Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #31  
Alt 16-09-2017, 16:35
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Hayır, ortada mükemmel bir imlâmız yoktu. Alfabemizde almamız gereken birkaç harf daha vardı. Daha başka sorunları da vardı. Benim demek istediğim, sürekli imlâ değişmez; her türlü kusuruna rağmen yine de bir imlâ oluşmuş, bunu tamamen keyfî ve ideolojik gerekçelerle değiştirmek yanlıştı.

D-t değiştirilmesi de böyle ideolojik bir keyfiyetti. Kötü oldu. Ang'la olan polemikte de yazdım; diğer türk imlâlarında d sesi yazımda korunuyor. Bizde ise korunmamış.

"Gelişim denen şey yanlışları atmak ise eyvallah, seni sadece ben değil, herkes destekler.
Öteki türlü yazılan başka, söylenen başka, bunu kimse anlamaz, kimsede desteklemez, bünye kabul etmez, dil basittir nihayetinde."
Felâsife

Neyse, aşkınsallaşmak konusunda seni ikna edebildiğime sevindim. yazım ile telaffuz ise zamanla tüm dillerde farklılaşır. Bu kaçınılmaz. Çünki konuşma daha devingen, daha değişime açık, yazı ise kalıcı olması yüzünden daha tutucudur. Ayrışma olacaktır.

Zaten biz de halen farklı yazıp farklı söylüyoruz. Bir önceki mesajımda hatalı çıkmış. Düzeltip tekrar edeyim.

Konuşurken "geldiyi" deriz ama yazarken "geldiği" diye yazarız.

Başka pek çok örnek verilebilir. Ayrıca yabancı dillerden son 30 küsur yıldır dilimize giren kelimeleri onlarda yazıldığı gibi yazıp okunduğu gibi telaffuz ediyoruz.

Bu nedenle şu örnek çarpıcıdır: 80 öncesinde dilimizde olan ve futbolda topun dışarı çıkmasını anlatan aut kelimesini okunduğu gibi yazıyoruz. Oysa daha sonra dilimize daha giren demode anlamındaki out ise artık orjinal hâliyle yazılıp aut diye söyleniyor. Aslında aynı kelime, ama ilkini o zamanki kurala göre aut, ikincisini ise sonradan oluşan eğilime göre out diye yazıyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #32  
Alt 17-09-2017, 01:00
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayır, ortada mükemmel bir imlâmız yoktu. Alfabemizde almamız gereken birkaç harf daha vardı. Daha başka sorunları da vardı. Benim demek istediğim, sürekli imlâ değişmez; her türlü kusuruna rağmen yine de bir imlâ oluşmuş, bunu tamamen keyfî ve ideolojik gerekçelerle değiştirmek yanlıştı.
Sufi ağızla derdimi izah edeyim.
Olacak olan oldu.
Sözün özü bu.

Olacak olan oldu'ya hangi kriteri getirirsen getir tutturamazsın, nihayetinde olan bu mu, bu.
Meseleye hiç böyle bakmayı denedin mi?

Baksan akışı görürsün, toplumların akışında yanlış/doğru diye bir şey olmaz, su akarak yolunu bulur, toplumlarda yaşayarak bulur.

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neyse, aşkınsallaşmak konusunda seni ikna edebildiğime sevindim.
Bence pek sevinme

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
yazım ile telaffuz ise zamanla tüm dillerde farklılaşır. Bu kaçınılmaz. Çünki konuşma daha devingen, daha değişime açık, yazı ise kalıcı olması yüzünden daha tutucudur. Ayrışma olacaktır.
Niye farklılaşsın, helede Türkçenin bu özelliği var diyorsak, bu korumak mıdır aslolan, yoksa korumamak mıdır?
Hangi imlâ kendi dilinin temeline dinamit koyar ve onada imlâ denir?

..."Zaten biz de halen farklı yazıp farklı söylüyoruz. Bir önceki mesajımda hatalı çıkmış. Düzeltip tekrar edeyim.
Konuşurken "geldiyi" deriz ama yazarken "geldiği" diye yazarız
."...

