
16-03-2011, 16:27
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
|
|
allame´isimli üyeden Alıntı
estağfurullah. ben müslümanım, evrime inanmam, maymundan veya eşekten gelmedim ya bacım, tabiyki cevap vereceğim. 
|
Neyse konu polemik yapmaya gider burada. Tek bir soru sorayım o zaman. Çünkü sizi iyi anladım.
Tanrının her türlü yaratmaya gücü yeter mi?
Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
|

16-03-2011, 16:28
|
|
|
siz müslüman mısınız?
|

16-03-2011, 16:29
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
|
|
allame´isimli üyeden Alıntı
siz müslüman mısınız?
|
Evet. Ama sorumun cevabı bu soru değildi.
Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
|

16-03-2011, 16:45
|
|
|
Aslına bakarsanız cennet denilen yer de insanların algılayabilmesi amacıyla belirli bir şekilde anlatılmıştır.
Aslolan insanın dilediği şeyin orada bulunmasıdır.
Nisa Suresi (4/124) 124-Erkek olsun, kadın olsun her hangi bir kimse mümin olarak iyi bir iş yaparsa, işte böyleleri cennete girerler ve zerrece hakları yenmez.
Bunun dışındaki örnekler duruma göre açıklanır.
örneğin bir bekar erkek savaşa giderken ona şunu demek doğrudur: Sen cennete gireceksin ve orada sana güzel huriler hizmet edecek
bir başka mücahid düşünün ölmek üzere ve bekar olsaydı, ona şu denilebilirdi: Sen cennete gideceksin ve düğünün cennette yapılacak
Biliyorum biraz abartı oldu, böyle bir durum oluşmadığından böyle bir ayet de inmedi ama inebilirdi.
aslolan insanın dilediği şey her neyse orada olacak olmasıdır, onu da kendisi dileyecektir. şu şekilde:
Sana şu ağaçları şu nehiri ve şu sarayı versem.. şeklinde başlar ve karşılıklı anlaşma ile olur. kişi ister, Rabbi verir, veya Rabbi önerir, kişi reddeder veya kabul eder, amel durumuna göre.
bir kişi hiç deniz, nehir, ağaç olmayan ve sırf ışık oyunları olan, kendisinin havada uçtuğu , oyun alanı gibi bir cenneti de dileyebilir ve kavuşabilir.
kuran insanların anlayabileceği forma çevirildiği için cennet de basitleştirilmiştir: nehir, saray, huri,... her biri de bulunabilir, hiç biri de bulunmayabilir; kişinin tercihine ve Rabbin verip vermemsine bağlıdır. öyle küçük bir yer de değildir zaten. galaksimizden daha büyük olduğu anlaşılmaktadır.
edit: sizi yalancı çıkartacağıma eveti çıkartırım daha iyi
Konu allame tarafından (16-03-2011 Saat 16:54 ) değiştirilmiştir.
|

16-03-2011, 16:47
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
|
|
berguzar´isimli üyeden Alıntı
Tanrının her türlü yaratmaya gücü yeter mi?
|
Sayın allame, bu soruma hala cevap bekliyorum.
Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
|

16-03-2011, 16:49
|
|
|
evet dediğimi sanıyordum.
|

16-03-2011, 16:54
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Feb 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 196
|
|
allame´isimli üyeden Alıntı
evet dediğimi sanıyordum.
|
Sonradan demişsiniz, az önce o satırda yoktur yazıyordu. Yani dikkatliyimdir biraz.
Neyse gelelim şu evrim meselesine.
Demekki Tanrı ol dedi oldu yani klasik anlaşılır şekilde hokus pokus ile de yaratabilir, yada bizi bir bitki gibi yerden de bitirebilir, yada bizi çamurdan da yaratabilirmiş değil mi?
Eğer pozitif bilimler onun eylem alanının bir parçası ise (ki öyle) bilim ile vahyin çelişmemesi gerekir.
Diye düşünüyorum ben...Ve bu bağlamda bilimede güvenmeliyiz diyorum.
Bİ SEN EKSİKTİN AYIŞIĞI! GÜMÜŞ BİR TÜY DİKMEK İÇİN MANZARAYA.
|

16-03-2011, 17:02
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
allame´isimli üyeden Alıntı
estağfurullah. ben Müslümanım,
|
Hucurat 14 :Bedeviler, ' İman ettik' dediler.
De ki: ' Siz iman etmediniz; ancak ' İslam (müslüman veya teslim) olduk deyin.
İman henüz kalplerinize girmiş değildir.
Eğer Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederseniz,
O, sizin amellerinizden hiç bir şeyi eksiltmez.
Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.'
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
|

