
24-04-2018, 10:05
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
Nihilist´isimli üyeden Alıntı
1) tarih mi vermiş bu arkadaş da tutmamış.
2) bi deyimden yola çıkıp (can man ile dogma arasında nerenden bağlantı kurdun can kelimesinden ne anladın gerçekten bi çeşit angut falan mısın sen) hangi dogmalarımdan kurtulamadığımı bi anlatsana. anlat anlat da biraz gülelim.
3) komünizm öngörüsü tutar mı tutmaz mı belki görürüz belki birçok nesil göremez bilemem.
ama diğer öngörülere değinememişsin.
niye.
bal gibi tutmuş di mi.
ondan mı can sıkıcıdan canı çıkası diye beddua etmeye bağ kurabildin ama mesela tröstleşmeye dair bi kelime edemedin.
|
Her şeyi ben bilirim duruşu.
- tarih vermediği için kehanet de bulunmuş diyebiliriz. Tutar tutmaz !
- can ne ? Sıkılan can !!!
Konu Natan tarafından (11-05-2018 Saat 20:50 ) değiştirilmiştir.
|

24-04-2018, 14:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Her şeyi ben bilirim duruşu.
- tarih vermediği için kehanet de bulunmuş diyebiliriz. Tutar tutmaz !
- can ne ? Sıkılan can !!!
|
Ha bu arada uyuşunca can da uyuşur mu ? Halen sıkılmaya devam eder mi ?
Çok bildiğin için sordum.
|

24-04-2018, 22:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668
|
|
Sevgili Fabula
Şu ya da bu tarafgir tartışma-çatışma kültürünü bir yana bırakalım... Amacımız sn-ben haklı davası olmamalı, karşılıklı, farklı iddialarımız, ifadelerimiz, tezlerimiz, görüşlerimiz, fikirlerimiz olabilir, lakin burada şu ya da bu yönde ben haklıyım tutumu değilde, karşılıklı bilgi-fikir alış verişi olarak ele almalıyız.
Basit ve kısaca ifade etmeye çalışacağım.
Öngörüler, sürece dayalı ifade edilir. Örneğin Güneş bir yıldızdır ve ömrünü tamamlayacağını öngörüyoruz.
Bu ne kehanettir ne de böylesi bir öngörüye karşı, "hani hala güneş orada duruyor, demek ki öngörü tutmadı" tarzında yaklaşım, bilinçli bir tutum olmaz. Öngörüler verili koşullar üzerinden, objektif olarak ortaya konuyorsa, bu ne kehanettir(üfürüktür) ama ne de kahinlik(üfürücülük).
İnsanlığın ekonomi-politik evrimi-birikimi, üretim tarzı ve ilişkilerindeki örgü ve örgütlenme - böylece A, B, C toplum yapılarının yansıması- da süreçle ilgilidir. Verili koşullar bu, bu ve bu, ancak verili koşullar şu, şu, şu koşulların oluşumu-dönüşümüne, şu, şu, şu nedenelr ve gelişmeler, hareket-değişim temelinde dönüşebilir ve nasıl sorunsalı da böylece anlamlı olurken, nasıl sorusunun yanıtı ise verili koşulalrın analiziyle anlam kazanır(bilimsel yöntem, Marx'ın yöntemidir de).
Güneş kaba tabirle yakıtını tükettiğinde, şu an verili form-yapısını koruyamayacak, ama bu şimdi, şu an! için bir öngörü değil, verili koşullarda HAREKETİN seyrinin gözlem ve ölçümlerinden yola çıkılarak varılan bir sonuç ifadesidir.
1 sürahi su, eğer sürahinin dibi delik ve damlatıyorsa, VERİLİ KOŞULUN analiziyle, sürahinin boşalacağının öngörüsünde bulunmak, kehanet olmadığı gibi, diyelim ki sürahi 5 saatte boşalacakken, çıkıp 10. dakikada sürahi boşalmadı, öngörünüz kehanettir, hayaldir, boştur derseniz, bu mantıklı olmaz. Öngörü verili koşullara göredir ve olağanüstü bir değişim sözkonusu olmadıkça da anlamını kaybetmez.
