Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   UlUlElbab'a sorular-Ayetlere Hanif bakış açısı ile yorumlar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19085)

UlulElbab 22-06-2010 15:04

UlUlElbab'a sorular-Ayetlere Hanif bakış açısı ile yorumlar
 
Değerli inanır ve inanmayan kardeşlerim,

Bu sitede 1500 mesaj yazdıktan sonra bir başlık altında görüş ve düşüncelerimi toplamak,gerek özelden gerekse üye sayısı günden güne artan Hanif grubumuza gelen sorulara derli-toplu cevaplar verebilmek adına bu başlığı sizlerin hizmetine sunmuş bulunuyoruz.

Bu başlık altında kafamızda soru işaretleri uyandıran Ayetleri Hanif bakış açısı ile yorumlamak istiyorum.
Hadisleri bir Rivayetten öte görmediğimiz için tartışma gereği duymuyor,
Delil olrak sunmuyor ve tabii ki delil olarak kabul etmiyoruz.

Protest bir Akım olan Hanif anlayış mevcud islamı farklı yorumlamakta ve yaşanan islamın gerçek islam olmadığının altını çizmektedir.

Bugün AtAlarından miras olarak aldıkları Dini Gelenekleştiren ve Gelenekleri (özellikle Arab-Pagan geleneklerini)DinMİŞ gibi yaşayan insanlarla Bilinç ve Farkındalık farkımız olduğunu düşünüyoruz.


Mevcud meallerden farklı olarak algıladığımız Ayetlerde karşılaştırmalı ve kelimenin kökeni(Etimolojisi)nin tetkiki ve tarifi ile açıklamaya çalışacağız.


Amacımız kimseyi ikna etmek değil,bu mümkünde değil.Niyeti yalanlamaktan ziyade Anlamak olan dostlarımızın sorularına bizim cevaplarımızı
vermek,Hanif Duruşun bakış açısını yansıtmak istiyoruz.
Anlamakla kastımız bizim bakış açımızın kendi içinde tutarlılığına dair yorumunuzdur.
Saygı çerçevesinde her türlü eleştiriye açığız...

Katkılarınız için şimdiden teşekkürler...

Not:Soruları mevcud başlıklardan bağımsız olarak TEK TEK AYETLER eşliğinde sormanız önem taşıyor.
Bu ayetler Kurandan olabileceği gibi,İncil ve Tevrattanda olabilir.
Numarası ve kaynağı ile buraya aktaracağınız,başta Kuran olmak üzere İncil ve Tevrat Ayetlerini nasıl yorumladığım,kabul edip-etmemem veya Redetmem yalnız ve yalnız Şahsımı bağlar.
Ne islamı bağlar ne de Hanif düşüncenin ortak kararı olmayabilir.

İlk olarak Evrime bakış açımızı sizlere tanıtmak istiyorum;

Mevcud anlayışa göre Evrim ile Yaratılış birbirine taban tabana zıt gibi sunuluyor.
Oysa biz, hem Evreni okumamızdan hemde Kuran okumalarımızda bunun böyle olmak zorunda olmadığını düşünüyoruz.

Neden ve nasılı ile Ayetler eşliğinde devam edecek...

İnşaAllah:)yani Allah dilerse...

Saygılarımla...
UlUl

insan_olmak 22-06-2010 15:11

Sayın ululelbab
öncelikle bu başlığı açtığınız için teşekkür ederim.

ama ben hala durumu anlayamıyorum.Sizin incil ve tevrat hakkındaki görüşleriniz tabiki sizi ilgilendirir ancak haniflerin bu konuya genel bir açıklaması yok mu?
Ben bunu merak ediyorum.

Saygılarımla

oguzay 22-06-2010 22:32

Degerli UlulElbab;

Sizce tüm müslümanlar, 'hanif' olarak Islam'i yasamiyorlar mi?
Dogrusu anlamadim! Biraz acar misiniz!

Sayhilar!

zumruduanka 22-06-2010 22:47

Protest Akım ne demek?

oguzay 22-06-2010 23:10

Protest Akım ne demek?

Protest = Kuvvetle iddia etmek.

