Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 19-10-2014, 13:08
bilgetonyukuk bilgetonyukuk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jun 2013
Mesajlar: 47
Standart

zfr87´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen toplum için değil kendin için yaşıyorsun öncelikle.
Toplumdan soyutlanmış olman kendini yok etme nedenin olamaz.
Evet haklısınız ama 'kendim' dediğimiz şey de sonuçta toplumun içinde yaşıyor.
Ve bur da söyleyemeyeceğim bazı şeyler de var ailemle alakalı ve kendimle alakalı. İnanın buraya bir anda girip yazdım. Derdimi kimseye anlatamam.
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 19-10-2014, 13:08
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Hayatın anlamsızlığıyla erkenden yüzleşmek sıkıntılı bir konu olsada, bu durum bazılarının başına er veya geç gelecektir, yani kaçışı yoktur.
Bu noktada pes etmek çözümlerden ilki gibi dursada "çaresizlik" kendi içinde ilginç bir şekilde kendi çarelerini de üretecektir.
Hatta sırf bu konuya özel bir şiir bile kaleme almışlığım vardır.
Gönül Mahkemesi / Kendini Yargılama

Velhasıl önceleri anlamsız olan o şeyler sonraları anlamlaşacaktır.
Dahada önemlisi bir kişi "anlamsızlıkta" yaşayabiliyorsa o her yerde her zeminde yaşayabilir demektir bu.
Bu da müthiş bir güçtür.
Hasılı anlamsızlık konusunda yalnız olmadığını bilmelisin.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 19-10-2014, 13:52
bilgetonyukuk bilgetonyukuk isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jun 2013
Mesajlar: 47
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayatın anlamsızlığıyla erkenden yüzleşmek sıkıntılı bir konu olsada, bu durum bazılarının başına er veya geç gelecektir, yani kaçışı yoktur.
Bu noktada pes etmek çözümlerden ilki gibi dursada "çaresizlik" kendi içinde ilginç bir şekilde kendi çarelerini de üretecektir.
Hatta sırf bu konuya özel bir şiir bile kaleme almışlığım vardır.
Gönül Mahkemesi / Kendini Yargılama

Velhasıl önceleri anlamsız olan o şeyler sonraları anlamlaşacaktır.
Dahada önemlisi bir kişi "anlamsızlıkta" yaşayabiliyorsa o her yerde her zeminde yaşayabilir demektir bu.
Bu da müthiş bir güçtür.
Hasılı anlamsızlık konusunda yalnız olmadığını bilmelisin.
İşte bak anladınız hepiniz benim gibi düşünmek zorundasınız öleceğiz ve yok olacağız bunun için dünya ki anlamsızlıklara ve saçmalıklara katlanmak zorunda değilsiniz. Biliyormusunuz:BİR İNSAN SORGULAMAYA BAŞLADIĞINDA VARACAĞI EN SON NOKTA YOK OLACAĞINI BİLMEK VE YOK OLMAYI UYGULAMAKTIR
İşte ben yok olmayı uygulama aşamasına gireceğim.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 19-10-2014, 14:06
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

bilgetonyukuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşte bak anladınız hepiniz benim gibi düşünmek zorundasınız öleceğiz ve yok olacağız bunun için dünya ki anlamsızlıklara ve saçmalıklara katlanmak zorunda değilsiniz. Biliyormusunuz:BİR İNSAN SORGULAMAYA BAŞLADIĞINDA VARACAĞI EN SON NOKTA YOK OLACAĞINI BİLMEK VE YOK OLMAYI UYGULAMAKTIR
İşte ben yok olmayı uygulama aşamasına gireceğim.
İnsanın aradığı şey başka, bulduğu şey başkadır.

Dolayısıyla "anlamsızlık" diye bir şey bulacağın hiç aklına gelir miydi? ama bulunuyor işte.

Bu noktadan sonra ne dersek diyelim ters tepeceğini bildiğim için, ben kendi adıma susma yolunu tercih edeceğim.

