Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Kâbe’nin kökeni bir Güneş Tapınağı'dır! (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=23620)

upuaut 12-03-2011 02:17

Kâbe’nin kökeni bir Güneş Tapınağı'dır!
 
TEŞEKKÜR

Öncelikle Kâbe'nin bir Güneş Tapınağı'na olduğuna ilişkin "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında verdiği bilgilerle bana yardımcı olan Zecharia Sitchin'e teşekkürü bir borç bilirim. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.

Araştırmacı Din Alimi Turan DURSUN’un Anısına;

“Ben yüzyılların doğurduğu bir ölümüm.. İyice bilin ! Bilin ve unutmayın ki ben, yüzyılların doğurduğu bir ölümüm. İslam’ ın, tüm dinlerin, tabuların, sonuçları bugün ve yarın görülecek ölümüyüm. Çıkarları din karanlığı üzerine kurulu olanlar, bu karanlıktan türlü şekilde yararlananlar, tüm karanlık böcekleri benden korksunlar. Ne imzalı, ne imzasız yalanları beni yıldıramaz. Korksunlar elimdeki ışıktan. Bir mum ışığının bile koca bir oda karanlığı nasıl parçaladığını anımsasınlar. Binlerce yıllık ilkelliklerin, yalanlarla örülüp piyasaya sürüldüğü imanın, kafalardaki, duygulardaki zincirlerinin elbet bir gün sonu gelecektir.”, Turan DURSUN: Din Bu (Tabu Can Çekişiyor) I-IV.

Arkadaşlar, aşağıda Kâbe'nin bir Güneş Tapınağı olduğunu hem tarihçesiyle hem de mimarisiyle birlikte ispatlı bir şekilde ortaya koyacağım. Tabii ki bunu yaparken Turan Dursun'un yukarıdaki sözüne de değinmeden geçemeyeceğim.

Eski bir müftümüz olan Turan Dursun, bu sözü söylerken, elbette ki tefsir üstadımız Elmalılı Hamdi Yazır'ın Türkçe Kuran Meali'ni 12 sene de yazması gibi kendi büyük bir birikimini ve yaşadığı olayları birlikte değerlendirdiği ve bundan acı bir ders çıkartması sonucunda söylediği anlaşılıyor. Fakat daha söze ilk girişte, “Ben yüzyılların doğurduğu bir ölümüm!" demesi, hem bir meydan okumayı hem de kendi boyunu aşan ve üstesinden gelemeyeceği bir durumu gösterir. Bu ise, Turan Dursun'un kendi kişisel güvenliğini tehlikeye atmak demektir.

Nitekim örgüt üyesi "Arif" kod adlı Tamer Aslan, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde verdiği ifadede Turan Dursun'un öldürülmesine nasıl karar verdiklerini şöyle anlatır:

"Mesut [kod adlı İrfan Çağrıcı], yazarlık yapan ve yazdığı yazılarda Hz. Peygamber efendimizle kutsal Kuran-ı Kerim'i küçük düşüren Turan Dursun'un öldürülmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine benle kod adı Kemal olan kişiyle önce bu konuya itiraz ettik. Çünkü bu şahıs öldürüldüğünde basın bu olayı abartılı olarak halka yansıtacak, bundan dolayı da şahsa kötülükten ziyade iyilik yapmış olacağız kanaati benle Kemal'de hakimdi. Biz bu görüşmüzü Mesut'a ilettiğimizde bizimle 15 gün görüşmedi. Mesut, tekrar Turan Dursun'un öldürülmesi olayını yinelemesi üzerine ben ve Kemal olayın istihbaratını yapmak üzere görev aldık", Wikipedia: Turan Dursun.

Turan Dursun'un diğer sözlerine ise katılmamak mümkün değildir. Fakat İslam, diğer dinler ve tabuların gerçek yüzlerini ortaya çıkartmak için kendini ön plana çıkartması doğru değildir. Değil mi arkadaşlar?

Biliyorum; ben ne zaman "Değil mi arkadaşlar?" desem, ateist arkadaşlarımızdan hiç ses çıkmaz. Bu arkadaşlara zaman zaman isimleriyle de (onlara "ateistler" diyerek) seslendim. Ama ne ses var, ne de seda, arkadaşlar?

Haksız mıyım, arkadaşlar: Ben burada tarihi ve örneği hiçbir yerde olmayan (yani unique) bir çalışma yapıyorum ama bu arkadaşlardan hiç ses alamıyorum.

Oysa ben kendi kişisel görüşümü avatarımın altında "Güneş Kültü" olarak belirttim ve hiç kimseden bir şey saklamıyorum. Bu arada, ben de merak ediyorum; birazdan aşağıda ele alacağım çalışma nedeniyle "Güneş Kültü" neye girer: Ateiste mi, yoksa başka bir inanca mı...?

1. Tarihçesi: Kâbe, İslâm’dan önce çoktanrılı inançlarca kullanılan bir tapınaktı ve Arap Yarımadasının dört bir yanından hacılar Kâbe’yi ziyaret ediyorlardı. Daha erken dönemlerdeki tarihine ilişkin yeterli bir bilgi yoktur.

Kur’an’da İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından Kâbe’nin temellerinin yükseltildiği yazar. Bu ayetin meali tartışmalı olmakla birlikte, genel olarak İslâm’da Kâbe’nin ilk olarak Adem tarafından yapıldığına ancak ondan geriye sadece temellerinin ayakta kaldığına inanılır:

Bakara-127: Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.”

Kâbe'nin kökeni ne idi?

Kâbe, tarih boyunca birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve en son Mekkeliler tarafından inşa edilerek günümüzdeki haline ulaşmıştır. Bu konuda, 956 yılında ölen ünlü İslam hadisçisi Mes’udi, “Mürucu’z Zehep” adlı eserinde, 7 yıldız adına yapılan, Dünya’nın en büyük tapınaklarını sayarken, Kâbe’nin de adını şöyle anar: “El Beyt’ül Haram (Kabe), geçen çağlar boyu hep saygı görmüştür, çünkü o Zühal (Satürn) Evi’dir.” Ne var ki, yine Mes’udi’nin verdiği bri başka bilgiye göre, Güneş tapınakları dörtgen yapıda olduklarına göre, Kâbe de Zühal yıldızı için değil, Güneş için yapılan bir tapınak olsa gerektir.

Meksika Büyükelçimiz Tahsin Mayatepek ise (Atatürk'ün katı tutumu nedeniyle Türk Dil Kurumu Genel Sekreteri İbrahim Necmi Dilmen aracılığıyla), Atatürk’e gönderdiği 15 Eylül 1936 tarihli 7. Rapor’da bazı noktaların anlaşılamaması üzerine 5. Sual’in 8. Maddesi’nde cevap olarak Kâbe hakkında şu bilgiyi verir:

8. 37 yaşında iken Kâbe’yi yeniden inşa eden Mekkeliler, meşhur (Hacerül esvedin) kimin tarafından yerine konulması hususunda zuhur eden şiddetli münakaşa ve ihtilafın halli için Muhammed’i seçmişlerdir. Hakemliği kabul eden Muhammed bu vazifeyi de herkesi memnun edecek surette ifaya muvaffak olmuştur”, Tahsin Mayatepek'in Mu Kıt'ası İle İlgili Yazışmaları, 4. Dosya, 5. Suale Cevap, 8. Madde.

Mayatepek, bu meşhur rapordan önce Atatürk’e gönderdiği 24 Mart 1936 tarihli Mu kıtasıyla ilgili raporunda “Mu Dininin Esasları”nı anlatırken, 5. Madde’de Güneş’e tapınmanın yani insanların Güneş’e sevgi beslemelerinin asıl nedenini de şöyle açıklamaktadır:

“Tanrının gözle görülmesi ve mahiyetinin anlaşılması hiçbir zaman mümkün olmayacağı için, Onun sonsuz kudretinin maddi bir timsali olan ve bütün mahlukat ve nebatata hayat veren Güneş’e sevgi ve hürmet gösterilmesi ve bu sevginin Güneş’e değil, sonsuz kudrete ait ve râci olduğu (Churchward’ın bu husustaki izahatından: Ecdadımızın pek eski zamanlarda Güneş’e Mabud sıfatıyla değil, Tanrının gözle görünür maddi bir timsali sıfatıyla tazimde bulunmuş oldukları anlaşılıyor)”, Tahsin Mayatepek'in Mu Kıt'ası İle İlgili Yazışmaları, 1. Dosya, Mu Dininin Esasları, 5. Madde.

Mayatepek’in 1937 yılında Atatürk’e son olarak gönderdiği 14. Rapor’un başlığı da şu: “Müslümanlığa Ait Olduğu Sanılan Hususların Müslümanlığa Güneş Kültü’nden Girdiğine Dair Mühim Malumat Ve İzahati Havi Rapor” (Bkz. Saçak Dergisi, sayı 49, Şubat 1988, s.18.) Bu raporda, orucun da içinde bulunduğu “ibadet”lerin, “Güneş Kültü”nden İslam’a girdiği bir bir anlatılmış. Ayrıca bu raporda, İslam öncesinde Arabistan’ın güneyinde yaşayan ve güneşe tapan “Şemsoğulları” adlı bir kavimden bahsedilmektedir.

Günümüzde Kâbe’yi barındıran Mescid-i Haram, toplam 361.000 metrekarelik bir alanı kapsamakla birlikte, Kâbe’nin etrafını çeviren ve Kâbe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar), Osmanlı padişahı II. Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.

Not (Tahsin Mayatepek Kimdi?): Meksika’daki araştırmaları neticesinde; islâmiyetteki pek çok ibadet usulunun Güneş Kültü’nden islâmiyete geçmiş olması, Hz. Muhammed’in İslam dinini Hint ve Tibet’teki Naakal tabletlerinden öğrenmiş olması, Kâbe’nin Maya kaynaklı bir yapı olması ve aslında bir tür Güneş Tapınağı türü olduğu gibi birçok radikal sonuçlar elde etmiştir. Meksika’daki araştırmaları sona erince, araştırmalarına devam etmek için Arjantin’in Buenos Aires büyükelçiliğine tayinini istemiş; fakat bu isteği Atatürk tarafından kabul görmemiştir. Çünkü Atatürk’ün Mayatepek'in İslâmiyet hakkındaki çıkarımlarını beğenmediği açıktır.

2. Yapısı ve Ölçüleri: Bu bölümdeki teknik bilgileri Wikipedia: Kâbe'den alırken, Kâbe’nin bir Güneş tapınağı olduğuna ilişkin çıkarımlarımı hemen o madde altında yapacağım.

1. Kâbe’nin köşeleri 4 ana yönü gösterir.

İlk çıkarımım bu maddede şöyledir: Mezopotamya’daki zigguratlar ve Eski Mısır’daki bazı tapınakların, örneğin Karnak’taki Amon-Ra Tapınağı'nın, köşeleri 4 ana yöne (yani Kuzey, Doğu, Güney ve Batı yönlerine) göre yönlendirilmiştir. Buna göre Kâbe’nin kökeni (orijini) tıpkı Mezopotamya'daki, özellikle Babilonya'daki, ve Mısır'daki bazı tapınaklardaki gibi bir "Güneş Tapınağı" olduğu sonucu çıkar.

2. Günümüzde yapılan hassas ölçmelere göre taban uzunlukları şöyledir: Kuzeydoğu duvarı 12.84 M (Metre), kuzeybatı duvarı 11.28 M, güneybatı duvarı 13.16 M ve güneydoğu duvarı 11.53 M dir. Bu hatalar, duvarlar bir cetvel düzgünlüğünde olmasına rağmen, duvarların birbirine dik olarak belirlenememiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Gerçekten de bu 4 duvarın ortalama uzunluğu 11.2025 M~12 M olmakla birlikte, güneybatı duvarının 13.16 M ve yapının yüksekliğinin yaklaşık 13 M olması, duvarların yaklaşık 13 M uzunluğunda seçildiğini gösterir. Ancak duvarlar birbirine dik olarak belirlenemediği ya da yapılamadığı için yukarıda anılan hatalar ortaya çıkmıştır.

3. Yüksekliği yaklaşık 13 M dir ve tabanlarıyla birlikte yaklaşık bir küp biçimindedir. Yani yapının tamamı sadece bir kare değil, aynı zamanda bir tam küptür.

İkinci çıkarımım da 2. ve 3. maddelere göre şöyledir: Bu maddelerdeki sonuçlara göre 1 Kübit’in 0.5 Metre civarında olduğunu gözönüne alırsak; küp şeklinde yapılmaya çalışılmış bu yapının bir ayrıtının

(1) a=26 Kübit

olduğu sonucuyla karşılaşırız.

Yine Hammurabi, Yine Bir Bulgu: Kâbe’nin kökeni bu bulguda saklı!

Fakat biz gördük ki; "Etemenanki" ya da daha çok "Marduk" adıyla bilinen ve 7 basamaktan oluşan zigguratının ilk basamağı veya tabanının herbiri 15 Gar ve herbir basamağı (son basamağı hariç. Çünkü bu basamak “Tanrının Konutu”dur) alan ve yüksekliği bakımından bir öncekinden küçük, toplam yüksekliği yine 15 Gar’a eşittir, yani bu yapının da tamamı sadece bir kare değil, aynı zamanda tam bir küp idi!

Buna göre Marduk zigguratının bir ayrıtı b=15 Gar olduğundan cisim köşegeninin uzunluğu da yine bir tam sayı, yani

(2) 15Karekök[3]~26 Gar (1 Gar=12 Kübit)

olur. Bu sonuç, Karekök[3]’ün bir sürekli kesridir ve Arşimet tarafından "Çember Ölçüsü Hakkında" çalışmasında kullanılmıştı!

Şimdi Marduk zigguratının bir ayrıtını b=15 Gar olarak değil de, c=15 Kübit olarak alırsak (ki bu son zigguratın cisim köşegeni k=cKarekök[3]=15Karekök[3] Kübit olur); bu zigguratın cisim köşegenini bir kenar olarak kabul eden küpün cisim köşegeni,

(3) 3c=kxKarekök[3]=15Karekök[3]xKarekök[3]=15x3=45 Kübit

olur.

İşte bu sonuç Kâbe’nin cisim köşegeninin uzunluğunu gösterir. Çünkü Kâbe’nin (1)'e göre bir ayrıtı a=26 Kübit ve cisim köşegeni

(4) 26Karekök[3]~45 Kübit

tir.

Demek ki Kureyşliler kendi "Put Evi (Şimdiki Kâbe. "Hubal" buradaki 360 puttan en büyüğü idi!)"ni inşaa ederlerken, tıpkı Eski Babilliler gibi küp şeklindeki bu yapının bir ayrıtını özel bir sayı olarak seçmişler ve cisim köşegenini bir tam sayıya yaklaştırmışlar ve ölçülemeyen Karekök[3] Kübit uzunluğunu ölçümlemeye çalışmışlardı!

Şu halde bu sonuca göre şu sonuçları verebiliriz:

Sonuç 1: Her iki yapının cisim köşegenlerinin birer tam sayı oldukları açıktır; bu, Marduk zigguratında 26 Gar ya da 26x12=312 Kübit~156 Metre iken Kâbe’de 45 Kübit~22.5 Metre’dir.

Sonuç 2: Her iki yapı da birer Güneş tapınağı olduğu için, her iki yapının cisim köşegeni, dolayısıyla Karekök[3]'ün birer tamsayıyla ölçümlenmeye çalışılması boşuna değildir. Çünkü bu değer (30°, 60°, 90°) üçgeninde mevcut olmak birlikte, Marduk zigguratında ArcSin[26/15]=60°01′06″ belirlenirken Kâbe'de ArcSin[45/26]= 59°58′54″ olarak belirlenmeye çalışılmıştır.