16-03-2011, 17:06
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
aliyarasfal´isimli üyeden Alıntı
Ene Ben
Enti Sen [kadın]
Ente Sen [ erkek]
Hiye O [kadın]
Hüve O [erkek]
Nahnü Biz [Kadın ve Erkek]
Entüma İkiniz [Kadın ve Erkek]
Hünne Onlar [Kadınlar]
Hüm Onlar [Erkekler]
hunne (Hünne Onlar -Kadınlar)Hüm (Hüm onlar -Erkekler) zamiridir
zevvec(çoğul ezvaç) Bu kelime her bir çiftten diğerini temsildir. Yani eş, çift , ikiden biri*nin diğerine göre eşliğidir, . Dişi ise erkeği, siyah ise beyazı, iyi ise kötüyü gibi. Tıpkı ying yanga benzer.
Bu kelimeyi gördüğünüz yerde karşılıklı eş veya birinden bahsediliyorsa bu kelime varsa diğeriyle birlikteliği eşini(eşlerini) anlatır.
Kadın ile ilgili yazıyorsa erkeği kast eder erkeğe yönelikse kadını ifade eder. Genelde cinsiyete yönelik bir kelimedir.
Hûri temiz el değmemiş genç bakire kız
Hisânun : kadına has güzellik(güzel kadın)
Şimdi bu kelimeleri iyice kafamıza anlamlarıyla yerleştirelim.
Başlayalım ayetleri tek tek incelemeye.
Rahman 56
1.fî hinne: onlarda2.kâsirâtu: bakışlarını yalnız eşlerine hasreten3.et tarfi: bakışlar 4.lem yatmis-hunne: onlara(kadınlara), kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır 5.insun: insan(lar) 6.kable-hum: onlardan(erkeklerden) önce 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Meali
Onlarda(kadınlarda-hunun) sadece eşlerine dönük bakışlar var. Onlara(kadınlara-hunun) onlardan(erkeklerden-hum) önce hiç bir insan ve cin dokunmamıştır.
Yusuf ali :arapçadan ingilizceye çeviri.
Rahman 56
In them will be (Maidens), chaste, restraining their glances, whom no man or Jinn before them has touched;-
Onları hiç bir adam ne bir cin dokunmuştur onların bakışlarına , yasaklama,onlar (bakireler) iffetli sağlıklı olur onlara(eşlerine); -
Arap nasıl çevirmiş onuda gördük.
Burada hum ile erkeklere seslenilen ayette (genel seslenme yok) cinsiyet net belirtilmiş.
Yani cennetlik kişiler erkekler.Vaad edilen kadın (huri) ,çünkü hunun ve hinne ile net belirtilmiş.
Devam ediyoruz.
Vakıa 36;
1.fe: böylece 2.cealnâ: biz kıldık 3.hunne: onlar(kadınlar) 4.ebkâren: bakireler
Böylece Biz, onları(kadın belirtir) bakireler kıldık.
vakıa 37
1.uruben: eşlerine düşkün, asık 2.etrâben: aynı yaşta, yaşıt
Eşlerine düşkün, aynı yaşta ,yaşıt
Vakıa 38;
1.li: için 2.ashâbi el yemîni: yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
Yemin sahipleri için
Bu ayettede cennetliklerin eşlerihunne(onlar)ile cinsiyeti belirginleşmiş (kadınlar)
Bakire kadınkadına vaad edilmediğine göre, yemin sahiplerinin erkek olduğuda ortaya çıkıyor.
Devam ediyoruz
Duhan 54
1.kezâlike: işte böyle 2.ve zevvecnâ-hum: ve onları evlendirdik 3.bi hûrin: huriler ile 4.înin: güzel iri gözlü
İşte, böyle. Ve onları, iri gözlühuriler ileevlendiririz.
Yusuf ali Arapçadan İngilizceye çeviri
So; and We shall wed them to maidens with beautiful, big, and lustrous eyes.
Bu nedenle biz onları(erkekleri) büyük parlak gözlü bakirelerle evlendiririz.
Şimdi girişteki zevvec(çoğul ezvac) kelimesini hatırlayalım.2.ve zevvecnâ- hum: ve onları evlendirdik kısmını inceliyoruz. Hum onlar(erkekler) kime hitap var. Erkeğe.evet erkeğin beraberinde zevvac çoğulu eş, çift, diğer yarısı(neden bahsediyorsa onun tamamlayıcısı)
Erkeğin tamamlayıcısı, eşi, çifti nedir.Huriler erkek diyen buyursun.
Şıklarımız.
a- pınar
b- mobilya
c- meyve
d- kadın
Doğru cevap erkekten bahsediliyorsa kadındır. Tek başına ezvaç kullanılsaydı belki bir ihtimal verilebilirdi.Ancak gördüğünüz gibihum(onlar-erkekler)ile birlikte kullanılmış ve kaçarı kalmamış, eşleriniolarak ifade etmektedir.
Devam ediyoruz.
Tur 20
1.muttekiîne: yaslanmış olanlar 2.alâ sururin: tahtlar üzerine 3.masfûfetin: sıralanmış (özenle dizilmiş) 4.ve zevvecnâ-hum: biz onları evlendirdik 5.bi hûrin: hurilerle 6.înin: güzel iri gözlü
sıralanmış sedirler üzerinde yaslanmış olanlardır ve onları güzel gözlü huriler ile evlendirdik.
Arapçadan Türkçeye çeviri Yusuf ali
Tur 20
They will recline (with ease) upon couches arranged in ranks; and We shall wed them to Maidens, with beautiful big and lustrous eyes.
Türkçesi
sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine güzel, iri gözlü bakireleride de eş etmişizdir.
Evet sıralananlara bakire kadın(huri) vaad edildiğine göre erkekler olduğu net cennetliklerin.
Tam cevabı en sonda bulacaksınız,bu yetmez diyenler devam etsin.
Vakıa 18
