![]() |
Eğer Tanrı yoksa neden iyiyiz?
Eğer Tanrı yoksa neden iyiyiz?
Gerçekten iyi olmaya çalışmaktaki tek sebebin Tanrı'nın onayını ve ödülü almak ya da kınaması ve cezalandırmasından sakınmak mıdır? Bunun ahlaklı olmakla hiçbir ilgisi yoktur, bu yalnızca yağcılık etmektir, dalkavukluktur. Her hareketini hatta derin düşüncelerini gözleyen gökyüzündeki kontrol kamerası ya da kafanın içindeki çelik küçük ileti cihazını gizliden gizliye kollamaktır. http://www.agnostik.org/resim/webup/th_1257926831.jpg Richard Dawkins Soru bu şekilde yöneltildiğinde elbette alçaltıcı bir izlenim bırakır. Dindar bir insan bu soruyu bana bu şekilde sorduğunda (ki çoğu dindar bunu yapar) hemen şeytana uyar (!) ve şöyle meydan okurum: ‘Gerçekten iyi olmaya çalışmaktaki tek sebebin Tanrı’nın onayını ve ödülü almak ya da kınaması ve cezalandırmasından sakınmak mıdır? Bunun ahlaklı olmakla hiçbir ilgisi yoktur, bu yalnızca yağcılık etmektir, dalkavukluktur. Her hareketini hatta derin düşüncelerini gözleyen gökyüzündeki kontrol kamerası ya da kafanın içindeki çelik küçük ileti cihazını gizliden gizliye kollamaktır.’ Einstein’ın dediği gibi, ‘Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz.’ Michael Shermer, İyi ve Kötünün Bilimselliği ‘nde (The Science of Good and Evil) bunu “tartışma sonlandırıcısı” olarak isimlendirir. Eğer Tanrının yokluğunda, ‘hırsızlık, tecavüz ve cinayet suçlarını işleyeceğinizi’ onaylıyorsanız, ahlaksız bir insan olduğunuzu ifşa etmiş olursunuz ‘ve sizi gördüğümüzde yönümüzü değiştirmemiz konusunda oldukça tedbirli davranırız.’ Diğer yandan, eğer ilahi gözetim altında değilken dahi iyi bir insan olmayı sürdüreceğinizi söylerseniz, Tanrının varlığının iyi bireyler olmamız için zorunlu olduğu iddianızı kaçınılmazca sarsmış olursunuz. Birçok dindar kişinin dinin kendilerini iyi birer birey olma konusunda motive ettiğini düşündüklerini biliyorum, özellikle de kişisel günahkârlığı sistematik biçimde sömüren inançlardan birinin mensubu iseler. Bana öyle geliyor ki Tanrıya inancımız aniden kayıplara karıştığında, hepimizin duygusuz ve bencil bir hedonist gibi hareket edeceğimizi ve şefkatten uzak, merhametsiz, cimri, iyilik sıfatını hak edecek hiçbir vasıf taşımayan kişilere dönüşeceğimizi düşünmek için oldukça düşük bir özsaygı gerekecektir. Forumda ve gerçek hayatta defalarca karşılaştığım bu durumu üstad çok güzel ifade etmiş. |
Forumlarda Allah inancı olmayanların herşeyi yapabileceğini iddia edenler neden suskunlar.