Komünizm konusunda ifadelerini değerlendirirken, bu konu salt nesnel koşulalr değil, öznel koşulalrı da, yan insan edinimi, iradesi ve ilişkisinden doğan her türlü bilinç, düşünce, ideolojik, ÖRGÜTSEL, iradi etkiyi de(kısaca öznel koşullar) kapsar, bu bağlamda sürahinin boşalmasına dair ifadem evrimsel bir sürece vurulabilirken, komünizm konusundaki ifadem hem verili değişimi(nesnel koşullardaki) hemde öznel koşulalrın değişimini, böylece d-evrim'i anlamlı kılan bir bütünlüğü arzeder. Bu bütün birbirinden yalıtılamaz hareket-değişimi içerir, yani evrim ve devrim bir bütündür böylece... Salt evrimi almak, nasıl ki yanlış olacaksa, salt devrimi de almak(evrimsel ve gelişim-değişim, yekinlik, birikimi dışlamak, yalıtmak) da yanlıştır, birisi literatürde sağ, diğeri ise sol sapma olarak ifade edilir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

25-04-2018, 04:55
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Kapitalizm mutlak olmayacak sonuçta.
Sosyalizm de sınıflı toplumdan, sınıfsız topluma erimsiz, süreçsiz geçilemeyeceği için(lafızda değil objektif koşullar gereği) bir ara geçiş sürecidir özünde.
Yüzyılın en önemli hatası, acelecilik, sabırsızlık ve objektif koşullarla subjektif koşul ve algı-anlayışın uyuşmamasıyla ilgili.
Öyle oldu, bitti biçiminde düşünülmesi, en temel yanlış olmuştur ve bu yanlış salt isteyenlerde değil, aksi yönde eletirenlerde de mevcuttur.
İnsanlık, kapitalizme, 500 yılı bulan bir aydınlanma süreciyle erişti, öyle saray, kale, koltuk yıkıp, masaya yumrukla olmuyor.
Hasılı komünizmde, bir anda, gökten zembille iner gibi olacak bir sürece sahip değil. Sınıfların oluşumu binlerce yıl almıştır, sınıfların sönümlenmeside bir anda olmayacak çünkü subjektif koşulların değişimi, objektif koşullara bağlıdır ve objektif koşulalr değişse bile, subjektif koşullar bir süre daha eskiyi sürdürme noktasında direnir, ama önü, sonu objektif koşullar belirleyici olur, bu uzun vadeli, oldu bitti değil, süreçle ilgilidir.
Devrim demek, bir şeyleri alaşağı etmek demek değildir, yeni bir şeyi kurmak demektir ve kurmak eylemi, sürece yayılır, bir anda meydana gelmez, objektif koşullar gibi ,subjektif koşullarda sürece tabidir.
Kapitalizmin egemen olduğu koşulalrda, DENEMELER olacak, ve elbette henüz güçlü olan sistem tarafından, güçlü darbeler alacak, bu normaldir. Kapitalizm, feodalite tarafından 500 yıllık bir süreçde defalarca yenildi, bu da diyalektiktir, nesneldir.
çeşitli yerlerde, komün deneyimleri var ve tümü de kapitalizm tarafından katliamlarla sonlandırıldı ve egemen medya kapitalist olduğu içinde, hakim olduğu sürece kurbanı suçlu gösterecek, kurbanın saldırılara karşı savunma ve direnişinide tek taraflı saldırganlık vb olarak işleyecektir.