Burada Kâbe ve Marduk zigguratının günümüzdeki coğrafik koordinatlarını,

Kâbe'nin coğrafik koordinatları: 21°25′21″N 39°49′34″E
Marduk Zigguratı'nın coğrafik koordinatları: 32°32′11″N 44°25′15″E

ve Dünya'nın eksen eğikliğini

23° 26’ 21.448”~23°26′22″ (epoch of 2000)

olarak alırsak; Güneş'in ışınları gündönümlerde ve ekinokslarda bu yapılara şu eğim açılarında gelir:

1. Kış Gündönümünde (21 Aralık): Kâbe'de 45°08′17″ iken Marduk zigguratında 34°01′27″.

2. Ekinokslarda (23 Eylül, 21 Mart): Kâbe'de 68°34′39″ iken Marduk zigguratında 57°27′49″.

3. Yaz Gündönümünde (21 Haziran): Kâbe'de 87°58′59″ iken Marduk zigguratında 80°54′11″.

Bu sonuçlara göre Güneş ışınlarının Kâbe'de ekinokslardan sonra ArcSin[45/26]= 59°58′54″ ve Marduk zigguratında ise ekinokslardan önce ArcSin[26/15]=60°01′06″ lik eğim açısında geldiği sonucu çıkar. Burada Büyük Piramit'in coğrafik koordinatılarının 29°58′45.03″N 31°08′03.69″E olduğu gözönüne alınırsa, Güneş ışınları ekinokslarda Büyük Piramit'e

90°-29°58′45″=60°01′15″

lik eğim açısında gelir ki, bu, gerçekten şaşırtıcıdır!

Once Upon A Time In Kâbe

Özetle, bu son sonuçlar bize, Kâbe’nin bir zamanlar “Güneş Tapınağı” olarak kullanılmış olduğunu ve bunu en son Kureşliler'in devam ettirmiş olduğunu gösterir.

Not (Arşimet'in Kesri Marduk Zigguratı'nda Çıktı!): Arşimet, M.Ö. 250 ya da 225'lerde "Çember Ölçüsü Hakkında (On the measurement of the circle)" risalesindeki Önerme 3'te Pi sayısına yaklaşımlar yaparken hesaba ilk olarak 3'ün karekökü için

(5) 265/153<Karekök[3]<1351/780

çifte eşitsizliğini vererek başlamıştı. Fakat Arşimet'in bu sonuca nasıl ulaştığı bilinmiyor!

Bu konuda "Arşimet'in Çalışmaları (The Works of Archimedes)" çalışmalarını yayımlayan T.L. Heath adlı İngiliz matematik tarihçisi, "Arşimet Palimpsesti"nin Danimarkalı dilbilimci J.L. Heiberg tarafından okunmasının hemen ardından, 1925'te, genel olarak tam kare olmayan yani kareköklü bir sayıya nasıl bir yaklaşım yapılabildiğine ilişkin bir tartışma başlatır ve diğer bilimadamlarının yardımıyla Arşimet'in (5)'teki sonuca nasıl ulaştığı araştırılır. Fakat yapılan tüm araştırmalara rağmen Arşimet'in bu sonuca nasıl ulaştığı bulunamaz. Yani günümüz bilimadamları da dahil olmak üzere kimse bu sorunun yanıtını bilmiyor!

İşte size bu sorunun yanıtı için gerçek bir şok: (5)'teki kesirlerin 3'ün karekökü için birer sürekli kesri olduğu biliyoruz ve Arşimet de bu kesirlere ulaşmaya çalışırken Marduk Zigguratı'nın cisim köşegeninin uzunluğunu veren (2)'deki eşitsizlikten

(6) Karekök[3]<26/15

sonucunu bir basamak olarak kullanmıştı. Çünkü bu kesir de 3'ün bir sürekli kesridir ve (5)'teki kesirlerden önceki bir sürekli kesirdir. T.L. Heath'in başlattığı araştırmaya katılan tüm bilimadamları Arşimet'in bu sürekli kesri kullanmış olabileceğini söylüyorlar. Ama nasıl? İşte bu bilinmiyor!

KozmikSakaci 12-03-2011 02:28

emeğine sağlık güzel çalışma

kerem190 12-03-2011 02:45

klas bir çalışma... 10/10!

Lynx 12-03-2011 03:30

Emegine saglik islamin korkulu rüyalari bakalim islamcilar bu yaziya nasil bir degerlendirme yapacak !

YasasinBilim 12-03-2011 03:38

Elinize sağlık. son derece güzel ve bilimsel bir çalışma olmuş.

bu arada;

--- İslamiyete kadar Kâbenin putlarla dolu olduğu,

--- Kâbenin korunmasından Kureyş kabilesinin sorumlu olduğu, Kâbenin anahtarının Muhammedin amcalarında bulunduğu

gerçeklerini tekrar hatırlatmakta fayda var.

saygılar...

vartor 12-03-2011 03:40

Upuaut, emegine saglik; kabenin bir gunes tapinagi oldugunu hangi muslumana anlatabiliriz bilemiyecegim, iman bu, ne yazik ki, Adem tek basina insa ettigine inaniyorsa inanir, ne dersek, ne gostersek anlamazlar.

YasasinBilim 12-03-2011 03:51

Bu başlık vesilesi ile bir tavsiyede bulunmak istiyorum.


arkadaşlar;

bu site ve forumları, dinler konusunda çok önemli bilgiler içermektedir.

ülkemizdeki özgürlüklerin gittikçe kısıtlandığını hepimiz görüyoruz.
turandursun sitesinin de başına ne geleceği belli değil.

ben kendi adıma; bu sitede önemli gördüğüm bilgileri WORD belgeleri haline getirip saklamaktayım. sevgili upuaut'un bu başlıkta sunduğu bilgiler de dokümanlarım arasındaki yerini aldı.

sitenin başına bir iş gelirse; elimizdeki bilgileri ileride başka sitelerde de insanlara sunabilmemiz için bu yöntemi sizlere de öneriyorum.


saygılar...

oguzay 12-03-2011 03:51

Hocam, nereden de buluyorsun bu konulari? Süpersin. Emegine saglik!

aliyarasfal 12-03-2011 04:21

Sayın upuat;

Turan Dursun'un diğer sözlerine ise katılmamak mümkün değildir. Fakat İslam, diğer dinler ve tabuların gerçek yüzlerini ortaya çıkartmak için kendini ön plana çıkartması doğru değildir. Değil mi arkadaşlar?

Biliyorum; ben ne zaman "Değil mi arkadaşlar?" desem, ateist arkadaşlarımızdan hiç ses çıkmaz. Bu arkadaşlara zaman zaman isimleriyle de (onlara "ateistler" diyerek) seslendim. Ama ne ses var, ne de seda, arkadaşlar?

Haksız mıyım, arkadaşlar: Ben burada tarihi ve örneği hiçbir yerde olmayan (yani unique) bir çalışma yapıyorum ama bu arkadaşlardan hiç ses alamıyorum.



Burda bizlere bir seslenişiniz ve serzenişiniz var. Kendi adıma ne ön planda olacak maddiyata nede cesarete sahip değilim.Bilimsel veya belgesel bir çalışma yapacak ne bigi ortamım nede hayat şatlarım maalesef yok.


Var olsaydı ve yeterli donanıma sahip görseydim kendimi ne olurdu, doğrusu cesaret edermiydim bilmiyorum.Çünkü gün geçtikçe daha çok zorlaşan şartlarla ateist olmanın zaten zor olduğu bir dünyada inançların kapitalizm ile birlikteliği dahada faşizan ve hissedilir şekilde artmakta.Yinede haksızlık etmeyin derim, burdada bir çok değerli araştırmacı ve cesaretli kişiler yazılarını yayınlıyor. Tüm ateistler aynı cesareti göstersin diyemiyorum, çünkü ben henüz bunu kendim gösteremiyorum.Ortam meselesi diyeyim anlayın.

Kendi adıma hepsine teşekkür ediyorum. Sizede bu değerli çalışmanız için ve yaptığınız araştırmalar için teşekkürler.


Şimdilik saygımla gittim...

upuaut 13-03-2011 02:12

Kabe'nin Orijini Hakkında
 
Arkadaşlar, konuyu açan mesajımda Wikipedia'da verilen Kabe'nin boyutları, dolayısıyla mimarisiyle ilgili bilgilerin terihçesini Yrd. Doç. Dr. Yılmaz CAN: Fiziki Olarak KABE'nin İncelenmesi, 25 Sayfa makalesinde çok daha geniş bir şekilde bulabilirsiniz.

1000'lerce yıllık bir geçmişe sahip olduğuna inanılan (ki bu konuda Kuran dışında elle tutulur tarihi bir kaynak yoktur) Kabe ilk inşaasından bu yana pek çok kere yenilenmiş ve tamir edilmiştir. İslam öncesi döneme ait Kabe'den günümüze Hacerü'l Esved denilen kutsal taş hariç (ki bu taşın işlevi Ayasofya'daki "Dilek Taşı"ndan öteye gitmez yani bir fetişizm sombolüdür) hemen hemen hiçbir şey intikal etmemiştir. Kabe'nin bugünkü yapısı, büyük ölçüde M.S. 607-608 yıllarına ait Kureyşliler'e ait olup, zaman içinde bazı ufak tefek onarımlar görmüştür. Ama bu onarımların hiçbirisi Kureyşliler tarafından yapılan Kabe'nin orijinalini değiştirememiştir.

Kabe ile bilgilerimiz tamamen dini ve tarihi kaynaklarla, seyyahların tespitlerine dayanmaktadır. Bugüne kadar yapının geçmişiyle ilgili hiçbir arkeolojik tespit ve inceleme yapılamamıştır. Bu ise,

"Ali İmran-96: Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâbe’dir."

ayetini bir iddia durumuna düşürür. Bu durum, yaygın görüşe göre, İslamcılar tarafından Kabe'ye yüklenen aşırı kudsiyet ve duyulan büyük saygıdan dolayı yapıyı adeta dokunulmaz kılmasından kaynaklanmıştır. Ayrıca bunun yanında, Sanat tarihi ve Arkeoloji'nin İslam dünyasında yeni yeni gelişen bir bilim dalı olması ve müslümanların yanlış yorumları sebebiyle, sanatın pekçok koluna karşı duydukları ilgisizlik hatta tepki de bu sonuçta etkilidir. Örneğin, Hz. Muhammed'in Kabe'nin içindeki 360 putu ve tavanını tutan direklerin üzerindeki Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. İsa ve Hz. Meryem'e ait resimleri kaldırması, buna güzel bir örnek teşkil eder.

Bu kutsal yapı, İslam kültür ve tarihinde oldukça fazla yer işgal etmiştir. İslam tarihi, kültürü ve medeniyetiyle ilgili pek çok kaynakta Kabeile ilgili bilgiye rastlamak mümkündür. Kabe'den sözeden tarihi kaynakların en eskileri M.S.8. asırdan öteye geçmez. Oysa Kuran'a göre Kabe'nin tarihi Milat'tan binlerce yıl önceye uzanmaktadır. Dolayısıyla tarihi kaynaklarda yeralan Kabe ile ilgili bilgilerden önemli bir kısmı, kaleme alındıkları tarihten yüzlerce hatta binlerce yıl önceki olaylan anlatan, nesilden nesile sözlü olarak nakledilmiş söylentiIerden, inanışlardan ibaret kalmaktadır. Bu haberleri her ne kadar doğrulamak veya reddetmek oldukça güç olsa da, Kabe'nin Kureyş orijinli şimdiki mimari yapısı, bizi bu ikilemden kurtarır.

Bildiğiniz gibi İslam tarih kitaplarında nakledilen haberlere göre, Kabe yeryüzü yaralmadan önce mevcuttur. Hatta yeryüzünün yaratılması Kabe'den başlayarak gerçekleştirilmiştir 4. Ezraki Kabe'nin ilk prototipinin Allah tarafından Arş'ın alnda kurulduğunu, sonra Allah'ın emriyle, meleklerin bu mabedin benzerini onun tam hizasında yeryüzünde inşa ettiklerini belirtmektedir5. Meleklerden sonra Kabe, Hz. Adem tarafından inşa edilmiş, Hz. Adem'den sonra da evladı tarafından yenilenmiştir 6.

İslamiyet'in kutsal kitabı Kur'an'da ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in sözleri arasında da Kabe'nin inşasıyla ilgili bazı bilgilere rastlamak mümkündür. Bu bilgiler, yukarıda sözünü ettiğimiz rivayetlerin aksine, Kabe'nin ilk olarak Hz. İbrahim ve oğlu İsmail tarafından inşa edildiğine işaret etmektedir. Mesela, Kabe ile ilgili olarak Kur'an'da geçen birkaç ayette şöyle denilmektedir:

"Ali İmran-96: Doğrusu insanlar için konulan ilk mebed şüphesiz ki, Mekke de bulunan çok mübarek ve bütün alemlere hidayet olan
beyttir"
7.

"Hacc-26: Ey Resulüm hatırla o zaman ki, biz Kabe'nin yerini İbrahim'e beyan etmiştik" 8.

"Bakara-127: Ve o zaman İbrahim ile İsmail Kabe'nin temellerini yükselttiler" 9.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed'den nakledilen bir hadistede, yeryüzünde bina edilen ilk mabedin Kabe olduğu ve Kabe'nin Küdüs'teki Süleyman Mabedi'nden 40 yıl önce inşa edildiği belirtilmektedir 10. Bize göre de, Kabe ilk olarak Hz. İbrahim ile oğlu İsmail tarafından inşa edilmiş olmalıdır 11 . Kabe'nin inşasının Hz. Adem'e hatta Adem'den de öteye götüren haberleri, Kabe'ye duyulan aşırı sevginin, ona atfedilen büyük kudsiyetin hatta belki de bir ölçüde müslümanların kendi mabedini başkalarının mabedine karşı üstün ve önce kılma çabasının bir neticesi olarak görmek gerekiyor.

Kur'an ile hadis ve tarih kitaplarından anlaşıldığına göre, Kabe Allah'ın emri üzerine insanların haccetmeleri yani tavaf etmeleri için bina edilmiştir. Yerini de İbrahim Peygambere Allah göstermiştir 12. Kaynaklarda geçen kimi rivayetIere göre, Kabe'nin inşası ile Mekke'nin inşası eş zamanlıdır. Yani Mekke'nin kuruluşu Kabe'nin inşasıyla başlamıştır.

Görüldüğü gibi, dini ve tarihi kaynaklarla, seyyahların naklettikleri haberlere göre Kabe'nin tarihi Dünya'dan eskidir gibi ütopik bir sonuç çıkmaktadır. Eğer Kabe'nin yapımını Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail ile başlatırsak, bu, Tevrat'a göre M.Ö. 2120'ye kadar gider. Peki o zaman, Kureyş orijinli Kabe'nin mimarisi neden Marduk Zigguratı'nkiyle aynıdır? Burada onların hesabına göre, Marduk Zigguratı'nın yapımı ilk kez 6. Babil Kralı Hammurabi zamanında yapıldığına göre Babilliler de müslüman olmalıdır. Fakat Hammurabi, M.Ö. 1760 civarında yazıldığı sanılan "Hammurabi Kanunları"nı kendisine Güneş Tanrısı Şamaş tarafından yazdırıldığını neden söylemişti, o zaman?

Bilindiği gibi Kabe'deki en büyük put ve aynı zamanda baştanrı olan "Hubal"ın Babil'deki karşılığı "Baal"dır. "Allah" sözcüğünün kaynağı olan "Baal" ve "Hilal" ile ilgili inançların kökeni, geçmişi taa M.Ö. 2200'lere kadar uzanan eski Babil kentidir. Hilal şeklindeki Ay tapınması Babil'deki hilal, yıldız ve güneş tapınmasından doğmuştur. Hilal'in Babil ve Sümer'deki adları Sin ve İnanna'dır. Baal eski Babil'in baş ilahı Marduk'un diğer bir adıdır. Hilal (Sin), Yıldız (İştar) ve Güneş (Şamaş) üçlüğü aslında tek bir ilahta, Marduk'ta birleşirler. Hilal Baal'la, yıldız İştar'la ve güneş Şamaş (Tammuz) ile ayrı birer ilah olarak gösterilir.

aliyarasfal 13-03-2011 02:21

Hilal (Sin)


Ya sin suresi aya seslenme desek yanılıyor olur muyuz?Yani el-ilah ve sin putlardan devşirme ilahlar sonucuna ulaşır mıyız?