1.bi ekvâbin: billur kadehlerle 2.ve ebâriyka: ve ibrikler 3.ve ke'sin: ve doldurulmuş kâseler 4.min maînin: akan pınarlardan
Bu ayet pınarlardan bahsediyor. 4.min maînin: akan pınarlardan
Vakıa 19
1.lâ yusaddeûne: başları ağrımaz 2.an-hâ: ondan 3.ve lâ yunzifûne: ve sarhoş olmazlar
Akanda içki ,ama sarhoş etmiyor
Vakıa 20
1.ve fâkihetin: ve meyveler 2.mimmâ (min mâ): şeyden 3.yetehayyerûne: arzu ederler
Meyva neymiş arkadaşlar? 1.ve fâkihetin: ve meyveler
Vakıa 21
1.ve lahmi: ve eti 2.tayrin: kuş 3.mimmâ (min mâ): şeyden 4.yeştehûne: iştah duyarlar, canları çeker
Kuş etinide öğrendik sanırım.
Vakıa 22
1.ve: ve 2.hûrun: huriler 3.înun: harika güzel gözler, ahu gözler
Ve güzel gözlü huriler.Tekrar pınarlardan bahsetmiyor değil mi? savı çürüyor. Durup durup pınar demiyor.
Vakıa 23
1.ke emsâli: sanki gibi 2.el lu'lui: inci 3.el meknûni: saklı
Saklı inci gibi
Arkadaşlar şimdi sırayla okuyun, pınarlar, şaraplar, meyveler,etler VE HURİler.
Maînin: pınarlardan înun: gözler
Hurilernasılmış, saklı inci gibi. Ve güzel gözlü .Bakın cennetteki nimetler sıralanıyor ve bağlacı ilede sonuncu sırada kadın vaadi belirgin ortada duruyor.
Devam edelim.Rahmana gelelim
Rahman 39 dan itibaren cinlere ve insanlara sesleniş başlar
Rahman 39
1.fe: artık 2.yevme: gün 3.izin: izin 4.lâ yus'elu: sorulmaz 5.an zenbi-hî: günahından 6.insun: insanlar 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Rahman 40-42-45-47-49-51-53-55-57-59-61-63-65-67-69 (aynı tekrar ayetlerdir.)
1.fe: o halde 2.bi eyyi: hangi 3.âlâi: ni'metler 4.rabbi-kumâ: ikinizin Rabbi 5.tukezzibâni: ikiniz yalanlıyorsunuz
Biz 62den itibaren inceliyoruz.
Rahman 62
1.ve min dûni-himâ: ve bu ikisinden başka var 2.cennetâni: iki cennet
Rahman 64
1.mudhâmmetâni: ikisi de yemyeşil
Rahman 66
1.fî-himâ: ikisinde var 2.aynâni: iki pınar 3.naddâhatân: devamlı fışkırıp gürül gürül akan
Rahman 68
1.fî himâ: ikisinde vardır 2.fâkihetun: meyveler 3.ve nahlun: ve hurma(lar) 4.ve rummânun: ve nar(lar)
Rahman 70
1.fî hinne: onlarda vardır 2.hayrâtun: hayırlı olanlar, şükür ve hamde vesile olanlar 3.hisânun: güzel olanlar, güzeller, güzel kadınlar
rahman 72
1.hûrun: huriler 2.maksûrâtun: korunmuş, himaye edilen, belli bir yerde ikâmet eden, dışarıda dolaşmayan 3.fî: içinde, de 4.el hiyâmi: otağlar, özel çadırlar, özel mekânlar
Rahman 74
1.lem yatmishunne: ne onlara temas etmemiştir, dokunmamıştır 2.insun: insan(lar) 3.kablehum: onlardan önce 4.ve lâ: ve ne de 5.cânnun: cinler
Rahman 70 ve 72 yi dikkatinize sunuyorum ve Rahman 56 yı hatırlayalım
Rahman 56
1.fî hinne: onlarda2.kâsirâtu: bakışlarını yalnız eşlerine hasreten3.et tarfi: bakışlar 4.lem yatmis-hunne: onlara(kadınlara), kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır 5.insun: insan(lar) 6.kable-hum: onlardan(erkeklerden) önce 7.ve lâ: ve olmaz 8.cânnun: cinler
Meali
Onlarda(kadınlarda-hunun) sadece eşlerine dönük bakışlar var. Onlara(kadınlara-hunun) onlardan(erkeklerden-hum) önce hiç bir insan ve cin dokunmamıştır.
Sözün özü.
1- Cennette erkeklere huri vaat edilir-yani vardır huri kuranda.
2- Huriler dişidir
3- Kadınlara vaat edilen sadece inanın kısmıdır
4- Bu inanç erkek egemen bir bakışın düşlerinden öte bir şey değildir.
5- İsteyen istediğine inanır.Gerçek ise bilinir veya bilinmez ancak bilmiyorum diyede her şeye doğru diye inanılmaz.
Ek bilgi
Bakara 168
1.yâ eyyuhâ: ey 2.en nâsu: insanlar 3.kulû: yeyin 4.mimmâ (min mâ): şey(ler)den 5.fî: içinde, ...de 6.el ardı: arz, yeryüzü 7.halâlen: helâl olan 8.tayyiben: temiz olan 9.ve: ve 10.lâ tettebiû: tâbî olmayın, uymayın 11.hutuvâti: adımlar, ayak izleri 12.eş şeytâni: şeytan 13.inne-hu: muhakkak ki o, çünkü o 14.lekum: sizin için, size 15.aduvvun: düşman 16.mubînun: açıkça, apaçık
Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yiyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın (izinden gitmeyin). Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Huri değil tayyiben temiz olarak kullanılıyor yiyeceklerden bahsederken.
Ezvac ve zevvec hakkındaki bilgi veren dostum Exulula teşekkür ederim.
Arapçadan ingilizceye çevirilerini merak edenler aşağıdan ulaşabilir.
http://www.kuranikerim.com/english/m_indexe.htm
Ayetlerin türkçe mealleri içinde aşağıdaki linki veriyorum.
http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx
|
Konuyu dağıtmayalım lütfen.
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

