Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Cin çağırma seanslarındaki gelen varlık neyin nesi ? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=16437)

siparisci 01-02-2010 18:07

Cin çağırma seanslarındaki gelen varlık neyin nesi ?
 
Merhaba arkadaşlar,
yoğunluk ve kafamın karışıklığı sebebiyle foruma fazla giremiyorum. Girsem bile herhangi bir ileti atacak yüz bulamıyorum kendimde :)

Yıllardır bu konu kafamı karıştırır. Bir defa başıma geldi, insanlar ruh çağırdığını sanırlar ama gelen cin olduğunu söylerler. Cin mi ruh mu bilemem ama her şeyin üzerine yemin edebilirim ki insan dışında bir varlık, bir güç bu seansların sonunda gelebiliyor.

Zira bunlar çağırmadan da musallat olabiliyor, cinci sahtekar hocaların çoğunluğundan biz bunların yalan olduğuna kendimizi inandırıyoruz lakin bunlar hayatın gerçekleri.

Bu gelenler ne, bu güç nedir ?

Tüm samimiyetimle bilgilenme amacı ile bu konuyu açıyorum, ilginize şimdiden teşekkürler.

ozgur_beyin 01-02-2010 19:21

sevgili siparişçi hatırlarmısın
özalın prenslarinden olan büyük hırsıza(engin civan) selim edes
ulen pe.evenk rüşvetin belgesimi olur- demişti ya .bunlarında belgesi olmaz. bunlar safdil insanlardan para koparmak veya birilerini etki altına almak için .uydurulmuş illuzyonlardır

UlulElbab 01-02-2010 19:56

Siteyi cinler bastı:)
Şaka bir yana heryerde bir cin mevzuu...Sayın siparişci siz hangi deneyimler yaşadınızda böyle bir fikre kapıldınız?

Olaiğan dışı birkaç örnek verirseniz biz de ona göre yorum yapabiliriz belki?

Örneğin 3-4 kişini iradesi ile masayı 30 cm havaya kaldırmak mümkün...

Yada "Ruh çağırma" seanslarında ki fincanı hareket ettirmekte öyle basit bir

Bilinç sışramasıdır.

Genelde Rusların yaptığı "kaşık bükme" veya teleknezi dediğimiz eylemlerde mevcut.

Bunlar sizce CİNLERİN VARLIĞINA MI işaret ediyor?

Sürekli AYNI KELİMEYİ Tekrar edin...bir kaç Ay belki Hafta...

bakın BEYNİNİZ Size ne gibi oyunlar oynuyor:)

Bilinçsiz ZİKİR! çekenlerin de başına sıkca gelir bu...

Otistikler de benzer şeyleri yaşarlar...

Sevgi iile...

vartor 01-02-2010 20:12

Gelen bir varlik yok diye dusunmeye baslarsaniz, cevaba daha cabuk varabilirsiniz
Bastan var diye inanmakla zaten uckagitcilarin oyuncagi olmaya namzetsiniz.

cin 01-02-2010 20:21

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285508)
Merhaba arkadaşlar,
yoğunluk ve kafamın karışıklığı sebebiyle foruma fazla giremiyorum. Girsem bile herhangi bir ileti atacak yüz bulamıyorum kendimde :)

Yıllardır bu konu kafamı karıştırır. Bir defa başıma geldi, insanlar ruh çağırdığını sanırlar ama gelen cin olduğunu söylerler. Cin mi ruh mu bilemem ama her şeyin üzerine yemin edebilirim ki insan dışında bir varlık, bir güç bu seansların sonunda gelebiliyor.

Zira bunlar çağırmadan da musallat olabiliyor, cinci sahtekar hocaların çoğunluğundan biz bunların yalan olduğuna kendimizi inandırıyoruz lakin bunlar hayatın gerçekleri.

Bu gelenler ne, bu güç nedir ?

Tüm samimiyetimle bilgilenme amacı ile bu konuyu açıyorum, ilginize şimdiden teşekkürler.


Sayın siparişci,

Öncelikle yemin etmenizin fikirlerin değimesinde çok bi artı değer kazandırmayacağını bilmeniz gerek, varsa şahsi deneyimleriniz yada konuyla ilgili gözlemleriniz bizleri bilgilendirirseniz seviniriz, Konu hakkında şahsi bir deneyimim olmamakla beraber birrkaç video izleme şansım oldu onların hiç birinde de cin yada hayalete has bir özellik göremedim kişilerin gerek telekinezi'ksel yetenekleri gerekse ilizyon'larından başka bişi göremedim,

Siz şahsen kendi deneyimlerinizle görebildiyseniz cin yada hayaletlere has deliller derin bir nefes alarak tekrar düşünmenizi tafsiye edebilirim sadece,

Saygılarımla,

sargon 01-02-2010 22:42

Ben de birkac defa ruh cagirma seanslarina katildim. Fincan ellerimizin altinda hizli sekilde dönüyor ve harflere giderek mantikli sözcükler yaziyordu. Bu olayin düsünce enerjisi yada benzer birsey ile ilgili oldugunu düsünüyorum, ama acikcasi tam aciklamasini ben de bilemiyorum.

Anladigim kadariyla bilim dünyasinda bu konuya bir aciklama getirilebilmis degil, cünkü deney yapma sansi nerdeyse yok. Deney yapabilmek icin test kosullari altinda ayni olayin tekrar tekrar yapilabilmesi lazim, ama bu gerceklesmiyor. Daha dogrusu wiki'deki aciklamadan anladigim bu.

http://en.wikipedia.org/wiki/Psychokinesis

Ilginc olan bu konuda koyulmus ödüller de varmis. Simdiye kadar konulmus ödüllerin toplam degeri 2.4 milyon dolar ve bunlardan 1 milyon dolari James Randi Educational Foundation adli kurulusa aitmis.

Ilk olarak 1922'de Scientific American tarafindan 2.500 dolar ödül konulmus. Test kosullarinda bir ruhsal varligin fotografini ceken yada varligina ait bir kanit saglayanacagi aciklanmis. Her halde o zaman iyi paradir.George Valiantine adinda bir medyum talip olmus. Karanlik bir odada oturdugu yerden hic kalkmadan odada havada yüzen bir boru yada trompet araciligi ile bu ruhsal varlik ile konusacagini söylemis. Yarismayi düzenleyenler onu karanlik bir odaya koymuslar, ama haberi olmaksizin oturdugu yerden kalktigi zaman yandaki odada bir isigin yanmasini saglayacak bir düzenek kurmuslar. Deney sirasinda isik yandigi icin Valiantine ödülü alamamis.

http://en.wikipedia.org/wiki/List_of...the_paranormal

Su ana kadar konulmus olan toplam 2.4 milyon dolarlik ödüllerin hicbiri sahibini bulamamis.

frodo 02-02-2010 01:21

http://www.youtube.com/watch?v=QlfMs...eature=related

Sende mi sargon :)

Düşünce enerjisi ne yav ? O, fincanın hareketini yöneten muzır bir parmak olmasın ?


James Randi doğaüstü güçleri olduğunu iddia eden uyanıkların korkulu rüyasıdır. Bu güne kadar koyduğu ödüle kimsenin ulaşamamasına şaşırmadım. Yukarıdaki videoda
benzer bir girişimin Randi tarafından nasıl boşa çıkarıldığını izleyebilirsiniz.

vartor 02-02-2010 02:00

Frodo,nun iletisini gormeden once, benim de dilimin ucuna geldi, sen de mi Brutus?
Diyecektim:D

ulpian 02-02-2010 07:00

Daha dün başka bir başlıkta yazmıştım:

  • Eskiden nazar, büyü, sihir, üfürük deniliyordu. Şimdi insanlar yemiyor. Bunun için artık bu saçmalıklar, ''enerji'', ''parapsikoloji'', ''psikokinezi'' gibi güya kulağa bilimsel gelen kelimelerle adlandırılıyor.