Bence burada da görmek istediğini görüyorsun, ben mesela "geldiyi" desem geldiyi yazarım, çünkü sonda ki "yi" ekstra bir sesle vurgulamam lazım, ama ben hiç bir vurgu yapmadan söylerken de "geldiği" diyorum. Çevremde duyduğumda bu ses.
Onu oraya zorla sen koyuyorsun, "gitdi" de zorlama çünkü, söylemin akışkanlığında "di" yok, "ti" var ve daha sert çıkıyor, "di" yi ekstra vurgulamam lazım ki "gitdi" diyebileyim.

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Başka pek çok örnek verilebilir. Ayrıca yabancı dillerden son 30 küsur yıldır dilimize giren kelimeleri onlarda yazıldığı gibi yazıp okunduğu gibi telaffuz ediyoruz.
Yabancı kelimelerde durum farklı ki, kimi orijinaliyle söylüyor, kimi Türkçe sesiyle söylüyor, onlarla kendi kelimelerimizi aynı kefede tartmak, yanlış sonuç verir.

Neyse, eskiyi araştırmak illaki iyidir sen genede araştırmalarına devam et, takipteyim.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #33  
Alt 17-09-2017, 15:08
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Baksan akışı görürsün, toplumların akışında yanlış/doğru diye bir şey olmaz, su akarak yolunu bulur...


Niye farklılaşsın, helede Türkçenin bu özelliği var diyorsak, bu korumak mıdır aslolan, yoksa korumamak mıdır?
Hangi imlâ kendi dilinin temeline dinamit koyar ve onada imlâ denir?


Bence burada da görmek istediğini görüyorsun, ben mesela "geldiyi" desem geldiyi yazarım, çünkü sonda ki "yi" ekstra bir sesle vurgulamam lazım, ama ben hiç bir vurgu yapmadan söylerken de "geldiği" diyorum.

Su aksın ve yolunu bulsun, buna itirazım yok, bu kabûlüm. Ama suyun akışına müdahale edilip keyfî barajlar, setler dikilirse ona tepki duyabilirim. Ben şimdi kalkıp, bundan sonra tüm k'ler g olacak desem olur mu? Oysa k ile başlayan kelimeleri g'li söyleyiş de var bizde. Sezen Aksu bile bir Ege'li olarak "kendi" diyecek yerde gayrı ihtiyarî "gendi" diyor şarkılarında.

Sen zaten "geldiği" diyemezsin, mecburen "geldiyi" dersin. Dikkat et, bak. Yumuşak g harfi kelime içinde çoğu durumda söylenemez. Ama yazarken ğ olarak yazmalısın.

Geliyom diyebilirsin ama yazarken öyle yazamazsın. Tabii ki istersen yazarsın da, buna yanaşmamalısın. Ben de geliyom demeye alıştım, ama öyle yazmayı hiç düşünmedim.
Alıntı ile Cevapla
  #34  
Alt 18-09-2017, 00:19
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben şimdi kalkıp, bundan sonra tüm k'ler g olacak desem olur mu? Oysa k ile başlayan kelimeleri g'li söyleyiş de var bizde. Sezen Aksu bile bir Ege'li olarak "kendi" diyecek yerde gayrı ihtiyarî "gendi" diyor şarkılarında.
Şive denen olay zaten var ve neyin ne olduğunun içinden de çıkılmaz olsa gerek. Çok şarkı var böyle.

Ver deyom vermeyo bu iş olmaz deyo
Nah bin gayma vedim gızını vermeyo
Davar mı bu lan dedim hiç farketmez deyo
Bi yolcuk öpem dedim babam gızar deyo


Bunlara ne denilebilir ki anca güzel güzel, keyifle dinlenir

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sen zaten "geldiği" diyemezsin, mecburen "geldiyi" dersin.

Dediğim gibi zorluyorsun ama ne kadar zorlarsan zorla, "yi" değil o.
Doğulular bile "geldigi" diyor ğ tam diyemiyor, ben niye y diyeyim ki, nihayetinde ğ kullanıyoruz.

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Geliyom diyebilirsin ama yazarken öyle yazamazsın. Tabii ki istersen yazarsın da, buna yanaşmamalısın. Ben de geliyom demeye alıştım, ama öyle yazmayı hiç düşünmedim.
Yani şiveye göre yazım zaten yok, ona eyvallah. Ama y dir d dir, sen tuttun kural dedin çıktın.
Kural olsa herhalde yerinde kalırdı, kalmadığına göre kural muralda değilmiş.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #35  
Alt 18-09-2017, 09:13
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Şive renktir, şive çeşitliliktir. Tabii ki şiveli konuşma ve söyleyiş olacaktır. Yazılı metinlerde de şiveli konuşmayı aktarmak istediğimizde şiveyi yazıda aynen gösterebiliriz. Bir romanda, öyküde, şiveye yer verebilir eser sahibi.