UlulElbab 22-06-2010 23:29

Alıntı:

Basic´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314198)
Degerli UlulElbab;

Sizce tüm müslümanlar, 'hanif' olarak Islam'i yasamiyorlar mi?
Dogrusu anlamadim! Biraz acar misiniz!

Sayhilar!

Sayın Basic,

Hanif anlayış İbrahimin mirasıdır.
İbrahim Rabbi heryerde aramış ve sonunda Özünde bulmuştur.
Üstbenliğine ulaşmış ve Rabden başkasına boyun eğmememiştir.
Onun dışında tüm Kutsalları yerle bir etmiştir.
ABD olmanın ve İBADETİN ancak Allaha özgü olduğunu,Ona her insanın ulaşabileceğini belirtmiştir.
İbrahimin döneminde insanlar Rabbi unutmuş ve zulüm dört bir yanı sarmıştı.
O ise Tefekkür ve Tezekkür (Derin düşünerek) ile Rabbe ulaşılabileceğini,
İnsanların diğer insanlara kul,köle olmasının önüne geçmek için sadece Rabbe kul,köle olma fikrini ortaya atmıştır.
Böylece insanın özünde olan Rabbden başkasına eğilmeyen insanın ÖZGÜRLEŞMESİNİ hedeflemiştir.
Ancak burada "nefs" olarak tabir edilen egonun aşılması gerekmektedir.
İbadet ise insanın fıtratına uygun davranması,insanca yaşamasıdır.
Aşağıda ki Ayet Hanif anlayışın Kuranda ki deklarasyonudur;
6/79-Ben hanîf olarak,yüzümü gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve ben müşriklerden değilim.

Müşrik ise Allahı bilmekle beraber,nefs faktörüne takılıp kalmış...
Egosuna tapınan kişiye denir.
Bu tür insanlar Allahı bilmesine rağmen "nefs bariyerine" takılıp kalmış ve sürekli Tapınmak için bir takım İlahlar yaratmışlardır.
Tanrıları insanlar yaratmıştır.Ancak bu GERÇEK bir RAB olmadığı anlamına gelmiyor.
Çoğunluğu kendisini Tanrı ilan etmiş bazılarıda Allaha yakınlaştırması için "Tanrıcıklar" icad etmişler yada "Doğruyu söyleyen" insanları zamanla tanrılaştırmışlardır.Bkz. Evliyalar..Azizler...Türbeler v.s.

Oysa
"
Allah elçi yollar, ama elçi ve aracı kabul etmez; başvuruların "ŞAHSEN" yapılması şarttır!"

İşte bu aracılık messesi o boyuttadır ki tarihin karmaşası içinde insanların POLİTEİST olmasının baş müsebbibidir.

Dikkat ederseniz tüm "tarihi dinler"de bir Baştanrı,Güneş ile temsil edilir, ve onun yardımcısı posizyonunda ki alt seviye tanrılar vardır.

Sürec maalesef GERÇEĞE AYKIRI olarak yanlış algılanıyor.

Yani önce bir çok tanrı vardı,sonra BİR tanrıya indirgendi mantığının kesinlikle bir dayanağı yoktur.
Gerçek olan TANRININ BİR olduğu ancak insanlar tarafından kutsal Şahsiyetler v.s. YAKINLAŞTIRICI kabul edilmesi ve daha sonra PUTLAŞTIRILMASIDIR.
Bu anlamda ŞEFAAT anlayışı eski zamanlardan beri vardır.

İşte bu noktada İbrahim ve Onun gibi biz Hanifler MONOTEİST olduğumuzu deklare ederiz ve Rabbimizle ARAMIZA hiçbir aracı,Şefaatci,yardımcı...Din adamı ve Tanrılar koymayız.
Lailahe illAllah' ın anlamı budur.
Tüm Nebi ve Resulleri EŞİT seviyede severiz ve saygı gösteririz.