    Saçmalık aynı saçmalık. Ama yenisi daha beter. Çünkü burda üstelik bir de ''bilim'' kavramı alet ediliyor.

Sargon'un da belirttiği gibi James Randi'nin Vakfı, ispatlanan herhangi bir psikokinezi, nazar, büyü, sihir, cin vs. gibi olguya tam 1 Milyon Dolar ödül veriyor. İspatlayabilen varsa hiç durmasın, hemen zengin olsun. :)

Ayrıca yine Randi'nin yönettiği ''Alfa Projesi''ni henüz okumamış olanlara ısrarla öneririm. (İngilizce1 - İngilizce2 - Almanca).


Arkadaşlar, bu fincan oynaması, harflerin birleşmesi filan çok basit şeyler.

Düşünsenize bir... Televizyonda veya sirklerde gördüğümüz en basit ilizyonist bile neler yapıyor. Görmekten belki gözlerimizin alışık olduğu ve artık bize normal gelen oyunlar bile (şapkadan tavşan çıkartmak, yırtılan gazeteyi geri birleştirmek, eldeki tülbenti güvercine çevirmek vs.) fincanların oynamasından çok daha ''inanılmaz'' şeyler. Bir de ''star'' konumundaki ilizyonistlerin neler yaptığını düşünün...

İlizyonistler ile sihirbazlar, büyücüler, üfürükçüler, medyumlar, paranormalcılar vs. arasındaki tek fark, ilizyonistlerin bütün bunları ''doğaüstü'' bir güç ile yaptıkları iddiasında olmayışları. Sürekli sahneden seyircilere bir ''göz kırpma'' ile, yani ''bakın, evet inanılmaz şeyler yapıyorum, fakat bu bir sanattır, gerçekten de sihir filan sanmayın'' mesajıyla yapmasıdır.

El çabukluğu, göz boyama, seyirci dikkatini başka yerde toplama, beden kontrolü, mekanik trikler gibi birçok farklı hüner ve beceri isteyen ilizyon sanatı, hevesli ve yetenekli olan herkesin öğrenebileceği bir sanattır.


Smokingiyle ve şapkasıyla sahnede hünerlerini izlediğimiz gülümseyen bir ilizyonisti alkışlıyoruz, ağzımız açık kalıyor, ''vay bee, ne kadar da yetenekli, acaba nasıl yapıyor?'' diyoruz. Fakat aynı adam, esrarengiz bir kıyafet giyse, sahneden seyirciler karşısında değil de, mesela loş ışıklı bir odada ufak bir arkadaş grubuna, öyle göz kırparak, gülümseyerek değil de, mistik birşeyler mırıldanarak, tuhaf mimikler yaparak aynı şeyleri sergilese, bu sefer insanlar gülerek alkışlamaz, korkusundan nereye kaçacağını şaşırır, çünkü cinler, ruhlar vs. arar işin içinde.

Yani kısacası: Yok böyle şeyler. :)
Var diyen varsa, gitsin alsın 1 Milyon doları...

saygılarımla

Ovidius 02-02-2010 13:23

Sene 1950 -60 lar köylerde acayip cinler olurmuş.

Bu cinler koşarken arkalarıntan toz çıkarırlarmış ve görünmez olurlarmış.
Genelde akşam güneş battıktan sonra çıkarlarmış.
Samanlıkta ve kuytu yerlerde olurlarmış.
Genelde kadınlara musallat olurlarmış.
bBazen bu cinler çocuksuz kadınlara dadanır hatta bazen hamile bile bırakırlarmış.
Hele dul kadınları akşamları ahırda samanlıkta yakaladı mı sabaha kadar üzerinden inmezmiş.
Ne elektirik var ne bir şey kör karanlık.
Kadın İMDAAAAAT CİN VAAAAAR diye feryadetse bile allahın kulu o samanlığa adım atamazlarmış.


TABİKİ BU CİNLERİ ÇOK İYİ BİLEN AKLI BAŞINDA İNSANLARDA VARMIŞ.

Dedem rahmetli arasıra kahvenin önünde dövermiş bu cinleri.

İŞTE O CİNLRİN ADLARI: 1. Cin:Bekirin oğlunun Durmuş
2.Cin:Çoban Alinin Memmed
3. Cin:Kel Memmedin OSMAN

vartor 02-02-2010 16:26

Tam da cin gibi adamlarmis:D

ulpian 02-02-2010 16:27

Bir önceki mesajımda değinmeyi unutmuşum.

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285508)
Merhaba arkadaşlar,
yoğunluk ve kafamın karışıklığı sebebiyle foruma fazla giremiyorum. Girsem bile herhangi bir ileti atacak yüz bulamıyorum kendimde :)

Bence böyle hissetmenize hiçbir sebep yok. Tam tersine ileti yazmaya en çok sizin yüzünüz var. Bunu ''bizim'' tarafa yaklaştığınız için filan demiyorum. Tekrar eski düşüncelerinize dönseniz bile, hakikat arayışınızın evrelerini samimi ve dürüstçe foruma da yansıtmanız bir erdemdir bence.

saygılarımla

Unbeliever 02-02-2010 16:31

Sevgili arkadaşlar,

Size bir olaydan bahsetmek istiyorum. Bizim işyerindeki sekreterin yaşadığı bir olay. Bundan yaklaşık 3,5 ay evvel (ki sekreter arkadaşımız 3 aydır bizimle) bu arkadaş, izmir de kahve falına bakan, cinleri olduğunu ve cinlerinin yardımı ile yorum yaptığını iddia eden bir elemanın yanına gitmiş. Kendisi (sekreter) de imanlı ve müslüman olduğunu söyleyen bir şahıstır. Bu KAHİN'in dediklerini bana aynen şu şekilde anlattı;

"Abi, adam herşeyimi bildi. İlk defa gitmiştim. Bütün aile problemlerimi, özel ilişkimi, arkadaşımın adını, ne iş yaptığını, neden ayrıldığımızı, ailevi sağlık sorunlarını tek tek isim vererek ve doğrudan söyledi. Az daha bayılıyordum. Bunları bilmesine imkan yoktu. Ben ağzımı bile açmadım. Sadece ismimi ve yaşımı söyledim. Hatta yorum yapmak istedim ama susturdu beni. 1 saat boyunca tek kelime etmedim. Şu anki işimi de bana anlattı. Kolilerin olduğu bir yer, 2 kişi var üstünde. Biri hafif toplu (bu ben oluyorum :D) diğeri sıska ve esmer tenli. Kapıda ki arabaya ve mağazanın içine kadar tarif etti. Ben görüşmeye geldiğimde dikkat ettiysen şoke bir vaziyetteydim. (dediği doğru çünkü mağazaya geldiğinde aval aval etrafa bakıyordu.) Ve en sonunda aylar önce kaybettiğim küpelerimin ve bileziklerimin şeklini şemalini ve nerede olduklarını söyledi. Eve gidip baktım ve elimle komuş gibi buldum eşyalarımı. İnanamadım. Nasıl bilebilirdi?Bana mantıklı bir açıklama yaparmısın?"

