bir geçiş söz konusudur. Servius Tulluius ile birlikte Roma bir devlet halini alır ve artık ataerkil tanrılar önem kazanır. Bu dönemin en önemli tanrısı Mars'tır. Ancak sembolik olarak tanrıyı öldürme törenleri yapılır.

* * * * * * *Daha sonra savaş tanrısı olacak olan Mars başlangıçta bitki tanrısıydı. Roma çiftçileri ürünün verimli olması için Mars'a dua ederlerdi. Aryal kardeşler rahip grubu yalnızca Mars'a dua ederdi, bol bir hasat için Ekim ayında Mars'a bir at kurban ederlerdi.

* * * * * * *Dinin bu aşamasında tek tek ailelerde düzenlenen törenler, tüm toplumu içine alacak biçimde düzenlenen törenlere dönüşünce , bu dinsel törenleri düzenleyecek ve denetimi saglayacak kurumlara ihtiyaç duyulur, ve bu durum ruhban sınıfının doguşuna yol açar. Pontifex' lik ( rahip ) kurumu ile birlikte ve Yunan etkisi ile Roma dini üçüncü aşamasına girer.


* * * * * * * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 11-01-2007, 00:39
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Roma'nın Çöküşü ve Hıristiyanlığın Doğuşu

Çiçero şöyle der : "Ailemiz ve atalarımızla ilgili dinsel törenleri korumak, eski zamanlar tanrılara çok yakın olduguna göre, adeta tanrılardan devralınan dini korumakla eşittir."

* * Roma devlet dini İ.Ö. 7 yy dan başlayarak, İtalya dışından gelen kültürlerin, özellikle Etrüsklerin inançlarıyla ve İ.Ö. 3 yy dan itibaren Yunan dininin etkisiyle üçüncü aşamasına girmiştir.

* * Yunan etkisiyle, Homeros ve Hesiodos'un destanlarındaki Yunan tanrıları herbirinin kendine özgü söylenceleri Roma tanrılarına Latince adlarıyla geçti. Bu dogrultuda eskiden fırtına ve çiftçilikle ilgili olan bitki Tanrısı Mars, Yunanlıların Ares'iyle özdeşleşip savaş tanrısı oldu ve Romalılar için en önemli tanrı olma özelligini korudu. Roma şimdi emperyal sömürgeci bir devlet olma yolunda ilerliyordu ve burada da Tanrı Mars a çok iş düşüyordu.

* * Tanrılar'ın babası Juppiter, Zeus'la; kadınların ve evliligin koruyucusu Juno Hera ile; tanrıların habercisi Mercurius Hermes'le özdeşleşti. Sanatçıların ve zanaatkarların tanrıçası ve Roma bigeliginin ruhu Minerva, Pallas Athena'nın ; aşkın tanrıçası Venüs, Aphrodite'nin öyküleriyle anıldı. Neptunus, Poseidon ; Vulcanus, Hephaistos ; bugday ve bereket tanrıçası Ceres, Demeter ; kırların tanrısı Liber ise Dionysos ya da Bacchus oldu. Avcıların ve ormanın tanrıçası Diana, Artemis'e, kardeşi Phoebus ise Apollon'a eş tutuldu.

* * *Bu ilk dinin temeli eski klan ataları idi. Diyelim ki on klan bir kabileyi meydana getiriyordu; her klanın atası kabilenin panteonunda bir tanrı olarak yer alır ve güçlü ve hakim klanın atası ise kabilenin baş tanrısı olurdu. Dinin bu biçiminde tanrılar henüz net olarak dogadan kopmuş degillerdi. Tamamen insansı özellikler taşır, insanlar gibi yer, içer eglenirlerdi. Tek özellikleri ölümsüz olmaları idi. Kabile ya da daha sonra devlet tapımı haline geldiklerinde bu tanrılar için şölenler düzenlemek adet olmuştu. Bu törenlerde, tanrı heykelleri yiyecek ve içeceklerle bezenmiş sofraların yanındaki sedirlere yerleştirilerek halka sunulur ve insanlarla tanrılar yakın bir ilişki içinde bulunurdu.

* * * Livius bu törenlerin 9 gün sürdügünden ve tüm kent halkının efendi-köle, soylu-halk, kadın-erkek ayrımı yapılmadan tanrıları duyumsamak ve onlara yakın temasta bulunmak için törene katıldıgından söz eder.

* * * Roma'nın devlet tanrılarına gösterdigi bu özenin yanında siyasal yayılımı kolaylaştıracagına inanıldıgından, fethedilen ülke tanrılarına da hoşgörülü yaklaşımı vardı. Yöneticiler devlet diniyle büyük bir uyumsuzlık yaşamadıgı sürece egemenlikleri altına aldıkları ulusların dinine hoşgörüyle yaklaşmış, tapınaklarını yagmalamamış ya da tanrılarını mekanlarından kovmamışlardır. Aksine o tanrıları Roma Panteonunun içerisine dahil etmişlerdir.

* * * İ.Ö.205-205 yılları arasında Kartaca savaşlarının en bunalımlı dönemlerinde Hannibal ile büyük bir savaşım içindeyken, bu durumdan kurtulmak için başvurdukları Sibylla kehanet kitaplarının *yanıtları dogrultusunda Kybele kültünün İ.Ö. 205 te Roma'ya aktarılması saglanmıştı. Gemilerle çok zor bir yolculuktan sonra Kybele Anadolu'dan Roma'ya gelmişti. Bunun sonucu Roma'nın galibiyeti oldu.

* * * *Gene Sibylla kitapları aracılıgıyla İ.Ö. 294 yılında saglık tanrısı Aesculapius, bir yılan olarak Tiber'de bir adaya getirilmişti.

* * * *Roma devlet dininde Yunan dininin bir diger etkisi ise, tapınak anlayışında kendini göstermiştir. Roma dinindeki Numen gibi soyut bir anlayışın tapınaga gereksinim duymamasının sonucu, önceleri evin ocagını, kilerini veya eşigini ya da koru, magara, pınar gibi dogal alanları birer tapınma yeri olarak gören Romalılar Yunan'lıların etkisiyle gerçek anlamda tapınak kavramıyla karşılaştılar. Önceleri augurların falcılık yaptıkları yerler olan tapınaklar, insan olarak düşünülen tanrıların ikametgahları olarak görülmeye başlandı. Roma kentinde ilk tapınak Capitolium tepesinde Juppiter, Minerva ve Juno'ya adanarak kuruldu. Önceleri belli sembollerle betimlenen Numenler artık tanrı heykelleri ile özdeşleşti.

* * * * Yunan dininin Roma'nın dindel içerigine bir başka etkisi tanrıların efsanelerinin ve soylarının anlatıldıgı söylencelerin tanıtımı aşamasında yaşanmıştı. Cinsiyeti belli olmayan Roma tanrıları bu etkileşim sonucunda cinsiyet kazandılar ve Yunan tanrılarına benzer soy tarihleri ve aşk öyküleri oldu.

* * * * * Roma tanrılarının insan biçimli olmasıyla Roma dinsel hiyerarşisini de başka bir yazıya bırakalım.


* * * * * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:40 .