Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 17-07-2009, 02:54
toli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
toli toli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jun 2009
Mesajlar: 198
Standart

''Ümit mi? Ümit en son kötülüktür..! Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır!''

''Kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır..!
''

''Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?''

''Ah bu melankoli. İnsanın gerçekten boğulabileceği bir deniz var mıdır?''

''Aşk nedir? Yaradılış nedir? Hasret nedir? Yıldız nedir?" böyle soracaktır son insan ve kırpacaktır gözlerini. O zaman yeryüzü küçülmüş olacaktır, her şeyi küçülten son insan onun üzerinden sıçrayacaktır.Cinsi, toprak piresi gibidir, kökü kurutulamaz; son insan herkesten uzun ömürlü olandır. "Saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve gözlerini kırparlar.Onlar yaşanması güç semtleri terketmişlerdir: zira hararet lazımdır kişiye. Henüz komşu sevilmektedir, ona sürtünülür. Zira hararet lazımdır kişiye. Hasta olmak ve kuşku duymak günah kabul edilir: sakınarak yürürler. Budaladır, buna rağmen ayakları taşa sürçen ya da insanlara takılıp tökezleyen kişi. Ara sıra bir miktar zehir: bu hoş rüyalar gördürür. Ve nihayetinde alınan fazlaca zehir, huzur içinde bir ölüm temin eder bu da. Hala çalışmaktadır kişi, zira iş eğlencelidir. Fakat dikkat edilir, eğlencenin kişiyi tüketmemesine. Artık kişi ne zenginleşir ne de züğürt kalır. Her ikisine de katlanmak güçtür. Kim hükmetmek ister ki artık? Kim artık itaat etmek ister? İkisine de katlanmak güçtür. Çobansız bir sürü! Herkes aynı şeyi ister, herkes birdir: kendini farklı hisseden, gönüllüdür tımarhaneye. "Bir zamanlar dünyanın tamamı çılgındı." -deyip en kurnazları, göz kırparlar.İnsan zekidir ve olup biten her şeyi bilir: bu nedenle iğnelemelerinin sonu yoktur. İnsanlar hır gür halindedir hala, ancak çabuk barışırlar- aksi takdirde mideleri bozulur.İnsanın, gündüz için ayrı, gece için ayrı, küçük şekerlemeleri vardır: yine de değer verirler sağlığa. "Saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve göz kırparlar...''

Üstad Friedrich Wilhelm Nietzsche

Kendisini anlamak, çözmek zordur; zira eserlerini de.. Öyle 1 kere okumayla anlaşılmaz, her okumada da farklı gelir..

''Bir şahinin nasıl eğitildiğini bilir misin? Gözleri dikilir; geçici olarak körleştirilmiş bir halde "tanrı"sının gereksiz emirlerine sabırla boyun eğer, ta ki kendi iradesi bastırılana ve itaat etmeyi öğrenene kadar..''

Konu toli tarafından (17-07-2009 Saat 02:59 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 12-11-2012, 20:32
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.282
Standart Tanrı'nın Ölümü

Tanrı ölmüştür; çünkü insan kendi hareketlerini yönlendirebilecek düzeydedir | Nietzsche'de




"Tanrı öldü", Nietzsche'nin en popüler sözüdür. Bu düşünceyi Nietzsche, ilk kez Şen Bilim adlı eserinde dile getirmiştir. O dönemin koşullarına göre yorumlanması gereken "Tanrı'nın Ölümü" düşüncesini, kendi tabiriyle bir kaçığın ağzından duyurur. Gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp "Tanrı öldü! Tanrı öldü!" diye bağıran bir delinin ağzından, Tanrı'nın ölümünü ilan eder.

Nietzsche "Hiçbir adalete sığmayan, sayısız çatışma ve acılar iyi bir Tanrı'ya nasıl mal edilebilir?" düşüncesinden yola çıkarak, Tanrı'nın ölümünün insanın anlaşılmaz olan doğasını yenmesi için ve üst insan'a ulaşılabilmesi için bir mecburiyet olduğunu savunmuştur.

Tanrı'nın, insanı yeryüzüne acı çekmesi için yolladığına inanır. Nietzsche bunu Empedokles adlı eserinde de vurgulamıştır. Nietzsche'ye göre "Sanatçı Tanrı" kendisini Yunanlıya bir model olarak sunar. Onun kendisine bir şekil vermesini, mermerin ya da taşın içinde gizli kalan heykeli çıkarıp, sonra da gerçekleştirilen bu sanat yapıtının tadına varmasını önerir. "Hıristiyan Tanrı" ise emredicidir. İnsanın dünya nimetlerinden faydalanması yerine, çile çekmesini ister. "Tanrı'yı yadsıyoruz, Tanrı'nın sorumluluğunu yadsıyoruz ve böylece, yalnızca dünyayı biliyoruz." Nietzsche olaylar sonrası insanların Tanrı'yı suçlamayarak suçu dünyaya bulmalarının yanlış olduğunu düşünmüştür. Nietzsche'ye göre geliştirmiş olduğumuz tüm değerler, dünyanın gerçek doğasını görmemizi engellemek amacıyla geliştirilmiş araçlardan başka hiçbir şey değildirler.

