diyanet işleri başkanlığının bu konudaki açıklaması :
-------------------------
Köle ve cariye, hukukî, iktisadî ve sosyal bakımdan hür insanlara göre daha aşağı bir statüde bulunan bir sınıfın adıdır. Tarihin eski çağlarından beri yeryüzünde mevcut ve yaygın bir olgu olan kölelik, islâm'ın öngördüğü ve teşvik ettiği bir durum değildir. Bilakis, indiği dönemde sosyal bir gerçeklik olan bu olguyu tedricen tasfiye etmeyi planlamış, bu arada, kölelerin durumlarını iyileştirmeyi sağlayacak ön tedbirleri almış ve altyapıyı kurmaya öncelik vermiştir. ama köleliği tamamen kaldırmamıştır. köleliğin diğer sun'î kaynaklarını kaldırarak, sadece savaşı, kölelik kaynağı olarak kabul etmiştir. Müslümanların savaşta almış oldukları savaş esirleri, karşılıksız olarak veya kurtuluş fidyesi alınarak serbest bırakılabileceği gibi (Muhammed, 47/4), gerektiğinde köle ve cariye de yapılabilir. Bu da, düşmanın Müslüman esirlere ne yaptığına, kamu yararına ve diğer şartlara bağlıdır. Düşmanın, eline geçirdiği Müslüman esirleri köle ve cariye yaparak toplumunun iktisadi yapısını kuvvetlendirip, Müslümanları zaafa uğrattığı bir durumda, Müslümanların aldıkları esirleri salıvermelerini istemek makul olmasa gerektir.
Köleliğin ıslah ve zamanla tasfiyesi amacıyla islâm'da, kölelerin eğitilmesi, hürriyete hazırlanarak faydalı bir kimse haline getirilmesi ve hür kılınması konusunda teşvik ve tedbirler getirilmiştir; sürekli olarak ve değişik vesilelerle köle azat edilmesi tavsiye edilmiş, hatta keffaretlerde olduğu gibi, bazı durumlarda bunu dini bir zorunluluk haline getirmiştir.
Zamanla kölelik ve cariyelik müessesesi tasfiye edilmiş ve uluslar arası hukukla tamamen ortadan kalkmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki, "cariyelik ve kölelik" islâm'ın getirdiği bir sistem değildir. islâm geldiği zaman dünya genelinde bu uygulama vardı. Uluslararası ilişkilerde "mütekabiliyet" esas olduğu için islâmiyet bu sistemi hemen kaldırmamış, köle ve cariyeler için hukuki bir statü tayin ederek onlara o güne kadar görülmemiş haklar vermiş.
islam bazı haramları aşama aşama ortadan kaldırmıştır. Nitekim içki yasağı da aşama aşama kaldırılmıştı Çünkü toplumu o haramın kaldırılacağı ortama hazırlamak lazımdır. Bu da belli bir eğitim, aşama, zaman gerektiriyordu.
Bu aynı zamanda yapılacak tüm toplumsal değişikliklerin de süreç içinde yapılması gerektiğini müminlere ders veriyordu. Amerika, Kuzey-Güney iç savaşından sonra bir hamlede köleliği kaldırmış fakat şartlar oluşmadığı ve toplum hazır olmadığı için ortada kalan köleler yeniden eski efendilerinin yanlarına dönmüşlerdir.
Kısa bir süre içerisinde de önceden edinilmiş köleler özgürlüğüne kavuştular. Kimsenin hür bir insanı savaş esirliği haricinde köleleştirmeye hakkı olmadığı için bu kölelik islam dünyasında sona erdi.
Esirler için uygulanabilecek yöntemler şunlardır:
Birincisi: Sizi öldürmek gayesiyle savaşırken yakaladığınız bu kişileri doğal olarak siz de öldürme hakkına sahipsiniz. Fakat bu yöntem vicdanı rahatsız etmekte ve karşı tarafın intikam hissini artırmaktadır.
ikincisi: Savaş esirlerinin kurtuluş akçesi (fidye-i necât) veya esir değişimi yoluyla serbest bırakılmasıdır. Fakat, yenilen tarafın kurtuluş akçesi verememesi veya değişim için elinde esir bulunmaması yahut düşman tarafını yeniden güçlendirmemek için galib ülkenin yukarıdaki alternatifi kabul etmemesi hâlinde bir tıkanıklık doğmaktadır.
Üçüncüsü: Esirlerin karşılıksız af ilan ederek salıverilmesi ise, onları ele geçirmek için canını ortaya koyan islâm savaşçılarının hakkına tecavüz sayıldığından pek az başvurulan bir alternatif olmuştur.