Örneğin SSCB kurulduğunda, bir düzine kapitalist ülke tarafından işgal ediliyor, fiili ya da lojistik olarak içeride iç savaş, düzenli ordularla destekleniyor, batıdan ve doğudan(örneğin japonya) fili işgale giriyor, SSCB 1918'den, 1922'e kadar işgal ve iç savaş yaşanıyor. Kısaca bu bir fiili savaş ortamı ve kapitalist medya kendi işgal ve katliamlarını dahi, sosyalist sisteme yıkıyor. Bugün Türkiye'de YANDAŞ medya nasıl ise! Uzatmama gerek yok, öngörülen koşullarda, eşyanın tabiatı, olan ve olmakta olan-gelen ve gelmekte olan- lafzen engellenemez, ancak en fazla dönemsel olarak, dönem, dönem önlemlerle geçici-ertelenebilir. tabi ki bu bir anlık, bir kaç yıllık bir süreç değil, böyle bir süreçten söz etmiyorum, yüzyılları alan-alacak bir süreç, birikim(kafa sayısı değil, bilinç, deneyim, örgütlenme), diyalektik.
Öyle sabırsızca, köhne bir dinci, mürit gibi de bakılmamalı, dileyen dilediği gibi düşünebilir, inanabilir, zombice inançeri(cihaderi) gibi de düşünmemek, yaklaşmamak vb, ama önü, sonu, öznel koşullar, düşünceler, inanç vb tabanında nesnel koşullar belirleyici olur.
|
Bu konularda bilgili değilim ama sosyalizm ve komünizmin kelimesi bile hoşuma gidiyor, huzur veriyor, giriş kitabı önerirseniz okumak isterim.
Bir anda olmayacağı çok açık eğer olacaksa bile. Ama insanlar süreci anlamakta zorlanıyor ve şimdiye indirgiyor her şeyi, her şey bir anda olması lazım, olmuyorsa olamaz diye düşünüyor. Dolayısıyla geleceği öngörmek zor geliyor.
Kapitalizm için yıllarca uğraşılmıştır mutlaka. Ama kapitalistler kapitalizmin dünyaya hükmedeceğinden emin olamazlardı, kesin olarak bilemezlerdi. Bugün de kapitalizmin değişebileceğini öngörsek bile yerine ne geleceğini bilmek söz konusu değil. Toplumsal olaylar çok kaotik, öngörü imkansız gibi zor dolayısıyla.
Objektif ve subjektif koşul ayrımı denince aklıma doğal ve iradi faktörler geliyor. Mesela doğanın, dünyanın değişimi objektif koşuldur. Ama insanların eylemleri, toplumsal şeyler de subjektiftir diye düşünüyorum. Objektif koşulların pek bir belirleyiciliği olduğunu sanmıyorum ben, doğadan izoleyiz artık. Subjektif koşullar belirliyor her şeyi, insanlar bebeklikten ölüme kadar işleniyor ve belli bir biçimde biçimlendiriliyor, bunun dışına çıkmak çok zor.
Hatta insan doğası itirazını bilirsiniz, objektif koşulla alakalı sanki bu. Ama insan doğada yaşamıyor artık, statik ve izole doğası da yok, ne olursa o doğası oluyor, belli bir doğadan ziyade olasılıklar var yani. Ama elbette aşırı uç olan ve uygulanmayacak teoriler de olabilir, fakat sosyalizm ve komünizm böyle uç değil sanki.
Sosyalizm ve komünizmin mümkünlüğünü anlamak için mevcut denemeleri anlamak zorundayız. Tarihte olan denemeler var ama kapitalist medyaya da güven olmuyor, hangi kaynaktan okunacağı belirsiz. Dolayısı ile bilinemezcilik açığa çıkıyor gibi. Belki de kapitalist uygulamalara bakarak sosyalizm ve komünizm teorisiyle ilişkilendirerek sonuca varılabilir, kapitalizm gözlemleri bile işe yarayabilir gibi.
