Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 12-01-2007, 01:32
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Pante, seni bir yıldan beri tanımasam, bir yıl önce seninle beraber Aspartam'a karşı Mevlana'yı savunmuş olmasam, beni tanımadığını düşünsem upuzun bir cevap verir, her bir cümlenle tartışmaya girerdim. Benim yazımı şuraya koy, bir de senin buna karşılık söylediklerini altına koy. Bak bakalım ben mi birini seviyorum diye gözümü kapatıp onu savunuyorum sen mi? *Başkasının gözündeki çöpü görüp de kendi gözündeki merteği görmemek buna denir herhalde.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 13-01-2007, 00:33
Cemal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cemal Cemal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Mar 2006
Bulunduğu yer: şirrinmişirrin egemino canlıuzurlu bi sayilgassabasının şirim bi beldesimden tefrişediyom sitteye.
Mesajlar: 1.168
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Bir kimsenin bir başkası hakkındaki görüşü, zannı, iddiası hiç birşey ifade etmez.

Pante abim-senin bu lafın bana dukkanın müşterisi bi arkadaşımıs var adı-Riza.onun rametli olmuş bi abisi varmış*Riza onun bi lafını hep söler.

ZANLAR EN BÜYÜK GERÇEKLERİ BİLE ZAMANLA ÇÜRÜTÜR.


deyi.dorumu bilmem*?

konulan alakası yok ama*rametliyi anmak gerekti demekki.

cml.

'Biri senin hakkında kötü bir şey söylerse
sakın kızma ama şöyle karşılık ver:
Hakkımda bunu söyleyen hiç şüphesiz başka kusurlarımı bilmiyormuş.
Bilseydi, sadece bunu söylemekle kalmazdı!
'
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 13-01-2007, 00:42
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Sevgili Sargon;
Değil Mevlana *senin hakkında da, herhangi biri hakkında da mesnetsiz iddialarda bulunulsa aynı şekilde tavır koyarım.
Bunun örneklerine zaman zaman rastlamışsındır mesajlarımda. Son örnek " Muhammed'in büyük gafı" başlığına verdiğim yanıttır.
Sevmediğim ya da nötr olduğum, sadece iyi taraflarını takdir ettiğim İsmet İnönü ile ilgili de Mutezile ile olan tartışmamı belki hatırlarsın.

Büyük insanlarla ilgili zaman zaman bir takım iddialar duyarız. Bunlar arasında bazen öylesine saçma iddialarla karşılaşırız ki insanın aklı almaz. İsmet İnönü'yü asker kaçağı diye lanse etmişlerdir mesela. Atatürk için veled-i zina, Mevlana için eşcinsel ve ajan iddiaları da böyledir.

Ama yine de taktiğini sevdim. İzmir yangınından Mevlana konusuna atlama yapman hoşuma gitti.
Seninle tartışmak güzel ama ne yaparsın ki bir çok konuda benzer düşünüyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 13-01-2007, 01:14
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

ZANLAR EN BÜYÜK GERÇEKLERİ BİLE ZAMANLA ÇÜRÜTÜR.

Sevgili Cemal doğruluk payı çok fazla. Çünkü zanlara karşı da duyarsızdır insanlar. Üstelik abartmaları severler. Komplo teorilerine kapılıverir, provakasyon tuzağına kolay düşerler.
Hayatında haram lokma, kul hakkı yememiş, çok dürüst, ahlaklı, erdemli bir insanın dahi hakkında çıkarılan bir dedikodu, bir iftira ile haysiyeti, onuru yok edilebilir.

Dünyadaki ezilen halklara, sömürgelere,işgal altındaki ülkelere örnek olan dünyanın en önemli, hatta ilk anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı 1-2 yalan-uydurma olay ile gözden düşürülmeye, basite indirgenmeye çalışılır. Bir de şeriat düzeninde nasıl karalanacağını sen hesapla artık.
Yüzyıllarca Alevi kesimin "mum söndü" iftirasıyla nasıl zan altında bırakıldığı ve sünni kesimin buna nasıl inandırıldığını, hala da buna inananların çok olduğunu hepimiz bilmekteyiz.
Bu noktada zanda, iftirada bulunanlar kadar, doğruluğunu araştırmadan buna inananların ve suçlamaya katılanların da vebali yok mudur.? Yazık değil mi bu insanlara..