Dördüncüsü: Onları köle statüsüne sokmaktır. Bu duruma göre, savaş esirlerinin karşılıklı veya karşılıksız serbest bırakılması mümkün olmayan durumlarda geriye iki yoldan birisi kalır. Öldürülmek veya köle olarak yaşamını sürdürmek. Bu duruma göre, kölelik, öldürülmenin alternatifi olarak ortaya çıkmaktadır. Savaşçıların genellikle genç yaşta bulundukları dikkate alınırsa, yenilgi yüzünden hürriyetini kaybeden kimsenin önünde hürriyetini elde etmesi ümidi sürekli olarak vardır. Ölüm hâlinde ise artık diğer bütün alternatifler ortadan kalkmış olur. işte köleliğin yasaklandığı günümüzde, bir savaş sonrası uygulamada, esirlerin serbest bırakılmadığı durumlarda, onların tek tek veya toplama kamplarında topluca öldürülmeleri olayı ile karşılaşılmaktadır. işte bu nedenle islâm, köleliği tam olarak kaldırmamış ve gerektiğinde başvurulmak üzere kapıyı aralık tutmuştur. Ancak bununla birlikte savaş esirlerinin mutlaka köle edinilmesi diye genel bir kural da yoktur.
Diğer yandan köleliğin tek yanlı bir kararla kaldırılması islâm toplumlarının aleyhine bir sonuç da verebilir. Çünkü gayr-i müslim toplumlar, savaş sonrası müslüman esirleri sürekli olarak köleleştirirken, islâm toplumlarına bu imkânın verilmemesi ve esirleri serbest bırakması onun zayıflaması sonucunu doğurur.
Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor; "Sahip olduğunuz kölelere iyilikte bulunun" (en-Nisâ, 4/36).
Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur; "Köleler, Allah'ın sizin yanınızda bulundurduğu kardeşlerinizdir. Allah sizi de onların hizmetine tabi kılabilirdi. O halde onlara iyi davranın", "Hizmetçi ve köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Ona yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin... Eğer onlara zor işler teklif ederseniz derhal onlara yardım ediniz.", "Kim kölesini öldürürse onu öldürürüz, kim kölesini hapseder veya gıdasını keserse onu hapseder ve gıdasını keseriz", "Sizden biriniz bu kölemdir, bu cariyemdir demesin. Kızım veya oğlum yahut kardeşimdir desin".
Yüce Allah insanın şekline, rengine, kılık-kıyafetine, makam ve mevkiine değil; kalbine ve davranışlarındaki samimiyetine itibar eder. Nitekim Hucurat suresi 13. ayette "Muhakkak Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınız(en takvalı olanınız)dır.." buyurulmaktadır.
Peygamberimiz (s) ve Hz. Ebubekir (r) köle alıp azad etme konusunda çok gayret göstermiş ve bu uğurda servet tüketmiştir. Bu gibi sebeplerledir ki bazen karnına taş bağlayacak kadar ekonomik sıkıntılar yaşamıştır. Hatta Hz. Fatıma'nın ev işlerinin yoğunluğundan şikayetçi olup kendisinden esirlerden bir hizmetçi taleb etmesi üzerine Resulullah kendisine daha hayırlısı olarak dua ve zikir öğretmiştir.
Netice itibariyle, islâm çeşitli yollarla köleleri azat etmeye teşvik etmiştir. insanda aslolan hürriyettir. Kölelik arızî bir haldir. Hz. Ömer'in dediği gibi: "insanlar hür doğarlar." (Bir çocuk hakkında bir zımmî ile bir Müslüman dâva açsalar: Müslüman, onun kendi kölesi; zımmî de oğlu olduğunu iddia etse, zımmînin lehine hükmedilir. Çünkü hürriyet asıldır. Vâkıa zimmînin çocuğu olduğu hükmünde, çocuğun gayr-i müslim olduğunu kabûl varsa da çocuk istediği zaman Müslüman olabilir. Hürriyet böylece tercih edilir. Ferdin hürriyeti islâm'da bu kadar değerlidir.) Kafkaslardan aşırılan, Sudan'da avlanan insanlar köle diye satılamaz, islâm'da bu haramdır.
Daha geniş bilgi almak ve doküman talep etmek üzere ise Türkiye Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisi'nin "Köle" maddesi 26.Cilt 237-248. sayfalarına müracaat edebilir veya
http://www.isam.org.tr adresi ile irtibat kurabilirsiniz.
Bilgilerinizi arz ederiz
DiYANET iŞLERi BAŞKANLIĞI.
--------------------------------