Ben bir açıklama yapma gereği hissetmedim çünkü böyle şeylere inanmam. Daha sonra kızımız bu kahin i tekrar ziyaret etmiş geçen hafta sonu. Aradan 3 ay geçmesine rağmen ismini cismini herşeyini hatırlamış. Ve bu kahinin fal bakması için resmen millet sıra oluyormuş. Hani bende düşündüm faldan sonra not almıştır diye ama sirkulasyon çok fazla olduğundan, kız gelince notlarını açıp bakması biraz mantıksız gibi geldi. Neyse yorum yapmıyim şimdi. Sonra kıza erkek kardeşinin (kendisi askerde şu an) bacağından ailesinden gizli bir operasyon geçirdiğini söylemiş. Kız daha sonra kardeşini aradığında "Abla nereden duydun ben kimseye söylemedim" demiş. Kız tabi gene şokta. Bu arada kıza 6-7 ay sonuna doğru iş değiştireceğini ve pazar günü (yani ertesi gün) mavi gözlü bir erkekle belli bir saat ve mekan ismi vererek tanışacağını söylemiş. Kız pazar günü şans eseri o mekana gitmiş ve bir kız arkadaşının eşinin mavi gözlü arkadaşıyla tanışmış. Gene şokta tabi :)

Bunları bana anlatırken bildiği ve sevdiği herşey üzerine yemin etti. Ben tabii ki de inanmadım ve inanmıyorum. Ama haftaya pazar bende gidecem. Sadece merakımı yenmek adına. Bakalım bana neler söyleyecek. Buradan paylaşırım.

Ama bu konu da yorumlarınızı bekliyorum.

sevgiler...

ölümgerçekdünyafani 02-02-2010 16:46

arkadaşlar cin denilen yaratıklar var bizim evede bir kadın gelmişti ve cinlerle konuştuğunu söyledi inançlı biri olduğum halde saçma gelmişti ama söylediği şeyleri önceden bilmesi imkansızdı bir kız vardı onun ayrıldığı erkek arkadaşının bileğindeki izine kadar bildi yani varlar isterseninz onlarla biraz dalga geçin ve sonra görün nasıl musallat oluyorlar

vartor 02-02-2010 16:49

Soyle dusunelim, boyle bir yetenegi olan biri, falcilikla neden gecinsin? Piyangoyu da hangi rakkamlari gelecegini bildiginden her seferinde kazanmasi beklenir. Daha fazla yorum yapmadan, senin intibalarini bir dinleyelim.:)

ulpian 02-02-2010 16:50

Alıntı:

ölümgerçekdünyafani´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285684)
arkadaşlar cin denilen yaratıklar var bizim evede bir kadın gelmişti ve cinlerle konuştuğunu söyledi inançlı biri olduğum halde saçma gelmişti ama söylediği şeyleri önceden bilmesi imkansızdı bir kız vardı onun ayrıldığı erkek arkadaşının bileğindeki izine kadar bildi yani varlar isterseninz onlarla biraz dalga geçin ve sonra görün nasıl musallat oluyorlar

Hah işte bu! :)

Tüm doğaüstüne inanan arkadaşlara çağrımdır. İşte bu gibi ''test edilebilir'' iddialarda bulunun. Ve test edelim...

  • Test1
    Cin mi? Ne cini... Hadi canım siz de... Varsa sıkıysa çarpsın hadi. Veya musallat olsun... Ne o. Korktun mu cin arkadaş... Gelsene hadi...
Aynı metni sesli de okudum. Akşam arkadaşların şahitliğinde de tekrar edeceğim. Ne kadar beklememiz gerekiyor?

vartor 02-02-2010 16:52

Alıntı:

ölümgerçekdünyafani´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285684)
arkadaşlar cin denilen yaratıklar var bizim evede bir kadın gelmişti ve cinlerle konuştuğunu söyledi inançlı biri olduğum halde saçma gelmişti ama söylediği şeyleri önceden bilmesi imkansızdı bir kız vardı onun ayrıldığı erkek arkadaşının bileğindeki izine kadar bildi yani varlar isterseninz onlarla biraz dalga geçin ve sonra görün nasıl musallat oluyorlar

Neden hep inanirlara, imanlilara gorunur de digerlerine gorunmez diye dusundunuz mu? Ateistlere gorunmemesine ne anlam verirsiniz?

irsArtvin 02-02-2010 17:03

Alıntı:

Unbeliever´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285682)
"Abi, adam herşeyimi bildi. İlk defa gitmiştim. Bütün aile problemlerimi, özel ilişkimi, arkadaşımın adını, ne iş yaptığını, neden ayrıldığımızı, ailevi sağlık sorunlarını tek tek isim vererek ve doğrudan söyledi. Az daha bayılıyordum. Bunları bilmesine imkan yoktu. Ben ağzımı bile açmadım. Sadece ismimi ve yaşımı söyledim. Hatta yorum yapmak istedim ama susturdu beni. 1 saat boyunca tek kelime etmedim. Şu anki işimi de bana anlattı. Kolilerin olduğu bir yer, 2 kişi var üstünde. Biri hafif toplu (bu ben oluyorum :D) diğeri sıska ve esmer tenli. Kapıda ki arabaya ve mağazanın içine kadar tarif etti. Ben görüşmeye geldiğimde dikkat ettiysen şoke bir vaziyetteydim. (dediği doğru çünkü mağazaya geldiğinde aval aval etrafa bakıyordu.) Ve en sonunda aylar önce kaybettiğim küpelerimin ve bileziklerimin şeklini şemalini ve nerede olduklarını söyledi. Eve gidip baktım ve elimle komuş gibi buldum eşyalarımı. İnanamadım. Nasıl bilebilirdi?Bana mantıklı bir açıklama yaparmısın?"

Ben bir açıklama yapma gereği hissetmedim çünkü böyle şeylere inanmam. Daha sonra kızımız bu kahin i tekrar ziyaret etmiş geçen hafta sonu. Aradan 3 ay geçmesine rağmen ismini cismini herşeyini hatırlamış. Ve bu kahinin fal bakması için resmen millet sıra oluyormuş. Hani bende düşündüm faldan sonra not almıştır diye ama sirkulasyon çok fazla olduğundan, kız gelince notlarını açıp bakması biraz mantıksız gibi geldi. Neyse yorum yapmıyim şimdi. Sonra kıza erkek kardeşinin (kendisi askerde şu an) bacağından ailesinden gizli bir operasyon geçirdiğini söylemiş. Kız daha sonra kardeşini aradığında "Abla nereden duydun ben kimseye söylemedim" demiş. Kız tabi gene şokta. Bu arada kıza 6-7 ay sonuna doğru iş değiştireceğini ve pazar günü (yani ertesi gün) mavi gözlü bir erkekle belli bir saat ve mekan ismi vererek tanışacağını söylemiş. Kız pazar günü şans eseri o mekana gitmiş ve bir kız arkadaşının eşinin mavi gözlü arkadaşıyla tanışmış. Gene şokta tabi :)

Sevgili Unbeliever; belki de sizin sekreterin, kahinle bir bağı vardır. :becky: Hani reklam falan yapıyor olmasın :eyebrows:

Alıntı:

Unbeliever´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285682)
Bunları bana anlatırken bildiği ve sevdiği herşey üzerine yemin etti. Ben tabii ki de inanmadım ve inanmıyorum. Ama haftaya pazar bende gidecem. Sadece merakımı yenmek adına. Bakalım bana neler söyleyecek. Buradan paylaşırım.

Bence de bir gidin bakalım ne olacak. Sonucunu heyecanla bekliyor olacağım. :bounce:

Deistic Thought 02-02-2010 17:20

insanlarla cinsel ilişkiye giren cinlerde varmış. hocalardan çok duydum zamanında.

tövbe tövbe sen bizi koru yârabbim

Unbeliever 02-02-2010 18:13

Sevgili irsArtvin,

Bende düşündüm bağ meselesini ama bir sonuca varamadım. Reklamını yapsa da eline geçen ne olur ki, hadi diyelim komisyon alıyor. O zaman sekreterlik yapmasına gerek yok. Herifin önünde kuyruk varmış. :D

Sevgili Vartor üstad, dediğine katılmamak mümkün mü? Bilsin loto numaralarını alsın parayı. Amacı nedir bilemiyorum tabii.