Sevgiler.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 19-10-2014, 19:11
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Yasini bilmiyorum ama benimki 67; bu yasima kadar defalarca umitsizlige, kapilmis olmamala birlikte, yasama son vermenin sacmaligini da idrak ettim her seferinde. Olunce "Oh be, rahatladim" diyemiyecek ve huzuru yasayamiyacaksin ki? Halbuki yasadigin muddetce, hem kendin, hem de etrafin icin bir umut her zaman var. Insanliga nasil faydali olabilecegine odaklan bana kalirsa, bu bile sana gereken gucu vermeye yetecektir.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 19-10-2014, 23:34
bilig bilig isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Jan 2014
Mesajlar: 86
Standart

Seni çok iyi anlıyorum Bilge Tonyukuk. Ben de bu süreçten geçtim. 20'li yaşlardayım demişsin, ben de 30'lu yaşlardayım. Aynen ben de 20'lerin başında şu an senin içinde bulunduğun durumdaydım. Oldukça yoksul bir ailede doğduğum için iyi bir eğitim alamadım, ortaokuldan sonra okuyamadım, 14 yaşından itibaren sağda solda ayakçılık yapmakla hayata başladım. Oto tamirciliğinden hamallığa dek aklına ne gelirse yaptım. Bir ara öyle bir moda girmiştim ki robot gibi sadece işe gidip geliyordum. Çevremde ne yaşıtım biri vardı, ne arkadaşım vardı, ne karşı cinsten biri, ne de sosyal bir aktivite. 14-20 yaşlarım arası ot gibi geçti, iş-ev, bu kadar. Hafta sonları buluşup görüşeceğim bir tek arkadaşım bile yoktu, çünkü çalıştığım yerde hep en alttaki, ayakçılık yapan, kimsenin sallamadığı ve çalışılan ortamdaki en genç kişi oldum hep. 20 yaşına girince askerlik yoklaması geldi. Uzun zamandır bu hayatın hiçbir anlamı olmadığını, burada ne işim olduğunu düşünüyordum zaten ve hayatımda ilk kez intiharı ciddi ciddi düşünmeye başlamıştım. Nasıl intihar edebilirim diye düşünmeye başlamıştım. Garantili olmalıydı. İlaç içmek ya da bir yerden atlamak kesin olarak ölümle sonuçlanmayabilirdi. Kesin ölümle sonuçlanacak bir yöntem geldi aklıma, ağzımın içine namluyu sokup üst damağıma dayamak ve tetiğe basmak. Namluyu çene altına koymak da garantili değildir çünkü, atış anında silah kayabiliyor ve beynin yarısı zarar görebiliyor ve felçli kalınabiliyor ya da kurşun dişlere takılıp kalabiliyor vb. Bunları daha önce duyduğum vakalardan biliyordum. Mesela eski milli eğitim bakanı vardı Hikmet Uluğbay adında, o çene altından sıkmıştı ve kurşun dişlerine takılıp kalmıştı ve adam ölmemişti. O zamanlar internet falan da yaygın değil. Bir gün bir internet kafeye gidip iyice araştırdım, intihar, intihar yöntemleri vb. Silah fiyatlarına falan baktım ki çok pahalı, ikinci el bir silah alabilmek için bile bayağı para biriktirmem gerekiyordu Anladım ki silah alabilmek için bayağı zaman lazım. Sonra birden bire aklıma askerlik fikri geldi. Kendi kendime kararımı vermiştim, askere gidecektim ve askerde hazır silah da var, ağzıma namluyu dayayıp sıkacaktım. Hem böylelikle mahalledeki dedikoducu teyzelerin falan türlü senaryolarına da engel olacaktım, askerde bunalıma girdi kafasına sıktı olacaktı adım.

Bu kararı aldıktan kısa bir süre sonra askere gittim. Acemiliğimi yaptıktan sonra, ustalık için bir hudut karakoluna düşmüştüm. Kendim böyle yaptım diye demiyorum ama gerçek askerlik hudut karakolunda yapılır inanın ki, öyle Bursa'da, Antalya'da alayda askerliği ninem de yapar Öyle şartlarla karşılaştım ki buraya yazsam gigabaytlar yetmez terör bölgesi olduğu için çarşı izni yok, karakol olduğu için hafta sonu yok, gece 5'ten sonra izin yok, non-stop faaliyettesin, günde 8 saat nöbet, nöbet dışında da acil müdahale mangasısın, sınırdan geçiş oldu mu müdahaleye gidiyorsun falan. Televizyon yok, sıcak su yok, hatta su yok, ayda bir buz gibi suyla 2 dakika duş alabilirsen ne mutlu sana. Hele gece 2 sabah 6 blok nöbetleri var ki, bir de yağmur ve soğuk esen yel de varsa, o dört saatte Nirvana'ya varıyorsun, ben çok vardım. Budistlere tavsiyem, yanlış yöntem uyguluyorlar, bir sınır karakolunda sadece bir gün gece 2 sabah 6 blok nöbet tutsunlar o anda Nirvana'ya varırlar