Şimdilik saygımla gittim...

upuaut 13-03-2011 03:13

Arap tarihçisi İbni Mesudi'ye göre Kabe bir Güneş Tapınağı'dır!
 
Arkadaşlar, Kabe hakkında şu bilgiye yeni ulaştım.

Google kitaplığında bulduğum Moon-o-theism, Volume II of II kitabının 143-144. sayfalarında Arap tarihçisi İbni Mesudi (M.S. 896-956)'nin "Altın Çayırlar (Golden Meadows)" adlı kitabında Kabe'nin bir Güneş tapınağı olduğuna dair şu tespitine rastladım:

"Harranlı Sabiler entellektüel cisimler ve yıldızlar... (tapınaklar)ın adlarına göre tapınaklara sahiptirler; Satürn'ün altıgen, Jupiter'in üçgen, Mars'ın dikdörtgen, Güneş'in kare (Küp şeklindeki Kabe gibi), Venüs'ün dikdörtgen içinde üçgen, Merkür'ün uzatılmış dörtgen içinde üçgen ve Ay'ın sekizgendir (Kabe'nin etrafında yapılan toplam 7 tavaf sayısı yukarıdaki görülebilir 5 gezegen ile birlikte Güneş ve Ay içindir. Nasıl ki bunların herbiri kendi yörüngelerinde dönüyorsa, Kabe'deki müslümanlar da aynı şekilde Kabe'nin etrafında tam 7 tur atarak Kabe'nin içindekine (Hz. Muhammed'e) saygı ve selamlarını iletmiş oluyorlar).

Mesudi'nin yazılarından Kabe'nin kübün bir parçası, Hatim duvarını kapsamaz, ve bir Güneş tapınağı olduğu anlamında bir sonuç çıkar."

Evet, müslümanlar kardeşler! Siz hala Kabe'nin Allah'ın emri üzerine insanların haccetmeleri yani tavaf etmeleri için bina edildiğini mi düşünüyorsunuz?

Ya siz ateist kardeşler! Siz bu tespitten sonra Kabe hakkında ne düşünüyorsunuz?

Aynı kitabın 145. sayfasındaki "Seks ve Kara Taş (Hacerül Esved Taşı) (Sex and Black Stone)" konusunda ise, sayfa 149'da, bu taşın içine konulmuş olduğu hazne kadının vulvasına benzetilmiş.

Peki bu tespit hakkında ne düşünüyorsunuz, yani oradaki hacılarımız şimdiye kadar bu garipliği farkedememişler miydi?

İnanılmaz bir şey! Kara taşın vuviformda olduğunu ilk kez 1829'da John Lewis Burkhart tanımlamış! Peki hacılarımız neden farkedememişti, 1829'a kadar kara taşın vuviformda olduğunu?

upuaut 13-03-2011 03:55

Black Emanuelle
 
Kabe'deki Kara taşın yani Hacerül Esved'in vuviformda olduğu ilk kez 1829'da John Lewis Burkhart tarafından tanımlandı. 1829'a kadar kimsenin farkedemediği bu garipliğin çizimle tanımı şöyledir:


Resmin sağ tarafında çizimle ilgili bilgiler verilmiş zaten, dolayısıyla benim fazla bir açıklama yapmama gerek yok.

Evet, ben sorumu yine tekrarlıyorum: Peki hacılarımız neden 1829'a kadar bu kara taşın vuviformda olduğunu farkedememişlerdi? Eğer bu saate kadar farkeden bir hacımız olmuşsa, farkettiği anda (tıpkı namaz'daki gibi) haccı bozulmamış mıydı?

Diğer taraftan, hacılarımızın bu kara taşa ellerini sürerek vücutlarındaki elektriği serbest bıraktıkları ve böylece rahatlayarak bir tür fetişizmde bulunduklarını da yabana atmamak gerekiyor. Fetişizm dedim de, aklıma Black Emanulle filmi geldi. Yani insanlar bu filmde de birçok fetişist öğeler nedeniyle rahatlamaya çalışıyorlardı.

rastaman 13-03-2011 07:19

Başlığın ana fikri olan güneş tapımı-Kabe ilişkisine dair teoriye tamamen katıldığımı söylemeliyim.Üstelik Upuat arkadaşımın Kabe ve Marduk tapınağının benzerliklerini ortaya koyan bu yazısı batıdaki genel kanının aksine İslamdaki proto-semitik ögelerin hepsinin Tevrat yada Aramaic kültürle gelmediğini de ortaya koyuyor.''İslam Yahudiliğin kötü bir taklitidir'' gibi kolaycı bir yaklaşımla birçok şeyi açıklayamıyoruz.Bu daha çok Yahudi-Hristiyan çevrelerin kendi duruşlarını sağlamlaştırmak adına vurguladıkları kısmen doğru ama tek başına anlamsız bir teori.

Oysa Arapların da Yahudiler gibi -hatta onlardan çok daha fazla-kadim Sami halkların torunları olduğunu gözönünde bulundurmamız gerekiyor.

Marduk tapınağına geri dönersek;

Proto-Semitik halkların bilinen ilk tanrısı Sümer kaynaklarında geçen Martu'dur.Martu çiğ et yiyen,vahşi bir tanrı olarak betimlenir.Çünkü betimleyenler Sümerlerdir,Samiler değil.
Ben Mezopotamya da dinler,tanrılar ve toplumlar incelenirken etnik yapının tamamen gözardı edildiğini düşünüyorum.
Sümerlerin yönetici olduğu,Semitik halklarınsa yönetilen nispeten az gelişmiş göçebeler-yarı göçebeler olduğu bir toplumda Martu'nun bu şekilde tasvir edilmesinin nedenini anlayabiliyoruz.
Ama bir gün gelir,Sami halklar I.Sargon önderliğinde devrim yaparlar,artık Sümer uygarlığında geri dönülmez bir sürece girilmiş,Mezopotamya Samileşmeye başlamıştır.İkinci Semitik devrimse Hammurabi tarafından yapılır,Hammurabi toplumun her alanında Akad dilinin yerleşmesini sağlayacak,Sümerce artık tapınaklara hapsedilir hale gelecektir.

Sümer'in aşağıladığı,vahşi ve barbar olarak tanımladığı,Sümer tanrılarının kız bile vermediği sümüklü Martu bu dönemde yüce tanrı Marduk olarak karşımıza çıkar.

Hammurabi'nin diğer tanrıları Mardukta birleştirme ve özellikle onu yüceltme eğilimini Sümer dilini baskı altına alma ve Semitizasyonla beraber düşünmeliyiz,bir anlamda Hammurabi'nin Sami milliyetçisi olduğunu söyleyebiliriz.Sami halklarda her kabilenin ayrı bir tanrısı-putu olması,akraba daha büyük grupların da ayrıca büyük tanrıları olmaları Samilerde etnisite-panteon arasında doğrudan bir ilgi olduğunu da gösterir-ki bu Marduk ve Ashur'un tek tanrı yapılmaya çalışılmasının aslında politik bir yönü olduğunu,siyasi ve etnik birliği sağlama amacı güttüğünü de gösterir.

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 371372)
Fakat Hammurabi, M.Ö. 1760 civarında yazıldığı sanılan "Hammurabi Kanunları"nı kendisine Güneş Tanrısı Şamaş tarafından yazdırıldığını neden söylemişti, o zaman?

Aslında sözkonusu kabartmada Hammurabi'nin kanunları aldığı tanrının Şamaş'mı yoksa Marduk mu olduğu konusunda bir mutabakat yok,ama seninde belirttiğin gibi hepsi Mardukta birleştiği için çok da farketmiyor.Ama ille de bir tahmin yapmak zorunda kalsam tercihimi Marduktan yana kullanırdım.

Bizim için asıl önemli olansa yaşanan bu iki Semitik devrim sonrası bu iki ''ulusal önder'in'',yani I.Sargon ve Hammurabi'nin Samilerde ve onların torunları olan Araplar,Yahudiler ve Asurilerde nasıl bir etki oluşturduğu,din ve efsaneleri etkileyip etkilemediğidir.

Upuat'ın yazısı zaten ''ulusal kahraman'' Hammurabi'nin ve dolayısıyla Marduk'un Kabe'nin oluşumundaki etkisini gözler önüne seriyor,ama ben bu iki kahramanın bu sözde monoteistik dinleri çok daha fazla etkilediğini düşünüyorum;

Birinci devrimcimiz Sargon figürü artık birçok tarihçi tarafından Yahudilerle ilişkilendirilmeye başlanan Hiksosların Akhenatonuyla birleşmiş,İbrani ve Hiksos göçleriyle ilgili söylenceler süreç içerisinde Sargon ve Akhenaton rivayetleriyle harmanlanarak Musa figürünün oluşmasına yolaçmıştır.

Gerçekten de o meşhur sepet hikayesi Musa'nın yaşadığı varsayılan tarihten yüzlerce yıl önce ilk kez Sargon'un kendi hayat hikayesi olarak karşımıza çıkar.Hikaye neredeyse tamamen aynıdır,üstelik orijinal versiyonu Musa örneğinden çok daha anlamlıdır;annesi bir tapınak fahişesi olan Sargon,çocukları ''tanrının oğlu'' olarak kabul edilip öldürülen bir çok fahişe gibi annesi tarafından yaşaması için son bir ümit olarak balçıkla kaplanan bir sepet içinde nehire bırakılır,sarayın bahçıvanı tarafından bulunur ve sonunda kral olur.

Yüzyıllar sonra Sargon'un bu hikayesi Musa figürüne eklemlenmiştir.Bastonuyla özdeşleşen Sargon'un bastonu da Musada günyüzüne çıkar.

Diğer devrimcimiz Hammurabinin tektanrılı Semitik dinleri nasıl etkilediğine gelince;

Bu konuda bildiğimiz kadarıyla Marduk zigguratı-Kabe bağlantısı ve Hammurabi kanunlarının Tevrat ve Kuran'a etkisi dışında genel kabul görmüş bir teori yok.Ama Semitik devrimi gerçek anlamda yapan,eski dünyanın en ünlü yasalarını çıkaran,her Sami halkın kendini dayandırmaya çalıştığı gurur ve meşruiyet kaynağı Hammurabi'nin,torunları Arap ve Yahudileri Sargondan çok daha fazla etkilemesi gerekmez miydi?

Buraya kadar tamam,ama aşağıda yazacaklarım bana ait bir teori olduğundan fazla dikkate almayabilirsiniz;

Ben Hammurabi'nin Abraham figürünün oluşmasındaki etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum,zaten incelendiğinde aynı Musa'nın birkaç figürün ve efsanenin karışımı olması gibi Abraham'ın da benzer bir sürecin ürünü olduğunu görürüz.Temelde Abraham öznelinde anlatılan Yahudilerin göçleridir;Mezopotamya,Kenan,Mısır,geri dönüş hepsini içerir.

Ama bu hikayeye tüm Samilerin atası,kurtarıcısı Hammurabi eklemlenmiştir,Abraham'ın çıktığı Ur şehri Sümerlerin Ur şehrinden,yani Akad diyarından başka bir yer değildir.Her iki figür de Samiler için baba- ata rolündedir,Tevratta Abraham'ın adı bile ''baba'' anlamına gelir.

Kuran'da ve hadislerde sıkça ''İbrahim'in dini''-millet-i İbrahim- kelimesine raslarız.Muhammed'in kendini ve dinini İbrahim'e,onun dinine ve yasalarına dayandırma çabası da aslında birçok Sami grubun kendisini ünlü yasalarını tanrıdan alan Hammurabiye dayandırmasıyla özdeşleşir.

Tabi burada aklımıza gelecek ilk soru İbrahim'in tek tanrılı,Hammurabininse İslam'ın gözünde müşrik olduğudur.Oysa tevratta Abraham putperest olarak tasvir edilmiştir;Abraham Hanpa putperest İbrahim demektir.Hanpa kelimesinin Arapçada Hanif halini alması ve İslamda İbrahim sayesinde olumlu bir anlam yüklenmesiyse ayrı bir ironidir.Kaldı ki Kuranda da İbrahim'in geçmiş çoktanrıcılığından ayrıntılarıyla bahsedilir.Tarif edilen güneş,ay yıldız tapımı akla Mezopotamya'yı getirir.

Hammurabi-Abraham isim benzerliği de dikkat çekicidir,her ikisinin oğulları İsmail ve Samsuiluna da dikkate değerdir.

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 371372)
Ne var ki, yine Mes’udi’nin verdiği bri başka bilgiye göre, Güneş tapınakları dörtgen yapıda olduklarına göre, Kâbe de Zühal yıldızı için değil, Güneş için yapılan bir tapınak olsa gerektir.

Yanlış hatırlamıyorsam İbn el-Kalbi'nin Kitab-el Asnam'ında da güneş tapınaklarının dörtgen olduğundan bahsediyordu,İslam öncesi Arap politeizmine dair bilgilerimizin çoğunun Kitab-el Asnam kaynaklı olduğu düşünüldüğünde bu bilginin değeri daha iyi anlaşılır.

Kısacası Hammurabinin tanrısı Marduk'a yapılmış bir Kabe'den;çok öncelerden,ana erkil toplumdan kalan bir vulva-meteor tapımından;Marduk'un gerçek hamisi,yasalarıyla ve etnik devrimiyle ünlenen peygamberleşmiş bir kraldan ve diğer tüm dinler gibi çevresindeki birçok din ve efsanelerden etkilenerek oluşmuş bir dinden sözediyoruz.

upuaut 13-03-2011 20:54

Marduk Zigguratı'ndaki Saklı Hesaplar
 
Sitchin'in Ölümünün 1. Yıldönümü Nedeniyle!

Bulguya geçmeden önce Zecharia Sitchin kimdir?; önce onu tanıyalım.

Zecharia Sitchin (1922-2010, Bakü/Azerbeycan), 10 kitaplık "Dünya Tarihçesi" adlı kitap serisiyle büyük sansasyon yaratmış, Azeri asıllı bilimadamı, sümerologtur. Çivi yazısı dışında hiç bilinmeyen "Ölü Diller" konusundaki çalışmalarıyla da akademi düzeyinde kendine önemli bir yer edinmiştir.

Fakat Sitchin kitaplarındaki spekülasyonlarıyla profesyonel bilim adamları, tarihçiler ve arkeologlar arasında alay konusu olmuştur.

Bakalım öyle mi?

Sitchin, "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında detaylı bilgiler verirken, daha fazla ileri gidemediği için, şöyle demişti:

"Şüphesiz bunda (Marduk Zigguratı'nda) bilemediğimiz daha birçok saklı hesap olabilir!"

Gerçekten de Sitchin'in Marduk Zigguratı'nda, dolayısıyla Kabe'de göremediği hesaplardan biri, bu yapıların cisim köşegeniyle ilgili idi. Çünkü Sitchin, "Etemenanki" ya da daha çok "Marduk" adıyla bilinen ve 7 basamaktan oluşan ziggurat hakkında bilgi verirken,

"İlk basamağı veya tabanının herbiri 15 Gar ve herbir basamağı alan ve yüksekliği bakımından bir öncekinden küçük, toplam yüksekliği yine 15 Gar’a eşittir, yani bu yapının da tamamı sadece bir kare değil, aynı zamanda tam bir küp idi!"

demişti ama, geometrici olmadığı için bu yapının cisim köşegeninde saklı kalan bilgiyi görememişti.

Şimdi Sitchin'in göremediği bu bulgunun yapıda ne anlama geldiğini ve ne işe yaradığını şu çizimde görebilirsiniz:

Şekil 1. Güneş ışınları Marduk zigguratı ve Kabe'ye, güney köşesinden, 60° lik eğim açısıyla gelirken kuzey köşesinde oluşan astronomik olay (e1: Taban köşegeni, e2: Cisim köşegeni).