Muhammedin veya İsa mesihin TORPİLİ ile cennete kısa yoldan girmeyi ummayız.
Biliriz ki insanın Cennetide cehennemide bu kısa dünya hayatındadır.
Diğer dünya için değil İNSAN olduğumuz için İYİLİK yaparız.
İnsana insanca davranılmasını ve insan gibi yaşamasını SALAT olarak
kabul ederiz.
Huriler ve cennette oturak alemleri beklentimiz yoktur!!!
Bu tür Ayetlerin tartışmasına yeri geldiğinde girebiliriz. "ÖLÜM SONRASI" için tek beklentimizin Rabbimizin bizden Razı olması olduğunu belirtmek isterim.
"Müslümanlar" ile en önemli farkımız onların Atalarının Dinine inanmaları.
Oysa Hanif olmak sorgulamayı gerektirir.
Sorgulayan insan "Göklerde bir yerde oturan Ak sakallı Dede" imajlı bir Allah olmadığını BİLİR.
Bu anlamda her Hanif bir kez mevcud dini anlayışı RED etmiş ve GEÇİCİ bir süre Ateist olmuş demektir.
Bilinç olarak Ateizmin ötesinde bir anlayıştadır.

saygılar...
UlUl


nogada 22-06-2010 23:41

Sayın Ululelbab...

Değerli dostum müslümanla ile aramızdaki fark kelimesi yerine;

Gerçek islam ile,arap örf edetleri arasındaki fark desen daha güzel olurdu.

Bizim bildiklerimiz ve algıladıklarımız üzere biliyorsunki senin yanındayım bir çok konuda.

Ve dahi diyorumki

La İlahe İllAllah...

Sen bunu çoğu kişiden daha iyi anladın,kanatimce zaten :D

Sağlıcakla kal dostum...

Saygılarımla...

oguzay 22-06-2010 23:47

Sorgulayan insan "Göklerde bir yerde oturan Ak sakallı Dede" imajlı bir Allah olmadığını BİLİR.

Güzel aciklama, Sagol!
Saygilar bizden.

Khaos 23-06-2010 00:18

sayın ululelbab

ben bir ayetin yorumu-tefsirinden çok bir konuda fikir istiyorum.

kim cennete gidecek?
cennete gitmenin ölçüsü nedir.?

kurandan bu konuda çıkardığınız sonucu mümkünse tafsilatlı biçimde burda paylaşmanızı bekliyorum.

teşekkürler.

ülgen 23-06-2010 08:09

Selamlar UlulElbab Abi, ben kur'an'da kaç tane ayet olduğunu sorarak başlamak istiyorum.

ülgen 23-06-2010 08:11

Alıntı:

nihilist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314228)
sayın ululelbab

ben bir ayetin yorumu-tefsirinden çok bir konuda fikir istiyorum.

kim cennete gidecek?
cennete gitmenin ölçüsü nedir.?

kurandan bu konuda çıkardığınız sonucu mümkünse tafsilatlı biçimde burda paylaşmanızı bekliyorum.

teşekkürler.

Selamlar; sanırım bu soruya cevap vermek,cevap veren bireyin kendini Tanrı yerine koymasıyla hemen hemen eşdeğerdir gibi geldi bana...

oguzay 23-06-2010 09:32

ülgen isimli üyeden alinti

Selamlar; sanırım bu soruya cevap vermek,cevap veren bireyin kendini Tanrı yerine koymasıyla hemen hemen eşdeğerdir gibi geldi bana...


ülgen kardesim, nihilist arkadasin burda kasti, A kisi mi yoksa B kisi mi, cennete girecek, degil, hanifler mi yoksa müslümanlar mi cennete girecek?
Sn nihilist, ben böyle algiladim. Yaniliyorsam lütfen düzeltin!

Herkeze saygilar...