İşte bu ve bunlar gibi nice şartlar altında bu hengameye öyle bir daldım ki intihar edeceğimi unuttum. Bir gün gece nöbetteyken her zamanki gibi yine insan düşüncelere dalıyor, ulan şu karakolu bassalar da bari şehit olsam falan diyorsun (o zamanlar Müslümanım), bu gibi düşünceler içindeyken bir anda aklıma geldi, ulan dedim, ben intihar edecektim ya. Elimde dolu G-3 var, ortam müsait, mevzide tek başımayım, saat sabahın 4'ü. Bana en yakın arkadaşım yan mevzide, aramızda 4 metre falan var, yani kafama sıksam bana müdahale etmeye kalksa, o gelene kadar tetiği çekerim. İçimdeki duyguları yokladım, o anda içimde hiç ölme isteği olmadığını fark ettim. O an içimdeki tek his yeniden eve dönebilmekti. Meğerse hayatım o kadar da boktan değilmiş lan dedim kendi kendime. En azından evde yemek olduğu kesin ve tartışmasız olan şeyler yiyordum. İstediğim zaman sıcak su ile duş alabiliyordum, en geç 4-5 günde bir değiştirilen ve deterjan kokan çarşaflarda, yastık kılıflarında yatıyordum. Odamda tek başıma uyuyordum vb. Sırf bunların bile ne kadar önemliymiş meğer dedim kendi kendime. Bir de özgürlük, istediğin zaman istediğini yapabilmek, sokağa çıkıp amaçsızca dolaşmak bile eğer kendi hür iradenle yapıyorsan muhteşem bir şeymiş meğer dedim kendi kendime. Zaten son aylarımda oldu bu intihar edeceğimi hatırlama. Bir iki ay sonra askerlik bitti eve geri döndüm. Sivil hayata alışabilmem 3 ay kadar sürdü. Yeşil kamuflaj giymemiş ve kel olmayan insan gördüm mü yadırgıyordum, bir de tabii kadınlar vardı, kendileriyle bir şey yapmayı falan bırak, böyle bir tür varmış, unutmuştum. Kadınları sadece görmek bile ne muhteşem bir şeymiş lan dedim kendi kendime, ötesinden vazgeçtim zaten Sonra yavaş yavaş sivil hayata yeniden alıştım. Vasıfsız, bir baltaya sap olamamış biri olduğum yine kendini belli etti. Baktım ki bu iş böyle gitmeyecek.

Kendi kendime dışarıdan liseyi bitireyim bari dedim, kayıt oldum 3 yıl kadar bir sürede liseyi bitirdim. Hadi lan bir de üniversiteyi bitireyim belki işe yarar dedim, dışarıdan üniversiteyi de ite kaka 6 yılda bitirdim. Bir yandan yine sağda solda çalıştım bir yandan okudum. Okul bitti ama bir boka yaramadı, çünkü yaşım 30'u bulmuştu. Şu anda 32 yaşında hala vasıfsız sapın biriyim. Son bir iki ay öncesine dek bir fabrikada işçiydim. Şu anda işsizim, evim yok, arabam yok, kız arkadaşım yok, ailemle yaşıyorum, hatta arkadaşım bile yok, sadece 2-3 çocukluk arkadaşım var, birlikte büyüdüğümüz. Geleceğe dair hiçbir beklentim ve umudum yok. Ama intiharı düşünmüyorum. Muhtemelen hayatım her geçen gün daha da kötüye gidecek, bir cacık olacağım yok. Tabii 26 yaşlarında dinsizliği de seçtim bu arada, dinliyken öbür tarafta her şey güzel olacak avuntum vardı, son 6 yıldır o da yok. Müslümanken daha kolaydı, çünkü beni ve hislerimi bilen ve bunları umursadığını düşündüğüm bir Tanrım vardı, ne denli sabırlı ve dürüst biri olduğumu, tüm olumsuz koşullara rağmen doğruluktan çıkmamaya gayret ettiğimi görüyordu, mutlaka bana yardım edecekti. Bu dünyada etmese öbür tarafta huri, köşk falan verecekti Nah verdi, bu dünyada bir huri vermeyen adam öbür tarafta 70.000 tane verir mi? Şaka bir yana, 23 yaşlarında dinimi daha iyi öğrenme maksadıyla İslam'a daha da yöneldim. Çünkü Müslümandım ama daha Kur'an'ı bile okumamıştım, İslam tarihini bilmiyordum vb. Bu konuları araştırmaya, öğrenmeye başladım. Yani gayet iyi niyetle ve daha iyi bir Müslüman olma amacıyla girmiştim bu yola ama ucu hiç ummadığım bir yere çıktı 23-26 arası kendimce araştırmalarım, tefekkürlerim, sorular, sorgulamalar derken tüm dinlerin insan uydurması palavralar olduğuna karar verdim.