Marduk zigguratı bir ayrıtı a=15 GAR olan bir tam küp şeklinde ve cisim köşegeni,

(1) e2=aÖ3=15Ö3~26 GAR

dır. Demek ki Marduk zigguratının cisim köşegeni gerçekte,

(2) e2=15Ö3=25,980762113533159402911695122588 GAR

iken (ki bu, (1)'e göre % 2 küçük demektir) (1)'e göre 26 GAR yapılmak istenmiş. Fakat her yapıda olduğu gibi bu yapının da bir cetvel düzgünlüğünde yapılması mümkün olmadığından, Marduk zigguratının cisim köşegeninin 26 GAR'ı bile aştığına şahit olabilirsiniz.

Etemenanki (Marduk) Zigguratı

Günümüzde yalnızca temelleri kalan bu ziggurat hakkındaki bilgileri Selökid (Seleucid) Dönemi'nin 83. yılı (M.Ö. 229)ndan kalan ve eski bir dökümanın kopyası olduğu anlaşılan "Esagila Tableti"nden alıyoruz. Bu tablete "Smith Tableti" de denir. İşte Sitchin, "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında bilgi, özellikle ölçüleri hakkında, verirken, bu tableti "Smith Tableti" olarak adlandırarak, buradan almıştı!

Bu zigguratın diğer ismi "Etemenanki" dir ve Sümerce de "Cennet ve Dünya'nın kuruluşu" anlamına gelir. Hammurabi tarafından inşa edildiğine inanılır, ve bu zigguratın içinde bulunanlar bundan daha önce bulunan zigguratlarda da bulunur. En üst katı 15 metre uzunluğunda tuğla gelişimiyle Kral II. Nabukatnezar tarafından yapılmıştır.

İncil'de bahsi geçen Babil Kulesi hikâyesi Mezopotamya'daki zigguratlardan bahseder, büyük bir ihtimalle de bu ziggurat, "Etemenanki (Marduk)" der!

Peki Babilliler Marduk zigguratının cisim köşegeninin (1)'dekine göre 26 GAR yapmakla ne yapmak istemişlerdi?

Bu zor sorunun yanıtını, Marduk Zigguratı'nın 32°32′11″N 44°25′15″E olan coğrafik koordinatları ve Dünya'nın 23° 26’ 21.448”~23°26′22″ (epoch of 2000) lik eksen eğikliğini gözönüne aldığımızda, Güneş'in ışınlarının Marduk zigguratına;

1. Kış Gündönümünde (21 Aralık): 34°01′27″,
2. Ekinokslarda (23 Eylül, 21 Mart): 57°27′49″,
3. Yaz Gündönümünde (21 Haziran): 80°54′11″

eğim açılarında gelmesi sonucunda, bu yapıda Şekil 1'deki fiziksel olayın çıkmasıyla öğreniyoruz. Demek ki ekinosklardan hemen sonra Güneş Marduk zigguratının güneyinden 60° lik eğim açısıyla transit geçişini yaparken (ki zigguratın köşeleri Kabe'deki gibi 4 ana yönle hizalanmıştır), zigguratın kuzey köşesinde cisim köşegeninin üçte bir, yani e2/3=26/3=8+(2/3) GAR=8+(2/3) x 12 Kübit=96+8 Kübit=104 Kübit uzunluğunda bir gölge oluşuyor.

Buna göre Marduk zigguratının tasarımını yapan Babilli mimarın bu fiziksel olayı es geçmiş olması ve yapıda yalnızca (1)'deki matematiksel yaklaşımı bırakmış olması, akla ve mantığa uygun görünmüyor. Yani mimarın (1)'deki matematiksel yaklaşımla bu fiziksel olayı amaçladığı ve Güneş Tanrısı Şamaş'ı selamladığı açıktır. Bu, Babil'de öyle büyük bir tanrıdır ki, Hammurabi (M.Ö. 1750-1792) bile, M.Ö. 1760'da "Hammurabi Kanunları"nı kendisine yazdıranın Şamaş olduğunu söyler. Fakat bu kanun maddelerinde Babil'in en büyük tanrısı Marduk'tan da sık sık sözeder.

Burada Marduk ya da Etemenanki zigguratının "Esagila Tableti"ne göre ölçüleri şöyledir:

http://www.turandursun.com/forumlar/...&pictureid=219
Şekil 2. Schmid'e göre Etemenanki'nin rekonstrüksiyonu (Büyütmek için tıklayınız).

1. Basamak (Zigguratın Tabanı): Tabanı 15 GAR ve yüksekliği 5.5 GAR,
2. Basamak: Tabanı 13 GAR ve yüksekliği 3 GAR,
3. Basamak: Tabanı 10 GAR ve yüksekliği 1 GAR,
4. Basamak: Tabanı 8 GAR ve yüksekliği 1 GAR,
5. Basamak: Tabanı 6 GAR ve yüksekliği 1 GAR,
6. Basamak: Tabanı 5 GAR ve yüksekliği 1 GAR,
7. Basamak (Tanrının Konutu): Tabanı 4 GAR ve yüksekliği 2.5 GAR

olup, zigguratın toplam yüksekliği 15 Gar'dır ve kare tabanı da 15 GAR olduğundan, ziggurat aynı zamanda bir ayrıtı 15 GAR olan bir tam küptür.

Şimdi günümüzde, eğer ziggurat varolsaydı, ekinosklardan hemen sonra Güneş zigguratının güneyinden 60° lik eğim açısıyla transit geçişini yaparken, zigguratın Tanrı Konutu'nun kuzey köşesinde e2/3=26/3=8+(2/3) GAR uzunluğunda bir gölge oluşacağına göre (ki 1. ve 7. basamakların kuzey köşeleri arasındaki uzaklık (15-4)/2=11/2=5.5 GAR dır), 1. basamağın ya da zigguratın tabanının kuzey köşesinden itibaren

(3) [8+(2/3)]-[5+(1/2)]=3+(1/6) GAR=19/6 GAR

uzaklıkta bir gölge meydana gelir.

Çok ama çok ilginçtir arkadaşlar; Güneş ışınları 60° lik eğim açısıyla bu ziggurata güneyden gelirken, yalnızca Tanrı Konutu'ndan geçmekte ve güney köşesinde alttaki hiçbir basamağa değmeden yere düşerek bir gölge oluşturur. Bu gölgenin zigguratın tabanına güney köşesinde uzaklığı 19/6 GAR dır ve zigguratın taban yüksekliği de 5.5=5+(1/2)=11/2 GAR olduğundan, burada oluşan dik üçgenin eğim açısı için karşıyı komşuya oranlarsak;

(4) (11/2)/(19/6)=33/19

oranı elde edilir ki, bu oran da 60° lik eğimi gösterir. Çünkü Ö3'ün sürekli kesirlerine göre,

(5) 19/11<Ö3<26/15

şeklinde bir eşitsizlik vardır. Burada alt sınırı ele alırsak;

(6) 19/11<Ö3 => 19/11<3/Ö3 => Ö3<33/19

üst sınırını elde etmiş oluruz.

Şu halde elde ettiğimiz bu bulgulara zigguratta şöyle bir Güneş Şölen'i ortaya çıkıyor: Güneş ışınları 60° lik eğim açısıyla bu ziggurata güneyden gelirken, yalnızca Tanrı Konutu'ndan geçerek, tıpkı Kabe'deki gibi,

(7) ArcTan[15/(26/3)]=ArcTan[45/26]=59°58′54″

eğim açısında gelir ve zigguratın tabanının güney köşesinden 19/6 GAR uzaklığında bir gölge oluşur. Bu, herkes tarafından gözlemlenebilen bir olaydır.

Fakat bu gölgenin uç noktası zigguratın tabanıyla da

(8) ArcTan[33/19]=60°04′07″

lik eğim açısını oluşturur. İşte bu, gözlemlenemez bir olaydır. Açıkçası, gözlemlenmesi mümkün olmayan bu olay ziggurat mimarının düşüncesi olsa gerekir. Yani ziggurat mimarı, bu olayı düşünüyor ve zigguratın taban yüksekliğini 5.5 GAR olarak ayarlıyor. Tabii ki mimarın bu hesabı, Sitchin tarafından anılan "Saklı Hesaplar"dan biri idi!

Not (Ö3'ün Sürekli Kesirleri): M.Ö. 1800'lerde Marduk Zigguratı'nın mimarı, Ö3 için (5)'e göre,

(9) 45/26<Ö3<33/19

kesirlerini verirken, Arşimet, M.Ö. 250 ya da 225'lerde "Çember Ölçüsü Hakkında (On the measurement of the circle)" çalışmasında, hiçbir açıklama yapmaksızın, Ö3 için

(10) 265/153<Ö3<1351/780

sürekli kesirlerini vermişti. Arşimet'in bu kesirlere nasıl ulaştığı bilinmiyor!

upuaut 13-03-2011 21:59

İncil'de Babil Kulesi
 
Arkadaşlar, internette İncil'de bahsi geçen Babil Kulesi hikâyesiyle ilgili bilgiler verilirken, "Mezopotamya'daki zigguratlardan bahseder, büyük bir ihtimalle de bu ziggurat, "Etemenanki (Marduk)" dir" şeklinde bir ibare geçer. Fakat kutsal kitaba baktığımızda, "Yaratılış"ın giriş bölümünde; "1-11 bölümleri, dünyanın yaratılışı ve ilk insanların öyküsüdür. Adem'le Havva'nın, Kayin'le Habil'in, Nuh'un, Tufan'ın, Babil Kulesi'nin öy­küsünü içerir."

bilgisi verildikten sonra, Babil Kulesi hakkında şu bilgiler verilir:

Babil Kulesi
11. Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
2. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler.
3. Birbirlerine, "Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
4. Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."
5.RAB insanların yaptığı kenti ve kuleyi görmek için aşağıya indi.
6. ve şöyle dedi: "Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar.
7. Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar."
8. Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
9. Bu nedenle kente Babil [i] adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırdı ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıttı.

[i] 11:9. "Babil": İbranice "Kargaşa" sözcüğünü çağrıştırır.

Burada 7. ayette geçen "dillerini karışmak" olayı Kuran'da yalnızca şu ayette şöyle geçer:

Rum-22: Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır.

crowerster 14-03-2011 01:14

[QUOTE=upuaut;371096]
TEŞEKKÜR

Öncelikle Kâbe'nin bir Güneş Tapınağı'na olduğuna ilişkin "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında verdiği bilgilerle bana yardımcı olan Zecharia Sitchin'e teşekkürü bir borç bilirim. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.


çok emek vermişşin ama bilgin yetersiz olduğu için kabenin duvarına toslamışşın....

1)kabe son şeklini peygamberin ölümünden sonra yani haccacın mekkeyi ve kabeyi yıkmasından sonra almıştır.bu yüzden kabenin yüksekliği ve genişliği orjinal değildir.burada güneş tapınağı teorin gümlüyor
2)zecharia(zekeriya)sitchin bir yahudidir onun dolduruşuna gelmeyin.malum yahudi dinine girmek için yahudi anneden doğmak gerek bu yüzden kendileri artmadıkları için diğer dinden olanların ateist olmaları için çalışıyorlar.anlaşılan o ki bu sitedeki üzerinde başarılı olmuşlar
3)hacer ül esved vajinaya benzemez normal bir göktaşıdır hz ibrahim onu ebukubeys dağından getirmiş ve rengi farklı olduğu için işaret taşı yapmıştır.bu taşın hiç bir dini özelliği yoktur hatta hz.ömer 'den ''senin(karataş)normal bir taş olduğunu biliyorum....''diye bir haber nakledilir
4)sonuç itibariyle kabe son derece basit bir yapıdır onun önemi ALLAH'a ibadet maksadıyla yapılmış ilk bina olmasıdır

upuaut 14-03-2011 02:44

[QUOTE=crowerster;371629]
Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 371096)
TEŞEKKÜR


Öncelikle Kâbe'nin bir Güneş Tapınağı'na olduğuna ilişkin "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında verdiği bilgilerle bana yardımcı olan Zecharia Sitchin'e teşekkürü bir borç bilirim. Kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır.


çok emek vermişşin ama bilgin yetersiz olduğu için kabenin duvarına toslamışşın....

1)kabe son şeklini peygamberin ölümünden sonra yani haccacın mekkeyi ve kabeyi yıkmasından sonra almıştır.bu yüzden kabenin yüksekliği ve genişliği orjinal değildir.burada güneş tapınağı teorin gümlüyor
2)zecharia(zekeriya)sitchin bir yahudidir onun dolduruşuna gelmeyin.malum yahudi dinine girmek için yahudi anneden doğmak gerek bu yüzden kendileri artmadıkları için diğer dinden olanların ateist olmaları için çalışıyorlar.anlaşılan o ki bu sitedeki üzerinde başarılı olmuşlar
3)hacer ül esved vajinaya benzemez normal bir göktaşıdır hz ibrahim onu ebukubeys dağından getirmiş ve rengi farklı olduğu için işaret taşı yapmıştır.bu taşın hiç bir dini özelliği yoktur hatta hz.ömer 'den ''senin(karataş)normal bir taş olduğunu biliyorum....''diye bir haber nakledilir
4)sonuç itibariyle kabe son derece basit bir yapıdır onun önemi ALLAH'a ibadet maksadıyla yapılmış ilk bina olmasıdır

1. sorunuzun cevabı için Kabe'nin mimarisi hakkında bilgi veren Yrd. Doç. Dr. Yılmaz CAN: Fiziki Olarak KABE'nin İncelenmesi, 25 Sayfa makalesine bakmanızı öneririm. Bu makalede Haccac'ın İnşaası ile şu bilgiler verilir:

E) Haccac'ın İnşaası: Yezid b. Muaviye'den bir müddet sonra hilafet koltuğuna oturanAbdülmelik b. Mervan da, hilafet makamıiçin tehlike olmaya devam edenAbdullah b. Zübeyr'i ortadan kaldımıak üzere, Mekke'ye Haccac'ın komutasında bir kuvvet gönderir. Haccac, Kabe'ye sığınan Abdullah b.Zübeyr'i mancınıkla taşa tutar ve öldürür. Kabe, atılan taşlardan biraz zarar görmüştür. Ufak bir onarıma ihtiyaç duymaktadır. Fakat Haccac onanm yerineAbdullah b. Zübeyr'in yaptırdığıKabe'yi değiştirmek ister. Halifeye yazdığımektupta, İbn Zübeyr'in Kabe'nin eski ölçülerini ve şeklini bozduğunu belirtir. Neticede Halife Abdülmelik'in de onayı alınarak, İbn Zübeyr'in Kabe'ye yaptığıilaveler kaldırılır. 72 H. 74/ M. 693'de gerçekleştirilen bu inşada, Haccac'ın binayıtemellerine kadar yıkıp yeniden inşa etmediği, bazıtadilatlarla binayı Kureyş'in yaptırdığışekle döndürdüğü anlaşılmaktadır 73.

Bu kısa özetten de anlaşılacağı üzere, Haccac'ın İnşaası Kabe'nin orijinal yapısını değiştirememiştir.

Bak, ben sana Kabe'nin mimarisiyle ilgili bir püf noktası vereyim: Kabe'nin boyutları nedeniyle neden bir tam küp olamadığını ama Kureyşliler'in inşaasından sonra yapılan tüm inşaalarla (yani ufak tefek onarımlarla) bu tam küpe erişmeye çalışılması, orijinal yapıya erişilmeye çalışıldığını gösterir. Bu da Kureyş'ten de önceki mimari yapıdır. İşte Güneş Tapınağı tam da burada devreye giriyor. Çünkü Güneş Tapınakları kübik yapılardır. Dolayısıyla senin teori olarak gördüğün şey, gerçektir. Biz ise bu durumu eski yapılardan bildiğimiz için, Kabe'yi Güneş Tapınağı olarak görüyoruz.