Denemelerden sonuç çıkarmak için uygun koşulların olması gerekir. Bilimde bile deney yaparken uygun koşullar oluşturulur ve belli değerler sabit tutulup diğer değerin etkisi araştırılır, bunun için uygun ortam gerekir. Ama mesela evde o deneyler yapılamaz, çünkü uygun ortam yoktur. Sosyalizm ve komünizm de böyle sanki, deney için uygun ortam oluşturulamamış, hep içten ve dıştan saldırılar, ihanetler olmuş.
Dolayısıyla sosyalizm ve komünizm teorilerinin çürümesi söz konusu bile değil. Kapitalizmin kötü örneklerine bakıp kapitalizm çöktü demek gibi oluyor yoksa. Aslında bu teoriler tek tip değil, birçok farklı biçimde uygulanabilir. Nasıl ki kapitalist ülkeler arasında uçurum olabiliyor, dolayısıyla kötü örneği değil de iyi ve kötüyü birlikte değerlendirmek icap eder.
Ama maalesef kapitalizm kadar deneme olamadı tabi, izin verilmedi. Ama zamanında kapitalizm de zar zor deneniyordu ve yeniliyordu. Yenilme olsa bile bunun neyden kaynaklandığını bilmek lazım, sebep sonuç çok önemli. Mesela telefonun içini açarak bozabilirsiniz, bu demek değildir ki telefon bozuk üretildi. Sapasağlam olsa da dış etkilerle bozuldu. Sosyalizm ve komünizm de ekonomik ve toplumsal olarak gerçeğe uygun olmamasından değil de dış etkilerden çöktü ise aslında çöktü denilemez, çökenler devletler ve denemelerdir, ideolojinin kendisi değil. İşte bunca zorluk var, komünizm ve sosyalizmin başarılı olup olmadığı nasıl analiz edilecek bilmiyorum.
|

25-04-2018, 07:26
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Her şeyi ben bilirim duruşu.
- tarih vermediği için kehanet de bulunmuş diyebiliriz. Tutar tutmaz !
- can ne ? Sıkılan can !!!
|
deyim lan ahmak...
sen bu kapasiteyle mi marksizm eleştirisine soyundun.
sen adamı kahin falan zannettin galiba.
felsefeye katkısı ayrı başlık
iktisata katkısı ayrı
kapitalizm tahlili ve artı değeri basit ve net deşifresi ayrı
kapitalizmin izleyeceği sürece ilişkin tüm tespitleri şaşmadı
üstyapının koşullayıcılığını yaşayıp
bulunduğu durumu analiz edemeyip şaşkınlık içinde saçmalayan ise sen
ve yapabildiğin eleştiri can ne diye sormak
ruh falan gibi bişey dememi mi bekliyorsun
sen ne çeşit bi ahmaksın ya
|

25-04-2018, 07:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
Velhelebe´isimli üyeden Alıntı
Bu konularda bilgili değilim ama sosyalizm ve komünizmin kelimesi bile hoşuma gidiyor, huzur veriyor, giriş kitabı önerirseniz okumak isterim.
Bir anda olmayacağı çok açık eğer olacaksa bile. Ama insanlar süreci anlamakta zorlanıyor ve şimdiye indirgiyor her şeyi, her şey bir anda olması lazım, olmuyorsa olamaz diye düşünüyor. Dolayısıyla geleceği öngörmek zor geliyor.
Kapitalizm için yıllarca uğraşılmıştır mutlaka. Ama kapitalistler kapitalizmin dünyaya hükmedeceğinden emin olamazlardı, kesin olarak bilemezlerdi. Bugün de kapitalizmin değişebileceğini öngörsek bile yerine ne geleceğini bilmek söz konusu değil. Toplumsal olaylar çok kaotik, öngörü imkansız gibi zor dolayısıyla.
Objektif ve subjektif koşul ayrımı denince aklıma doğal ve iradi faktörler geliyor. Mesela doğanın, dünyanın değişimi objektif koşuldur. Ama insanların eylemleri, toplumsal şeyler de subjektiftir diye düşünüyorum. Objektif koşulların pek bir belirleyiciliği olduğunu sanmıyorum ben, doğadan izoleyiz artık. Subjektif koşullar belirliyor her şeyi, insanlar bebeklikten ölüme kadar işleniyor ve belli bir biçimde biçimlendiriliyor, bunun dışına çıkmak çok zor.