Bununla beraber, bu araçlar bizim için dayanılması zor bir dünyayı dayanılabilir kılabilmeye hizmet ederler. Bu hizmet yıllardır dinlerin var oluşu ile de desteklenmektedir. Dinler bize öbür dünya gibi güzel vaatler sunarak, bize bu dünyada yapmamız gerekenleri buyururlar. Bu buyruklar, insanların özgür ve başkaldıran doğasını yok etmeye onları birer sürü parçası haline getirmeye yöneliktir.

Nietzsche Tanrı anlayışına ve hayatı katlanılabilir kılan araçlara karşı çıkar. Öte yandan, bunlar var olmadan yaşamanın ne kadar zor olduğunu ve ne kadar yüksek düzeyde hayat ve birey bilinci gerektirdiğini söyler. İşte onun istediği de budur. Bilime ve dine hizmet edenler bu noktada birbirinden farklı değillerdir. İkisi de bu araçların ve vaatlerin tekrar tekrar insan hayatına girmesine ve insanların bunlara körü körüne bağlanmasına neden olurlar.

İnsanlar bu araçlardan kurtulup zorla bir gereklilik kazandırılmış dünyadan sıyrılmalıdırlar. Tanrı ölmüştür; çünkü insan kendi hareketlerini yönlendirebilecek düzeydedir. Fakat tahmin edildiği gibi Nietzsche bu durumdan tam bir çıkış önermez. Bu çıkışı insanların başarabileceğini söyler.

Tanrı'nın ölümünü büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştüremezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız.


http://www.felsefe.gen.tr/friedrich_...tanri_oldu.asp

Konu Neva tarafından (13-11-2012 Saat 19:06 ) değiştirilmiştir. Sebep: uzun kopyala yapistir kisaltildi link eklendi.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 12-11-2012, 21:27
Shawstein - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Shawstein Shawstein isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2012
Mesajlar: 182
Standart

Friedrich Nietzsche, The AntiChrist (Chapter 59)

The whole labour of the ancient world gone for naught : I have no word to describe the feelings that such an enormity arouses in me. And, considering the fact that its labour was merely preparatory, that with adamantine self consciousness it laid only the foundations for a work to go on for thousands of years, the whole meaning of antiquity disappears! To what end the Greeks? to what end the Romans? All the prerequisites to a learned culture, all the methods of science, were already there; man had already perfected the great and incomparable art of reading profitably that first necessity to the tradition of culture, the unity of the sciences; the natural sciences, in alliance with mathematics and mechanics, were on the right road, the sense of fact , the last and more valuable of all the senses, had its schools, and its traditions were already centuries old! Is all this properly understood? Every essential to the beginning of the work was ready: and the most essential, it cannot be said too often, are methods, and also the most difficult to develop, and the longest opposed by habit and laziness. What we have today reconquered, with unspeakable self discipline, for ourselves for certain bad instincts, certain Christian instincts, still lurk in our bodies that is to say, the keen eye for reality, the cautious hand, patience and seriousness in the smallest things, the whole integrity of knowledge all these things were already there, and had been there for two thousand years! More , there was also a refined and excellent tact and taste! Not as mere brain drilling! Not as "German" culture, with its loutish manners! But as body, as bearing, as instinct in short, as reality. All gone for naught! Overnight it became merely a memory! The Greeks! The Romans! Instinctive nobility, taste, methodical inquiry, genius for organization and administration, faith in and the will to secure the future of man, a great yes to everything entering into the imperium Romanum and palpable to all the senses, a grand style that was beyond mere art, but had become reality, truth, life . All overwhelmed in a night, but not by a convulsion of nature! Not trampled to death by Teutons and others of heavy hoof! But brought to shame by crafty, sneaking, invisible, anaemic vampires! Not conquered, only sucked dry! Hidden vengefulness, petty envy, became master ! Everything wretched, intrinsically ailing, and invaded by bad feelings, the whole ghetto world of the soul, was at once on top ! One needs but read any of the Christian agitators, for example, St. Augustine, in order to realize, in order to smell, what filthy fellows came to the top. It would be an error, however, to assume that there was any lack of understanding in the leaders of the Christian movement: ah, but they were clever, clever to the point of holiness, these fathers of the church! What they lacked was something quite different. Nature neglected perhaps forgot to give them even the most modest endowment of respectable, of upright, of cleanly instincts. Between ourselves, they are not even men. If Islam despises Christianity, it has a thousandfold right to do so: Islam at least assumes that it is dealing with men.

Çünkü müslümanlık insana değer verir
"Islam en azından erkekler arasında bir anlaşma" cümlesinden bu anlamı çıkartmak büyük bir çaba gerektirir bana göre.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:14 .