2) Zecharia Sitchin'in Rus asıllı bir Yahudi olduğunu biliyoruz ve asla dolduruşa gelmiyoruz. Elbette onun da hataları var; örneğin Marduk Zigguratı'nın köşelerinin, eski kaynaklardan yararlandığı için, Kabe'deki gibi 4 ana yönle hizalandığını söylemişti. Fakat Google Earth öyle demiyor.

3) Hacerül Esved taşının bir fetişizm öğesi olduğu açık. Ordaki hacılar ellerini ve yüzlerini bu kara taşa sürerek deşarj oluyorlar (yani vücutlarındaki aşırı yüklenmiş elektrikten kurtulmuş oluyorlar). Tıpkı Ayasofya'daki Dilek Taşı'nda olduğu gibi.

Gelelim bu taşın kadının vulvasına benzetilmesine... Bu benzetmeyi ilk kez 1829'da John Lewis Burkhart yapmış. Oradaki hacıların bu taşı kadının vajinasına benzetip benzetmediği ayrı bir meseledir. Fakat dikkatli bir göz, bu kara taşı öyle görmüş.

4) Kabe'nin Kutsal kitaplarda geçtiği gibi Allah'a ibadet maksadıyla Dünya'da yapılan ilk bina değildir. Belki Kabe ilk olarak Hz. İbrahim ile oğlu İsmail tarafından inşa edilmiş olabilir. Bu da Tevrat'a göre M.Ö. 2120 demektir. FakatKabe'nin inşasının senin iddia ettiğin gibiHz. Adem'e hatta Adem'den de öteye götüren haberleri, Kabe'ye duyulan aşırı sevginin, ona atfedilen büyük kudsiyetin hatta belki de bir ölçüde müslümanların kendi mabedini başkalarının mabedine karşı üstün ve önce kılma çabasının bir neticesi olarak görmek gerekiyor.

upuaut 15-03-2011 23:42

Marduk Zigguratı'nın Oryantasyonu Keşfedildi?
 
Arkadaşlar, 9 Ekim 2010'da vefat eden Zecharia Sitchin, "12. Gezegen, RUH ve MADDE YAYINLARI" kitabının 328.-331. sayfalarında Marduk Zigguratı hakkında bilgiler verirken, bu zigguratın köşelerinin 4 ana yönle hizalandığını söylemişti. Fakat Google Earh 6.0 programıyla yaptığım ölçümlere göre, bu zigguratın oryantasyonun (yönlendirilmesi) Sitchin'in söylediği gibi çıkmadı.

Diodorus Siculus, bu ziggurat hakkında (Kitap II, 7-10)'de; "Marduk zigguratı şehrin tam merkezindeydi... sıradışı yükseklikteydi... ve Keldanililer orada astronomiksel çalışmalar yaptı." dedi.

Peki Marduk zigguratının oryantasyonu nasıldı; bunu izin verirseniz tamamen bilimsel bulgularla daha sonra vereceğim. Ama şu sonucu vermem yeterlidir: Nasıl ki Machu Picchu'daki dikdörtgensel tapınak enlerine göre kış gündönümünde gün doğumuna (ki bu, aynı zamanda Yaz gündönümündeki gün batımına yaklaşık demektir) göre yönlendirilmişse, Marduk zigguratı da güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinden kış gündönümündeki gün doğumuna yönlendirilmiştir. Babilliler, kış gündönümündeki gün doğumunda Marduk zigguratının güneydoğu-kuzeybatı köşegeninden baktıklarında, Güneş'i tam bu köşegen hizasında görüyorlardı.

M.Ö. 1752'de (Hammurabi'nin doğumundan 40 yıl sonra) bu köşegen doğu-batı ekseniyle 29° lik bir açı yapıyordu, şimdi ise Dünya'nın dönme ekseninin küçük bir yer değiştirmesi nedeniyle 29.5° lik açı yapar.

Bildiğiniz gibi, 11.03.2011'de Sendai'de (Japonya) meydana gelen 8.9 şiddetindeki deprem nedeniyle Dünya'nın ekseni 10 CM yer değiştirmişti!

güneşinzaptıyakın 19-03-2011 18:04

Kabe'nin güneş tapınağı olduğu doğru değildir, günümüzde Kabe diye adlandırılan yer tarım kültünün zamanla yerel ve sonradan gelen dinsel inançlar sonucunda oluştuğu bir kutsal alan ve ardılı tanrı yada yarı tanrı putlarının saklandığı tapınaktır, başlangıcı tamamen tarım kültünün totemlerine dayanmaktadır. Bölgedeki bilinen en eski dinsel riütelin pagan tarım totemleri olduğu ve gün dönümlerinin kutsandığı bir alan olduğudur.

Mekke'deki ''Kabe'' Arap yarımadasındaki bilinen 100 civarındaki erken dönem tarım kültünün kutsal alanına yapılmış olan bir tapınaktır, klasik batı tapınakları ile karıştırılmaması lazımdır zira bölgedeki Kabe'lerin evrimlerine bakacak olursak, bölge iktidarının Huzaa'dan boşalan iktidar boşluğunun ardından Kureyş'lilerin iktidarı ele geçirmesi ile aynı dönemde yerden biraz yüksek bir temel ile ayrılması neticesinde başlar. Günümüz tapınak şeklini alması ise Muhammed'ten yaklaşık 70-80 sene öncesine dayanır.

Kabe adlı tapınağın bilinen tarihinde ve çevredeki diğer Kabe'lerde sadece güneş tapınma ritüeline sahip bir dinsel uygulama yoktur. Aksine çevredi 100 civarındaki kabe ve diğer tapınaklarda köken olarak atalar kültü, animizm, paganizm ve sonrasında bunların putlaştırılması ile ortaya çıkan Muhammed öncesi dinsel inançlardır. Kökenleri ise kabile totemine dayanmaktadır büyük çoğunluğunda, kabile totemlerinin olduğu kutsal alanlar zamanla işlevsel olarak yukarıda saydığım dinsel inançların da mevcut inançlarla karışması ile günümüzdeki bilinen halini almıştır.

Not: İlgilenenler sitedeki ''İslam öncesi Arap yarımadasındaki din ve İslama etkisi'' adlı makalemden faydalanabilirler.

upuaut 21-05-2011 20:38

Kabe'deki yeni bir altın oran keşfedildi. Alın, bu da kaynağı:


upuaut 22-05-2011 02:03

Kabe'deki Yeni Altın Oran!!!
 
Bir önceki mesajımda çalışmanın okunamadığı bildirildi bana. Şimdi bu çalışmayı tam ekranda rahatça

http://www.scribd.com/fullscreen/559...ry8lc4dnhkspzy

linkinden okuyabilirsiniz.

İyi okumalar!

Serhildan 22-05-2011 10:05

arkadasim bide yaziyi kendi yazmissin gibi göstermissin ayip ya alintidir bu yazi inanmayana link yolliyim birisi bu yaziyi ta 2009da yazmis

TUBA 22-05-2011 11:09

ellerine emeğine sağlık

tüm gerçekleri gözler önüne sermişsin,bundan dolayı ayrıca bir teşşekür ederim

zaten benim araştırmalarımın sonucunda da tüm semavi dinlerinin kaynağının mitler olduğunu kendi gözlerimle okumuş ,öğrenmiştim

upuaut 22-05-2011 18:47

Alıntı:

Serhildan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 385901)
arkadasim bide yaziyi kendi yazmissin gibi göstermissin ayip ya alintidir bu yazi inanmayana link yolliyim birisi bu yaziyi ta 2009da yazmis

Kanıtla! Çünkü sen bu sözünle çamur atıyorsun. Senin 2009'da bahsettiğin şey, çalışmamdaki (1) bağıntısıdır. Diğerleri yeni bilgilerdir. Bilmiyorsan, öğren!

Serhildan 22-05-2011 18:50

http://hemzemin.net/threads/1255-K%C...una-Dair-Rapor

al sana buda kanitim ya kardesim benim kizdigim sey alinti oldugunu yazmaman yani baskasinin emeginin üstüne oturmam seninmis gibi davranman

upuaut 22-05-2011 20:48

Alıntı:

Serhildan´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 386016)
http://hemzemin.net/threads/1255-K%C...una-Dair-Rapor

al sana buda kanitim ya kardesim benim kizdigim sey alinti oldugunu yazmaman yani baskasinin emeginin üstüne oturmam seninmis gibi davranman

Sana o çalışma hakkında daha sonra detaylı bilgi veririm. Kaldı ki, o çalışmada Kabe'nin bir Güneş Tapınağı olduğu söyleniyor. Benimse burada dile getirdiğim gerçek bambaşka. Ben burada Kabe'de yeni bir altın oran olduğundan sözediyorum. Anlayabildin mi?

upuaut 12-08-2012 02:46

Eski Ahit'te 2. Kudüs Tapınağı keşfedildi!
 
Arkadaşlar, bu mesajımda size Babil'de "Marduk Tapınağı/Zigguratı" olarak bilinen ve bu tapınak ile Pers Kralı Darius zamanında Kudüs'te inşaa edilmiş tapınak arasındaki ilişkiyi ve bu yapılar ile Kabe'nin mimari yapısı arasındaki ilişki hakkında kısa bir bilgilendirmede bulunacağım.

Kudüs Tapınağın Tarihçesi

Bildiğiniz gibi Kudüs'te yapılan ilk tapınak M.Ö. 10. yüzyılda Kral Solomon (Süleyman) tarafından yapıldı. Kral Davut ise kalan yarım işlerle birlikte bu tapınağı genişletti. Bu, tarihte "İlk Tapınak" olarak bilinir. Fakat bu tapınak M.Ö. 585'te Babil Kralı Nabukadnezar Kudüs'ün işgali sırasında yıkıldı. İşte Pers Kralı Darius Nabukadnezar'ın yıkmış olduğu bu tapınağın yeniden yapımı için Yahudiler'e yardım etti.

Eski Antlaşma'daki "EZRA, Bölüm 6: Darius'un Buyruğu (EZRA, Chapter 6)"nda bu tapınağın tarihi bir kayda göre yapımı şu şekilde anlatılır:

6. Kral Darius'un buyruğu uyarınca, Babil'de kayıtların saklandığı odada araştırma yapıldı.

2. Medya İli'ndeki Ahmeta Kalesi'nde bir tomar bulundu. Tomarın içinde şunlar yazılıydı:

3-4. "Kral Kureyş (Büyük Cyrus ya da Koresh), krallığının birinci yılında, Tanrı'nın Yeruşalim'deki Tapınağı'na ilişkin şöyle buyruk verdi: 'Kurban kesmek üzere bu tapınağın yeniden kurulması için temel atılsın. Üç sıra büyük taş, bir sıra kiriş döşensin. Yüksekliği ve genişliği altmışar Kübit olsun. Giderler kral sarayından karşılansın.

5. Nebukadnessar'ın Yeruşalim'deki Tanrı'nın Tapınağı'ndan çıkarıp Babil'e getirdiği altın ve gümüş kaplar da geri verilsin. Yeruşalim'deki tapınakta özel yerlerine götürülsün. Hepsi Tanrı'nın Tapınağı'na konsun."

6. "Onun için siz, Fırat'ın batı yakasındaki bölge valisi Tattenay, Şetar-Bozenay, çalışma arkadaşları ve oranın görevlileri, tapınaktan uzak durun!

7. Tanrı'nın Tapınağı'nın yapım işlerine karışmayın. Bırakın, Yahudiler'in valisiyle ileri gelenleri Tanrı'nın Tapınağı'nı eski yerinde yeniden kursunlar.

8. Ayrıca Tanrı'nın Tapınağı'nın yeniden kurulması için Yahudi ileri gelenlerine neler yapmanız gerektiğini de size buyuruyorum: Bu adamların bütün giderleri kralın hazinesinden, Fırat'ın batı yakasındaki bölgeden toplanan vergilerden ödensin. Öyle ki, yapım işleri aksamasın.

9. Yeruşalim'deki kâhinlerin bütün gereksinimlerini hiç aksatmadan her gün vereceksiniz: Göklerin Tanrısı'na sunulacak yakmalık sunular için genç boğalar, koçlar, kuzular ve buğday, tuz, şarap, zeytinyağı.

10. Öyle ki, Göklerin Tanrısı'nı hoşnut eden adaklar sunsunlar, ben ve oğullarım sağ kalalım diye dua etsinler.

11. Bundan başka buyuruyorum ki, bu kararı değiştirenin evinden bir kiriş çıkarılacak ve o kişi kirişin üzerine asılacak. Evi de bu suçtan ötürü çöplüğe çevrilecek.

12. Yeruşalim'i adına konut seçen Tanrı, bu kararı değiştirmeye, oradaki Tanrı Tapınağı'nı yıkmaya kalkışan her kralı ve ulusu yok etsin. Ben Darius böyle buyurdum. Buyruğum özenle yerine getirilsin."

Bu tapınağın ne zaman tamamlandığı bir sonraki bölümde "Tapınak Kral Darius'un krallığının altıncı yılı, Adar ayının üçüncü günü tamamlandı" şeklinde tarihi bir kayıtla bildirilir bize. Bu hesaba göre, tapınak (Kral Cyrus II (Büyük Cyrus) M.Ö. 559-530 yılları arasında 30 yıl hüküm sürdü ve arkasında gelen Cambyses II de M.Ö. 530-523 yılları arasında 7 yıl hüküm sürdükten sonra yönetime M.Ö. 522'de Kral Darius I geldiğine göre) M.Ö. 569-516 yılları arasında 44 yılda ancak tamamlanabilmiş. Tabii ki büyük bir Mısır piramitinin yapımı kadar süren bu zaman zarfında yalnızca tapınağın yapılmış olduğunu düşünemeyiz. Tapınak ile birlikte diğer yapıları da gözönüne almamız gerekir. O zaman 44 yılda yapılan işlerin bir anlamı olur.

Bu tapınak, Solomon'un Tapınağı'ndan sonra "İkinci Tapınak" olmalıdır. Eğer bundan sonra tapınakta yeniden bir inşaa sözkonusu olmadıysa, "Üçüncü Tapınak" M.Ö. 20'de İsrail Kralı Herod tarafından yapıldı. Fakat bu tapınak da M.S. 70'de Roma İmparatoru Titus tarafından, Kudüs ile birlikte yerle bir edilerek yıkıldı.

2. Kudüs Tapınağı Marduk Tapınağı'nın bir kopyasıdır!

Darius'un Buyruğu'ndaki 3-4. buyruğa göre, Büyük Cyrus, Krallığının ilk yılında Kudüs'te 3 sıra büyük taş ve 1 sıra kiriş olmak üzere genişliği ve yüksekliği 60 Kübit olan bir tapınağın yapılmasının emrini verir. Bu tapınağın yapımındaki tüm giderler Kral Sarayı'ndan karşılanacaktır.

İster inanın, ister inanmayın, bu tapınak şimdi Louvre Müzesi'nde bulunan "Esagila Tableti"nde bildirilen ve Zecharia Sitchin'in "12. Gezegen: Tanrıların Şehirleri"nde anlattığı ve büyük bir ihtimalle İncil'de (Genesis 11, 1-9) bildirilen "Marduk (Etemenanki) Tapınağı"nın 3'te 1'lik kopyasıdır.

Esagila Tableti

Esagila tableti Yeni Babil Dönemi'ne ait olup, M.Ö. 12 Aralık 229'da Uruk'ta (ki Uruk En eski yerleşim yerlerinden biridir) bir başka tabletten kopya edilerek yazılmıştır. Tabletin içindeki matematiksel yazım son derece karmaşıktır.

"Esagila Tableti"nde Etemenanki Tapınağı'nın taban uzunluğu ve genişliği 3 kere 60 Kübit (ki 1 Kübit 0.5 Metre civarındadır) olarak geçer. Bu yüzden boyutları, 3x3=9 ve 9x2=18 dir. Tablette yazılan bu eşitlikler son derece karmaşıktır. Çünkü bu eşitliklerde uzunluktan bahsedilmiyor; alan ölçülerinden bahsediliyor.

http://www.bibliotecapleyades.net/si...nes/fig137.gif
H. G. Wood ve L. C. Stecchini'ye göre Etemenanki Tapınağı'nın boyutları. Yapımına ilk kez Hammurabi (M.Ö. 1792-1750) döneminde başlandığı söylenir.