Gerçekleri kabullendiler demekki:) |
Saygideger saroz;
Tanri da, iyilik/kotuluk te, insanoglunun yarattigi soyutlardir. Neyin, kime gore iyi/kotu oldugu evrensel olarak saptanamaz, ama; insansal olarak saptanabilir. Her dusuncesini calistiran bireyin; toplum icindeki yasam ve iliskisinde, neyin kisiye zararli neyin degil oldugunu kendinden bilmesi gerekir. Cunku, birey bilinci almis bir kisilik, zaten kendine zarar veren bir dusunce ve davranista bulunmaz. Bu bulunmadigi zarar verici dusunce ve davranisi, kendi turu icinde uyguladiginda da zaten mesela kalmaz. Insanoglunun gucu davranisini yoneten ve yonlendiren dusunce gucundedir. Bunun insansal olmasi ve birey eliyle insansal uygulanmasi, zaten kendine zarar vermeme bilincini almis bir bireyin, sadece turune degil; turu disindaki tum algiladiklarina da zarar vermeyecegi ortadadir. Konuyu zarar olarak aldim, cunku iyilik/kotuluk dusunce ve davranis olarak, goreceli ve degiskendir ve algiya gore etige gore uygulanir. Ama, zarar bir birey bilinci almis bir kisilik icin, hemen algilanir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Sevgili Evrensel İnsan, senin de tahmin edeceğin gibi konu başlığının amacı, yaratılışçıların, yaratılış inancı olmayan insanların ahlak, vicdan, namus, dürüstlük iyilik kavramlarının olamayacağı düşüncesidir. Tanrı korkusunun insanları iyi yaptığı iddiasıdır. |
Saygideger saroz;
Sevgili Evrensel İnsan, senin de tahmin edeceğin gibi konu başlığının amacı, yaratılışçıların, yaratılış inancı olmayan insanların ahlak, vicdan, namus, dürüstlük iyilik kavramlarının olamayacağı düşüncesidir. Tanrı korkusunun insanları iyi yaptığı iddiasıdır.-saroz- Yani, "neden bu yaziyi yazdin?" mi diyorsun? Yazi; tanrinin zihinlerde olmayan bir toplumda da bireylerin nasil insansal yasayabilecegini anlatiyor. Ayrica iyilik/kotulugugun bir etik konusu oldugunu ve etigi de yaratanin insanoglu oldugunu ve evrensel bir etigin olamayacagini anlatiyor. Saygilarimla; evrensel-insan |
Dawkins'e bu konuda katılıyorum. Tanrı bir cennet vaat etmese dindar insanlar ne kadar iyilik yapar tartışılır. Sırf tanrının gözüne girmek için iyilik yapmak veya fakirlere yardım etmek dawkins'in dediği gibi tamamen yağcılıktır.
Eğer islam'da allah cennet vaat etmeseydi, insanları cehennem ile korkutmasaydı, bugün kaç müslüman adam gibi namaz kılıyor, oruç tutuyor, zekat veriyor veya kurban kesiyor olurdu? Hepsinin temelinde cehennem korkusu ve cennete girebilmek yatıyor. |
Alıntı:
Sağolasın:) |
bu konu bence cok detayli arastirilmasi gerekilen psikoloji bilimini yakindan ilgilendiren bir konudur. sorun kime göre neyin iyi ve neyin kötü oldugudur..
insan beyni cok komplex bir yapidir, bilhassa abd ve isvicredeki laboratuvarlarda hala arastirilmaktadir. beynin karmasik yapisinin akilda kalan bir takim sorulari vardir ve üst insan bunun cevaplarini bilimadamlarindan beklemektedir. hangi seylerin iyi ve hangi seylerin kötü oldugunun günümüz insan toplumunda belli kriterleri vardir ve genel olarak insanlar bunlarin ne oldugunu bilmektedir. örnegin; baskalarini kiskanip onlar icin kötü dualar etmemek, kücüklerini sevmek, büyüklerini saymak, insan sevgisi, saygisi, yardimseverlik vs...... daha gider bu liste. yeryüzünde hayati hepimizden farkli gören bir takim insanlar vardir ki onlarin öyle olmasinin sebebi dogup büyüdükleri ortam ve yasadiklari cevredir. babadan dayak, aclik, sefalet, kin, nefretle büyüyen bir insanin psikolojik yapisini ele alalim. bu insan icin baskalarina aci cektirmek bir zevktir ve onun icin iyi olan da budur, cünkü bu aci onu rahatlatiyordur. bundan zevk aliyordur. onun bilincaltini bu sekle sokan sebepler vardir. ve toplum onu dislar, mahkum eder ve devlet baba cezasini verir. benim görüsüm bu insanin ve bu insan gibi olanlarin bir sucu yoktur cünkü onlari o sekle sokan belli etmenler vardir. sartlar onu öyle yapmistir ve bizim gibiler de ona parmagiyla isaret edip, bak bu adam rezil, kötü bir adam diye onu suclariz ve egomuzu tatmin ederiz. dinler de bu noktada devreye girer ve o adamin korkmasini saglayip yanlis seyler yapmasini engeller, din dedigimiz olgunun ana sebeplerinden biri de budur. fakat bu tip insanlarin sorununun baska cözümleri de vardir ve iyi isler yapan insanlarin da ona olan etkisi belki onu zamanla degistirebilir mesela, ya da farkli cözümler. din bir noktadan sonra adami bozabilir cünkü düsünce yapisini tahrip edip onun sadece bir takim kötülükleri yapmamasi icin allahtan kork der. |