Khaos 23-06-2010 13:46

ben burda a kişi ya da b kişi ya da hanifler ya da şunlar diye bir ayrım gözetmiyorum.
sonuçta cennete gitmek bireyin hayatıyla ilgili yani bireysel bir sonuç.
bunun ölçüsünü merak ediyorum.
o gün geldiğinde kişinin cenenete ya da cehenneme gideceğine neye göre karar verilecek.
allahın bu konudaki kıstası nedir kurana göre.

ozgur_beyin 23-06-2010 14:49

bu haniflik safsatasına kapılanlar. islamın açmazlrına çözüm arayan dine meyilli insanlardır.
bana göre bunlarda islamın yehova şahitleridir
ayrıca islam ve kuran bugün hanif diye bir inancı kabul etmez
ulul elbab gibi arkadaşlar kendilerine yeni bir din yaratmışlardır
sünni islam ve şia islamı böyle bir inancı kabul etmez

UlulElbab 23-06-2010 15:05

Alıntı:

nihilist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314228)
sayın ululelbab

ben bir ayetin yorumu-tefsirinden çok bir konuda fikir istiyorum.

kim cennete gidecek?
cennete gitmenin ölçüsü nedir.?

kurandan bu konuda çıkardığınız sonucu mümkünse tafsilatlı biçimde burda paylaşmanızı bekliyorum.

teşekkürler.


Değerli nihilist,

Geçiken ve şuan için dahi yazamayacağım cevabım için özürdiliyorum.

İşlerimde ki beklenmedik yoğunluk nedeni ile siteye giremedim:)

Gece fırsat bulmayı umuyorum.

Sevgi ve Saygılarımla dostum.

UlUl

not:Elbette özrüm değerli kardeşim ülgen içnde geçerli.
sevgiler...

Khaos 23-06-2010 15:36

sevgili dostum ululelbab

anladığım kadarıyla bu başlık altında, daha önce hiç tartışılmamış konuları ele almayı düşünmüyorsunuz.
zaten tartışılan konulara hanif bakış açısından yorum yapmayı düşünüyorsunuz.
şu ayetlerin yorumunu da samimiyetle merak ediyorum.

BAKARA 102 ''Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: 'Biz, yalnızca bir fitneyiz (sizin için bir sınavız veya ayartıcıyız), sakın inkâr etme' demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.''


bir de felak suresinde allah peygamberine nelerden allaha sığınması gerektiğini anlatırken sanırım büyüyü kastediyor.

cennet-cehenneme gitmenin ölçüsü nedir diye bir konuda katkınızı iştemiştim.

bir de bu ayetlerin yorumunu merak ediyorum.

sevgiler saygılar.

ülgen 23-06-2010 17:44

Alıntı:

Basic´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314327)
ülgen isimli üyeden alinti

Selamlar; sanırım bu soruya cevap vermek,cevap veren bireyin kendini Tanrı yerine koymasıyla hemen hemen eşdeğerdir gibi geldi bana...


ülgen kardesim, nihilist arkadasin burda kasti, A kisi mi yoksa B kisi mi, cennete girecek, degil, hanifler mi yoksa müslümanlar mi cennete girecek?
Sn nihilist, ben böyle algiladim. Yaniliyorsam lütfen düzeltin!

Herkeze saygilar...

Ben soruyu anladım, fakat demek istediğim, okuduğum kadarıyla Kur'an ona inanan bireyin anladığı doğrultuda yol gösteriyor, yani Kur'an'a inanmış üç kişi ele alsak üçününde anladığı şeyler kendi hayatları doğrultunda geliştirdiği düşünceler doğrultusunda farklılık gösterecektir...Üçü de doğru olduğundan emin olduğu fikirleri başkalarına izah edecektir, fakat gene bu inanca göre doğruyu Tanrı bilmektedir, yani bu üç kişi asla yanılıyor olduklarını düşünmeden, anladıkları doğrultuda konuyu izah edecekler ama doğru olarak izah etmeye çalıştıkları fikrin net bir ''doğru'' tarifi asla olmayacak... Bence bu garip bir durum...

Cennete kim gidecek diye sorduğumuz zaman islamı çok iyi bilen fettullah amcamıza göre herkes cennetlik ama cüppeliye göre herkes cennete gidecek diyen herkes cehennemlik...Kime sorsan kendi bilincinde yarattığı Tanrı doğrultusunda cevap veriyor...Sonra Tanrı yaratılmamış oluyor falan...

UlulElbab 24-06-2010 03:01

Alıntı:

ülgen´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314407)

Cennete kim gidecek diye sorduğumuz zaman islamı çok iyi bilen fettullah amcamıza göre herkes cennetlik ama cüppeliye göre herkes cennete gidecek diyen herkes cehennemlik...Kime sorsan kendi bilincinde yarattığı Tanrı doğrultusunda cevap veriyor...Sonra Tanrı yaratılmamış oluyor falan...