Eserin tümünü şiveli yazabilir mi? Eser onun eseri değil mi, keyif de onun keyfi değil mi? Yazar elbette. Ama sonucu ne olur, ona da râzı olur.

Düşün, Adana şivesiyle yazılmış bir romanı okumayı kaç kişi ister? Adana'lılar hâriç..

"Geldiyi" demediğini, "geldiği" dediğini iddia ediyorsun demek. Öyle olsun. Demek ki ses yapın buna izin verecek kadar hassas ve esnek. Ben diyemiyorum mesela. Ben hep "geldiği" yazıp "geldiyi" söylüyorum. "Geldiği" şeklinde söylemek istesem çok zorlayarak "geldiğğğği" diyebiliyorum. Yâni ğ'yi vurgulamak zorunda kalıyorum. Üstelik kalın ğ olarak söyleyebiliyorum.

"Kural olsa herhalde yerinde kalırdı, kalmadığına göre kural muralda değilmiş." Buna katılmamı beklemiyorsun herhalde. Bizde yerine kalan kuralların yerinde kalma süresiyle ilgili bir araştırma yapsak sonuçları ilginç olurdu herhalde. Hem yerine kalan, hem de uygulanan kuralların sayısı daha da az olurdu.

"Kurallar da değişir, değişebilir" demiyor muydun? Şimdi ise "kural olsa yerinde kalırdı" diyorsun. Bir farklılaşma var gibi.

Neyse... Sonuçta biz ne dersek diyelim, neyi savunursak savunalım, dil ve onun kuralları bizden tamamen bağımsız bir akıntıya kapılıp gidiyor. Biz tamamen hâriçten gazel okuyoruz. Belki birkaç kişiyle sınırlı kalan ve sonra o sınır da aşılıp dağılan bir etki yapabiliriz ancak.

Tabii çok kitap okunan ve yazarlara değer verilen bir ülkede yaşasaydık, ülkenin önemli bir yazarı olsaydık, o zaman dilimize üzerinde etkimiz daha fazla olurdu. Dili biraz yönlendirme imkanımız olabilirdi. Mesela bir Yaşar Kemal olsaydık... Ama onun bile etkisi ne kadar olabildi ki?

Bu konuyu çok uzattık. Başlık da zâten bununla ilgili değil. İmlâ başlığında tartışsaydık daha iyiydi. Öyle veya böyle bu konuyu da, son yılların deyişiyle, "tükettik". Birbirimizi tabii ki iknâ etmek zorunda değildik ve öyle bir zorlama içine girmedik. Güzel bir tartışma oldu ve forumda güzelce tartışabildiğim az sayıda kişiden biri olan sana bu düzeyli tartışmadan dolayı teşekkür ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #36  
Alt 19-09-2017, 00:06
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Öyle veya böyle bu konuyu da, son yılların deyişiyle, "tükettik". Birbirimizi tabii ki iknâ etmek zorunda değildik ve öyle bir zorlama içine girmedik. Güzel bir tartışma oldu ve forumda güzelce tartışabildiğim az sayıda kişiden biri olan sana bu düzeyli tartışmadan dolayı teşekkür ederim.
Yo ben tükettik diyemem, güzelce yazıştıktan sonra bir şey niye tüketilsin, bilakis çokta iyi olur. Geçmişe bakmakta bir yanlışlık yok, ben her ne kadar "olana" tabiysemde, geçmişi de bir o oranda da merak ediyorum, zira gelişim denen "süreçtir" bu noktada nereden nereye gelindiği açısından önemli benim içinde.
Osmalıcaya ben kötüde diyemem mesela, helede Divan edebiyatı denen o olayın bugün artık bir yapılabilirliği bile yok, o da bir SANATTI, ve kalmadı, bitti. Şimdi ki Türkçe ile o sanatı icrâ eden var mı bilmiyorum ama Divan edebiyatı denen o olaya ben anca hayran kalabilirim.