Şimdi de "Ali'ye tapıyorlar" diye ortaya başka bir zan atılmıyor mu? Haricilerden kalma küçük bir kesimin bu inancının tüm Alevilere yüklenmesi doğru mu?

O nedenle kim için, ne için olursa olsun ispatı olmayan hiçbir zanna kıymet ve destek vermemeliyiz, araştırmadan, incelemeden, doğruluğunu görmeden kimseyi zan altında bırakmamalıyız.
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 13-01-2007, 02:04
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Hoş, ama bir taktik güdüyor değilim. Misyon adamlığını 4-5 yıldır bırakmış durumdayım. Yani hiç birşeyin peşinde değilim, sadece -belki de hiç bir anlamı olmayan- "gerçek hangisi", "arkasında ne var" gibi soruları sorup, kurcalıyorum. Elbette bir bakış açım var ancak bunun için taktik geliştireyim, birilerini sıkıştırıyım diye de düşünmüyorum.

İzmir yangını konusu benim için gerçekten yeni bir konuydu. Erencan'ın maili üzerine internette gezindim biraz ve tartışılması için buraya taşıdım. Böylesine ilginç konuların tartışılması gerektiğine inanıyorum. Senin tartışmada aldığın tutum beni rahatsız etmiyor, tersine taraflar olmasa tartışma olmaz. Karşı çıktığım şey bu konuları tartışılamaz konular biçiminde lanse etmendi.

Tartışma benim için şudur. İddia mesnetsiz ise bu ortaya konup çürütülür, yalan olduğu apaçık belli ise haklısın, ancak taraflardan biri bir takım somut şeyler koyuyorsa, tartışılır. İzmir yangını konusunda son derece ciddi iddialar vardı, sadece anti-Kemalist'lere aişt değil, Kemalistlere ait anılar da var ortada.

Mevlana konusu da öyle. Ortada mesmetsiz iddialar yok yani. Ciddi iddialar var. Bu durumda tartışmayı açmak ve tarafların görüşlerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmak gerekir herşeyden önce. Bu konuların tartışılması bile vatana ihanettir, ayağınız denk alın ha şeklinde deklerasyonlar yapılamaz. Bak mesela Frodo bu konuda söyleyeceği şeylerin olduğunu yazmıştı, senin şiddetle atağa kalman üzerine havayı germemeyi tercih etti sanırım. Bu yaklaşımla tartışma ortamını ortadan kaldırmış oluyorsun.

Atatürk'le ilgili veledi zina iddiası zaten iddia edilen şeyin kendisiyle ilgili bi garabet taşıyor. İddianın içinde ilkel bir kafa yapısı var zaten. Kaldı ki, İsa'dan, Musa'dan, Sargon'dan tutu bir sürü efsanevi kişi veledi zinadır. Dolayısıyla bence duruma uyan bir örnek değil. İnönü ile tartışmanı hatırlamıyorum, o sıralar siteye ara vermiştim sanırım.

Mevlana ile ilgili kısıma gelince. Geçen yıl Mevlana'yı savunmuş olduğumu hatırlarsın. Bunu da taktik maktik diye yapmadım. Öyle düşündüğüm için yaptım. Mevlana'ya ajan diyenler (Aslında burda bir hata yapmışım Mevlana'ya ajan değil işbirlikçi, Tebrizli Şems'e ise ajan deniyordu) o dönem Selçuklu yönetim kadrosunun nasıl Moğollarla işbirliği içinde ülkeyi peşkeş çektiklerine bakmıyorlardı.