Hatta insan doğası itirazını bilirsiniz, objektif koşulla alakalı sanki bu. Ama insan doğada yaşamıyor artık, statik ve izole doğası da yok, ne olursa o doğası oluyor, belli bir doğadan ziyade olasılıklar var yani. Ama elbette aşırı uç olan ve uygulanmayacak teoriler de olabilir, fakat sosyalizm ve komünizm böyle uç değil sanki.
Sosyalizm ve komünizmin mümkünlüğünü anlamak için mevcut denemeleri anlamak zorundayız. Tarihte olan denemeler var ama kapitalist medyaya da güven olmuyor, hangi kaynaktan okunacağı belirsiz. Dolayısı ile bilinemezcilik açığa çıkıyor gibi. Belki de kapitalist uygulamalara bakarak sosyalizm ve komünizm teorisiyle ilişkilendirerek sonuca varılabilir, kapitalizm gözlemleri bile işe yarayabilir gibi.
Denemelerden sonuç çıkarmak için uygun koşulların olması gerekir. Bilimde bile deney yaparken uygun koşullar oluşturulur ve belli değerler sabit tutulup diğer değerin etkisi araştırılır, bunun için uygun ortam gerekir. Ama mesela evde o deneyler yapılamaz, çünkü uygun ortam yoktur. Sosyalizm ve komünizm de böyle sanki, deney için uygun ortam oluşturulamamış, hep içten ve dıştan saldırılar, ihanetler olmuş.
Dolayısıyla sosyalizm ve komünizm teorilerinin çürümesi söz konusu bile değil. Kapitalizmin kötü örneklerine bakıp kapitalizm çöktü demek gibi oluyor yoksa. Aslında bu teoriler tek tip değil, birçok farklı biçimde uygulanabilir. Nasıl ki kapitalist ülkeler arasında uçurum olabiliyor, dolayısıyla kötü örneği değil de iyi ve kötüyü birlikte değerlendirmek icap eder.
Ama maalesef kapitalizm kadar deneme olamadı tabi, izin verilmedi. Ama zamanında kapitalizm de zar zor deneniyordu ve yeniliyordu. Yenilme olsa bile bunun neyden kaynaklandığını bilmek lazım, sebep sonuç çok önemli. Mesela telefonun içini açarak bozabilirsiniz, bu demek değildir ki telefon bozuk üretildi. Sapasağlam olsa da dış etkilerle bozuldu. Sosyalizm ve komünizm de ekonomik ve toplumsal olarak gerçeğe uygun olmamasından değil de dış etkilerden çöktü ise aslında çöktü denilemez, çökenler devletler ve denemelerdir, ideolojinin kendisi değil. İşte bunca zorluk var, komünizm ve sosyalizmin başarılı olup olmadığı nasıl analiz edilecek bilmiyorum.
|
sayın velhelebe
hem devletlerden, devletlerin çöküşünden bahsedip hem de komünizme atıf yapılmaz.
komünizm bir devlet/iktidar biçimi değildir.
devletsiz sınıfsız iktidar/mülkiyet ilişkilerinin olmadığı bir yaşama biçimidir.
yani çöken reel sosyalist denemelerdir.
paris komünü ise zaten bir-iki ayda katliamla ortadan kaldırılmıştır.
bu kısa ömrüne rağmen sanayi toplumunda görülebilmiş yegane özgür katılımcı toplumsal birliktelik olmalarıdır.
bu onur parislilere aittir.
ayaklanmayı bastıran vatandaş ise, 789 burjuva devrimine kadar feodalite-kilise birlikteliğine karşı savaşırken
burjuva devriminin hemen sonrasında kilise okullarının kapatılmış olmasına ağıtlar yakmış geçmiş döneme güzellemeler yapmış.