Öncelikle bu dünyada doğup, yaşıyor ve ölüyoruz
Bu dünyada ne için varız, eğlenmek, istediğimizi yapmak, çalışmadan yan gelip yatmak içinmi , hayır tabiki Kimse çalışmazsa geçim olmaz yaşayamayız. çok zengin bir adamın işi mal varlığını yönetmek, fakir biri içinse o malvarlığından kaynaklanan iş sahasından yararlanabilmek. Şimdi bu iki adam arasındaki fark ne , maddiyat, belki fakir olan zengini akılsız görüyodur, bilgisiz görüyodur. Fakat o adamın vericeği paraya bakar. Burada karşımıza çıkan birinin daha rahat yaşaması ve birinin buna rıza göstermesidir. Bu insan rıza göstermeyip o adamın malına göz koyabilir. Bu durumda karmaşa başlar, fakir bir şekilde adamı alt edip malvarlığına sahip olabilir, başa geçebilir, komplo düzenleyip adamı öldürebilir. Şayet aklında böyle bir durum belirdiğinde bu durumları görüp kötülüğe ceza veren bir yaratıcısı olduğunu bilirse rıza gösterir, isyan ve öfkesi yatışabilir. Çünkü dünya yaşamı bellidir, ne kadar kazanırsan kazan ölürsün ve hiç bir şey götüremezsin. Yaşadığımız öfke, isyan, ihtiras, hırs gibi duygular bizi ziyan olmaya götürebilir. İnsan yaratılış doğasında var olan bu hisler nefs olarak bilinir. Kendini Tanrısız gören biri , başıboş serbest ve herşeyi yapabileceğini düşünebilir. Ancak bu duygularını terbiye edemediği zaman Allah'ın, işlediği suçlara karşı verceği cezaları aklına getirerek vazgeçer. Yani burda şöyle demek ister evet Rabbim görüyorsun beni şu dünyada bile acı hissiyatı varken, nerden geldiğimi bilmeyen ben, ne bilirim senin huzurunda ne acılar yaşayabilirim. Sen varsın , sana döneceğim ziyan eden duyguları , senin vereceğin cezadan nasibimi almak istemem diyerek ondan korktuğunu belli eder , büyüklüğüne işaret eder, teslim olduğunu bildirir. Böylece sadece cennet için değil, Allah'ın hakimiyetini ve her şeye kadir olabileceğini , asıl amacanın ödül almak değil , Allah'ın gözünden düşmemek, kendini terbiye edip, eğiterek O'nun dostluğuna erişebilmek için çabalamak olacaktır. Zaten bu şekildede ceza alacağı suçlardan bu dünyadada uzaklaşacağı kesindir. Onun için bu dünya bizlerin, Allah'a yakın olabilmek, onun rızasını kazanan dostları olabilmek adına, ilkönce kendimizi bilip, eğitmemiz, bizlere verilen nefsi duyguları yenip, Allah huzuruna, bize verdiği sıfatlara layık olarak dönmemiz gerekmektedir. Allah kavramı bu yüzden inanan insanlar için böyledir. O yüzden iyidirler , öyle olmak zorundadırlar. İnanmayan insan ise bu duygulardan uzak olabilir ve hırs, öfke,şehvet gibi duygulardan kopamayabilir,. İyilik dediğimiz şey yüzeyselde olabilir, kimi gösterişte iyi olabilir fakat içten kötüdür. Bunun için Allah'a kalbiyle inanan insan içten kötü olamaz, bir ateistin iyi olduğuda bu bağlamda çok önemli değildir. Önemli olan kendi saygınlığını Allah huzurunda gösterebilmek, koyduğu ölçülere uyman, kendini ziyan edici duygularından vazgeçip gerçeği bulmandır. |
Daha önce çok defa insani değerlerin dinle alakası olmadığını düşündüğümü söylemiştim. Bu konuda sanırım en çok kullanılan sayısallaştırma metodu, hapishanelerdeki insanların dini inançlarını karşılaştırmak. Kısa bir araştırmayla bulabildiğim tek veri, Amerika'daki hapishanelerin sakinlerinin inançlarına dair, 1997'de yapılmış bir araştırma oldu[1] ve kolay anlaşılması için grafik haline getirdim. Farklı ülkeri karşılaştırmak da faydalı olacaktır. Dinlere göre A.B.D.'li mahkumlar aşağıdaki gibidir(Benim sayılarımda çok küçük farklar(onbinde bir gibi) vardır, yuvarlamalardan kaynaklanmaktadır).