H. G. Wood ve L. C. Stecchini adlı iki bilimadamı bu sayıların ne anlama geldiğini çözdü. Onlara göre, Etemenanki Tapınağı'nın tabanı bir kare olmak üzere, bu karenin bir kenarı 15 Gar ve herbir Gar da 12 Kübit'e (ki bu, kısa kübit olup, 0.5 Metre'den küçüktür) eşittir. Buna göre yapının tabanı bir karedir. Fakat yapının yüksekliği de 15 Gar olduğundan, yapı aynı zamanda bir tam küptür.

Arkeologlar geçen yüzyılın başında şimdi temeli kalmış bu tapınağın boyutlarını ölçtüler ve taban boyutlarının 91 Metre yani 15 Gar (=15.12=180 Kübit) olduğunu onayladılar.

Şu halde Büyük Cyrus'un (ki Herodot, "Tarih" kitabında ondan sık sık sözeder)"Kurban kesmek üzere bu tapınağın yeniden kurulması için temel atılsın. Üç sıra büyük taş, bir sıra kiriş döşensin. Yüksekliği ve genişliği altmışar Kübit olsun. Giderler kral sarayından karşılansın" bildirisine göre, Kudüs'te M.Ö. 585'te Nabukadnezar tarafından yıkılan tapınağın yerine yapılacak tapınağın tabanı bir kare ve bu karenin bir kenarı 60 Kübit ve yüksekliği de 60 kübit olacak, yani bu 2. tapınak aynı zamanda Etemenanki Tapınağı'ndaki bir tam küptür. Fakat 2. Tapınak'ı Etemenanki Tapınağı'ndan ayıran şey, tapınak boyutlarının 1 kere 60 Kübit olmasıdır. Bu ise, 2. Tapınak'ın Etemenanki Tapınağı'nın 1/3 boyutlarında olması demektir. Çünkü Esagila tabletinde Etemenanki Tapınağı'nın boyutları 3 kere 60 Kübit olarak geçiyordu!

Sitchin unutmuş!

Arkadaşlar, az önce Zecharia Sitchin'in "12. Gezegen" kitabına baktım. Kitabında Etemenanki Tapınağı'nı detaylı bir şekilde anlatırken, her nasıl olmuşsa, Eski Ahit'te "Ezra, Bölüm 6: Darius'un Buyruğu"nda 3-4. metinlerinde geçen Kudüs Tapınağı'nı atlamış. Oysa kendisi çocukluğundan beri Tevrat'ı ezbere bilir. Bilirsiniz; Tevrat'ta geçen "Nefilimler" kelimesini öğrenciliğinde "Aşağıya İndirilmiş Olanlar" şeklinde çözmüş ve bu yüzden öğretmeninden bir güzel azar işitmiştir. Sopa yemediğine şükretsin. Ben olsam, beysbol sopamı çıkarırdım, hemen oracıkta!

Neyse, biz kendi işimize bakalım. Sadede gelirsek, sonuç olarak şunu söyleyebilirim: Büyük Cyrus'un planına göre, Kudüs'teki 2. Tapınak Etemenanki Tapınağı'nın 1/3 boyutlarındadır. Bu ise Tevrat'ta bir Babil kayıdını gösterir ki, imzamdaki bir seri halindeki makalelerimle bunu zaten kanıtlamıştım. Bu bir.

İkinci olarak, Kuran'da "Musa'nın Kitapları" olarak geçen ayetlerde yalnızca "Tevrat"tan bahsedilir. Oysa Tevrat Dini İbrani Metinleri'nin ilk 5'idir ve toplamda da 39 metinden oluşur. Bu hesaba göre, Kuran Tevrat'ı olduğu gibi onaylarken, Babil'den gelen "Miras Meselesi" ve "2. Kudüs Tapınağı"nı da onaylıyor demektir. Fakat bu konular Tanrısal değil, insani çalışmalardır. Bu da bizi Kuran'ın Tanrısal bir kitap olması iddiasına göre bir dizi hataya sevkeder.

Şimdi, tartışmamın ilk mesajına yani "Kâbe’nin kökeni bir Güneş Tapınağı'dır!" mesajına dönecek olursak, Kabe'nin mimarisi daha iyi anlaşılmış olmaktadır. Çünkü Etemenanki Tapınağı ile Büyük Cyrus'un Kudüs Tapınağı'nın mimarisi arasında kesin bir ilişki bulunmakla birlikte, Kabe'nin mimarisi de bu ortak mimariye göre belirlenmiştir.

Neva 13-08-2012 10:38

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 449683)
Arkadaşlar, bu mesajımda size Babil'de "Marduk Tapınağı/Zigguratı" olarak bilinen ve bu tapınak ile Pers Kralı Darius zamanında Kudüs'te inşaa edilmiş tapınak arasındaki ilişkiyi ve bu yapılar ile Kabe'nin mimari yapısı arasındaki ilişki hakkında kısa bir bilgilendirmede bulunacağım.

Kudüs Tapınağın Tarihçesi

Bildiğiniz gibi Kudüs'te yapılan ilk tapınak M.Ö. 10. yüzyılda Kral Solomon (Süleyman) tarafından yapıldı. Kral Davut ise kalan yarım işlerle birlikte bu tapınağı genişletti. Bu, tarihte "İlk Tapınak" olarak bilinir. Fakat bu tapınak M.Ö. 585'te Babil Kralı Nabukadnezar Kudüs'ün işgali sırasında yıkıldı. İşte Pers Kralı Darius Nabukadnezar'ın yıkmış olduğu bu tapınağın yeniden yapımı için Yahudiler'e yardım etti.

Ama ondan once Nuh ve ondan oncesindeki donem tapinak vardir, o tarihteki ilk tapinak degildir.

Nuh'u oldurmeyiniz, tufanla beraber kurguya gore..

upuaut 13-08-2012 20:48

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450123)
Ama ondan once Nuh ve ondan oncesindeki donem tapinak vardir, o tarihteki ilk tapinak degildir.

Nuh'u oldurmeyiniz, tufanla beraber kurguya gore..

Bizim olmayan şeylerle ilgimiz olmamalı, Neva. Yani ortada fol yok, yumurta yok iken, sırf bir kaynakta yazıyor diye doğru kabul etmemiz doğru bir davranış olmaz. Örneğin, http://www.scribd.com/doc/85063162/7...E-IN-BABYLONIA kaynağında da Enlil'in Tapınağı ile birçok tapınaktan söz edilir. Fakat bunlardan çok azı tespit edilebildi.

İkinci olarak, ben burada Kudüs Tapınağı'ndan söz ettim. Nuh ile bu tapınağın ne ilgisi olabilir? Yok tabii ki.

upuaut 13-08-2012 21:33

Sitchin unutmamış ama yerinde değerlendirememiş!
 
Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 449683)
Sitchin unutmuş!

Arkadaşlar, az önce Zecharia Sitchin'in "12. Gezegen" kitabına baktım. Kitabında Etemenanki Tapınağı'nı detaylı bir şekilde anlatırken, her nasıl olmuşsa, Eski Ahit'te "Ezra, Bölüm 6: Darius'un Buyruğu"nda 3-4. metinlerinde geçen Kudüs Tapınağı'nı atlamış. Oysa kendisi çocukluğundan beri Tevrat'ı ezbere bilir. Bilirsiniz; Tevrat'ta geçen "Nefilimler" kelimesini öğrenciliğinde "Aşağıya İndirilmiş Olanlar" şeklinde çözmüş ve bu yüzden öğretmeninden bir güzel azar işitmiştir. Sopa yemediğine şükretsin. Ben olsam, beysbol sopamı çıkarırdım, hemen oracıkta!

Arkadaşlar, bir önceki mesajımda yukarıdaki çıkarımımın doğru olmadığını söylemek istiyorum.

Sitchin gerçekten de Eski Ahit'e hakim birisi. O, Eski Ahit'teki "Ezra, Bölüm 6: Darius'un Buyruğu"nda 3-4. metinlerinde geçen Kudüs Tapınağı'nı atlamamış, tam tersine "12. Gezegen" kitabını bu ve diğer bulgular üzerinde temellendirmiş dersek, bir hata olmaz. Fakat Sitchin Eski Ahit'te geçen bu Kudüs Tapınağı'nı "12. Gezegen: Tanrıların Şehirleri"nde değil, "12. Gezegen: Birdenbire Uygarlık (The Sudden Civilization)"da, 25-27. sayfalarında şöyle anlatmış:

"Bilginler, hiç şüphesiz, M.Ö. 1. bin yılda, Grekler'in Yakın Doğu ile temaslarının farkındaydılar; bu temaslar, Persliler'in M.Ö. 331'de Makedonyalı İskender'e yenilmesiyle doruk noktasına varmıştır. Grek kayıtları bu Persliler ve ülkeleri (kabaca günümüzde İran'ın yayıldığı alan) hakkında çokça bilgi mevcuttur. Krallların -Cyrus (Koresh), Darius, Xerxes- ve ilahlarının Hint-Avrupa dil grubuna ait gibi görünen adlarına bakan bilginler onların; M.Ö. 2. bin yılın sonlarına doğru Hazar Deniz'i yakınlarında bir yerlerde ortaya çıkan ve Batı'da küçük Asya'ya, Doğu'da Hindistan'a ve Güney'de ise Eski Ahit'in 'Med ve Parsiler'in Ülkeleri' dediği bölgeye doğru yayılan Aryan (Muhteşem) halkının bir kısmı oldukları sonucuna vardılar.

Ancak her şey bu kadar basit değildi. Bu istilacıların yabancı kökenli olduğu varsayımına rağmen, Eski Ahit onları, yazıldığı dönemin olaylarının bir parçası olarak ele almaktadır. Örneğin, Cyrus, bir 'Yahveh (Ywh)'nin Mesh Ettiği' olarak düşünülür; İbrani tanrısı (Ywh) ve İbrani olmayan biri arasındaki son derece sıradışı bir ilişkidir bu. Ezra kitabına göre, Cyrus vazifesini Kudüs'teki Tapınağın yeniden inşaa edilmesi olarak kabul etti ve 'Göklerin Tanrısı' olarak adlandırdığı Yahveh tarafından verilen emirlere göre hareket ettiğini belirtmişti

(The scholars were aware, of course, of Greek contacts with the Near East in the first millennium B.C., culminating with the defeat of the Persians by Alexander the Macedonian in 331 B.C.

Greek records contained much information about these Persians and their lands (which roughly paralleled today's Iran). Judging by the names of their kings - Cyrus, Darius, Xerxes - and the names of their deities, which appear to belong to the Indo-European linguistic stem, scholars reached the conclusion that they were part of the Aryan ("lordly") people that appeared from somewhere near the Caspian Sea toward the end of the second millennium B.C. and spread westward to Asia Minor, eastward to India, and southward to what the Old Testament called the "lands of the Medes and Parsees."

Yet all was not that simple. In spite of the assumed foreign origin of these invaders, the Old Testament treated them as part and parcel of biblical events. Cyrus, for example, was considered to be an "Anointed of Yahweh" - quite an unusual relationship between the Hebrew God and a non-Hebrew.


According to the biblical Book of Ezra, Cyrus acknowledged his mission to rebuild the Temple in Jerusalem, and stated that he was acting upon orders given by Yahweh, whom he called "God of Heaven.")."


Sitchin kitabında, bunun dışında, Ezra'daki Kudüs Tapınağı'ndan bahsetmez. Oysa bu tapınağın bahsedilmesi gereken esas yerlerden biri, "12. Gezegen: Tanrıların Şehirleri" idi. Çünkü Ezra'da Kudüs Tapınağı ile bilgi verilirken, hangi Krallar tarafından yapıldığı ve mimarisi hakkında bilgi veriliyordu. Fakat Sitchin bir filolog olup bir mimar ya da matematikçi olmadığından, Ezra'da Kudüs Tapınağı hakkında verilen bu son derece kritik bilgilerden mimari bilgisiyi pas geçmiş ve kendi kitabında yerinde değerlendirememiştir. Olay, bundan ibarettir.

Neva 13-08-2012 21:53

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450231)
Bizim olmayan şeylerle ilgimiz olmamalı, Neva. Yani ortada fol yok, yumurta yok iken, sırf bir kaynakta yazıyor diye doğru kabul etmemiz doğru bir davranış olmaz. Örneğin, http://www.scribd.com/doc/85063162/7...E-IN-BABYLONIA kaynağında da Enlil'in Tapınağı ile birçok tapınaktan söz edilir. Fakat bunlardan çok azı tespit edilebildi.

İkinci olarak, ben burada Kudüs Tapınağı'ndan söz ettim. Nuh ile bu tapınağın ne ilgisi olabilir? Yok tabii ki.

Sizin olmayan olur mu? Sizinkiler hangileri pardon anlayamadim?

Kuran'da da yaziyor Nuh'un beyt-i diye..

Sirf kaynaklarda oyle yaziyor diye Kabe'yi de nokta almamaniz gerekir o halde. Nicin almaktasiniz?

Tarihteki ilk tapinaktir dediniz Kudus tapinagi icin degil mi.. Buna inanmaniz icin gerekceniz nedir, resmi kurgu mu?

Nuh ile bu tapinagin alakasi yok zaten, ben size Nuh'un beytini niye katmadiniz(unuttunuz mu) diye sormaktayim.

Nuh tufani atlatti yani, hemen oldu filan mi?

Yoksa Ibrahim kabeyi insan etmistir faslini mi kabul etmemiz gerekiyor?

upuaut 14-08-2012 01:38

Hala mı inanmayacaksınız?
 
Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450243)
Sizin olmayan olur mu? Sizinkiler hangileri pardon anlayamadim?

Kuran'da da yaziyor Nuh'un beyt-i diye..

Sirf kaynaklarda oyle yaziyor diye Kabe'yi de nokta almamaniz gerekir o halde. Nicin almaktasiniz?

Tarihteki ilk tapinaktir dediniz Kudus tapinagi icin degil mi.. Buna inanmaniz icin gerekceniz nedir, resmi kurgu mu?

Nuh ile bu tapinagin alakasi yok zaten, ben size Nuh'un beytini niye katmadiniz(unuttunuz mu) diye sormaktayim.

Nuh tufani atlatti yani, hemen oldu filan mi?

Yoksa Ibrahim kabeyi insan etmistir faslini mi kabul etmemiz gerekiyor?

Bizim değil derken, yalnızca tek bir kitap tarafından doğrulanan bir bilgiden söz ediyorum. Örneğin, "EZRA" kitabına bir bakalım. Bu kitap Babil sürgününden dönen Yahudiler, daha doğrusu Büyük Cyrus tarafından başlatılan faaliyetler sonrasında yazılmaya başlandı. Bu bakımdan, "EZRA" Büyük Cyrus'un kitabı olarak da anılır.

Şimdi, Muhammed Kuran'ı oluştururken, Yahudiler'in Dini Metinleri'nden bahsederken, "O, sana (Musa'ya) Kitap'ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi.Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti, Ali İmran-3", "Yemin olsun, biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davûd'a da Zebur'u verdik, İsra-55", "Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi, Maide-46", "(İsa) Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim..., Maide-110" gibi açık açık kitap isimleriyle atıflarda bulunurken, EZRA kitabından hiç bahsetmez. Neden? Kralların isimleri geçtiği için. Fakat Davud da bir İsrail Kralı'dır. Zebur ve Kuran'a göre Davud hem bir Kral, hem de bir peygamberdir, yani bir Kral-Peygamber'dir.

Demek ki Kuran'daki problem, Kralın illa ki bir İsrail Kralı olmasıdır. Ayrıca Kuran'da birçok peygamberin gelip geçtiği söylenir ve bunlardan yalnızca 25 tanesinin ismi verilir. Ne hikmetse bu 25 ismin hepsi, hiç istisnasız, Yahudi ismidir.