çünkü artık bir üst yapı kurumu olan kilise feodalle değil burjuva ile ittifaka girmişti.
marks ısrarla üstyapıya atıf yaparken de haksız değildi.
marks tarihe topluma ekonomiye diyalektik/dinamik bakış yapabilmiş bir adamdır.
bunu bakunin de kropotkin de beceremedi. ne yazık ki öyle.
ama o bakışı mutlaklaştırmak marksizmi anlamamak dinleştirmektir.
proleterya diktatörlüğü de parti diktatörlüğü olmak zorunda değildir.
bu masalı anlatan lenindir.
|

25-04-2018, 08:50
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Dec 2014
Mesajlar: 3.695
|
|
Özel mülkiyet insan doğasının bir ürünü müdür?
Bu soruya evet yanıtı verenler, özel mülkiyetin insanın ortaya çıkışından bu yana var olan bir olgu olduğunu öne sürüyorlar. Oysa bilimsel veriler bunun hiç de doğru olmadığını inkâr edilemez bir şekilde kanıtlıyor. Bilimsel araştırmalar, ilk insanların evrimleşmelerinin üzerinden yaklaşık 2 milyon yıl, bu evrimleşme sürecinin modern insan durağına ulaşmasının üzerindense 130 bin yılı aşkın bir süre geçtiğini tespit ediyor. Oysa bu uzun tarihsel yolculukta, bir sömürü aracı olarak özel mülkiyetin ortaya çıkışı günümüzden ancak 3-4 bin yıl kadar geriye gidiyor.
Özel mülkiyet, burjuva ideologların iddia ettikleri gibi ezeli bir olgu değildir.
------------------------------------
Maksist Tutum da İlkay Meriç in şöyle bir yazısına rastladım.
Her kes Komünizm i kapitalizm e karşı bir sosyal düzen olarak anlar. Halbuki komünizm kapitalizm den önce var olan Feodal Kölecilik te olmak üzere bütün özel mülkiyetçi sistemlerin tasfiyesi dir.
Marks ı ve komünizm mücadelesi yapan insanları bu şekilde anlamakta fayda var.
Bu binlerce yıllık özel mülkiyet çi sistemlerin bir iki deneme sonucu biteceğini düşünmek bence insan emeğine hakarettir. Ayrıca bu haksızlığa karşı sadece zamanımızın devrimcilerinin mücadele ettiğini Bu konuda sadece Marks Lenin ve bu yüz yılın insanlarınn meselesi olduğunu sanmak tarih bilgisinden uzak olmaktır.
Bu haksız düzenlere karşı ta kölecilik döneminden bu yana itirazlar var isyanlar var mücadeleler vardır.
Komünzm in ne olduğunu anlamak için Bütün bu özel mülkiyet e dayanan sistemlerin sonunun nereye kadar varabileceğini ve sınırlarının ne kadar olabileceğini anlamaktan geçer.
Kapitalizm in tahribatını anlamayan komünizm i Lüks görür.
|

25-04-2018, 09:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
Nihilist´isimli üyeden Alıntı
sayın velhelebe
hem devletlerden, devletlerin çöküşünden bahsedip hem de komünizme atıf yapılmaz.
komünizm bir devlet/iktidar biçimi değildir.
devletsiz sınıfsız iktidar/mülkiyet ilişkilerinin olmadığı bir yaşama biçimidir.
yani çöken reel sosyalist denemelerdir.
paris komünü ise zaten bir-iki ayda katliamla ortadan kaldırılmıştır.
bu kısa ömrüne rağmen sanayi toplumunda görülebilmiş yegane özgür katılımcı toplumsal birliktelik olmalarıdır.
bu onur parislilere aittir.
ayaklanmayı bastıran vatandaş ise, 789 burjuva devrimine kadar feodalite-kilise birlikteliğine karşı savaşırken
burjuva devriminin hemen sonrasında kilise okullarının kapatılmış olmasına ağıtlar yakmış geçmiş döneme güzellemeler yapmış.