Ancak araştırmayı derinleştirdikçe aslında Mevlana'nın da bu egemen sınıfın içinde bir işbirlikçi olarak hareket ettiğini ve Moğol istilacılar tarafından da, selçuklu beyleri tarafından da korunduğunu gördüm. Hatta öz oğlu Alaeddin Çelebi Ahi Evren'le birlikte Moğol işgaline karşı direniş yanlısı idi ve bu yüzden Tebrizli Şems'e karşı düşmanlık besliyorlardı. Şems'i onların öldürdüğü bunun üzerine Mevlana'nın da kendi oğlunu ve Ahi Evren'i öldürttüğü söyleniyordu. O zaman konunun daha fazla üzerine gitmedim, zaten başka tartışmalar çıktı ve konu kapandı.

Yukarda ne yazmışım:

Birinci iddiası doğru çıktı. Başka yazarlar da aynı şeyi yazıyorlardı. Yine de bu durumla ilgili bilinmeyen şeyler olabilir.
Mevlana'nın Moğol işgalciler ve işbirlikçi egemenlerle işbirliği içinde olduğu artık bilinen birşey olduğu halde Bir esneklik payı bırakmışım dikkat edersen.

Şu sıralarda Server Tanilli 'nin "Yüzyılların Gerçeği ve Mirası"nı okuyorum. Bildiğin gibi bir dünya tarihi anlatıyor ve konuınun kapsamının genişliğinden dolayı her konu üzerine kaynaklar vermesi beklenemez. Ancak zanlarını yazan bir yazar olmadığını, yüzlerce kaynaktan yararlanarak yazdığını bilirim Tanilli'nin. Zaten ne demişim:

Ya Tanilli yanılıyor, ya da biz yanlış biliyoruz. En doğrusu bu iddiaları direk kaynaklara bakarak araştırmak.
Benim yazım insanları araşltırmaya ve tartışmaya davet eden bir yazıydı. Sen ise buna zanlarınızı yazmayın, bunu alışkanlık haline getirmeyin diye hoyratça müdahale ettin ve tartışmanın önünü baştan kestin. Halbuki zanlar yazılmıyor, çeşitli kaynaklar ortaya konuyordu, sen ise buna daha araştırmayı, tartışmayı bile beklemeden ZAN yaftası yapıştırıyorsun. Senden bu tarzı bırakmanı rica edebilirim ancak. Yoksa bir tartışılabilecek konular ve tartışılamayacak konular listesi çıkarmamız gerekecek.

Tekrar bu tartışmayı niye açtım. Sen kararını vermişsin. Ben sana karşı bir taktik falan uyguluyorum, bunun için açtım. Yok böyle bişey. Niye böyle birşey yapayım ki. Tesadüfen senin kutsal konuların gündeme geldi. Yani ben senin bu zannını değiştiremem. Cemal'in tribün seyircisi olarak sürekli sahaya atlamasını da engelleyemem. Dediğin zanlar en büyük gerçekleri bile zamanla çürütür. Umudum gerçeklerin zanları kırmasında.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 13-01-2007, 02:41
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Sargon, yazdıklarının çoğuna hak veriyorum. Yanıldığın ya da yanlış anladığın nokta ise, benim tartışmanın önünü kesme amacım yok. Sadece gerçekliği dahi tartışılan, ispatı olmayan bir olaydan yola çıkarak Türklere, Atatürk'e vs. saldırılması. Bunu sen yapıyorsun şeklinde de algılama sakın. Ama konu o yöne kaymaktaydı.
Ben buna karşıyım. İzmir yangınını Nurettin Paşa da çıkartmış olabilir, olmayacak bir şey değil, hatta kimilerine göre kuvvetle nuhtemel. Ama burada eleştirilmesi gereken Türk ordusu, Türkler ve Atatürk olmamalı. Direk Nurettin Paşa eleştirilmeli.
Halbuki yazıda Atatürk'ün İzmir'de oluşunun dahi hesabı soruluyordu, sanki o emir vermiş imasıyla. "Benim kırıcı olurum" dediğim bu tarzadır. Yoksa neyime gerek Nurettin Paşayı savunmak.