Son yıllarda yine ara ara intihar düşüncesi "n'aber lan düdük, beni hatırladın mı?" diyor. Ben de kendisine "has...ta siempre" diyorum. Bugüne dek zaten pek yaşadığım söylenemez, bundan sonra da hayatım daha da sarpa saracak, olabilecek en kötü şey olsa ne yazar, neyse ki sağlığım yerinde, gözlerim görüyor, ellerim tutuyor, kimseye muhtaç değilim. Dünyada benden çok daha zor durumda olan insanlar var ve yaşıyorlar, onlar yaşarken ben şımarıklık edip vazgeçemem. Eninde sonunda zaten öleceğiz, aceleye gerek yok. Sana son sözüm bu düşünceden kurtulabilirsin ki kurtulacağına da eminim. Zaten ölümü bile göze aldıysan kendini sal, hiçbir şeyi fazla ciddiye alma, sandığın gibi olmuyor, sen her şey daha da zifiri karanlık olacak sanıyorsun şimdi, öyle gibine geliyor biliyorum ama inan ki öyle olmuyor. Yavaş yavaş ortalık aydınlanacak. Ayrıca kimsenin hayatı mükemmel değil, herkesin ufak tefek sorunları var, hayat reklam filmlerindeki gibi değil.

Bir de son diyeceğim, kendine fazla odaklanma. Karakterinin uyuşabileceği kişilerle arkadaşlık kurmaya çalış. Yazdıklarına bakılırsa üniversite öğrencisisin, eğitimlisin de, benim gibi cahil ve işe yaramaz biri de değilsin. Ne bileyim maddi durumu kötü olan ailelerin çocuklara ders ver mesela, matematik, ingilizce vb. ne konularda iyiysen. Öyle intiharı falan düşünme, biliyorum bu düşünce insanı sardı mı gitmiyor ve kendiliğinden zihni meşgul ediyor ama diren, yüz verme ona. Elinden hiçbir şey gelmiyorsa gülen bir çocuğu izle. Mesela şu videodaki küçük kızın ve erkek kardeşinin, yeni bir kardeşleri olacağını öğrendiklerindeki hallerine bak, sırf şu sevimli kızın bu masum ve içten gülüşünü görmek için bile yaşanır

[/YOUTUBE]
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 20-10-2014, 00:11
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.680