Ben bir önceki msj ımda da yazdığım gibi, gidip test edecem. Bakalım neler diyecek...

sevgiler...

UlulElbab 02-02-2010 19:28

Alıntı:

Unbeliever´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285741)
Sevgili irsArtvin,

Bende düşündüm bağ meselesini ama bir sonuca varamadım. Reklamını yapsa da eline geçen ne olur ki, hadi diyelim komisyon alıyor. O zaman sekreterlik yapmasına gerek yok. Herifin önünde kuyruk varmış. :D

Sevgili Vartor üstad, dediğine katılmamak mümkün mü? Bilsin loto numaralarını alsın parayı. Amacı nedir bilemiyorum tabii.

Ben bir önceki msj ımda da yazdığım gibi, gidip test edecem. Bakalım neler diyecek...

sevgiler...


Sevgili unBeliever,

Bu hikaye çok ilginç..merakla haberlerini bekliyoruz...

Bu arada benim de cinlerle aram iyidir:D

Duyuduğuma göre Sevgili ulpiana uğrayacaklarmış çok yakında.

Kosmoz korusun onu...:target:

Ona birşey olursa bu sitede kaos hüküm sürer.

ulpian 02-02-2010 19:39

Alıntı:

UlulElbab´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285764)
Sevgili unBeliever,

Bu hikaye çok ilginç..merakla haberlerini bekliyoruz...

Bu arada benim de cinlerle aram iyidir:D

Duyuduğuma göre Sevgili ulpiana uğrayacaklarmış çok yakında.

Kosmoz korusun onu...:target:

Ona birşey olursa bu sitede kaos hüküm sürer.


Heyecanla bekliyorum zaten deney sonuçlarını. :)

Birşey olursa burada yazacağım anında.

sargon 03-02-2010 01:11

Alıntı:

frodo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285563)
http://www.youtube.com/watch?v=QlfMs...eature=related

Sende mi sargon :)

Düşünce enerjisi ne yav ? O, fincanın hareketini yöneten muzır bir parmak olmasın ?


James Randi doğaüstü güçleri olduğunu iddia eden uyanıkların korkulu rüyasıdır. Bu güne kadar koyduğu ödüle kimsenin ulaşamamasına şaşırmadım. Yukarıdaki videoda
benzer bir girişimin Randi tarafından nasıl boşa çıkarıldığını izleyebilirsiniz.

Gösteri cok iyiydi.

Benim tanik oldugum olayin, aslinda bir defa degil bir kac defa bu fincan cevirme seansina sahit oldum, muzir bir parmak olmadigina eminim. Gerekcem su. Seansi yönlendiren kisi benim teyzemin kizi idi. Dine inanip inanmaidigini bilmiyorum acikcasi, cünkü dinle pek bir ilgisi yoktur. Diger 3 kisi ise ateist kisilerdi. Hatta benim disimdaki ikisi böyle birseyin olmayacagini iddia ediyorlardi. Ben daha önce birkac defa tanik oldugum icin onlarin da olmasini özellikle istedim. Bu arkadaslardan biri teyzemin kizinin fincani ittigini düsündü önce, ama fincan sadece tek bir yönde ilerlerdi, halbuki bizim fincan fildir fildir dönüyordu. Yani diger 3 kisinin de parmaklarinin üzerinde oldugu bir fincani bir kisinin hem itmesi hem cekmesi, hem de firil firil cevirmesi olanaksiz. Biz ya bir tür toplu transa giriyorduk ve herkes fincanin döndügünü saniyordu, ki bu olasilik bence düsük, yine de test etmek icin filme cekmek lazimdi aslinda. Bu benim aklima o zaman gelmedi hic. Ya da henüz aciklayamadigimiz bir sey. Ben bunun düsünce ile olusturulan bir sey, bir tür enerji oldugunu tahmin ediyorum. Bir aciklama yapamadigim sürece akla gelen en makul sey bu gibi. Eger biri bana makul bir aciklama yapabilirse elbette bunu kabul ederim.

Söyle söyleyeyim, bu fincan cevirmeyi yapan kisiler, en azindan benim tanidiklarim, öyle iddiali kisiler degiller. Yani baskalarini kandirmaya niyeti olan kisiler degil, bundan bir kazanclari falan yok. Oylesine eglenmek icin yapiyorlar. Ne cin, ne ruh falan diye yorumlar yapiyorlar. Eglenceli bir aksam geciriyorlar iste. Nasil oldugunu kendileri de bilmiyor acikcasi. Yapiyorlar ve oluyor iste. Tabii her seferinde basarili olamiyorlar, o baska. Bir seferinde baska arkadaslarla denemistik, gülmekten beceremedik :)

siparisci 03-02-2010 01:35

Öncelikle "Cin" lakaplı arkadaşımız yeminimizi pek kaale almamış. Ben kutsal olarak şeref ve namus gibi kavramları sayar, bunların üzerine and içerim. Sizin de böyle kutsal duygularınız olduğunu varsayıyor, herkese önyargıyla tekme tokat saldırmanızı içinizde yaşadığınız sinir harbine bağlıyorum. Acele etmeyin her şey yavaş yavaş.

Sargon'a tamamen katılıyorum. Diğer yorum yazan arkadaşlar bu konuyu hiç denememiş üstünkörü yazdıklarını tahmin ediyorum.

Sevgili Sargon arkadaşımızın da dediği gibi benim bu tip seanslara katılmışlığım oldu ama para pul gibi şeyler karşılığında değil. Benim merakımı gidermek adına arkadaşlarım ve kız arkadaşım sayesinde.

Aralarında birbirlerinden bağımsız kişilerin de bulunduğu bu seansa gelen "güç" öyle şeyleri biliyor ki, yani hadi biri çeviyorsak desek bile (ki oraya buraya dönüyor fincan) o kadar özel şeyleri bilmesi imkânsız. Ben burda bunları bir şey ıspatlama güdüsüyle yazmadığımı ilk mesajımda da belirttim. Bir kadına nasıl musallat olduğunu, geceleri sürekli bu güç tarafından rahatsız edildiğini ve içinde bulunduğu psikolojik durumu oldukça samimi ve içten anlatan bu bayandan sonra ateizm bana gerçekten uzak bir olgu.

Birileri gerçekten bir şeyleri yönetiyor. Kuran belki çelişkiler barındırıyor olabilir ama tamamiyle yanlıştır demek büyük haksızlıktır. Ben halen kendimi Kuranın değiştirilmiş olabileceğine inandırıp öyle avutmaya devam ediyorum. Bana göre yaratıcının sözleri kitaplara sığmayacak kadar büyük. En azından kendi yarattığı şey olan ayın dolunayına yemin etmeyecek kadar bilgin.

Benim nacizane fikrim budur.

Khaos 03-02-2010 01:54

hadi biriniz bana doğruyu söylesin ya.
şaka dimi bunlar.
yahu adı cin olmuş yada olmamış hangi güçten bahsediyosunuz siz yaw.
yok geliyomuş da yok biliyomuş da falan felan.
ilkel insanı bide oturup eleştiriyoruz şuna buna inanıyo diye.
2.sınıf şehir efsanelerini ciddi ciddi tartışıyor olamazsınız ya.

ulpian 03-02-2010 01:55

sevgili sargon,

ilk fırsatta şahsen ziyaretine gelmem için çok önemli bir sebep verdin bana. :)

Böyle bir organizasyonu benim içim de tertiplemeni ısrarla rica edeceğim.

(Lütfen yanlış anlama. Sözüne itimatım tam. Fakat insan yine de kendi gözüyle görmek istiyor haliyle.)

saygılarımla

irsArtvin 03-02-2010 02:09

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285856)
hadi biriniz bana doğruyu söylesin ya.
şaka dimi bunlar.
yahu adı cin olmuş yada olmamış hangi güçten bahsediyosunuz siz yaw.
yok geliyomuş da yok biliyomuş da falan felan.
ilkel insanı bide oturup eleştiriyoruz şuna buna inanıyo diye.
2.sınıf şehir efsanelerini ciddi ciddi tartışıyor olamazsınız ya.