|
yani kötülükten kaçınmak için illa bir tanrının bizleri izlediğine kanaat mı getirmemiz lazım? toplumların kendi oluşturdukları yasalar, düzenlemeler bireyin kötülükten kaçınması için yeterli değilmidir?
|
Alıntı:
Görüşlerine katılıyor ve bir örnek vermek istiyorum. Bundan yıllar evvel video da bir belgesel izlemiştim. Şu an adını ve lokasyonunu hatırlayamadığım bir kabilenin kötülük yapan bir kadına verdikleri cezayı gösteriyordu. Ve bu kadın iki ağacın arasına çırılçıplak bağlanmak suretiyle kabile erkeklerinin verecekleri cezaya mahkum edilmişti. Verilen cezayı anlamışsınızdır. Bu kabilenin hiçbir din ile alakası olmadığı sadece kendi etik düşüncelerine göre kabile içi bir hukuk sistemi oluşturduğu anlatılıyordu. Şimdi burada sizin de belirttiğiniz gibi "iyilik/kotuluk dusunce ve davranis olarak, goreceli ve degiskendir ve algiya gore etige gore uygulanir" sözü anlam kazanıyor. Demek istediğim şu; tanrı veya yaratıcı unsuru olmadan da insanlar bir şekilde kendi topluluklarının etik anlayışına göre bazı kurallar koyuyor. Bu kurallar saygıdeğer evrensel-insan'ın belirttiği gibi görecelidir. Yani bütün soyut kavramlar (tanrı, ilah, allah, yaratıcı, iyilik, kötülük..vb) insan kaynaklıdır. Bu görüşe katılmamak elde değil. Saroz arkadaşımızın tanrı yoksa neden iyiyiz sorusunu sorma amacı bence ateizmi kabul eden veya ateist düşüncelerle yol alan insanlarında cennet-cehennem, ceza-ödül gibi soyut kavramlara bağlı kalmadan iyilik veya kötülük gibi düşünce ve davranışlarda bulunabileceğini söylemek istemesidir.Kısaca hiçbir inanca ve dine tabi olmayanlarında genel toplum kurallarının dışına çıkma gibi bir düşüncesine sahip olmayacağını anlatmaktır. Eğer yanlış düşünmüşsem veya yanlış bir kanıya varmışsam saroz arkadaşımdan beni düzeltmesini rica ederim. sevgiler... |
Alıntı:
Sayın Mongus, Tamda tartışmak istediğim inançlı bakış açısını ifade etmişsin. Şimdi sırayla ilerleyelim. 1) Mal sahibinin yanında çalışan yoksul, tanrı inancı olmazsa hırsızlık yapabilir veya mal mülk için cinayet işleyebilir. Sana göre bunun nedeni yaşadığı yoksulluk ve her insanın aç gözlü, ihtiraslı, hırslı ve şehvet düşkünü olarak doğması. - İnsan yaratılış doğasında var olan bu hisler nefs olarak bilinir- alıntı Mongus. Doğuştan gelen kötü karaktere bağlıyorsun bunları. 2) Doğuştan sapık olan insan ancak korkutularak hırsızlıktan, cinayetten, tecavüzden, yalan vs. den geri durabilir. 3) Allah'a inanan insanlar cehennemde işkence çekerek sonsuz acılara katlanmak korkusu ile bu sapık nefslerini dizginlerler. 4) Allah inancı olmayanlar, cehennem korkusu taşımadıkları için doğuştan Allah'ın verdiği ihtiraslı, şehvet düşkünü ve açgözlü nefs ve duygularına engel koymazlar ve her türlü kötülüğü yaparlar. 5) Bir ateistin iyi olması da önemli değildir. önemli olan Allah'ın nasıl değerlendirdiğidir. diyorsun. Yazdıklarından özetlediğim bu değerlendirmeleri onaylıyormusun? |
İnsan artı ve eksi kutuplardır