Sevgili ülgen,

Öncelikle adını andığın şahıslar ve dahi bendeniz,kimse cennet hakkında kesin bir bilgiye sahib değil."İslam"ı en iyi bilen ise kendini ve haddini en iyi bilendir.
Cennet Kuranda tüm CAN ve CİN kelimeleri gibi "Gizli"dir.
Asıl anlamı BAHÇEdir.
Cenneti ADn ve Firdevs v.s. gibi tanımlamalar mevcuttur.
"cennatin tecrı min tahtihel enhar" sıfat tamlamasına Kuranın muhtelif ayetlerinde sıkca rastlarız.
Genellikle "altlarından ırmaklar akan" diye çevirilen bu ifadeyi merak edenini hiç görmedim.Nasıl ırmaklar akacak?Kimsenin umrunda değildir.
Bazı hacı-hoca takımı ballandıra balalndıra anlatır,Süt,Bal,Şarap ve kevser ırmakları ve saire...
Bunların hiçbir dayanağı yoktur.
Cennet nasıl bir yerdir ki içinden Adem ve Eşi (dikkat Havva adı kuranda geçmez) kovulmuştur? Bu arada önceki sahnede KOVULAN Şeytanda Cennettedir?
Bu sorular ve daha birçoğuna verilen cevaplar tutarsızdır.
Çünkü cennet anlayışı baştan sona karmaşa içindedir.

Cennet ve Cehennem- Ödül ve Ceza

Konuyu dağıtmadan CEZA kelimesinde ki anlam kaymasına da değinmek istiyorum.Ceza arabcada karşılık demektir.
Bizim bugün Türkcede ki kullanımımız negatif anlamda karşılıktır.
Oysa KuranCA da İyiliğinde cezası vardır :)

Lafı uzatmadan görüşümü belirtmek istiyorum;

Cennette ,Cehennemde İNSANın elleri ile yaptıklarıdır.

İnsanoğlunun GÖREVİ Dünyada Cenneti kurmaktır.

Bunu başarabilmesi için her türlü imkan İnsana verilmiştir.

Ancak insan Dünyayı kendi elleri ile Cehenneme çevirmekte ısrar etmektedir.

İnsanlar olmayan hayali cennetin en güzel köşklerini kendilerine,başkalarına nedense hep cehennemi layık görmekte?

Dünyada cenneti oluşturmak için ise çaba göstermezler.

Afrikada ki açları öne sürer Tanrının adaletsizliğinden dem vurur ama asla ellerindeki imkanlardan onlara vermeyi akıllarının ucundan dahi geçirmezler.

Nedense "Dünyanın düzeni böyle"diye bir garib mazaret vardır.

O "düzene"yataklık ettiğini kimse itiraf etmek istemez.

Oysa SALATI İKAME ETMEK ve ZEKAT ile arınmakla Cenneti kurmak mümkündür.Özetle "emri bil maruf nehyi anil münker" ifadesi herşeyi anlatmaktadır.
İnsanca yaşamak ve yaşatmak olarak kısaca ifade etmekte mümkündür.

Çünkü salat insan gibi yaşamaktır.Zekat ise maddi ve manevi kirlerden arınmaktır.Günlük ihtiyacından fazlasını,arta kalanını bir ihtiyaç sahibine vermekle tüm insanlar yeterde artar imkanlar.
Tabi bu günümüz "çakma islamı" ile mümükün değildir.
(Salat mekanik namaza,Zelkatta uydurma 1/40 vergiye dönüştürüldü)

Zulm ve zalimle omuz omuza mücadele etmek Kötülüğe karşı ve iyiliği yaymakla Dünyada cenneti kurmak mümkündür.
Ama insanda ki Hırs ve Bencillik buna engeldir.
İnsan hep daha çok olsun ve yarın ne olacak? korku ve endişesi ile CEHENNEMİ yaratmaktadır.
KORKU,ENDİŞE ve REKABET İblisin,dolaysı ile kapitalizmin en iyi silahlarıdır.