Genede dil açısından geçmişi geri getirmek konusunda, iyisiyle kötüsüyle geçmiş geçmişte kalsın derim. Dil açısından şuan yanlış bir şey var mı yok mu çok bilmiyorum ama ifadeler daha rahat edebiliyorsa problem yoktur.
Bu haliyle çok daha rahat bir kullanım vardır.

Bende teşekkür derim.

Sevgiler

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
  #37  
Alt 19-09-2017, 09:03
Nero Nero isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
Standart

Felâsife´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Osmalıcaya ben kötüde diyemem mesela, helede Divan edebiyatı denen o olayın bugün artık bir yapılabilirliği bile yok, o da bir SANATTI, ve kalmadı, bitti. Şimdi ki Türkçe ile o sanatı icrâ eden var mı bilmiyorum ama Divan edebiyatı denen o olaya ben anca hayran kalabilirim.

Genede dil açısından geçmişi geri getirmek konusunda, iyisiyle kötüsüyle geçmiş geçmişte kalsın derim. Dil açısından şuan yanlış bir şey var mı yok mu çok bilmiyorum ama ifadeler daha rahat edebiliyorsa problem yoktur.
Bu haliyle çok daha rahat bir kullanım vardır.
Evet, "Osmanlıca" dediğimiz aslında Osmanlı Türkçesi idi ama tabii ki kötü bir dil değildi ve Divan Edebiyatı da elbette bir sanattı. Hem de artık benzeri yapılamayan bir sanat.

Bugün ifadeler daha rahat mı? Bir kere kelimelerin neyi karşıladığı konusunda problem var. Olası dendiğinde mümkün mü, muhtemel mi kastediliyor, bu bir problem. İletişim dendiğinde irtibat mı, haberleşme mi? Düş dendiğinde rüya mı, hayal mi? Tartışma dendiğinde münakaşa mı kastediliyor, münazara mı, fikir alışverişi mi? Söyleşi dendiğinde sohbet kastediliyor ama bazan da röportaj karşılığı da bu kelime kullanılıyor.

Böyle pek çok kelime birden fazla anlam içerir oldu. Bu da özleştirmecilik akımı yüzünden böyle oldu.

Çok az kelimeyle bir insan nasıl kendini ifade edebilir ki? İnsanlar böyle nasıl anlaşabilir ki?

"Rahat kullanım" işte böyle bir rahatlık. Biraz boşvermiş, kendini olayların akışına koyvermiş bir rahatlık. düşünce diye havada içi boş cümlelerin, muğlak kelimelerin uçuştuğu bir tembellik.

Neyse, bunlar insanı biraz da rahatsız eden konular. Seni de rahatsız etmek istemem.
Alıntı ile Cevapla
  #38  
Alt 22-09-2017, 00:52
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Nero´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neyse, bunlar insanı biraz da rahatsız eden konular. Seni de rahatsız etmek istemem.
Yok yav, benim rahatsızlığım diye bir şey olsa ne olur olmasa ne olur. Mesele benlik, bizlik meselesi değil. Doğruya doğru demek gerekir, ötesi laftır.

Osmanlıca Edebî bir dil. Bu kesin.
Şimdiki Türkçe ise teknik bir dil.

Şimdi ki Türkçe ile öyle eski şiirsel doküman çıkması zor, fakat Osmanlıca ilede teknik bir doküman çıkması zor.

Her türlü dili ve teknik terimi yazmada şimdi bir sıkıntı çekilmiyor olsa gerek. Osmanlıca da teknik konuları yazmada ise sıkıntı varmış, Bardakçı hocanın mesajından çıkan anlam o. Zaten belkide Osmanlının teknikte geriliği bile dil yüzünden olsa gerektir.
Edebiyatta şaheserler çıkıyor ama teknikte sıfır.

Aslında bu mesele bir acayip ama senin dediğinde "yazıdan" ziyade "söylemlerde" ki sorun, düş mü rüya mı?

İyide halk her zaman söyleminde farklı değildi ki o zaten yazsın yazmasın bu söylene-gelen bir şey ama yazı kısmı öyle değil.

Dünya bu kadar teknik/teknoloji derken, Edebî bir dil hayal etmek, tekniği zaten hiç anlamamak demek olur.

Edebîyat ve teknikte bir araya gelemeyeceğine göre-keşke gelse-teknik teknik yazışırız anca

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:27 .