artı kutup nedir iyi olmak ekside kötü İnsan nefsinin yönlenmesi 2 yönede kayabilir, eksi kutup seni çukurlara düşürür Belki milyonlarca iyilik edersin, sonra işine gelecek ve başkasına zarar verebilecek bir kötülüğün birilerinin hayatlarına mal olabilir. Doğuştan gelen kötü karaktere bağlamıyorum, doğuştan var olan iyilik ve kötülük duygularının hangisine hakim olacağına ve neyle teskin edeceğini anlatıyorum. Doğuştan kimse sapık olmaz, korkuda insanı kötülükten uzaklaştırır. Şöyle düşün , 1 odadasın, başka bir odada misafirin çantası var, sende para yok, misafirde senin bulunduğun odada , çantasından para çalmak aklına gelebilir, sen kalkıp diğer odaya gidip çantayı açıp kurcalamaya başlarken o an aynı zamanda tedirgin olursun, korkarsın, hem ortaya çıkmasından duyduğun endişe sana hakimdir hemde yakalanma korkusu. O yüzden kendin gibi insanlardan bile böyle korkuyorsan, bu duyguları seni kötülükten uzaklaştırmak isteyen Allah'tan hayli hayli korkup, yapmaman ve kendini bu konuda eğitmen, Allah'ın hoşuna gider. cehennemden veya azaptan korkmakla bir şeyler kazanma duygundan çok kendini eğitebilmeyi görebilirsin Zaten bu şekilde kendini eğitmende sana verilen bilgi ve duyguları olumlu yönde kullanmış oldupunu gösterir. Allah inancı olmayanlar ise öldükten sonra bir hayat varlığına inanmadıkları için , karşısındaki insanlarıda bu şekilde algılayabilir, onun için çıkarına olan şeylere yönelimde geri adım atmayabilir. Çünkü biz buna şöyle inanıyoruz ve bu hayatın bir sınav hayatı olmadığına inanıyoruz , o yüzden duygular elimizde istediğimiz gibi kullanabiliriz argümanını güdebilirler. Bir ateistin iyi olması önemli olabilir, ama değişmeyeceği kesin değildir, ateistin kurallarını kendi karakteri oluşturur. |
Alıntı:
Bunlar senin yazıların. bir önce yazdığını sonradan reddedersen nasıl anlaşacağız seninle. Nefs Allah tarafından doğuştan verilen, hırs, öfke , şehvet, ihtiras dugularıdır dedin. Allahtan korkmazsak bu duygular bize herbir şeyi yaptırır diyorsun. Bu nedenle ateistler her şeyi yapabilir ama inananlar Allah tan korktukları için nefslerini dizginlerler dedin. Sizin insanları değerlendirme biçiminiz bu. Oysa insanlar saf ve temiz doğarlar. Yaşadıkları çevre şartları onların karakterini belirler. İlk beş yılda bir çocuğun duygusal kişiliği belirginleşir. Bilim böyle söyler. Yani ateistler yaşadıkları ortamın, aile, akraba, arkadaş ve ülke nin kişiliklerini belirlediğini, sosyal ve sağlıklı insanların kişiliğinde dizginlenmesi gereken, şehvet, hırs, öfke , ihtiras yoktur. Aksine sosyal ilişkileri engellenen, kız-erkek ayrımı yapılıp birbirlerinden koparılan, korku-ödül kıskacında şartlanma ile davranışı değiştirilen, fiziksel ve zihinsel şiddete maruz bırakılan insanların dizginlemek zorunda oldukları, öfke, şiddet, şehvet vs. nefsleri vardır. Sağlıklı insanda olmaz bunlar. Allahtan korkutarak bu travmatik eğilimleri yokedemezsin. tek tedavi, güvenli bir ortamda yaşamsal kaygıları gidermek, yanında sevgi ve şefkat eksikliğini tamamlamak ile olur. Bilgi desteği de fena olmaz. |
Neden peki Saroz, madem ülke, aile, arkadaş,akrabalar belirlese , şu ülkede 100 taneden fazla ateist olmazdı, o belirlemiyor Saroz, kendi karakteri kendi düşünce ve duyguları belirliyor çünkü her insan kendi dünyasını yaşamaktadır.