Tevrat ve Kuran'ın Yazılması

Tevrat, Tora veya Pentateuk, (Arapça:تورة tawrat, İbranice: תורה Torah, Yunanca: Πεντάτευχος Pentatevhos), Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabına verilen isimdir. "Musa'nın Beş Kitabı" olarak da bilinir. Orijinal olarak İbranice yazılmıştır. Tanrı tarafından Musa'ya indirildiğine inanılan 5 kitaptan oluşur.

İslam öğretisinde Museviliğin kutsal kitabının "Tevrat" olduğu görüşü egemen olmuştur. Oysa Tevrat, Musevi Kutsal Kitabını (Tanah) oluşturan 39 kutsal metnin sadece ilk beşinden ibarettir.

Tevrat'ın yazılmasıyla ilgili uzun süre en çok kabul gören teori, "Belgesel hipotez"dir. Ayrıca, Tevratın yazılması ve Tevrat anlatılarının Sümer efsaneleriyle benzer imgeler ve hikayeler içermesi konusunda Muazzez İlmiye Çığ'ın görüşleri şöyledir: "İsrail bilginleri Babil kitaplıklarından aktarmışlar. M.Ö. 5. yüzyılda da Babil kralı Nebukadnezar Filistin'i alınca oradaki Yahudiler'in en bilginlerini alıp Babil'e götürüyor. Onlar orada boş durmuyorlar, Sümer bilginlerinin aktardıkları bilgilerden yararlanıyorlar. Bilginler Babil'den döndükten sonra Tevrat yazılmaya başlanıyor."

(Tevrat değil) Musa'nın kitapları şu bölümlerden oluşur:

1. Tekvin veya Yaratılış: Dünyanın ve insanın yaratılışını, cennetten kovuluşu, Nuh Tufanı'nı, İbrani halkının ataları olan İbrahim, İshak, Yakup ve Yusuf'u anlatır.

2. Çıkış veya Mısır'dan Çıkış: Yahudi halkının Musa önderliğinde Mısır'dan çıkışını ve 40 yıl boyunca Sina çölünde dolaşmasını, on emrin indirilişini, temel yasaların kabulünü anlatır.

3. Levililer: Harun'un oğullarının kâhin atanmasını ve eski İsrail'in tapınma düzenini anlatır.

4. Sayılar veya Çölde Sayım: İsrail halkının Sina Dağı'ndan göçüp, Kenan ülkesinin doğu sınırına varıncaya kadar başından geçenleri anlatır. Ayrıca Kenan sınırında Tanrının Musa aracılığıyla verdiği yasaları içerir.

5. Tesniye veya Yasa'nın Tekrarı: Musa'nın ölümünden önce Moav Çölü'nde halkına verdiği öğütleri içerir.

Burada EZRA kitabını göremiyor, dolayısıyla Büyük Cyrus'un Kudüs Tapınağı ve Yahudiler hakkında yaptıklarını Eski Ahit'ten öğrenmiş oluyoruz. Büyük Cyrus kim? Bir Pers Kralı, peygamber değil, dolayısıyla iktir et. Üstelik bu kitap da Kuran'a alınmış olsaydı, o zaman Kuran'ın da Tevrat'da olduğu gibi tarihsel bir kitap olduğu ortaya çıkacak ve bu kandırmaca daha baştan anlaşılmış olacaktı. Nasıl? Çünkü yapımına Büyük Cyrus'un Krallığının 1. yılında başlanan Kudüs Tapınağı Etemenanki Tapınağı'nın bir kopyası idi. Bu ise EZRA'da açık bir şekilde Babil alıntısını gösterir bize.

Burada ilginç olan şey şu ki, Yahudiler EZRA kitabını kutsal bir kitap olarak kabul etmekle birlikte, kendi tarihlerini anlattığını da kabul ederler. Yani EZRA bir Tanrısal kitap değildir. Yahudiler bunun doğru olduğunu söylerler.

Burada bir ilginçlik daha var: Ünlü Grek Tarihçisi Herodot, 9 kitaptan oluşan "Tarih" kitabını önsözünde sunarken, bir yakıştırma yaparak "Musa'nın 9 Kitabı" der.

Şimdi Kuran'ın yazımının daha iyi anlaşılabilinmesi için bu Musa'nın 9 kitabının nasıl toplanmış olduğunu bir eleştirmenin gözünden ele alalım:

"Yaşamı hakkında pek bir şey bilinmez. Sofokles'in arkadaşı imiş. Buna bakarak edebiyatla ilgili olduğu düşünülüyor. Bir gezgin. Karadeniz'in batı kıyılarını, Ege'yi, Akdeniz'i gezmiş. Mısır'a, İtalya'ya, Tyre'a, Babylon'a, Ekbatana'ya, Ninova'ya, Susa'ya birçok kez Atina'ya gitmiş. Araştırmalar, soruşturmalar yapmış.

Sonra gördüklerini, duyduklarını, edindiği bilgileri, İyon dili ile kaleme almış olduğu dokuz kitapta toplamış. Sonradan her birine bir musa adı yakıştırılmış olan bu dokuz kitaba "Halikarnasoslu Herodotos'un araştırmaları" adını vermiş.

Kitabın tek kaynağı, yer yer alıntılar yapmış olduğu Homeros dışında, yalnız kendisi. Başvurabileceği yazılı bir şey yok. "Tarih'in babası" olduğunu da bilmiyor. Günümüz arkeologlarının, kitabın bazı satırlarını gülümseyerek okuyacaklarını da bilmiyor. Sade, gösterişsiz bir anlatım. Şiirsel sayılabilecek, özgün bir dil. Kimi yorumlarındaki saf ve masum yaklaşımlar örtülü bir mizah izlenimi veriyor.

Son bir değinme: Bu kitap Roma öncesi Anadolusunda yer alan bir ilk'tir. Ondan ikiyüz yıl kadar önce bilimi gökyüzünden, Tanrılar katında yeryüzünde indirmiş olan Thales de bir ilk idi. İkisinin de Anadolulu olmaları bir raslantı olmasa gerek diye düşünüyoruz"

Şüphesiz Kuran da benzer şekilde yazıldı. Biz bunu görüyor ve anlıyoruz. Fakat Grek filozoflarının kesin sonuç almada kullandıkları "Olmayana Ergi Yöntemi"ne göre hareket edersek, ispatı şu şekilde tamamlamış oluruz:

Peki o zaman, EZRA kitabından vazgeçtik. Çünkü Yahudiler'in tarihini anlatıyor; Yahudiler bunu kabul ediyorlar. Dolayısıyla burada herhangi bir sıkıntı yok.

Bu arada, ben yukarıda açıkladığım gibi yine de Muhammed'in "Musa'nın 5 Kitabı"nı yanlış bir şekilde algıladığı Tevrat'ın bilinen illk 5 bölümünü aşağıya çıkarayım:

1. Yaratılış,
2. Mısırdan Çıkış,
3. Levililer,
4. Çölde Sayım
5. Yasa'nın Tekrarı

EZRA'yı almadık, çünkü o kitap Eski Ahit'in içindedir. Dolayısıyla bizim keşfimiz de suya düşmüş oluyor. Fakat bu kitaplardan sonucusunda şöyle bir parça geçer:

İlk Oğulluk Hakkı

15 "Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa;

16 adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez.

17 Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak."

Bu parçanın muhtemelen M.Ö. 585'teki Babil sürgününden önce ya da sonra eklendiği sanılıyor, ama bunun için elimizde bir kanıt yok. Fakat bildiğimiz tek bir şey varsa, o da bu parçanın Kuran yazılırken bile "5. Yasa'nın Tekrarı"nda bulunmuş olduğudur. Yani Kuran Herodot'un "Tarih (Musa'nın 9 Kitabı)" kitabını topladığı gibi toplanırken, yukarıdaki "İlk Oğulluk Hakkı" parçası "Musa'nın 5 Kitabı"nda olduğu gibi duruyordu. Kuran'ı toplayanlar bunu görmüş olmalıdır. Gördüler ve hemen Kuran'daki miras ayetlerini oluşturmaya başladılar (Bkz. "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Draft)" ve "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Revised)" keşif çalışmalarıma. Lütfen, daha fazla detaylı bilgi almak için "The Origin of The Inheritance Culture in Mesopotamia: From Babylonia to Arabia (Mezopotamya'daki Miras Kültürünün Kökeni: Babil'den Arabistan'a), 2010-2012, http://upuaut.x10.mx"deki makalelerime bakınız).

Bu çalışmalarıma baktığınızda şu sonuç görülecektir: Yasa'nın Tekrarı kitabındaki "İlk Oğulluk Hakkı" Babil'den alınmadır. Kuran'daki miras ayetleri de bu haktan alınma olup genişletilmiştir. Bu sonuçlar ise bizi doğrudan Babil'e götürür; başka bir yere değil!

Hala mı inanmayacaksınız?

aysehatun 14-08-2012 01:58

Araştıran bir şeyler yazıyor işte. Biz kuran'da ne yazıyor ona bakarız.

upuaut 14-08-2012 02:38

Önemli olan kitaba nasıl baktığındır!
 
Alıntı:

aysehatun´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450290)
Araştıran bir şeyler yazıyor işte. Biz kuran'da ne yazıyor ona bakarız.

Ona bakarsan, Eski Ahit'te de aynı şeyler yazıyor ama, Baruch A. Levine, "GILGAMESH AND THE LITERARY TRADITIONS OF ANCIENT MESOPOTAMIA, Para Libros" külliyatındaki "CHAPTER THIRTY-EIGHT THE VIEWFROM JERUSALEM, Biblical responses to the Babylonianpresence 1" bölümünde Yeni Babil Kralları'nın faaliyetlerini anlatırken, Eski Ahit'ten birçok seçmecede bulunur (Bu makale 541. sayfadadır ama sen, kutuya "564" yazacaksın. Kutudaki görüntü şöyle olmalıdır: 564-614)

Yani Yahudiler de Eski Ahit'e bakıyorlar ama ortaya bu sonuç çıkıyor.

Neva 14-08-2012 04:00

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450285)
Bizim değil derken, yalnızca tek bir kitap tarafından doğrulanan bir bilgiden söz ediyorum. Örneğin, "EZRA" kitabına bir bakalım. Bu kitap Babil sürgününden dönen Yahudiler, daha doğrusu Büyük Cyrus tarafından başlatılan faaliyetler sonrasında yazılmaya başlandı. Bu bakımdan, "EZRA" Büyük Cyrus'un kitabı olarak da anılır.

Şimdi, Muhammed Kuran'ı oluştururken, Yahudiler'in Dini Metinleri'nden bahsederken, "O, sana (Musa'ya) Kitap'ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi.Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti, Ali İmran-3", "Yemin olsun, biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Davûd'a da Zebur'u verdik, İsra-55", "Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil'i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat'tan yanında olanı tasdikleyici idi, Maide-46", "(İsa) Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim..., Maide-110" gibi açık açık kitap isimleriyle atıflarda bulunurken, EZRA kitabından hiç bahsetmez. Neden? Kralların isimleri geçtiği için. Fakat Davud da bir İsrail Kralı'dır. Zebur ve Kuran'a göre Davud hem bir Kral, hem de bir peygamberdir, yani bir Kral-Peygamber'dir.

Demek ki Kuran'daki problem, Kralın illa ki bir İsrail Kralı olmasıdır. Ayrıca Kuran'da birçok peygamberin gelip geçtiği söylenir ve bunlardan yalnızca 25 tanesinin ismi verilir. Ne hikmetse bu 25 ismin hepsi, hiç istisnasız, Yahudi ismidir.

Tevrat ve Kuran'ın Yazılması

Tevrat, Tora veya Pentateuk, (Arapça:تورة tawrat, İbranice: תורה Torah, Yunanca: Πεντάτευχος Pentatevhos), Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabına verilen isimdir. "Musa'nın Beş Kitabı" olarak da bilinir. Orijinal olarak İbranice yazılmıştır. Tanrı tarafından Musa'ya indirildiğine inanılan 5 kitaptan oluşur.

İslam öğretisinde Museviliğin kutsal kitabının "Tevrat" olduğu görüşü egemen olmuştur. Oysa Tevrat, Musevi Kutsal Kitabını (Tanah) oluşturan 39 kutsal metnin sadece ilk beşinden ibarettir.

Tevrat'ın yazılmasıyla ilgili uzun süre en çok kabul gören teori, "Belgesel hipotez"dir. Ayrıca, Tevratın yazılması ve Tevrat anlatılarının Sümer efsaneleriyle benzer imgeler ve hikayeler içermesi konusunda Muazzez İlmiye Çığ'ın görüşleri şöyledir: "İsrail bilginleri Babil kitaplıklarından aktarmışlar. M.Ö. 5. yüzyılda da Babil kralı Nebukadnezar Filistin'i alınca oradaki Yahudiler'in en bilginlerini alıp Babil'e götürüyor. Onlar orada boş durmuyorlar, Sümer bilginlerinin aktardıkları bilgilerden yararlanıyorlar. Bilginler Babil'den döndükten sonra Tevrat yazılmaya başlanıyor."

(Tevrat değil) Musa'nın kitapları şu bölümlerden oluşur:

1. Tekvin veya Yaratılış: Dünyanın ve insanın yaratılışını, cennetten kovuluşu, Nuh Tufanı'nı, İbrani halkının ataları olan İbrahim, İshak, Yakup ve Yusuf'u anlatır.

2. Çıkış veya Mısır'dan Çıkış: Yahudi halkının Musa önderliğinde Mısır'dan çıkışını ve 40 yıl boyunca Sina çölünde dolaşmasını, on emrin indirilişini, temel yasaların kabulünü anlatır.

3. Levililer: Harun'un oğullarının kâhin atanmasını ve eski İsrail'in tapınma düzenini anlatır.

4. Sayılar veya Çölde Sayım: İsrail halkının Sina Dağı'ndan göçüp, Kenan ülkesinin doğu sınırına varıncaya kadar başından geçenleri anlatır. Ayrıca Kenan sınırında Tanrının Musa aracılığıyla verdiği yasaları içerir.

5. Tesniye veya Yasa'nın Tekrarı: Musa'nın ölümünden önce Moav Çölü'nde halkına verdiği öğütleri içerir.

Burada EZRA kitabını göremiyor, dolayısıyla Büyük Cyrus'un Kudüs Tapınağı ve Yahudiler hakkında yaptıklarını Eski Ahit'ten öğrenmiş oluyoruz. Büyük Cyrus kim? Bir Pers Kralı, peygamber değil, dolayısıyla iktir et. Üstelik bu kitap da Kuran'a alınmış olsaydı, o zaman Kuran'ın da Tevrat'da olduğu gibi tarihsel bir kitap olduğu ortaya çıkacak ve bu kandırmaca daha baştan anlaşılmış olacaktı. Nasıl? Çünkü yapımına Büyük Cyrus'un Krallığının 1. yılında başlanan Kudüs Tapınağı Etemenanki Tapınağı'nın bir kopyası idi. Bu ise EZRA'da açık bir şekilde Babil alıntısını gösterir bize.

Burada ilginç olan şey şu ki, Yahudiler EZRA kitabını kutsal bir kitap olarak kabul etmekle birlikte, kendi tarihlerini anlattığını da kabul ederler. Yani EZRA bir Tanrısal kitap değildir. Yahudiler bunun doğru olduğunu söylerler.

Burada bir ilginçlik daha var: Ünlü Grek Tarihçisi Herodot, 9 kitaptan oluşan "Tarih" kitabını önsözünde sunarken, bir yakıştırma yaparak "Musa'nın 9 Kitabı" der.