Hımmm sizi gidi siizler hayy! :becky: Kızdırmayın sevgili anarchist'i :becky: :eyebrows:

Sevgili anarchist; size birşey söyliyim mi ? Ben de aynen sizin gibiyim. Böyle basit şeylere kızar, boş yere moralimi bozarım. Ama kendime söz verdim daha yapmayacağım. Tavsiye ederim çok daha güzel oluyor. :p

Herkesin doğrusu kendine değil mi ?

Khaos 03-02-2010 02:29

sevgili irsArtvin
ben de kendime binlerce kez söz verdim ama gel de tut işte.
hayır ulpian gibi bi adam bile bu olayı görmek için ta isviçrelere gidyorsa yandı gülüm keten helva.
ya birisi sargonun şifresini kırmış onun nikiyle yazıyo,ya birileri sargonu fena işletiyo, bu arada da ulpian cin ayağıyla kapağı isviçreye atmaya çalışıyo biz de burda ciddi zannediyoruz.
her kesin doğrusuna lafımız yok da, çoluk çocuk bu yazılanları kazayla okur inanır diye üzülüyorum.

ulpian 03-02-2010 02:32

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285867)
sevgili irsArtvin
ben de kendime binlerce kez söz verdim ama gel de tut işte.
hayır ulpian gibi bi adam bile bu olayı görmek için ta isviçrelere gidyorsa yandı gülüm keten helva.
ya birisi sargonun şifresini kırmış onun nikiyle yazıyo,ya birileri sargonu fena işletiyo, bu arada da ulpian cin ayağıyla kapağı isviçreye atmaya çalışıyo biz de burda ciddi zannediyoruz.
her kesin doğrusuna lafımız yok da, çoluk çocuk bu yazılanları kazayla okur inanır diye üzülüyorum.

Hayır hayır!...

Ortada sevgili sargon var diye ''yumuşak'' bir ifade kullanmıştım. Gidip görmek istememin sebebi, gerçek olduğuna trilyonda bir ihtimal vermemden değil, sargon'u bile etkileyen (gerçek olduğunu sanmasını sağlayan) bu şeyin ne olduğunu gözümle görmek istemem... Sargon da uzak sayılmaz zaten... Eninde sonunda gideceğiz bir yanına...

siparisci 03-02-2010 02:33

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285867)
sevgili irsArtvin
ben de kendime binlerce kez söz verdim ama gel de tut işte.
hayır ulpian gibi bi adam bile bu olayı görmek için ta isviçrelere gidyorsa yandı gülüm keten helva.
ya birisi sargonun şifresini kırmış onun nikiyle yazıyo,ya birileri sargonu fena işletiyo, bu arada da ulpian cin ayağıyla kapağı isviçreye atmaya çalışıyo biz de burda ciddi zannediyoruz.
her kesin doğrusuna lafımız yok da, çoluk çocuk bu yazılanları kazayla okur inanır diye üzülüyorum.

Varsa bi deneyiminiz buyurun yazın. Yoksa ironi yaptığınızı zannetmeyin. Hariçten gazel gibi geliyor bizlere.

irsArtvin 03-02-2010 02:34

Alıntı:

anarchist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285867)
sevgili irsArtvin
her kesin doğrusuna lafımız yok da, çoluk çocuk bu yazılanları kazayla okur inanır diye üzülüyorum.

İşte bunda haklısınız.

Khaos 03-02-2010 02:41

sipariş
ironi yapmıyorum.
harbiden dumura uğruyorum.
ciddiyim.şaka değil.
bu masallarla kendinizi nasıl kandırabildiğinizi asla anlayabileceğimi sanmam.
hariçten gazel okumaya gelince, gazel sevmem metal severim.
ama siz buyrun dahilden gazel okumaya devam edin.

siparisci 03-02-2010 03:35

Sürekli forum kirliliğine savaş vermekte olan Sayın Ulpian "anarchist" in yazdıklarını görmez mi ?

Yoksa gözleri var görmezler , kulakları var duymazlar mı :)

ulpian 03-02-2010 03:39

Alıntı:

siparisci´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285886)
Sürekli forum kirliliğine savaş vermekte olan Sayın Ulpian "anarchist" in yazdıklarını görmez mi ?

Yoksa gözleri var görmezler , kulakları var duymazlar mı :)


Hay sayın ulpian kadar taş düşsün başınıza e mi sevgili siparişçi. :)

Yani başlık konusu belli. Anarchist de şimdi ne desin buna karşı. Şaşkınlıktan dumura uğradığından başka. Bilimsel olarak yanlışlamamızı mı bekliyorsunuz bu cin teorilerini...

sevgilerimle

vartor 03-02-2010 04:02

Simdi de tasi merak ettim; Dustu mu acaba sipariscinin basina:)
Bu cinlere guven olmaz, bir fincan cevirir, bir tas dusurur:D
Ben kahve pisirenlerini cok severim:)

ulpian 03-02-2010 05:57

Sevgili sargon,

senin bahsettiğin fincan çevirme olayını bir görmek lazım tabii. Ama sanırım buna benzer (veya aynı) bir olay da Almanca'da ''Glässerrücken" (bardağı yerinden oynatma) olarak geçiyor ve -ben de yeni öğrendim- esoterik gençler arasında bir numaralı eğlenceymiş.

Bak bu videoda nasıl yapıldığı gösteriliyor:

http://www.youtube.com/watch?v=z575wYtM9ug


>Burada da< daha birçok benzer video bulabilirsin.

(Youtube`a giremeyenler, -daha az sayıda olsa da- şu videolara bakabilirler.)

Alman vikisi, bunun çok basit ve makul bir açıklamasını sunuyor.

Senin de dediğin gibi, bu ''oyun''un özelliği, bir kişinin diğerlerini kasten kandırması gibi bir durumun olmayışı. Tam tersine ''oyuna'' katılanların (bardağa elini koyanların) hepsinin aynı sonuca şartlanmasından kaynaklı bilinçsiz (ve neredeyse görülmeyecek kadar ufak) kas hareketleri ile gerçekleşiyor olay. Bu yaklaşık 100 yıldır bilinen, bilim terminolojisinde ''Carpenter-Effekt'' olarak adlandırılan ve farklı alanlarda yeterince araştırılmış ve açıklanmış bir olguymuş. Hatta yalan dedektörleri kısmen bu effektleri de ölçerek işliyormuş.

Nette daha detaylı bilimsel açıklamalar bulunabilir.

Ama tabii ki -ve aynı zamanda maalesef ki- nette bu olayla ilgili tonlarca doğaüstü ''açıklamalar'' (!) da var.

