Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Konu-dışı (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=12)
-   -   Doğru yazmak, imla, yazım kuralları (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2463)

sodomo-- 27-07-2006 23:19

Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Bence bu konuya özel bir önem verme zamanı geldi, diye düşünüyorum.

Önemli olan bütün kuralları ile dört dörtlük bir yazı yazmak değil ama en azından forum ortamlarında yazılarımızı okuyanlara kolaylık sağlama amacı ile düzene sokmak çabası da diyebiliriz.

Özellikle sürekli okuma ve hızlı cevaplar yazma zorunluluğu doğal olarak forum ortamlarında bazı yazım kurallarına dikkat etmemeyi beraberinde getiriyor ve bence çok titiz olmanın da bir anlamı yok bu konuda ama en azından makul bir düzey tutturabiliriz diye düşünüyorum. (Dikkat ettim ben de bayağı yazım ve imla hatası yapıyormuşum.)

Şimdi bazı gerekli gördüğüm alıntıları aşağıya aktarıyorum :

--Mutlaka sık sık paragraf yapın. Paragrafsız bir yazı upuzun ve ürkütücü bir duvara benzer. Böyle bir duvarı kimse görmek istemez. Yazınızı da kimse okumak istemez.

--Her noktalama işaretinden sonra, (yani virgül, nokta, üst üste iki nokta, soru ve ünlem işaretleri gibi) bir boşluk bırakın. Bunu yapmazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız.

--Boşluklar çok önemlidir. Yukarıda her noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmanız önerildi. Yazınızın bütününün biçimsel olarak sıcak görünmesi için, yanlardan, alt ve üstten de uygun boşluklar bırakmalısınız. Derli toplu bir görüntü, karmaşa karşısından her zaman avantajlıdır.

--Yapılan alıntılar mutlaka koyulaştırılarak, renklendirilerek veya quote yapılarak kendi yazınızdan ayrılması sağlanmalıdır. Okuyan sizin yazınızın nerede başladığını ilk bakışta görmelidir.

Ayrıntılara girmeden bazı imla kurallarını da aşağıya aldım özellikle "boşluk" problemine vurgu yapan imla kurallarına uymak yerinde olacaktır.

Bağlaç Olan da, de’nin Yazılışı

Bağlaç olan da, de ayrı yazılır. Kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.

UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te biçiminde yazılmaz.

UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır: ya da.

UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

UYARI : Da, de bağlacının bulunma durumu eki olan -da, -de, -ta, -te ile hiçbir ilgisi yoktur. Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede (deve-de) kulak, evde (ev-de) kalmak, yolda (yol-da) kalmak, ayakta (ayak-ta) durmak, çantada (çanta-da) kek*lik. İkide (iki-de) bir aynı sözü söyleyip durma.

Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)

Bağlaç Olan ki’nin Yazılışı

Bağlaç olan ki ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen*sin.

(Mustafa Kemal Atatürk)

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık)

Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler*den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.

Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki?

Bağlaç Olan ne ... ne ...’nin Yazılışı

Bu bağlacın kullanıldığı cümlelerde fiil olumlu olmalıdır: Ne Fransa’da ne de Almanya’da aradığını bulabilmişti.

Onlar ne arsız ne yılışkan ve yırtık gülmelidirler; ne de somurtmalıdırlar. (Refik Halit Karay)

Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı. (Falih Rıfkı Atay)

Soru Eki mı, mi, mu, mü’nün Yazılışı

Bu ek gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumla*rına uyar: Kaldı mı? Sen de mi geldin? Olur mu? İnsanlık öldü mü?

Soru ekinden sonra gelen ekler, bu eke bitişik olarak yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz? Çocuk muyum? Gelecek miydi? Güler misin, ağlar mısın?

Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığında da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı çıkamayız.


Devam edecek...

Not : Bu bilgiler (imla kuralları ile ilgili olanlar) Türk Dil Kurumu'nun web sitesinden (http://tdk.org.tr/yazim/kurallar.htm) alınmıştır.
Burada çok detaylı bilgiler var ama buraya az ama gerekli bölümleri alacağım.

hiramusta 27-07-2006 23:51

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Thank you *:)

28-07-2006 00:05

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sodomo,

Eline sağlık, teşekkür ederim. Bu konudaki hassasiyetini aynı şekilde paylaşıyorum ben de.

Forumlar, konuşarak değil, yazarak düşüncelerimizi paylaştığımız ortamlar. Yani "chat" ortamının esnekliğini ve alışkanlıklarını bu ortamda uygulamak çok iyi sonuç vermiyor. Biçim çok farklı çünkü. Karşımızda yazacağımız bir cümleden sonra hemen bize bir cümle ile karşılık verecek birisi yok, o nedenle düşüncelerimizi dağıtmadan, bir bütün halinde aktarmaya çalışıyoruz. Düşüncelerimizi yazdığımızda amaçladığımız ne peki? Okunması. Yazdıklarımınızın daha okunabilir olması ise sodomo'nun yazmış olduğu bazı basit kurallardan geçiyor.

Göze daha rahat algılanabilir gelen bir yazının okunma şansı her zaman daha fazladır. Kısa yazıların okunma şansı, uzun yazılara göre daha fazladır. Rahatlıkla erişilebilecek yazıların uzun alıntıları yerine kişisel görüşleriniz daha fazla ilgi çeker. Basit kurallar sonuçta.