İnsanoğlu,hayatı öteleyerek ve ANI ıskalayarak Cehennem hayatını bizat yaşamaktadır.
Stres,rekabet ve koşuşturma ile bir ömrü geçirmek....
Para biriktirmek için Sağlığından olmak ve daha sonra tüm servetini kaybettiği sağlığını geri kazanmak için harcamaktan daha Ahmakca bir eylem olabilir mi?
İşte bu hırs ve bencillik nedeni ile milyarlarca insan cehennem hayatı içindedir.
Oysa ne güzel söylemiş usta şairimiz:"Yar yanağından gayrı herşeyin ortak olduğu bir dünya"...işte Cennet budur.

not:Yazı biraz aceleye geldi:)
İlerleyen günlerde daha ayrıntılı olarak değinmeyi ve ayrıntılara girmeyi umuyorum.

Bu başlıkta amacım kimseyle tartışmak değil...zira sadece UlUlElbab'ın görüşünü aktarmak,Ayetleri nasıl okuduğumu yansıtmaktır.
Dolaysı ile soru soranların,cevaplardan tatmin olmaması halinde ya yeni bir soru sorması,yada "Şahsi görüşüm olarak" algılaması yeterlidir.
Amacım kimseyi tatmin/ikna etmeye çalışmak değildir.

Saygılarımla...
UlUl

UlulElbab 24-06-2010 03:29

Alıntı:

nihilist´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 314379)
sevgili dostum ululelbab

anladığım kadarıyla bu başlık altında, daha önce hiç tartışılmamış konuları ele almayı düşünmüyorsunuz.
zaten tartışılan konulara hanif bakış açısından yorum yapmayı düşünüyorsunuz.
şu ayetlerin yorumunu da samimiyetle merak ediyorum.

BAKARA 102 ''Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: 'Biz, yalnızca bir fitneyiz (sizin için bir sınavız veya ayartıcıyız), sakın inkâr etme' demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi.''
sevgiler saygılar.

Sevgili nihilist,

Öncelikle bu Ayeti açıklama fırsatı verdiğin için teşekkür ederim.
Bu ayetle ilgili ortakbir çalışma yaptığımız kardeşim Rıdvanın bir çalışmasını alıntılamak sureti ile cevap vermek istiyorum.
Çünkü aşağıda ki çalışmada ciddi ortak emek vardır ve katılmadığım hiçbir yön yoktur.
Ancak zamanla tesbit ettiğim bir nokta vardır ki,onun üzerinde .lışmalrım henüz yeterli olgunluğa ulaşmadığı için burada değinmeyeceğim.
O da Kuranda genelde kullanıla ZEVC ve çoğulu olan EZVAC ile ilgili ki bu
Ayette de geçmektedir.
Maalesef Kuranda ZEVC geçen her ayete EŞ olarak çevirmekle tam bir katliam yapılmış...
Oysa çok farklı boyutta irdelemekte fayda var o kelimeyi.
Ben İnsanların ASLININ farklı bir BOYUTTA olabileceğine dair bir Teori üzerinde çalışıyorum.
O anlamda baktığımızda birçok ayetin temelden anlamı değişiyor...

Ancak şimdi konuyu dağıtmamak için , çalışmalarım devam ettiğinden,
son anladığımız şekliyle Harut ve Marut ile ilgili çalışmayı buraya asıyorum.
Kaynak olarak Benim harut ve marut'la ilgili çevirimin temeli Dücane Cündioğlu'nun, Harut ve Marut makalesine dayanır. (Ducane bey'de Cemaluddin Kasimi'den çevirmiştir.). Kelime dergisi 1987, Yıl:2, Sayı: 16.
Sevgili Hanif dostum Rıdvana ,bu çalışmaya katkılarından dolayı ayrıca atıda bulunmayı bir borç biliyorum.Özellikle Yahudi kaynaklar konusunda.

Anlaşılması açısından ayrıca belirtmek isterim ki ; Dipnotta kelimelerin Kuranda kullanımına yapılan atıflarda Sure NO ve Ayet No şeklinde düzenlenmiştir;
Parantez içi Nolar aşağıda Açkılama ve Kaynak başlığı altında incelenebilir.