İlginç olanı, müslümanlar bu olayı cinlerle, diğer din mensupları ölmüş insanların ruhlarıyla, bazı ''cadı dernekleri'' (Hexenvereine) cadı sihiri ile ve herhangi somut bir dine inanmayanlar da ''düşünce gücü'', ''psikokinezi'' gibi terimlerle ''açıklıyorlar''. Ama bütün bunlar özde birbirinin aynısı, sadece kelimeler farklı ve o kelimelerin yer bulduğu ''doğaüstü dünya bağlamı'' farklı. Ve aslında bu açıklamalar, hiçbir şey de açıklamıyorlar zaten. Açıklanamayan veya o an, oradakilerin açıklayamadığı birşey sadece doğaüstüne havale ediliyor.

saygılarımla

İvan Karamazov 03-02-2010 10:00

Alıntı:

ulpian´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285902)

İlginç olanı, müslümanlar bu olayı cinlerle, diğer din mensupları ölmüş insanların ruhlarıyla, bazı ''cadı dernekleri'' (Hexenvereine) cadı sihiri ile ve herhangi somut bir dine inanmayanlar da ''düşünce gücü'', ''psikokinezi'' gibi terimlerle ''açıklıyorlar''. Ama bütün bunlar özde birbirinin aynısı, sadece kelimeler farklı ve o kelimelerin yer bulduğu ''doğaüstü dünya bağlamı'' farklı. Ve aslında bu açıklamalar, hiçbir şey de açıklamıyorlar zaten. Açıklanamayan veya o an, oradakilerin açıklayamadığı birşey sadece doğaüstüne havale ediliyor.

sevgili ulpian;

bu başlıkta yazılmış olanlara rağmen, bu tür şeylere inanmanın, dini inançlarla yakından ilgili olduğunu hala düşünüyor musunuz? :)

ulpian 03-02-2010 10:43

Alıntı:

İvan Karamazov´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285934)
sevgili ulpian;

bu başlıkta yazılmış olanlara rağmen, bu tür şeylere inanmanın, dini inançlarla yakından ilgili olduğunu hala düşünüyor musunuz? :)


evet :)

Zaten dini inanç/inançsızlıkla bu gibi şeylere inanmanın/inanmamanın arasında zoraki ve mantıksal bir bağ olduğundan değil, genel olarak bir bağlantı olduğundan bahsetmiştik. Hiç kuşkusuz istatistiksel olarak doğaüstüne inanmak ile dini inançlara sahip olmak arasında çok yakından bir ilinti vardır (ateistlerin büyük çoğunluğu doğaüstüne de inanmıyordur, doğaüstüne inananların büyük çoğunluğu dini inanca sahiptir).

Acaba ben mi (diğer başlıktaki) sorunuzu yanlış anladım?
Sizin görüşünüz nasıl bu konuda?

saygılarımla

tayfa1234 03-02-2010 12:11

Alıntı:

UlulElbab´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 285525)
Siteyi cinler bastı:)
Şaka bir yana heryerde bir cin mevzuu...Sayın siparişci siz hangi deneyimler yaşadınızda böyle bir fikre kapıldınız?

Olaiğan dışı birkaç örnek verirseniz biz de ona göre yorum yapabiliriz belki?

Örneğin 3-4 kişini iradesi ile masayı 30 cm havaya kaldırmak mümkün...

Yada "Ruh çağırma" seanslarında ki fincanı hareket ettirmekte öyle basit bir

Bilinç sışramasıdır.

Genelde Rusların yaptığı "kaşık bükme" veya teleknezi dediğimiz eylemlerde mevcut.

Bunlar sizce CİNLERİN VARLIĞINA MI işaret ediyor?

Sürekli AYNI KELİMEYİ Tekrar edin...bir kaç Ay belki Hafta...

bakın BEYNİNİZ Size ne gibi oyunlar oynuyor:)

Bilinçsiz ZİKİR! çekenlerin de başına sıkca gelir bu...

Otistikler de benzer şeyleri yaşarlar...

Sevgi iile...

Kardeş sanırım beyinin ne kadar mükemmel bir alet olduğunu anlamışşşsın yazdıklarına bakılırsa öyle.peki nasıl oluyorda tesadüfler zinciriyle bu kadar mükemmel bir beyin oluşuyor açıkçası anlamak zor tesadüf gibi basit bir kavramla.

İvan Karamazov 03-02-2010 12:32

aslında ben de sizin gibi düşünüyorum ama sanki yine de insanlar böyle şeylere enerji/güç/beyin dalgaları vs. laflarla inanmaya dünden razılarmış gibi geliyor bana. burada sargon'un mesajı oldukça şaşırtıcıydı. kafayı böyle şeylerle bozmuş bir arkadaşımın olduğundan bahsetmiştim. kendisi hakkında; kendini müslüman sanan deistlerden diyebilirim :) yani dinle pek de alakası olmayan birisi. beni bu tür konulara ikna etmek için şöyle bir şeyi denememi istemişti benden:

http://www.youtube.com/watch?v=caXLY...eature=related
isterseniz bunu siz de deneyin ve göreceksiniz ki: sistem gerçekten çalışıyor :)

bir başka olaydan bahsedeyim en iyisi... geçenlerde bir dersimizde bilim felsefesi üzerine konuşurken, öğretim üyemiz, türkiye'de bilimden yakınıyordu. kendisinin tanıdığı biliminsanlarının, ufacık bir olayda bilime olan inançlarını hemen nasıl yitirdiklerinden bahsetti ve bunu da şöyle bir deneyle zaman zaman test ettiğini söyledi (bu olayı tek taraflı dinlediğim için durum daha farklı olabilir fakat ben anlatıcıya güveniyorum yine de) :

bir grup akademisyen sohbet amacıyla toplanıyorlar. bizim öğretim üyesi, bir şekilde konuyu buraya getiriyor ve kendisinin böyle şeylere inandığını, bunların gerçek olduğunu ve isterlerse kendilerine buna dair bir gösteri yapabileceğini söylüyor. bir kutu kibriti rastgele dökmelerini; kendisi arkasını döndükten sonra, içlerinden birinin, rastgele seçeceği herhangi bir kibrite, diğerlerine dokunmadan ve onları hareket ettirmeden, dokunmasını istiyor. bizimki arkasını dönüyor, arkadakiler işlerini bitirince, bizimkini çağırıyorlar, o da; kibritlerin başına geçiyor, işaret parmağını kibritlerin üzerinde bir süre gezdirdikten sonra seçilmiş kibriti buluyor(!) :) diğerleri doğal olarak birkaç deneme daha istiyor ve her seferinde nedense(!) seçilmiş kibritler teker teker bulunuyor :) e tabi soruyorlar: "nasıl oluyor, nasıl yapıyorsun" diye. bizimki de: beyin dalgaları, kendini geliştirme vs. vs. anlatıyor. işin ilginç yanı ve bu öğretim üyemizin yakındığı nokta şu: içlerinden hiçbirinin çıkıp da: "hadi canım olur mu öyle şey, kesin bir hilesi vardır." diyememesi ve şaşkın şaşkın oturup izlemeleri...

aslında ben bu tür sorunların, açıklamaların ve görselliğin karmaşasından, kaynaklandığını düşünüyorum. bir insanı bir şeye inandırmak için yapılması gereken tek şey: karşıdaki insanı ikna etmeye yetecek kadar karmaşık girişimlerde bulunmakmış gibime geliyor nedense. bu konuyla ilgili üç örnek daha vermek istiyorum:

geçenlerde yurtta odadayken, oda arkadaşım (diğer ikisi odada değillerdi); arabası için aldığı camın buğulanmasını engelleyici spreyi, tam ortadaki pencerenin, tam ortadaki kısmına sıktı, spreyin üzerinde yazdığı gibi camın o kısmını temizledi, sonra cama bir hohladı; sprey işe yarıyordu :) arkadaşım aynı gün, spreyi arabasına bıraktı ve aradan da bir iki gün geçti... akşam... hava yağmurlu... diğer iki eleman da odadalar... nasıl oldu bilmiyorum ama o gün odada olmayan arkadaşlardan biri (kendisinin boyu uzundur) tam orta cama hohladı :lol: boyu uzun olduğu için, hohladığı yer, bizim sprey sıktığımız yerin üzerine geliyordu ve doğal olarak cam da buharlandı. ben fırsattan istifade: biraz daha aşağıya hohlarsa camın buğulanmayacağını söyledim :lol: inanmadı tabi... o kısma bir hohladı ve cam buğulanmadı(!)... şaşırdı tabi... neden böyle oluyor ki diye bana sorunca, ben de: o kısım bütün pencerelerin tam orta noktasına geldiği için ısı yalıtım bölgesi orası, tamamen fiziksel bir durum vs. vs. gibi kompleks açıklamalar getirdim. şaşkınlığı hala devam etmekle birlikte birkaç soruyla birlikte pek aklına yatmasa da itiraz edemedi. açıkçası ben: "olur mu canım öyle saçma şey, camın orasıyla burası arasında ne fark olacak!" gibi bir cevap vermesini isterdim, ama nedense söylemedi.