|
Alıntı:
Bu ülkeyi silme sünni müslüman zannediyorsun galiba:) Aleviliğin farklı düşüncelere hoşgörülü demokratik yaklaşımı, gençlerine şüphe etme ve sorgulama olanağı tanımıştır. Kaldı ki ben bile son derece dogmatik, sünni eğitim ile geçirdim çocukluk yıllarımı. Annem babam son derece sünni mezhebin hanefi dalına bağlı koyu müslümanlardı. Ama sevgi ve güven ortamı vardı. dini baskı yaşadım ama annem sevgi ihtiyacımı, babam da güven ihtiyacımı karşıladı. Dürüstlüğü, fedakarlığı onlardan öğrendim. Yani karakterimi belirleyen onların beni rahatsız eden dini değil, bana gösterdikleri sevgi, ilgi ve güvendi. Sakın bu özellikleri islamdan aldıklarını söyleme, komşularımız daha katı sünni, hanefi idi ama, senin nefs dediğin duygulara tamamen teslim olmuşlardı. Ben seni çok iyi anlıyor ve biliyorum. Ben senin yaşamının içinden çıktım. Ama sen beni anlayamıyorsun bana yabancısın. bu nedenle benim ve benim gibilerin hakkında sadece akıl yürütebiliyorsun. |
Çünkü herkese bir vicdan, merhamet duygusu, sevme sevilme ihtiyacı vs. şeyler vermiş. Ama hepsinden önemlisi vicdan vermiş. Neye inanırsan inan, birine bir haksızlık yaptığın zaman hissettiğin rahatsızlık duygusundan bahsediyorum. Kötülük yapıp da mutsuz olmuyorsan zaten, kalbin katılaşmış durumdadır. Ya da şöyle diyeyim, müslümanım deyip, namaz kılıp da başka dinden ya da dinsiz bir masumun öldürülmesinden memnuniyet duyuyorsan yine aynı durum söz konusudur. Yani iyilik doğrudan tanrıya inanıp inanmamakla ilgili değildir. Afrika'daki açlıkla, hastalıkla gönüllü olarak mücadele eden bir sürü inançsız insan var. Hepsinin ellerinden öperim. Benim gözümde muhterem insanlar...