çünkü artık bir üst yapı kurumu olan kilise feodalle değil burjuva ile ittifaka girmişti.
marks ısrarla üstyapıya atıf yaparken de haksız değildi.
marks tarihe topluma ekonomiye diyalektik/dinamik bakış yapabilmiş bir adamdır.
bunu bakunin de kropotkin de beceremedi. ne yazık ki öyle.
ama o bakışı mutlaklaştırmak marksizmi anlamamak dinleştirmektir.
proleterya diktatörlüğü de parti diktatörlüğü olmak zorunda değildir.
bu masalı anlatan lenindir.
|
Değerli nihilist
Komünizmde devlet olmadığını biliyorum, sosyalizm de ara geçiş olup devleti içeriyor. Ama sosyalizm denemeleri komünizm hakkında fikir verebilir, alakasız değiller çünkü, komünizm devamıdır sosyalizmin.
Marksizm ile ilgili bir şey sormak istiyorum. Marksizmin sosyalizm ve komünizm ile ilişkisi nedir, farkları nedir? Marksizm, sosyalizm ve komünizme farklı bir bakış açısı getiren bir görüş mü, alt kümesi mi?
Celal Şengör ve benzeri düşünenler marksizm dogmatiktir gibi şeyler söylüyorlar. Şu da var ki ideolojiden ayrı olarak dogmalaştıranlar varsa bu ideolojiden bağımsızdır. İdeoloji geliştirilebilir ama ana prensiplerden çıkmamak kaydıyla. Mesela birileri ateizm şöyle böyle diye yalan yanlış şeyler söylüyor, peki ateizm değişiyor mu o sözlerle? Kuşkusuz hayır.
İşin ekonomik, sosyolojik boyutunu bilmem. Ama günümüzde sorunlar olduğu belli bence. Birileri aşırı zengin iken diğerleri aşırı fakir olabiliyor. Temel ihtiyaçların bile parayla karşılanması çok sıkıntı, insanlar hayatta kalmak için canla başla savaşıyor, bu yüzyılda olmaması gereken bir şey. Eğitim, sağlık, gıda, barınma, giyinme gibi temel şeylerin karşılanmasını da içeriyor değil mi sosyalizm?
Mesela Küba'da temel şeyler karşılanıyor galiba. Ama kapitalist ülkelerde böyle bir şey yok. Fakat gelişmiş kapitalist ülkelerde(avrupa) sosyal devlet anlayışı var, sosyalizme yakın bir anlayış sanırım. Sosyalizm o Avrupa devletlerinden biraz daha ileri kademe olabilir, yani daha bile iyisi. Temel ihtiyaçları karşılamak bir devlet için zor mudur sizce? Mesela hastanenin ücretsiz olmasının sakıncalı olmasına dair personelin maaşı üzerinden eleştiri getiriliyordu. Sosyalizmde vergi var mıdır bilmem ama devletin gücü bunlara yetmeyecekse işi nedir değil mi, vergiler boşa mıdır?
Sosyalizm herkesi fakirleştirerek eşitliyor diyenler vardı. Küba'yı düşünelim. Küba kapitalist olup da para azınlığın elinde toplanıp halk fakir olabilirdi aynı bütçe ile de. Fakat mevcut para eşitlikçi bir biçimde dağıtılıyor. Kaynak, para daha fazla olsa daha da fazla miktar eşit bir biçimde dağıtılabilirdi gibi. Yani aynı koşullarda kapitalizme nazaran sıradan vatandaş daha iyi koşullarda oluyor mu sizce?
Paranın eşitlikçi bir biçimde dağıtılması eleştirilip herkesin aynı olmadığı savunulabilir. Tamam herkesin eşit parası olmasa bile temel şeyler eşit bir şekilde karşılanmalı bence. Sonra insanlar zevki sefası için çalışıp kazanır ama temel şeylerde eşitlikçi olmak mühim. Ayrıca fırsat eşitliği olması lazım, kim neye ilgili ve yetenekliyse onu yapabilmesi lazım, zengin olan ayrıcalıklı olmamalı yani. Bunlar zor şeyler mi? Fikriniz ne?