Ve (Allah'ın Kitabına sırt dönüp arkalarına attanlar ve onun yerine) "Süleyman'ın krallığı üzerine şeytan (düşüncelilerin) hurafelerine[1] uydular.[2] Süleyman (Allah'ın birliğini) inkar etmemiş,[3] Babil'de/li[4] iki Yahudi din adamı[5] Hârût[6] ve Mârût'a da[7] bir şey indirilmemişti.[8] Fakat[9] şeytan (düşünceliler) insanlara sihri[10] öğreterek[11] inkar ettiler. (Hârut ve Mârut öğrettiklerinin ilahi olduğuna inandırmak için "Biz ancak sizi deniyoruz[12] inkar etme"[13] demedikçe bir kimseye[14] (bir şey) öğretmiyorlardı.[15] (Şeytan düşünceliler) O ikisinden/ikisinin[16] öğrettiği[17] kişi[18] ile eşinin[19] arasını ayıran[20] sihri[21] öğreniyorlardı.[22]



EDIT:

Devamı için bkz.:
http://www.hanifdostlar.net/forum_po...635&PN=9&TPN=1

Açıklamaların devamı silindi ve yerine kaynak-link eklendi.


ozgur_beyin 26-06-2010 00:08

sevgili elbab şu linke bakmanı öneririm bu sünni islamın hanif anlayışıdır ve yazan bir akademisyendir.
senin verdiğin linkteki haniflerde bu işin akademisyeni yok .olmazda çünkü ne okulu nede ekolu var.
,
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/737/9409.pdf

Unbeliever 26-06-2010 09:30

Sevgili ululelbab,

Şu sitede saygı duyduğum ender müslümanlardan birisin. Bu samimiyetimize dayanarak sana soracağım sorulara da aynı samimiyet ve saygı çerçevesinde cevap vereceğinden eminim. Sorularım şunlar;

1. Neden tanrı din olayına girmiş?
2. Neden kitap+nebi?Neden yarattığının karşısına çıkmıyor?
-Bu neye benziyor biliyormusun, babasız bir çocuğun hiç görmediği babasının yaşadığına inanması gibi birşey...Ancak acımasız bir baba çocuğu doğduktan sonra (sebep ne olursa olsun) terk edip gider. Uzaktan müdahale etmek ne derece doğrudur. O çocuk hissedemiyorsa babasının varlığını ne etsin babayı -
3. Ve en önemlisi neden tanrı bilinmek isteyip insanoğlunu yaratıpta sonradan Ödül ve Ceza işleriyle uğraşır olmuş?

saygılarımla

seyyah3441 26-06-2010 15:37

Sayın Unbeliver,


Her ne kadar üçüncü kişiye başka bir şeyi yemek düşse de , sayın Ululelbab 'a sormuş olduğunuz bu sorulara kendimce bir yorum yapmak istedim.

1 )Neden Tanrı din olayına girmiş..........

din olayına giren Tanrı , Rab ,Allah veya her ne ile ifade edilirse edilen ( bence " O " ) girmemiş ki....Din olgusu , kainatı okuyabilen ( ki kimileri onları peygamber , nebi , elçi , vs şeklindeki sıfatlarla adlandırıp kutsallaştırır ve hatta putlaştırırlar) kişiler tarafınca önceleri tamamen safiyane biçimde oluşturulmuştur.

İnsan yapısındaki acizlik nedeni ile hep güce yönelir ve sığınma ihtiyacı içindedir.Bu beraberinde tapınmaya dönüşen yapının çeşitli " kişiler " tarafınca yanlışlığının ortaya konması muhtelif zaman dilimleri içinde "DİN "leri oluşturmuştur.

Muhtemelen Hz. Muhammed'in tebliğ ettiğini söylediği İslamiyet'in bu günkü algılanışı ve içinde bulunduğu açmazlar kesinlikle ilk çıkış döneminde ve hz. Muhammed 'in yaşadığı dönemlerde yok idi.Daha sonraki dönemlerde egemen güçlerin , güçlerinin kaynağının tanrı olduğu safsatalarına kaynak gösterilme çabaları sonucu eğildi büküldü yanlışlandı vs.