Onur Üyeliği 

Standart

Teşekkürler Bilig, bu güzel anılar ve yazılar ve düşüncelerin için.
bilgetonyukuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sizlerde de böyle mi bilmiyorum ama her gün hayatım biraz daha anlamsızlaşıyor. Kendi yaşamamı sorguluyorum ve o kadar boşum ki anlatamam . Daha önce hiç bu kadar varlığımı ayaklar altına almadım. Şimdi 20 küsürlü yaşlardayım sıradan bir genç gibi değilim sanki 80 yaşında terminal döneme girmiş bir ihtiyarım. Bildiğim, yaşadığım, vicdanım, dünya görüşüm her şey anlamsız geliyor. Kendimden nefret ediyorum, kendimi hatırlamak, kendi sesimi duymaya bile tahammül edemiyorum yani kısacası şu saatten sonra yaşamam için bir neden yok. Aslında son 4-5 yıldır böyleyim ama şu son 2 aydır gerçekten tahammülüm kalmadı bir de bir şey fark ettim kendimi yok edeceğim için kafaya hiçbir şey takmıyorum ve ders bile çalışmıyorum, ailemden biri bile ölse üzülmeyeceğim o kadar soyutladım ki kendimi hayattan tek sırdaşım burası herhalde, can dostum yok Belki şuan için kendimi öldüremem ama ölümüme de yaklaşıyor gibiyim. Çünkü bıktım hep aynı kısır döngüyü yaşıyorum, bir ara dünya telaşına kapılsam da sonra yeniden o kısır döngüye giriyorum. Ben sıradan aptal insanlar gibi borç ya da aşk için kendimi öldürmeyeceğim, kendimi ödüllendireceğim ve bu boktan dünyadan kendimi kurtaracağım.
NOT: Amacım duygusallık, ilgi çekmek veya kendimi acındırmak değil sadece benim gibi gereksiz insanların yok olması gerekiyor bunun dışında dediğim gibi çok dolduğum için buraya yazma ihtiyacı hissettim. Sizlere de tavsiyem sadece dinlerden ve tanrılarından arınacak kadar sorgulayın. Ben ciddiyim zaten yakın zaman da bitireceğim bu işi sadece ne şekilde ve ne zaman yapacağımı ayarlayamadım.
Bu yazdıklarınızı bir psikolog ile paylaştınız mı?

Bırakın kendinize doğru bakmayı dışarı bakın. Hayatınızda eksikler neler bir, bir tespit edin. Sizi kalabalıktan, insanların hatta kendi gözünüze bakmaktan alıjkoyan nedenler nelerdir?

Ben şunu kabul etmeyenlerdenim, insan tek başına ya da salt düşünceleriyle çözümlenir anlayışını. Nedenler çok daha önemlidir ve insan yaşadığı hayat, ortam, çevre ile birbütündür ve kendisinden çok dışarı bakabilmelidir. yani pencereler içe değil dışa açılmalı!
Örneğin hayat şartları, hayat standardı, midesine giren çıkan, gecesi, gündüzü, sırt üstü rahatlığı var mı, yokmu, hiç hesaba gelmeyen ama içeride sürekli telaş hali yaşatan sosyo-ekonomik, politik nedenler, sorunlar mı var, varsa nelerdir... Bu liste uzar gider.

Bal yiyen parmağını yalar, yemeyen beynini kemirir misalidir hayat, önemli olan parmağını uzatabilmektir, beynini kemirmek değil. Bir biçimde bunu başarmak, başaramıyorsakta, şartlar elvermedi diyebilmek önemli.

Sırt üstü uzanıp bir film izleyecek kadar bile bir özgürlüğün yok mu?

Kaldı ki o yaşlarda bu tür bunalımlara girmen normal, ancak bunu kendine, kendi içine dönük tabulaştırma, saplantı yapmaya yönelme eğilimlerinden uzak durmalısın, çünkü yapın gereği bu kendine dair bir yabancılaşmadır, senin hali-vaktin hayata tutunmak çerçevesinde.

Birincisi kafandan intihar etmeliyim gibi ifadeleri silmelisin?

İkincisi sorunlarını ortaya koyup, üzerinde düşünmelisin, çözümlerini de!

Tamamen objektif olacaksın, arkadaş benim sorunum ne diyeceksin?
Aşık mıyım? (aşk kendin için istemektir-bencildir, önemli olan sevgidir, paylaşabilmektir, aksi platonik aşklar vardır ki, zaten opaylaşımı yoktur, atacaksın gidecek, hiçte zor değil)
Muhtaç mıyım? (kime)
hapis miyim (neden)
Ne istiyorum (neden istiyorum, neden olmuyor, koşullarım neler)
Hayata ne anlamlar yükledim, ne bekliyorum(bekleme yaşa)
vs.vs.
Çözümüm ne? İntihar mı? Bu çözüm değil, çözümsüzlüğün ilanı ve bu noktaya gelmişlik sorunları ortaya koyamamak, objektif olamamak dolayısıyla çözüm üretememek gibi faktörleri barındırır... neyse

Hayatının anlamsızlaşması???? ya sen kendine fazla anlamlar yükledin ya da yüzleşmek istemediğin sorunlarını hep hasır altı ettin... hayat mı, inişide, çıkışıda hayata dair, çıkarken zıplamamamak inerken yerlere kapanmamak, kısaca her halükarda ayak üstü durmak yeterli diye düşünüyorum. Hayatın anlamı vs sorgulama, neler barındırıyor, barındırmıyor bunları sorgula...