Bir de site açısından yaklaşalım olaya. Bu tür yazılar ağırlıklı olduğunda dinsiz, ateist olarak bilinen sitenin aynı zamanda Türk düşmanı, Atatürk'ü karalayan, bölücü vs. şeklinde tanıtılmasıyla imajı zedelenecek, aşırı tepkiler alacak, katılımcıları küsecek, kopacaktır.

Mevlana'ya gelince kutsalım falan değil. Ondan öncede Vahdet-i vücud ve Tasavvuf vardı.
Takdir ettiğim tarafı o dönemde dahi laik bir uygulamaya olanak sağlayan anlayışıdır. Barıştan, hoşgörüden, sevgiden yana oluşudur.
İşbirlikçi olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü ulusal bir yanı yoktur Mevlana'nın. O bir enternasyonalisttir bana göre.
Yönetimde o olmuş, bu olmuş farketmiyor onun için adam gibi adam olsun yeter anlayışı var. O nedenle asıl işbirlikçi Selçuklu yönetimiyle ve Moğollarla iyi geçiniyor. Ayrıca aşık değil maşuk olduğunu kendi de yazıyor.
Ayrıca o gönlümüzde tanıdığımız şekilde kalsın. İnsanlığa yararı o bildiğimiz yanıyladır. Deşip, karıştırarak Mevlana'yı çürüterek iyi bir şey elde edilemeyeceğine inanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 17-10-2007, 21:12
dolfen dolfen isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jul 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 880
Standart mevlana rum muydu...

Mevlânâ Celâleddin-i Rumî'nin adındaki Rumî sözcüğünün ne anlama geldiğini hiç düşündünüz mü? Bugünkü Türkiye Türkçesinde Rum dendiğinde 'Yunan soyundan olup Anadolu'da yaşamakta olan kişiler' anlaşılıyor. Ama Mevlânâ'nın bu anlamda Rum olması mümkün değil, çünkü Konya'ya yerleşmesiyle bitecek olan göç yolculuğu Anadolu'nun batısından değil, doğusundan, ta bugünkü Afganistan'dan başlamış. 1207 yılının 30 Eylül günü doğmuş olan Mevlânâ henüz beş yaşında küçük bir çocuk iken, ailesi Horasan'dan yola çıkıyor, çeşitli ara duraklardan sonra 1222'de Karaman'a, 1228'de Konya'ya yerleşiyor. 1273 yılındaki ölümüne kadar, Mevlânâ Anadolu'da yaşıyor.
Her bir sözcüğün kendine göre bir yaşamı var, sözcük zaman içinde ortadan kalkabiliyor, biçim değiştirebiliyor ya da öncekinden çok farklı bir anlam kazanabiliyor. Rum sözcüğü de tarihsel koşullarla birlikte kılık değiştirmiş. Öyküsü, tarih derslerinde adını Doğu Roma olarak öğrendiğimiz devletin kurulmasıyla başlamış. Bugünün İstanbul'unu başkent yapan bu devlet kendisini doğrudan Roma olarak adlandırdığından, o devletin topraklarına da Roma deniyordu. 10., 11. yüzyılda Anadolu'ya gelen Türklerin ağzında bu sözcük Rum biçimini aldı, uzun bir dönem de öyle kaldı. Yani, Mevlânâ'nın yaşadığı 13. yüzyılda Rum sözcüğü, Anadolu anlamına geliyordu. Bugün Trakya için kullandığımız Rumeli (Rum Eli, yani Rum toprağı) adı da o günlerden bir yadigâr.
Öte yandan, eski dönemlerde aynı ismi taşıyan ünlü kişileri birbirlerinden ayırt etmek için, adlarına memleketlerinin de eklendiğini bilirsiniz, Ercişli Emrah, Erzurumlu Emrah gibi. İlkçağ düşünürleri için de aynı yöntem kullanılmış, örneğin: Elealı Zenon, Kıbrıslı Zenon. İşte Mevlânâ'nın adının sonundaki Rumî sözcüğü de, onun Anadolulu olduğunu ifade ediyor.