16-03-2011, 17:10
|
|
|
sayın berguzar;
ben evrim işinden pek anlamıyorum.
Aslında bu işler H.Y.'nin ilgi alanına giriyor ve gereken yanıtları vermiş zaten. evrim bir safsatadır.
dünyadaki canlılar evrimleşerek oluşmadı, her bir canlı birbirinden bağımsız olarak ve melekler tarafından şekillendirildi. insan da kafaya kadar melekler ve kafası da Allah tarafından şekillendirildi. Bunların hadis kaynağı vardı, geçen gün bir yerde soruldu, aradım bulamadım. ama bu bana ulaşmış bir hadistir, yani kaynağı bizim cihettir. evrim gibi iğrenç bir şeyi ben insana yakıştıramam, yakıştıranı da sevmem.
çünkü insan tüm hayvanlardan farklı ve üstündür. 4.ayda ana rahmindeki insan yavrusuna ;ruh gönderilir. o andan itibaren kişi ;ben'i algılar ve bu bir ömür boyu devam eder. sonrasında o 'ben' devam eder , çünkü o eskiden de vardı , yine de var olacaktır.
dışarıya baktığınızda sizin bu bedenin içinde hapsolmanızla, dışarıdaki ehrhangi bir atom olmamanız arasındaki fark o -ben- olmanızı sağlayan şeydir.
bu nedenle -ben-i reddettiği, yani ruh'u reddettiği için evrim konusunu sevmiyorum, dahası iğrenç buluyorum. evrimin bilimle ilgisi yoktur, hatta darwin'in esinlendiği ve evrim teorisini ilk tasarlayan kişi, bunu Allah'ın yaratmasına bir vesile olur diye düşünmüş ama bir çok şey gibi zamanla bu düşünce rayından çıkmıştır. araştırmamıza gerek varmı.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:34 .
|