Çoğumuz bir yaştan sonra kendi sorumluluğumuzun yükü altında eziliriz, bu uzun sürmez ancak etkiler. Bunun en önemli nedeni toplumsal bilincimiz, yanlış ebeveyn bilgisi, yanlış yetiştirme, toplumsal enjeksiyonlar vs. vs. dir. Eğer bir çocuğa resim ödevi verilir bunu annesi yaparsa, bir çocuk su istediğinde kalkıp alabilirsin yerine, çocuk nasıl lacak denirse, eğer, eğer, eğer eni sonu bu ebeveynlerin çocuklarında bir iradesi, benliği olduğunu ret etmeye varır ki bunun sonu erken yaşlarda koltuk değneği olan aileler, büyük yaşlarda düşman kesilen aileler olarak yansımaya başlar. Neden düşman kesilinir, çünkü yıllarca iradesi yokmuş gibi davranılan çocuk büyümüştür artık kol çıakrtıyordur! benimde iradem var demeye başlıyordur, kısaca tepkidir.

Bırakın çocuğu süt bebesi bile eğer süt verdiğinizde istemiyor ise asla zorlamayacaksınız, çünkü bu tepkiye dönüşür. Peki aileler ne yapıyor ellerine oyuncak alıp bebeği kandırıp tıkıyorlarda, tıkıyorlar, olmadı zorla, olmadı uyurken!!! Eni sonu bu bile ileride psikolojik sorunlar demektir. Bu bakış açısı 20 l yaşlara kadar gidiyor, ne zaman çocuk aile ortamından uzaklaşıyor, okuldu, askerlikti, hayattı bir anda sudan çıkmış kediye dönüyor....

neyse, boşver kendine dönmeyi, dışarı bak, burnunun ucuna! hayat orada ve saçmalamayı bırak.
Madem bizle paylaştın, kusura bakma buda benim dair görüşlerim ve tutumum..

Boş vakitler yarat, sırt üstü uzan, film seç izle, imkanın varsa kırlara çık, hiç bir şeye aldırma, sadece nefes al ve ver, hayatı anlamlandırmaya çalışma, solumaya çalış...

neyse seni buna iten sebepler üzerine gitmelisin ve en önemlisi bir psikologa gitmelisin ve açıkca ve özellikle intihar eğilimindeyim demelisin ki, süreç olması gerektiği gibi işlesin! Bu eğilim vazgeçtim desende saplantıya dönüşmemeli ve geç kalmamalısın.

Ya da siktiret gitsin ne intiharı!

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 20-10-2014, 00:32
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

bilgetonyukuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İşte bak anladınız hepiniz benim gibi düşünmek zorundasınız öleceğiz ve yok olacağız bunun için dünya ki anlamsızlıklara ve saçmalıklara katlanmak zorunda değilsiniz. Biliyormusunuz:BİR İNSAN SORGULAMAYA BAŞLADIĞINDA VARACAĞI EN SON NOKTA YOK OLACAĞINI BİLMEK VE YOK OLMAYI UYGULAMAKTIR
İşte ben yok olmayı uygulama aşamasına gireceğim.
Aslinda ben da sana belki bir yas ve tecrube olarak agabeyin olma Adina, bu cumleni secerek "bir seyler yazayim", dedim.

Bir kisi bir seyi sorgulamaya, ancak o sey onu rahatsiz ederse, zarar gorurse ya da sorun algisi verirse baslar.

Dolayisi ile sorgulama, senin nereye varacaginin degil; nerede oldugundan kurtulmanin ilk adimidir.

Cunku kurtulduktan sonra nelerin gelecegini bilemezsin.

Ya kurtulduguna memnun olursun, ya da pisman olursun. Ya da beynin bu sorgulamaya alisana kadar, seni caydirma yolunu secer.

Yok olmaktan kastin ne?

Bence sen once var oldugunun anlamini bir sorgula.

Yani neden varsin, bu varligin senin icin ne anlam ifade ediyor.

Kisaca dogumunu ya da olmeni degil; yasamini sorgula.

Bence sen tam tersini yap, yani once var olmayi uygulama asamasina gec.