Ancak sevgi ile iyilik arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Allah sevgisi en kapsamlı ve en karşılıksız sevgidir özünde. Ve o sevgi sizi daha da iyi yapabilir. Ya da kötü iken iyi olabilirsiniz. Mümkündür. |
Sevgili saroz,
Çok sayıda Alevi arkadaşım olmuştur. Alevi sever bir insanım ayrıca. Haklı taleplerini de her ortamda savunmuşumdur, azılı sünnilere karşı da onları çokça savunmuşumdur. Hakkaniyet adına yani. Ama iddia ettiğin kadar hoşgörülü olmadıklarını düşünüyorum. Konu alevilik olduğunda lafdinlemez dahi olabiliyorlar. Yine de genellemeler hoş değil. Klişelerin hoş olmadığı gibi. |
Alıntı:
Sevgili Crita, Bir insanı, hayvanı, kıyafetinizi veya yaşamı neden seversiniz? Yaşamınızda nesnel olarak paylaştığınız, dokunduğunuz, kokladığınız, konuşması veya gülüşünü görsel ve işitsel algıladığınız şeyleri seversiniz. veya sevmezsiniz. Hiç düşündünüzmü? avustralya da yaşayan 1000 aborjinin ölüm haberi ile, komşunuz hasanIn ölüm haberi sizde nasıl algılanır? Yani hiç tanımadığınız, nesnel dünyada hiç karşılaşmadığınız bir insan ile ya da hayvan ile bir defa bile görüp hayal meyal anımsadığınız fırıncının karısı veya yan sınıftaki ayşe, veya kayınbiraderinin karısı ile kurduğunuz bağ aynımıdır? Fark tamamen sizin kurduğunuz gerçek dünyadaki bağ ile ilgilidir. Tanrı hakkındaki duygularınızın kaynağını bu temelde tekrar düşününüz? Güce tapmaktan, teslimiyetçilikten kul, köle ezikliğinden öte birşeyler yoksa ne kalır geriye?? Koskoca bir hiç. Sağlıklı sevgi, sevilmektir, değer verilmektir, varlığından hoşnut olunmaktır. Hiç görünmeden, hiç diyalog kurmadan, güvenilmemek, sorgulanmak, sürekli sınanmak ve sonunda ceza ve ödül kıskacına sokulmak değildir. |
Kölelik
Sizi gayet iyi anlıyorum ama, belki de sandığınız gibi ödül ya da ceza çok fazla umurumda değildir ha, ne dersiniz? Dikkat ederseniz Allah sevgisini de karşılıksız sevgi olarak ifade ettim. Aslında karşılıksız bir sevgi değil, somut anlamda hani (sizin bakış açınızla) bir karşılık almıyoruz ya :) o bakımdan diyorum.
Elbette yakın ilişki içinde olduğum eşim-dostumun zor durumu beni çok daha fazla etkiler. Bu son derece olağan bir şey. Ancak yanıldığınız noktalar var. Kul-kölelikten bahsetmişsiniz, eh dinimizin adı İslam zaten, teslim yani. Ancak yaratıcıya teslim, yaratıcıya kulluk. Patrona, para babasına, iktidara, güzel bir kadına vs. vs.ye değil. Yaratıcıya. Ve kimileri o kulluğu esaret olarak görür, benim gözümde ise gerçek özgürlük anlamına geliyor. Beni Cennetiyle ödüllendirmesi beklentisi içinde de değilim. Diyalog kurmadığımızı nereden biliyorsunuz? O'nun tarafından sevildiğimizi hem de çok sevildiğimizi hissetmediğimizi nereden biliyorsunuz? Beni kişilik olarak en çok tiksindiren karakter tipi, nankörlüktür. Yaratıcımı, o çok sevdiğim arkadaş ve dostlarımdan daha az önemsemek nankörlüğüne karşıyım. Kendi çapımda yani. |
Alıntı:
Allah'ı neden seviyorsunuz? Sizi yaratmasına minnetiniz dışında. |
Sayın saroz,