Hocamız, Anadolulu Celâlettin
Bir anababamızın koyduğu isimlerimiz vardır, bir de hayatımız boyunca edindiğimiz ya da kazandığımız isimler. Örneğin, Mevlânâ, 800 yıl önce Belh kentinde doğduğunda kendisine Celâleddin (yani 'dinin ululuğu, yüceliği') adı verilmiş. Ama yüzlerce yıldır bütün dünya onu Mevlânâ olarak tanıyor. Acaba bu ismin anlamı ne? Mevlâ sözcüğü, biliyorsunuz, Allah'ın adlarından biri, ama Arapçada başka karşılıkları da var, yerine göre 'sahip, efendi, köleyi özgür bırakan, eğitici, yardımcı...' gibi anlamlar taşıyor. Mevlâ sözcüğünü Mevlânâ şekline getirdiğimizde ise, 'efendimiz, hocamız' demiş oluyoruz. Derler ki, Mevlânâ öğrencileri tarafından böyle adlandırılmış, sonra da bu adla tanınmış. Altı ciltlik Mesnevi'si ile hâlâ hepimize bir şeyler öğrettiğine göre, bu adı bileğinin hakkıyla kazandığını kabul etmek gerek!
Ölüm günü olan 17 Aralık'ta, Konya'da her yıl Mevlânâ'yı anmak için törenler düzenleniyor, bu törenlere şeb-i arus adı veriliyor. Aslında arus sözcüğü, 'evlenen kişi' demek, şeb-i arus ise 'düğün gecesi' anlamına geliyor. Mevlânâ için ölüm bir son değil, 'Allah'la, evrenle, sonsuzlukla buluşma' olduğu için, törenlere de bu isim verilmiş.
Demek ki Mevlânâ Celâleddin-i Rumî'nin adını söylerken, aslında Hocamız, Anadolulu Celâlettin demiş oluyoruz. Yüzlerce yılı aşıp bizimle birlikte var olmaya devam eden bu hemşerimize saygı göstermenin, onun eğiticiliğe devam etmesine katkıda bulunmanın tek yolu var: Kitaplarından bir şeyler öğrenmek. Evet, şimdi Mesnevi'yi okumanın zamanıdır: İnanın bana, televizyon dizilerindekilerden daha heyecanlı öyküler bulacaksınız içinde!..

http//dolfen.blogcu.com/

Son söylediğim her zaman doğrudur, bir sonraki onu yalanlasa da...!
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 17-10-2007, 22:05
Camgoz Camgoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Oct 2007
Mesajlar: 35
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Mevlana derin bir insan.
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 18-10-2007, 00:35
multima multima isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2007
Mesajlar: 15
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

İlginçtir ibadete müziği sokan kişidir aynı zamanda

Ben düşünmüşsem başkalrı da düşünmüştür
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 18-10-2007, 02:13
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: Örnek İnsan Mevlana

Sevgili pante , aşağıda *Mevlana'dan bir pasaj var. Böyle ''hikayeleri niçin yazar mevlana?


Bir halayık şehvetin çokluğundan, hırsının fazlalığından bir eşeği kendisine alıştırmıştı. O eşek, kendisine yakınlaşmayı adet edinmiş, insana yakın olmayı öğrenmişti. O hilebaz halayığın bir kabağı vardı. Eşek kendisine ölçülü yaklaşsın diye kabağı, eşeğin aletine takardı. Yakınlaşma zamanında aletin yarısı girsin diye bu işi yapmaktaydı. Çünkü, eşeğin aleti tamamı ile girse rahmi de parçalanırdı, damarları da.

Eşek boyuna zayıflayıp durmaktaydı. Eşeğin sahibi olan kadın da neden bu eşek böyle zayıflıyor, neden böyle kıl gibi inceliyor deyip dururdu. Fakat işin ne olduğunu anlamakta acizdi. Nalbantlara illeti nedir, neden zayıflamakta diye gösterdiyse de, onda hiçbir illet görünmedi, kimse bunun iç yüzünü haber veremedi. Kadın bu işin aslını adamakıllı araştırmaya başladı. Her an eşeğin haline dikkat etmekte, neden böyle zayıfladığını bulmaya çalışmaktaydı...........

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:05 .