Var oldugunu basta kendine sonra etrafina gostermeye calis.

Cunku burada ilk harcayacagin caba "ben varligimi nasil gosterecegim/hissettirecegim?" sorusudur.

Eger sen oncve kendi varligin degerini algilarsan, zaten bu degerini ortaya oyle veya boyle koymanda, senin sosyal varliginin algilanmasini getirir.

Bir seyi bitirmek, yikmak, bozmak, kirmak v.s. en kolay seydir, sadece bir olumsuz karara bakar.

Yalniz bunun tam tersi olan, baslatmak, korumak, tamir etmek, kirilani yeniden birlestirmek v.s. de en zorudur. Caba ister, gayret ister, azim ister, kararlilik ister. Kisaca seni ve varligini sana hatirlatacak ve hissettirecek her sewyi ister.

O acidan yasama, olumluluklar temelinde tutunmak ve bunlara guvenle kendini gelistirmek en onemlisi.

Yasin henuz hayati yasamaya veya algilamaya baslamanis bile.

Daha bir seye baslamadan pes etmek, senin sen olarak kendini bile tanima firsatini sana vermiyecektir.

Bu dunyada her canli ustelik her insanoglunun biri kendi ozelinde essizdir. Iste en azindan senden yeserecek bu essizligi ortaya cikarmak, senin insan olma gorevindir.

Ayrica sen bir sosyal butunun de parcasisin. Senin parca olarak bu sosyal butunlugu bozma hakkin da aslinda yoktur. Bunun yerine bu sosyal butunlukteki parcanin hakkini vermen,yine senin gorevindir.

O yuzden bunca gorev dururken ve sen henuz bunlari bile bilmezken, alicagin olumsuz bir karar, en azindan kendi kendine yasptigin haksizliktir.

Ilk baslarda onemli olan yasamin degerini bilmek ve ondan ne olursa olsun haz almaktir.

Hani bir soz vardir "her gun yeni bir yarina dogar" diye.

Son bir onerim en azindan oyalanma Adina, kendine ilerisi icin hedefler koy.

Once bu hedefler kisa sureli olsun ve bu hedeflerine ulasmak icin kendini ver.

Her ulastigin hedef, sana yeni bir guc ve cesaret verecektir.

Ilk hedefin de "ne olursa olsun, yasamak ve yassayanlara yardimci olmak" olsun.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 20-10-2014, 00:38
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

bilgetonyukuk´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sizlerde de böyle mi bilmiyorum ama her gün hayatım biraz daha anlamsızlaşıyor. Kendi yaşamamı sorguluyorum ve o kadar boşum ki anlatamam . Daha önce hiç bu kadar varlığımı ayaklar altına almadım. Şimdi 20 küsürlü yaşlardayım sıradan bir genç gibi değilim sanki 80 yaşında terminal döneme girmiş bir ihtiyarım. Bildiğim, yaşadığım, vicdanım, dünya görüşüm her şey anlamsız geliyor. Kendimden nefret ediyorum, kendimi hatırlamak, kendi sesimi duymaya bile tahammül edemiyorum yani kısacası şu saatten sonra yaşamam için bir neden yok. Aslında son 4-5 yıldır böyleyim ama şu son 2 aydır gerçekten tahammülüm kalmadı bir de bir şey fark ettim kendimi yok edeceğim için kafaya hiçbir şey takmıyorum ve ders bile çalışmıyorum, ailemden biri bile ölse üzülmeyeceğim o kadar soyutladım ki kendimi hayattan tek sırdaşım burası herhalde, can dostum yok Belki şuan için kendimi öldüremem ama ölümüme de yaklaşıyor gibiyim. Çünkü bıktım hep aynı kısır döngüyü yaşıyorum, bir ara dünya telaşına kapılsam da sonra yeniden o kısır döngüye giriyorum. Ben sıradan aptal insanlar gibi borç ya da aşk için kendimi öldürmeyeceğim, kendimi ödüllendireceğim ve bu boktan dünyadan kendimi kurtaracağım.
NOT: Amacım duygusallık, ilgi çekmek veya kendimi acındırmak değil sadece benim gibi gereksiz insanların yok olması gerekiyor bunun dışında dediğim gibi çok dolduğum için buraya yazma ihtiyacı hissettim. Sizlere de tavsiyem sadece dinlerden ve tanrılarından arınacak kadar sorgulayın. Ben ciddiyim zaten yakın zaman da bitireceğim bu işi sadece ne şekilde ve ne zaman yapacağımı ayarlayamadım.
Kendinizi nicin gereksiz gormektesiniz? Gerekli insan modu, ille de hayata 20 yas gozleriyle bakmak degildir ki... Hicbirimiz robot degiliz ustelik.