Tabi bu arada şunu da sormak lazım, Mesela Hz . Muhammed o devirde La İlahe İlla Allah kavramını nasıl açıklayabilirdi.

Yani milleti karşısına alıp ( ki amcamlar hamurdan elleriyle çeşitli şekillerde ilahlar yapıp yanlarında azık diye götürürüp sonrada acıkınca bir güzel yiyorlardı),beyler , hanımlar tüm evren bir denge içindedir ve bu " TEK" lik tir.Sizin bu hamhum şarolop yapıp yediğiniz veya garip isimler verip karşısında bir takım hareketlerle yalvardığınız nesnelerden bir halt olmaz.

"TEK " lik her şeyin birbiri ile ilişkisidir, sizler bir bütünün parçasısınız " O " bütünden geldiniz ve yine ona döneceksiniz.Siz "O" ndan sınız ama "O " değilsiniz...Ve unutmayın çevrenizde gördüğünüz hatta görmediğiniz herşey "O " ndan..Ama " O " DEĞİL......Vs...Vs..

Ya Rab bi seni hakkı ile bilemedim veya Ya Rab bi bana eşyanın hakikatini göster diyen de Hz. Muhammed 'tir....garibim cahil arab a cennette göğsü yeni tomurcuklanmış huri kızları hatta yetmedi yanında gılmanlar vaat edende odur...

Evet İKRA emrine uymuştur ( yalnız bir yerlerden gelen bir emir olarak değil) ve kainatı okumuştur...Görmüştür ki atalarından kendisine aktarılan din anlayışı yanlıştır.O da yenisini tebliğ etmiştir..Ama bu tebliği yaparken çok pragmatik davranmıştır.Çünkü başka çaresi yoktur.İslami bakış açısına göre savaşırken yanındakileri ikna etmek için ganimet paylaşımı üzerine ayet gelmesi mi gerekli idi ...tabiki hayır , Allah ol derdi ve insanların tümü onun peşinden giderdi.Ama öyle olmadı , hatta savaşa katılmayanlara azap ve cehennem de vaat eden bir ayette geldi ...:))))

Sonuç olarak, öyle gökte oturan ( veya hernerede ise ) bir ak sakallı , eli sopalı dede YOK...Dolayısı ile onun gönderdiği DİN de yok , gönderdiği POSTACI da yok......

Sadece sistemin , kainatın bütünlüğü " TEK " liği var..Ve işte bu teklik te " O " .....
Tasavvuf ta noktanın içinde kaybolmak deyimi vardır...Nokta işte " O " dur bütünlüktür.

seyyah3441 26-06-2010 15:43

sayın Unbeliver ,

Bir başka başlık altında yazmış olduğum yazıdan bir alıntı yaptım ...Bu rivayet aslında pek çok sır içerir....

"Bir rivayetle anlatılmak istenirse ,Cebrail ile Hz.Muhammed'in arasında geçen bahis edilebilinir.

Denir ki sormuştur Peygamber Cebrail 'e , ayetleri nasıl alır getirirsin diye.O 'da demiştir ki bir perdenin arkasından alıp sana getiririm .Peygamber demiştir birdaha ki sefere perdeyi arala ve bir bak bakalım.Ve o bir daha ki sefer geldiğinde yine sormuştur baktın mı diye .Cebrail evet Habibullah baktım gördüm ki senden alır sana getiririm........

Bu rivayet aslında sufizmin sırlarından birisidir...Derininde olmayana küfür, az derininde olanına inkar ,daha da az derininde olanına ise şirk gibi gelebilir.Ama aslında evreni ve herşeyi , ama herşeyi nokta da görene bu aslında hakikatin kendisidir"

Saygılarımla,

Prometeheus 06-08-2010 00:59

Elbabdan cevap bekliyoruz.

´ Just!ce ` 06-08-2010 04:49

Sayın Elbab ;

Evrim hakkında ne düşünüyorsunuz açıklayabilirmisiniz ?

iyi sabahlar.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:14 .