Şimdi Kuran'ın yazımının daha iyi anlaşılabilinmesi için bu Musa'nın 9 kitabının nasıl toplanmış olduğunu bir eleştirmenin gözünden ele alalım:

"Yaşamı hakkında pek bir şey bilinmez. Sofokles'in arkadaşı imiş. Buna bakarak edebiyatla ilgili olduğu düşünülüyor. Bir gezgin. Karadeniz'in batı kıyılarını, Ege'yi, Akdeniz'i gezmiş. Mısır'a, İtalya'ya, Tyre'a, Babylon'a, Ekbatana'ya, Ninova'ya, Susa'ya birçok kez Atina'ya gitmiş. Araştırmalar, soruşturmalar yapmış.

Sonra gördüklerini, duyduklarını, edindiği bilgileri, İyon dili ile kaleme almış olduğu dokuz kitapta toplamış. Sonradan her birine bir musa adı yakıştırılmış olan bu dokuz kitaba "Halikarnasoslu Herodotos'un araştırmaları" adını vermiş.

Kitabın tek kaynağı, yer yer alıntılar yapmış olduğu Homeros dışında, yalnız kendisi. Başvurabileceği yazılı bir şey yok. "Tarih'in babası" olduğunu da bilmiyor. Günümüz arkeologlarının, kitabın bazı satırlarını gülümseyerek okuyacaklarını da bilmiyor. Sade, gösterişsiz bir anlatım. Şiirsel sayılabilecek, özgün bir dil. Kimi yorumlarındaki saf ve masum yaklaşımlar örtülü bir mizah izlenimi veriyor.

Son bir değinme: Bu kitap Roma öncesi Anadolusunda yer alan bir ilk'tir. Ondan ikiyüz yıl kadar önce bilimi gökyüzünden, Tanrılar katında yeryüzünde indirmiş olan Thales de bir ilk idi. İkisinin de Anadolulu olmaları bir raslantı olmasa gerek diye düşünüyoruz"

Şüphesiz Kuran da benzer şekilde yazıldı. Biz bunu görüyor ve anlıyoruz. Fakat Grek filozoflarının kesin sonuç almada kullandıkları "Olmayana Ergi Yöntemi"ne göre hareket edersek, ispatı şu şekilde tamamlamış oluruz:

Peki o zaman, EZRA kitabından vazgeçtik. Çünkü Yahudiler'in tarihini anlatıyor; Yahudiler bunu kabul ediyorlar. Dolayısıyla burada herhangi bir sıkıntı yok.

Bu arada, ben yukarıda açıkladığım gibi yine de Muhammed'in "Musa'nın 5 Kitabı"nı yanlış bir şekilde algıladığı Tevrat'ın bilinen illk 5 bölümünü aşağıya çıkarayım:

1. Yaratılış,
2. Mısırdan Çıkış,
3. Levililer,
4. Çölde Sayım
5. Yasa'nın Tekrarı

EZRA'yı almadık, çünkü o kitap Eski Ahit'in içindedir. Dolayısıyla bizim keşfimiz de suya düşmüş oluyor. Fakat bu kitaplardan sonucusunda şöyle bir parça geçer:

İlk Oğulluk Hakkı

15 "Eğer bir adamın iki karısı varsa, birini seviyor, öbüründen hoşlanmıyorsa; iki kadın da kendisine oğullar doğurmuşsa; ilk oğul hoşlanmadığı kadının oğluysa;

16 adam malını miras olarak oğullarına bölüştürdüğü gün sevdiği kadının oğlunu kayırıp ona ilk oğulluk hakkını veremez.

17 Hoşlanmadığı kadının oğlunu ilk doğan oğul olarak tanıyacak ve ona bütün malından iki pay verecektir. Çünkü bu oğul babasının gücünün ilk ürünüdür. İlk oğulluk hakkı onun olacak."

Bu parçanın muhtemelen M.Ö. 585'teki Babil sürgününden önce ya da sonra eklendiği sanılıyor, ama bunun için elimizde bir kanıt yok. Fakat bildiğimiz tek bir şey varsa, o da bu parçanın Kuran yazılırken bile "5. Yasa'nın Tekrarı"nda bulunmuş olduğudur. Yani Kuran Herodot'un "Tarih (Musa'nın 9 Kitabı)" kitabını topladığı gibi toplanırken, yukarıdaki "İlk Oğulluk Hakkı" parçası "Musa'nın 5 Kitabı"nda olduğu gibi duruyordu. Kuran'ı toplayanlar bunu görmüş olmalıdır. Gördüler ve hemen Kuran'daki miras ayetlerini oluşturmaya başladılar (Bkz. "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Draft)" ve "Kuran'daki Miras Ayetlerinin Analizi (Revised)" keşif çalışmalarıma. Lütfen, daha fazla detaylı bilgi almak için "The Origin of The Inheritance Culture in Mesopotamia: From Babylonia to Arabia (Mezopotamya'daki Miras Kültürünün Kökeni: Babil'den Arabistan'a), 2010-2012, http://upuaut.x10.mx"deki makalelerime bakınız).

Bu çalışmalarıma baktığınızda şu sonuç görülecektir: Yasa'nın Tekrarı kitabındaki "İlk Oğulluk Hakkı" Babil'den alınmadır. Kuran'daki miras ayetleri de bu haktan alınma olup genişletilmiştir. Bu sonuçlar ise bizi doğrudan Babil'e götürür; başka bir yere değil!

Hala mı inanmayacaksınız?

Sayin Upuaut;

Inanacak bir durum yok burada. :) Kitaplarin hepsi insan yazmasi zira. Tanah da dahil.



Ayrica Ezra cok gec bir donem. Ikinci tapinak zamanidir.

Islam ogretisine gore bunu daha once de tartistik, yani sizin bakis acinizla yillardir suren iman sekli degismez, yazili tarihte ona gore cevrilmez.

Islam 4 kitaba tanri tarafindan yollandigina dair inanir.

Tevrat, Zebur, Incil, Kuran.

Yani siz kafanizdan Zebur'u cikarip atamazsiniz ki bu durumda.

Muhammed(dogrusu kitabi yazan kisidir cunku Muhammed'in yazdigina dair kesin kanit yok.) Ezra kitabindan veya doneminden niye bahsetmesin?

Siz belli bir kitaba bagimli kalirsaniz etmez tabi ki...

Hepsi yahudi ismi diye birsey yok, acin Enbiya suresini okuyun.

Eyyub, Ismail, Idris, Zulkifl, Zunnun hangi kulturlere ait isimler?

Once bunlari bir arastirin derim.

Niye ille de Ezra kitabina bakayim ki ben? Bu bir zorunluluk degil ki.

Acin Tarihler, 36:22'yi orada da Cyrus var. Ne farketti?

Tarihler 36:18/ Kral, RAB Tanrının Tapınağındaki büyük küçük bütün eşyaları, tapınağın, Yahuda Kralının ve önderlerinin hazinelerini Babile taşıttı.



Ezra 1/7 : Pers Kralı Koreş de Nebukadnessarın Yeruşalimdeki RABbin Tapınağından alıp kendi ilahının tapınağına koymuş olduğu kapları çıkardı.


Kanonik kitaplardan niye faydalanmiyorsunuz mesela?

Acin Baruk kitabini.

1Hilkiya oğlu, Hasadya oğlu, Sidkiya oğlu, Mahseya oğlu, Neraya oğlu Baruk'un Babil'de yazdığı kitap*ta bulunan sözlerdir.
2Bu kitap beşin*ci yılda, ayın yedinci gününde, Kildaniler Yeruşalim'i ele geçirip yaktıkları zaman yazılmıştır.

Baruk bu kitabı Yahuda Kralı Yehoyakim oğlu Yehoyakin'e ve kitabın okunuşunu dinle*meye gelen herkese yüksek sesle oku*du. 4Soylulara, kralın oğullarına, ileri gelen yaşlı kişilere, yani tüm ulusa, özellikle Güney Irmağı'nın yanında Babil'de yaşayanlara okudu.
5Okunanları duyunca herkes ağladı, oruç tuttu, Rabbi'ne dua etti.
6Ellerinden gel*diği kadar para topladılar.
7Bu para Şallum oğlu, Hilkiya oğlu Kâhin Ye*hoyakim'e, öbür kâhinlere ve onlarla birlikte bulunan insanlara verilmek üze*re Yeruşalim'e gönderildi.
8Baruk Sivan'ın onuncu günü Rab'bin evinin kap*larını ele geçirmiş, tapınaktan alınmış olan bu kapları Yahuda ülkesine geri götürmüştü. Bu gümüş kapları Yahu*da Kralı Yoşiya oğlu Sidkiya yaptırmıştı.
9O günlerde Babil Kralı Nebukadnessar, Yehoyakin'i, prensleri, ma*den işçilerini, soyluları ve halkı Yeruşalim'den Babil'e sürgün etmişti.

Yeruşalim 'e Mektup
10Şöyle yazdılar: Sizlere para gön*deriyoruz. Bu parayla kurban keser, günahlardan bağışlanmanızı diler, bu*hur yakarsınız. Sunakta Rabbiniz'e su*nu sunarsınız.

http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=3&sc=1374


Vermemi ister misiniz, bu kitabin Kuran'dan karsiliklarini???

Birseye inanmadigi noktada ,bir arastirmacinin objektif olmasi gerekir.

Birinin digerine ustunlugu yok cunku.

upuaut 14-08-2012 06:04

Neva'ya...
 
Neva mesajın uzun olduğu için hiçbir alıntı yapmadan buradan yanıt vermek istiyorum.

Hayır, Neva. Benim kendimi kısıtlamak, bundan dolayı objektifliğimi gölgeleyecek bir durum sözkonusu değil. Ben yalnızca Kuran'a kaynaklık eden kitaplarla meseleye yaklaşmak zorunda kaldım. Örneğin Kuran EZRA'yı kaynak bir kitap olarak kabul etmez. Durum böyle olunca tabii, Büyük Cyrus'un 2. Kudüs Tapınağı'na ilişkin planı (ki bu, Etemenanki Tapınağı planından bir kopyadır) çöpe gidiyor.

Peki elimizde ne vardı? Tevrat olarak adlandırılan ilk 5 kitap. Bunlar Kuran'a kaynaklık eden kitaplardır. Eğer bu 5 kitaptan birinde sorun (aşırma) olursa, o zaman Kuran'da da sorun var demektir. Örneğin Tevrat'ın son kitabı olan "Yasa'nın Tekrarı" kitabındaki "İlk Oğulluk Hakkı" OLDUĞU GİBİ Babil'den aşırmadır. Kuran'daki miras ayetleri de bu hak (2:1 oranı) üzerinde temellendirildiğine göre, domino etkisiyle bir çöküş yaşanmış burada!

Neva 14-08-2012 06:51

Alıntı:

upuaut´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450321)
Neva mesajın uzun olduğu için hiçbir alıntı yapmadan buradan yanıt vermek istiyorum.

Hayır, Neva. Benim kendimi kısıtlamak, bundan dolayı objektifliğimi gölgeleyecek bir durum sözkonusu değil. Ben yalnızca Kuran'a kaynaklık eden kitaplarla meseleye yaklaşmak zorunda kaldım. Örneğin Kuran EZRA'yı kaynak bir kitap olarak kabul etmez. Durum böyle olunca tabii, Büyük Cyrus'un 2. Kudüs Tapınağı'na ilişkin planı (ki bu, Etemenanki Tapınağı planından bir kopyadır) çöpe gidiyor.

Sayin Upuaut;

Kuran Ezra'yi kaynak kabul etmez tesbitiniz nereden geliyor? Benim arastirmaniza yonelik sasirdigim nokta bu..

Ogrenebilir miyim biraz acar misiniz?

Ezra zaten sonradan o donemi kaleme almis karakterdir. Ustelik Nenemiah ile birlikte okunursa daha iyi anlasilir. Sonradan ayrilmistir cunku.

http://en.wikipedia.org/wiki/Ezra_and_Nehemiah



Sizin bence burada, isimden ziyade, bu kitaplarin icerige bakmaniz gerekir.



Bakin sizin sunu verecegim, fikrinizi merak ediyorum zira.


http://upload.wikimedia.org/wikipedi...4/Hejaz622.jpg




Kuran'da bahsedilen hicret hangi hicret?

upuaut 14-08-2012 21:10

Alıntı:

Neva´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 450323)
Sayin Upuaut;

Kuran Ezra'yi kaynak kabul etmez tesbitiniz nereden geliyor? Benim arastirmaniza yonelik sasirdigim nokta bu..

Ogrenebilir miyim biraz acar misiniz?

Ezra zaten sonradan o donemi kaleme almis karakterdir. Ustelik Nenemiah ile birlikte okunursa daha iyi anlasilir. Sonradan ayrilmistir cunku.

http://en.wikipedia.org/wiki/Ezra_and_Nehemiah



Sizin bence burada, isimden ziyade, bu kitaplarin icerige bakmaniz gerekir.



Bakin sizin sunu verecegim, fikrinizi merak ediyorum zira.


http://upload.wikimedia.org/wikipedi...4/Hejaz622.jpg

Kuran'da bahsedilen hicret hangi hicret?

İyi ki sordun. Çünkü meselenin mim noktası odur. Yani Kuran'da Tevrat ve Zebur'dan bahsedilirken, bunların hangi kitapları ve bu kitapların hangi bölümleri ve bu bölümlerin de hangi sayfaları kapsadığını bugün için tam olarak bilemiyoruz. Bundan başka, Kuran'daki ayetlerin kronolojik olarak tam sıralamasını biliyor muyuz? Gerçi İbni Mesud gibi bazı alimler zamanında Kuran'daki ayetleri bir kronolojik sıralamaya tabii tutmuşlar (ki Oryantalistlerin en çok ilgilendiği konulardan biri budur), ama eğer öyle olsaydı, şimdi Kuran'da tartıştığımız pek çok olayın bu kronolojik sıralamaya göre çözülmüş olması gerekirdi. Demek ki burada bir sorun var.

Örneğin, 35. mesajımda son derece değerli bir külliyat var: "GILGAMESH AND THE LITERARY TRADITIONS OF ANCIENT MESOPOTAMIA, Para Libros".

Bu külliyatta "CHAPTER THIRTY-EIGHT THE VIEWFROM JERUSALEM, Biblical responses to the Babylonianpresence 1" bölümünü yazan Baruch A. Levine, Yeni Babil Kralları'nı anlatırken, Eski Ahit'ten birçok seçmecede bulunur (Bu makale 541. sayfadadır ama sen, kutuya "564" yazacaksın. Kutudaki görüntü şöyle olmalıdır: 564-614).

Dikkat et, burada anlatım yönü; Eski Ahit'ten Yeni Babil Kralları'na doğru değil, Yeni Babil Kralları'ndan Eski Ahit'e ve bizim daha bilediğimiz diğer kitaplardan yapılmaya çalışılmış. Eldeki kitaplardan ve bu arada Ezra-Nehemiah'tan bu yapılmaya çalışılmış. Siz, Yeni Babil Kralları hakkında bilgi vereceğim derseniz, o zaman onlardan bahseden bütün kitaplardan yararlanmak zorunda kalırsınız. Olay budur.

Örneğin, 33. mesajımdaki şu sonuç bu tarama çalışmasıyla ortaya çıkmıştır:

Alıntı:

Bu çalışmalarıma baktığınızda şu sonuç görülecektir: Yasa'nın Tekrarı kitabındaki "İlk Oğulluk Hakkı" Babil'den alınmadır. Kuran'daki miras ayetleri de bu haktan alınma olup genişletilmiştir. Bu sonuçlar ise bizi doğrudan Babil'e götürür; başka bir yere değil!
Buna göre senin yukarıdaki haritada verdiğin Hicret olayı da bu yönde değerlendirilmelidir. Demek ki Hicret 2 yönde (ya da daha fazla yönde) olmuş. Aynı şekilde, Yahudiler'in Mısır'dan çıkışı da hangi yönlerde olduğu tam olarak bilinemiyor ve Kızıldeniz'in ikiye yarılması olayı, 1978'de olay yeri keşfedilmesine rağmen, tam olarak anlatılamıyor.

Nevandaar 30-08-2012 08:47

http://ramazan.haber7.com/kabeden-canli-yayin.html


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:03 .