Yapacaginiz en iyi sey kendiniz icin , halinin altina supurduklerinizi cikarip onlari yeniden gozden gecirmektir. Bazi anlamsiz gibi gelen unsurlar, sonradan anlamli gelebilir.

Varliginizi ayaklar altina almak bazen yasamin icinde olur bu cok normaldir, ama bu dibe vurusu atlatmak icin kendini yok etmek, intihara yonelmek son derece yersiz bir yaklasimdir, bu dip durumunun farkina varilmis olmasi nedeniyle. Sayet bu dibe vurusu atlatmak gibi bir arzunuz varsa tabi..

Yoksa Nihilizm, sizden veya sizin varliginizdan daha degerli degildir.

Unutmayin, salt kendi basina mutlak bir mutluluk veya mutsuzluk yoktur. Bunlar bir duzlemin, mola vererek akmasindan ote degildir.
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 20-10-2014, 04:45
aliyarasfal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aliyarasfal aliyarasfal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
Standart

Anadolunun bir köyünde doğmuş, kardeşleri olan , şehire ailesiyle göçüp gelmiş bir çocuk. Sıradan, alalade bir hikaye işte. Ailevi sorunları olan bu çocuk, şizo paranoid bir anneyle beraber ve ayrı yaşayan baba ile hiç iletişim kurmadan nerdeyse büyür. Annesi ağır krizler yaşarken ve dayak dahil her türlü şiddete maruz kalırken oda gençliğini ve kendini bir yandan yaşamaya çalışır.

Sorgulamaları var,bilgisi yok, cevapları verecek kimsesi yok. Ekonomik yetersizliklerde ayrı konu.İntihar defalarca kere sabahlar onunla yanıbaşında, annesi gibi kendiyle konuşur, güler ağlar, defalarca kere söver sayar doğurana, doğurtana... ancak hiç korkak olmadığı halde intiharı daima erteler.

Çünkü yaşamak daha büyük cesaret ister, her şeye rağmen, anlamsız olsada her şey, şizo-paranoid olsada annesi müthiş bir sevgi ve saygı vermiştir ve müthiş bir anne olarak onu daima korumuş ve hayata dair öğretiler sunmuştur ki zekası ve insana bakışı o hasta haliyle bile, gelgitler arasında çok derin, içten, samimi ve dibine dek hissederek yaşayan bir kişiliktir .Hasta olmadan öncede bu özellikleri olduğunu anlattığından diğer insanlar gayet sağlıklı bir beyinle hayata gerektiği gibi sarılmayı başarmış çocuk.

Ve kendisi annesi ölmeden ölmek istememiş, çünkü kendisi önce ölürse annesinin korkunç yanlızlığını ve kimsesizliğini emanet edebileceği kimsesi yokmuş, kardeşler dahil herkes bencilce çok önceleri çıkmışlar ikisinin hayatından.



Çünkü ölmek işin kolaycılığı, tek şans bu yaşam ve ona anlamıda, değeride sen duygu ve düşüncelerinle yükleyecek ve sevenlerinin o samimiyetine aynı çocuksu saflıkla karşılık vereceksin. Yada bencilce, korkakca sırtını dönüp gideceksin.

Kalsam çöl, gitsem hasret olur
der şair

Sen o çölü ya dirilteceksin kendi anlamlarınla yada tüm bencilliğinle o hasreti, acıyı sevenlerine bırakıp sırt dönüp bencilce gideceksin.

Şimdilik saygımla gittim...

Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Efsane sona eriyor! upuaut İslam 29 14-06-2012 18:08
Kur'an kurslarında yaş sınırlaması sona erdi Firestorm Politika 56 16-10-2011 15:04
Ergenekon davasinda sona gelindi mi? sargon Politika 23 01-04-2011 09:58
terör nasılmı sona erer... AYATA Politika 45 07-08-2009 17:54
Evrim sona erdi meas Evrim 5 10-10-2008 01:09

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:17 .