ikinci örneği jerry p. king'in matematik sanatı adlı kitabından aktaracağım. aslında bu kitapta, bahsettiğim; karşıdaki insanı, ikna etmeye yetmese de en azından gördüklerine-işittiklerine karşı da çıkamayacak hale getirmekle ilgili birkaç örnek daha var ama ben en ilginç bulduğumu aktaracağım. hikaye: Leonhard Euler, Dennis Diderot arasında geçiyor ve hikayeyi Ian Stewart ve Augustus De Morgan ayrı ayrı anlatmışlar kitaba göre... Augustus De Morgan versiyonu şöyleymiş:

Diderot, İmparatoriçe'nin daveti üzerine Rus Sarayı'nı ziyaret etti. Rahat bir şekilde konuşuyor ve saray çevrelerinin genç üyelerine uzun uzun ve canlı bir şekilde Tanrı tanımazlıktan söz ediyordu. İmparatoriçe çok hoşlanmıştı. Ancak danışmanlarından bazıları bu doktrin yorumlamalarını frenlemenin iyi olacağını ileri sürdüler. İmparatoriçe konuğunun ağzını doğrudan tıkamayı hoş karşılamayınca şöyle bir yol bulundu: Diderot'ya, ünlü bir matematikçinin elinde, Tanrı'nın varlığının cebirsel yolla yapılmış bir kanıtlaması bulunduğunu, eğer isterse, bütün sarayın huzurunda matematikçinin bunu kendisine verebileceğini söylediler. Diderot memnunlukla kabul etti. Matematikçinin adı verilmemişti; ama o Euler idi. Euler, Diderot'ya doğru yürüdü, ciddi bir tavırla ve tam inandırıcı bir ses tonuyla: "Mösyö,
http://www2.wolframalpha.com/Calcula...image/gif&s=11, öyleyse Tanrı vardır!" dedi. Etraftan kahkahalar yükselirken, cebir bilgisi kuş dili kadar bile olmayan Diderot çok bozuldu ve sinirlendi, Fransa'ya hemen dönmek için izin istedi, bu izin de verildi.
(Matematik Sanatı-Jerry P. King, Tübitak, 16 Basım, Sayfa: 219-220)

Uzun lafın kısası... Ben: yukarıdaki bütün örneklerin, bunlara dinler de dahil, birbirinin aynısı olduğunu düşünüyorum açıkçası. :) yeteri kadar karmaşa yaratabilmişsen, birileri için, istediğin her şeyi gerçek kılabilirsin. bunun dinle de doğaüstüyle de alakası yok ama dinin de doğaüstünün de bunla alakası var. son örnek; aslında kurmaca bir hikaye... ama konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm için aktarmak istiyorum ve artık çenemi kapamam gerektiğini düşünüyorum :)

Alıntı:

IPSE DIXIT



Stanislaw Spilhaus, gençliğinden beri kendini bilime adamıştı. Bu konudaki merakı lisedeki bir fizik hocasından kaynaklanıyordu. Bir derste,
-"Ipse dixit", yani "o böyle dedi," dedi. Hakim güçler bu cümleyle asırlarca bilimin gelişmesini engellediler. Kimdi bu "o". Çoğunuz onu felsefeden tanırsınız: Aristo.
"Onun teorisine göre Güneş ve yıldızlar Dünyanın çevresinde dönüyordu. Aristo maddenin küçük parçacıklardan meydana geldiğini, yani atomu, inkar ediyordu. Aristo konuya dini açıdan yaklaşarak evrenin üstün bir güç tarafından yoktan var edildiğini savunuyordu.
"Teorileri İncil'e tamamen uyduğu için Hıristiyan dünyası bunlara sahip çıktı. Böylece Aristo'yu inkar, dini inkar manasına gelmeye başladı. Her yeni fikre ipse dixit diye karşı çıkılıyordu. Karşı çıkanlar ise yargılanıyordu. Örneğin Galileo.
"Bütün bunları size, ipse dixit sözünden, yani önyargılı fikirlerden uzak durmanız için anlattım. Galileo'nun dediği gibi doğruyu bulmanın tek yolu, "denemek tekrar denemektir.""
İşte Stan'ın kariyeri bu sözle şekillendi. Henüz 25 yaşındayken Einstein teorisini yıkan bir teoriyle şimşekleri üstüne çekti. Hocaları tarafından alaya alındı. Ama üç yıl sonra bir grup Japon bilim adamı aynı sonucu bulunca gözler Stanislaw'a çevrildi. Fakat bu sefer Stan teorinin yanlış olduğunu açıkladı ve ikinci kez meslektaşlarının tepkisini çekti. Altı ay sonra Japon ekibi de aynı sonuca ulaşınca Stan'ın dehası anlaşıldı ve Stan hızla yükselmeye başladı. 32 yaşında evlendi ve endüstri alanındaki buluşlarıyla zengin oldu. Yeni bir mikroskop üzerinde çalışıyordu. O güne kadar yapılmışların en iyisi. Bunun nedeni ise yıllarca kendinden önceki bilim adamlarının verilerine dayanarak atomun üzerine çalışmış olması ama atomu hiç görmemiş olmasıydı. Bir anlamda o da, ipse dixitin tuzağına düşmüştü. Çalışmasının en yoğun olduğu an karısı ona birinin onu görmek için geldiğini söyledi. Stan oturma odasına geçtiğinde oldukça şaşırdı, çünkü odada onu bekleyen adam onun lisedeki fizik hocasıydı.
-"...öldü sanıyordun. Bunu söylemekten çekinme, Stan. Bazen benim gibi bir ihtiyarın da köşesinden çıkmasını gerektiren durumlar oluyor."
Eski hocası Stan'a bazı önemli şeyleri görmesi gerektiğini söyledi ve üç saatini istedi. Dışarıda onları bir limuzin bekliyordu.
-"Güzel araba değil mi? Ne yazık ki benim değil. Nasıl derler, firmanın arabası."
-"Ne firması?"
-"Ipse Dixit. Sana sonra açıklarım."
Arabaya bindiler ve yola çıktılar. Camlar Stan'ın ilgisini çekti. Dışarıyı göremiyordu. Bir süre sonra bir yeraltı garajında durdular. Stan geldikleri araba ve çevresindeki arabaların plakalarının olmadığını fark etti.
-"Neredeyiz biz?"
-"Ipse Dixit'in merkezinde"
-"Hiç duymadım."
-"Oysa uzun zamandır var. Kurucularından biri de Galileo Galilei"
Stanislaw iyice şaşırmıştı. Alenen kaçırılmış, delilerin içine düşmüştü. Binada ilerledikten sonra bir toplantı salonuna girdiler. İçerde bir grup insan onları bekliyordu. Stan gözlerine inanamıyordu. Aralarında devrin en ünlü bilim adamları vardı. Kimi fizik, kimi biyoloji alanında Nobel kazanmış insanlardı.
-"Ailemize hoş geldiniz."
-"Pseudonükleer teoriniz için tebrikler."
-"Bundan daha iyisini uyduramazdım. Dahice!"
-"Satacak çok hayal gücünüz var."
Stan bu konuşmalara kızmıştı.
-"Hayal mi? Ne demek istiyorsunuz siz? Ben bir şey uydurmuyorum. Ben ..."
-"Ha! ha! ha! Hatırladınız mı çocuklar, ben de ilk geldiğimde böyle konuşmuştum."
Bu sırada Stan'ın hocası odaya girdi.
"Aristo hakkındaki derslerimi hatırlıyor musun, Stan?"
-"Evet,beni çok etkilenmişti."
-"Aristo iki büyük hata yapmıştı..."
-"Tabi yapmıştı. Hem de ikiden fazla."
-"Hayır, sadece iki tane. O Dünyanın küre şeklinde olduğundan emindi. Hatta çevresini bile hesaplamıştı. Ayrıca Güneş ve yıldızların bizden çok uzaklarda olduğunu söylüyordu. Yanlış! Dünya düzdür ve yıldızlar da bizden ancak bir kaç yüz kilometre uzaktadır."
-"Ne? Ne? Pekala, pek eğlenceli bir şaka, ama artık gitmeliyim. Mikroskobum beni bekliyor."
-"Dur! Dialar, lütfen."
Oda birden karardı ve ekranda bir fotoğraf belirdi. Boşlukta dalgalanan ve içinde tanıdık kıtalar bulunan bir tekerlekti bu. Etrafında da Aristo'nun Okyanus Nehri adını verdiği suları tutan dağlar vardı.
-"Dünyanın uzaydan çekilen nadir fotoğraflarından biri. 1957'de Sputnik çekmişti. Fakat sadece Ipse Dixit'in bazı merkezlerinde var. Ne yazık ki Dünyanın altında kalan alanı araştırmak için yapılan tüm çalışmalar bir güç alanı ile engellendi."
-"Bu da Güneş. 980 km uzakta 120 km genişliğinde Okyanus Nehri'ne paralel dairesel bir yörünge izliyor ve bu da gece-gündüzü meydana getiriyor."
Fizik hocası Stan'a bazı kağıtlar uzattı.
-"Şunlara bir göz at. Bu hesapların Güneş'i sistemimizin ortasında kabul eden alışılagelmiş inançtan daha sağlam olduğunu göreceksin."
Stan kağıtlara göz attı. Hesaplar şaşırtıcı bir biçimde doğruydu.
-"Yani, size göre Galileo, Newton, Einstein ve diğerleri yanılmış. Dünya etrafında tur atan pilotlar yalan söylüyorlar ve uzaydan Dünyanın resmini çeken uydular birer hayal ürünü."
-"Pilotlar yalan söylemiyor. Dünyamızın etrafındaki güç alanı göz aldanmasına neden oluyor. Uydulara gelince hepsi birer hile. Ama biz bundan memnunuz. Sen hiç bir uyduyu uzay boşluğunda uçarken gördün mü? Peki ya hiç bir atom bombasını patlarken gördün mü? Kısacası bir çok insan görmedikleri şeylere inanıyor.
-"Sen de ikinci el bilgiler aldığını inkar edemezsin. Galileo ve Einstein'a gelince, onlar bizdendi. Newton ise bizim fikirlerimizi reddetti, çünkü elinde yanıldığını kanıtlayacak delili yoktu.
-"Evet, Stan, haklı olduğumuzu gösteren delili bulduğun zaman bize zorluk çıkarabilirsin. Newton bunu yapacak düzeyde değildi."
-"Beni o düzeyde mi görüyorsunuz? Peki nasıl?"
-"Mikroskobun, Stan. Maddenin bir bütün olduğunu gördüğünde bunu bütün dünyaya duyurman her şeyin sonu olabilir."
Stan uzun uzun düşündü ve
-"Anladığım kadarıyla sizler gerçeğin bekçilerisiniz ve onu saklamakla kalmıyor herkesin tam tersi şeyler söylemesine çalışıyorsunuz. Peki neden?"
-"İyi düşün Stan. Aristo'dan Ortaçağa insanlığı düşün. Bilim, sanat gelişmedi. İnsanlar kilisenin baskısını kabul etti. Hepsi ipse dixit yüzünden. İnsanlar yaratılan hakkında yeterli bilgiye sahip olduklarını sanıyorlardı. Bir amaçları kalmamıştı.
-"Şey, ben .."
-"Galileo bunu fark etti ve tamamen uydurma bir teoriyle ortaya çıktı. O hatasını değil, şüpheyi yaymaya çalıştı. Bu şüphe de insanlara ilerleme gücü verdi. Ipse Dixit adını verdiği grup asırlarca görevine devam etti. Yanlış ama mantığa uygun teoriler uydurarak insanları araştırmaya yöneltti. Bu yüzden sana hayal gücünün geniş olduğunu söyledik. Eğer insanlık fizik kurallarının olmadığını, ama ilahi bir yargının olduğunu anlarsa her şey biter.
Stan ne söyleyeceğini bilmiyordu.
-"Şimdi iki seçeneğin var Stan. İlki, keşfini açıklayacaksın ve biz de senin deli olduğunu kanıtlamak için elimizden geleni yapacağız. İkincisi, bize katılıp yeni buluşlar yapacaksın. Vicdanın sana doğru yolu gösterecek."
Bunlar profesörün son sözleriydi. Stan'ı şaşkın ve ümitsiz bir halde evine bıraktılar. Stan sadece düşünüyordu. Doğruydu, hiç bir atomu görmemişti, ama Afrika'yı görmediği halde var olduğunu biliyordu. Yoksa yok muydu?
Stan son hızla çalışmaya koyuldu. Günde 20 saat çalışıyordu. Sadece kendinden geçmemek için kısa molalar veriyordu. Bir an önce çekirdeğin etrafında dönen elektronları görüp bu kabusu bitirmek istiyordu. Bir ay sonra makine bitmiş ve sıra denemeye gelmişti.
Stanislaw mikroskobu 1000 kez büyütecek şekilde ayarladı. Ve maddenin dokusunu gördü. Gücü 100 bin kez artırdı ve molekülleri gördü. 108 e getirdi ve bütün maddeyi gördü. Ter içinde kalmıştı. Büyütmeyi iki misline çıkardı. Madde yine bütündü. Tekrar tekrar gücü yükseltti, 1011 e getirdi. Artık atomik parçacıkları görmesi gerekiyordu ama madde yine bütün olarak duruyordu. Bir kere, bir kez daha, ama madde hala aynı ve devamlıydı.
Teorisi, evrenin varlığını açıklayan teorisi, bir bilim-kurgudan ibaretti. Stan çıldırmıştı. Eline geçirdiği ilk şeyle makineyi parçalamaya başladı. Karısı gürültüyü duymuş ve içeri girmişti.
-"Stan neler olu..."
Sözlerini tamamlayamadan kanlar içinde yere yığıldı. Stan karısını öldürmüştü. Ona iki seçeneği olduğu söylenmişti, ama bir üçüncüsü daha vardı: Yatak odasına doğru koştu ve tabancasını çekmeceden çıkardı. Bu üçüncü yol ebedi bir karanlığa doğru gidiyordu. Bu yolda, ne formüller, ne de teoriler vardı. Tetiği çekti...
Bir saniye süren karanlıktan sonra kendisini St. Peter'in karşısında buldu. Bir sürü anahtar ve kocaman bir defter tutuyordu. Defteri karıştırmaya başladı.
-"S.. Sp.. Spillhouse, Stanislaw. Bir cinayet ve bir intihar. Üzgünüm Bay Spilhaus, buraya alınamazsınız."
-"Fakat ..."
St. Peter'in garip el hareketiyle kendini boşlukta buldu. Düşüyordu. Gittikçe aşağı ve daha aşağı. Küçük yıldızların arasından ve göktaşı boyutlarında bir güneşin yanından geçti. Düz dünyanın alt tarafına doğru yöneldi. Orada onu büyük ve derin bir çukur bekliyordu. Zavallı Stan! Onu orada mızraklı şeytanlar ve alevler bekliyordu.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:39 .