Ya banane perinçekten. Bu ihbarcı aptalın ne olduğunu herkes biliyor.
Yurtseverlik herşeyden önce yapısı gereği başkasının yurduna saygı duymayı gerektirir. Enternasyonalizm ve Yurtseverlik birbirinin ikamesi değil birbirinin koşuludur.
Biz ısrarla ve Türkiye'nin, Suriye'nin egemenliğini ihlal ettiğini ve bölgede cihatçılarla işbirliği yapıp işgalci konumda olduğunu söyledik. Aynı şekilde Doğu Akdeniz'deki gerilimin Türkiye ve Yunanistan halkları açısından hiç bir anlamı ve çıkarları olmadığını, bu gerilimin yalnızca egemenlerin lehine olduğunu da söyledik. Bütün bu örnekler çoğaltılabilir.
Kim Mustafa Kemal'in veya Kemalizm'in tamamen tutarlı bir anti-emperyalist ya da sosyalist bir çizgisi olduğunu söylüyor? Ancak bu adam bir ulusal önder olarak kabul ediliyor (ki öyle). Ülkenin bağımsızlığı ve devrimci atılımında, tarihsel ilerlemesinde çok önemli işler başarmış bir adam.
Bütün bunlar sol akademik yazımda sınıfsal olarak çok daha detaylı analiz edilebilir. Mustafa Kemal'i tarihsel olarak doğru konumlandırmak ile kemalist olmanın ne alakası var? ya da kurulan cumhuriyetin emekçiler açısından kazanımlarının savunulmasının ve bu cumhuriyeti çok daha ileri bir noktaya yani sosyalist cumhuriyete ilerletmeye çalışmanın "burjuva devrimciliği"yle ne alakası var?
Bir coğrafya'da Suriye örneğinde de görüldüğü üzere emperyalistler lehine adımlar atmak ve onlara kendine beğendirmeye "sizin için burda en iyi ben varım" demeye çalışmakla, "emperyalist" olmak farklı şeyler.
"Bölgesel emperyalist", "yarı emperyalist", "alt emperyalist" bütün bunlar teorik arka planı olmayan saçmalıklardır. Sana ısrarla diyorum ki şu kitabı oku diye;
https://www.yazilama.com/kitap/21-yu...49273681640625
Okumuyucaksın anladık. En azından ilgili bölümleri göstermeye çalışayamki, şu çarpık anlayışından az biraz da olsa kurtul.
Ayrıca bu tuhaf emperyalizm anlayışına göre Sovyetler Birliği'nin davet üzerine Afganistan'a ya da Çekoslavakya'ya müdahelesi nasıl konumlandırılır çok merak ediyorum?