Vatan millet Sakarya muhabbetlerini bilirsiniz. Ama bunlar lafız ve etiket üzerinden yürüyor. Sosyalizm bence vatan sevgisiyle alakalı. Çünkü vatan toprak demektir, vatana atıf ise o topraklarda birlik olmakla ilişkilidir. Sosyalizm adı üzerinde sosyallikle alakalıdır, insanların yardımlaşma ve birlik olma gayesi içerisinde olmasını içermez mi? Dolayısıyla lafız üzerinden değil de pratik hayat üzerinden birlik olunabilir. Ama günümüzde kimse kimseyi takmıyor bile, bu nasıl birliktir, nasıl yardımlaşmadır, kardeşliktir? Sosyalizm bunları(yardımlaşma, birlik olma, kardeşlik) içeriyorsa ideal bir devletin temel taşını oluşturuyordur.
Sosyalizm ve komünizm ekonomik ve toplumsal teori, sistemdirler. Dolayısıyla sadece üretim ilişki meselesi değil başka meseleleri de içeriyordur diye tahmin ediyorum. Hatta doğrudan ve temsili demokrasi mevzusu var, bunlar da içerliyor mu, adalet de içeriliyor mu?
Doğrudan demokrasinin ısrarla mümkün olmadığı savunuluyor, nüfusun fazla olması neden gösteriliyor. Bir an doğru kabul edelim. Temsil edilecekse bile kararların halk tarafından alınıp bu kararların temsil edilmesi lazım. Müvekkil-avukat ilişkisine benziyor yani. Ama kararları seçilmiş temsilci bizzat kendi alırsa bu temsil olmaz, demokrasi de olmaz. Demokrasi de halkın tercihleri esas olmalıdır, temsilcinin değil. Düşünün bir dava açmak isteyip avukata başvuruyorsunuz ve avukatınız sizi mahkemede temsil ediyor ama dava açma kararı sizin, o sadece sizin kararlarınızın hayata geçmesine yardımcı olup savunma yapıyor, temsili demokrasinin de böyle olması lazım. Kaldı ki doğrudan demokrasinin mümkün olmadığı kesin değil, laf sadece. Gelişmiş teknoloji ve internet ile olabilir gibi.
|

25-04-2018, 09:14
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
Nihilist´isimli üyeden Alıntı
deyim lan ahmak...
sen bu kapasiteyle mi marksizm eleştirisine soyundun.
sen adamı kahin falan zannettin galiba.
felsefeye katkısı ayrı başlık
iktisata katkısı ayrı
kapitalizm tahlili ve artı değeri basit ve net deşifresi ayrı
kapitalizmin izleyeceği sürece ilişkin tüm tespitleri şaşmadı
üstyapının koşullayıcılığını yaşayıp
bulunduğu durumu analiz edemeyip şaşkınlık içinde saçmalayan ise sen
ve yapabildiğin eleştiri can ne diye sormak
ruh falan gibi bişey dememi mi bekliyorsun
sen ne çeşit bi ahmaksın ya
|
Tamam canını birdaha sıkmam ve kutsalına da dokunmam. Sen üzülme.
|

25-04-2018, 09:18
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2018
Mesajlar: 806
|
|
Bazıları komünizm ve sosyalizm kelimesini duyduğu an şartlanmışlıkları hareketleniyor ve önyargıyla saldırıyor. Çok istenmiyorsa bu kelimeler kullanılmaz. İçerik önemli, kelimeler değil. İçerik ise üretim araçlarının ortak olup kardeşçe, adaletlice, özgürce insan gibi yaşanmasıdır. Hangi sistem bunu içeriyor ise o iyi demektir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:41 .
|