İyilik ve güzellik adına her şeyin kaynağı olduğu içindir herhalde. Sevgi; insanın içinde bir kıpırdanma, ılık bir şey. Niye seviyorsun sorusunun cevabı her zaman kolaylıkla verilmez. Belki beni çok sevdiği içindir, belki merhameti nedeniyledir (bu merhameti kabul etmediğinizi biliyorum; size göre zaten yok; ama olsa bile mutlaka zalimdir), belki fıtratımda nankörlük olmadığı içindir (bunu hemen minnet ve eziklik duygusuna bağlamayınız lütfen), belki nefreti değil sevgiyi kalp sağlığıma daha uygun bir yol olarak seçtiğim içindir, dünyayı benden ibaret olarak yaratmadığı ve benim dışımda sayısız güzellikler yarattığı içindir, sabırlı olduğu içindir, iradeye karışmadığı ve tahakkümü sevmediği içindir... Sevdikçe büyüdüğümü, dolduğumu, kabıma sığamadığımı hissettiğim ve Allah Sevgisi'ndeki mutluluğu, aydınlığı, sosyal ve psikolojik huzuru diğer sevgilerde o boyutlarda bulamadığım ve bu hali defalarca tecrübe ettiğim içindir. Düşünmeyi beceremediğim ve teslimiyette koyunca bir huzur bulduğum için değil ama yaratıcıdan bağımsız bireyciliğin ve benliğin kalbimi kararttığını, içimi bencillikle doldurduğunu ve diğer insanlara karşı daha anlayışsız-hoşgörüsüz; sonuç olarak da daha mutsuz olduğumu hissettiğim içindir. Benden herhangi bir çıkarı olmadığı kesin olan yegane varlığın Allah olduğunu bildiğim içindir vs. vs. vs. Sonuç olarak Allah Sevgisi bana, almadan vermeyi, sevilmeden sevmeyi, kendi etnik kimliğim dışındaki insanları da fikri ve kültürel halleriyle kabullenme ve sevmeyi, yarınlara daha umutla bakmayı ve fazlasını öğretiyor. Burada söz konusu olan neredeyse gram bazında bir Allah sevgisidir. Hani gerçekten daha ileri bir aşamada olsam ne olur bilemiyorum. Saygılar... |
Alıntı:
Hani bir sevgili ararsınız. dünyayı dolduracak güneşi solduracak dünyayı durduracak diye geçer bir şarkı sözünde, bu sevgiliyi bazen bulursunuz. Kalbiniz güm güm çarpar o nu gördüğünüzde. konuşamazsınız diliniz tutulur, damağınız kurur, eli,niz ayağınız birbirine karışır. Gel zaman git zaman bu heykeli dikilesi yüce sevgili ile bir şekilde sevgili olursunuz. Daha ilk tanıştığınız gün, ya bumuydu tükürüğümü kurutup kalbibi yerinden fırlatırcasına kanatlandıran diye sorarsınız? Ama ilk algınıza yüz vermezsiniz. Hayır bu o dur. Ayaklarımı yerden kesen, yanaklarımı pembeleştiren sratonin fışkırtmama neden olan ki,şi budur dersiniz. Birarada geçirdiğiniz zaman arttıkça, sizi rahatsız eden birşeyler olduğunu düşünür, nedenini anlamaya çalışırsınız. Fakat, eksikleri gedikleri görmek istemezsiniz. Hatta yok sayarsınız, gördüğünüz halde. Çünkü, 1 birim değer karşısında 100 birim değer yükleyip bu değere yakışan bir sevgili davranışı beklersiniz. Aslında karşınızdaki 100 birim değerindeymiş gibi davranmaz. Siz o na 100 birim değerindeymiş gibi değer verip sevgi yüklersiniz. 1 birim değerinde olduğunu görmek uzun zaman alır. Sdaece siz görmek istemediğiniz için. Tanrıda böyle bir algı yanılgısıdır. |
Yazınızı tebessümle okudum sayın saroz :)
Birbirimizi anladığımıza göre, kendini ya da sevgisini savunma gafletine düşmeyeyim. Saygılar... |
Saygideger saroz;
Hani bir sevgili ararsınız. dünyayı dolduracak güneşi solduracak dünyayı durduracak diye geçer bir şarkı sözünde, bu sevgiliyi bazen bulursunuz. Kalbiniz güm güm çarpar o nu gördüğünüzde. konuşamazsınız diliniz tutulur, damağınız kurur, eli,niz ayağınız birbirine karışır.-saroz- Bu sarki bizim evlilik sarkisi oldugu icin, izninle sozlerini duzeltecegim. Huyum kurusun, sanat muzigindeki hatalari, hic kaldiramam!:sad: Yillari durduracak, Gunesi donduracak, Dunyami dolduracak, Bir sevgi istiyorum. Deli gibi sevecek, Omur boyu surecek, Gozlerimde tutecek, Bir sevgi istiyorum. Halimi anlayacak, Derdime katlanacak, Benimle aglayacak, Bir sevgi istiyorum.:peace: Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:07 . |