Bu konuya ekleyeceklerin bittiği zaman tamamının gözden geçirilip iğneli (sabit) bir başlık haline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

sevgiler

neutrino

28-07-2006 00:25

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili Sodomo,
Bence ayrıntı gibi gözüküyor ama önemli bir konu. Duygu ve düşüncelerimizi etkili anlatmanın yolu noktalama işaretlerinden geçer. Bazen ben de bazı yazıları anlamakta çok zorlanıyorum. Cümleye başlanırken büyük harfle başlansın. Cümle bitince sonuna nokta konsun. Bu çok önemli. Noktalama işaretlerinden sonra mutlaka boşluk bırakılsın. (Bu boşluk olayını ben de yeni öğrendim sayılır.)

İkinci önemli husus paragraf olayı. Bunu da önemsemek gerekir. Paragraf yazının daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bundan sonra önemsiyeceğim. Asıl olarak bir yazıda bunlara dikkat edersek yazımızın başkaları tarafından rahat bir şekilde anlaşılması sağlanmış olur. Hele bunlar bir anlaşılsın diğer hususlar da anlaşılır düşüncesindeyim. Sevgilerimle...

sodomo-- 28-07-2006 01:29

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili Hiramusta, Neutrino ve Ezkamo konuya ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

"Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp" diye düşünerek açtım bu başlığı. Aslında kendim de çok keyif aldım TDK'nın bu linkini incelerken.
Tabi burada özellikle belirtmek isterim ki, amacım harfi harfine dilbilgisi, imla ve yazım kuralları öğretmek değil (ki zaten ben de bilmiyorum), mümkün olduğu kadar yazım problemlerini makul bir düzeye indirmek ve en azından insanların okuyucu olarak biraz rahat etmesini sağlamak.

Zannedersem herkes için bu doğru yazım ve imla kurallarını öğrenmek keyifli olacak çünkü bu konu zannedildiği gibi sıkıcı bir konu değil gerçekten keyif alınarak öğrenilen bir konu.

Şöyle kendi yaptığım hatalara göz attım ve gördüm ki en çok yaptığım hata "yada" yazmak olmuş halbuki "ya da"olacak.
Sonra "tabiiki"de ne oluyor böyle ? Ne kadar çok yapmışım bu hatayı. Doğrusu "tabi ki" olacak.

Kaldığımız yerden devam edelim isterseniz.

-----------------------

BÜYÜK HARFLERİN KULLANILDIĞI YERLER

Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır:

Cümle büyük harfle başlar: Ak akçe kara gün içindir.

Cümle içinde tırnak veya yay ayraç içine alınan cümleler büyük harfle başlar ve sonlarına uygun noktalama işareti (nokta, soru, ünlem) konur:

Atatürk, "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!" diyor. (Tırnak içinde ki kelimenin ilk harfini küçük yazmak benim oldukça fazla yaptığım hatalardan birisi olmuş)
Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi göstermek için geziyoruz. (Parantez içinde ki kelime de büyük harf ile başlar)

Ancak iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri büyük harfle baş*lamaz: (İşte buna dikkat! )

Bir zamanlar -bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce- Türk saltanatının maddi sınırları uçsuz bucaksız denilecek ka*dar genişti.

(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)



İki noktadan sonra gelen cümleler büyük harfle başlar:

Menfaat sandalyeye benzer: Başında taşırsan seni küçültür, ayağının altına alırsan yükseltir. (Cenap Şahabettin)

Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıra*landığında bu örnekler büyük harfle başlamaz: (Dikkat !)

Bu eskiliği siz de çok evde görmüşsünüzdür: duvarlarda çiviler, çivi yerleri, lekeler... (Memduh Şevket Esendal)

UYARI: Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 2005 yılında Türk Dil Kurumunun 73. yılını kutladık.

Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını bildiren sözler büyük harfle başlar: Müslümanlık, Müslüman; Hristiyanlık, Hristiyan; Musevilik, Musevi; Budizm, Budist; Hanefilik, Hanefi; Malikilik, Maliki; Protestanlık, Protestan; Katoliklik, Katolik.

Din ve mitoloji ile ilgili özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris, Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığında küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları. Bazı dinî terimlerin küçük harfle başlaması gelenekleş*miştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, peygamber, sırat köprüsü.

Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.
-------------------------------------

İşte bakın bu yukarıda ki yanlışlıklar çok fazla yapılıyor ve ben de yapmışım bu tip yanlışlıklar. "Müslüman", "Müslümanlık" büyük harf olacak. Peki "Müslümanlar" derken ? İlginç olan Tanrı büyük harf ama "Eski Yunan tanrıları" derken küçük harf, peki "tanrısallaşmak" derken de küçük harf mi olacak ?

Aslında bu başlık altında bayağı keyifli dil tartışmaları bile yapabiliriz sonuçta sıkmadan, sıkılmadan, gülerek, eğlenerek bir çok şey öğrenebiliriz.

Yarın devam edeceğim.

sodomo-- 28-07-2006 02:29

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Bir konuya bir karışıklık olmaması için açıklık getirmek isterim.

Demiştik ki : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).

AMA,

Türkiye'de, Fransa'dan, İngiliz'den, Ziya Gökalp’tan, Cebrail'den, Jüpiter’den vb. sözcükler kesme işareti ile ayrılması gerekiyor çünkü bunlar ektir ve özel adlara getirilen iyelik, *durum ve bildirme ekleri kesme işaretiyle ayrılır. Bunların karıştırılmaması gerekiyor. Bu duruma daha sonra kesme işaretleri konusunda değineceğim.

28-07-2006 02:40

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sodomo,
Gerçekten seni takdir ediyorum. Devam et dostum. Ana dilimizin yazım kurallarını öğrenmemiz gerekiyor. Gerçi ben Türkçe öğretmeni olmanın avantajıyla çoğunu öğrendim. Darısı başına olsun... :)

K.C. 28-07-2006 03:02

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sodomo,
Afedersiniz, buradaki 'da', 'de' bağlaçları 'dahi' anlamındaysa özel isme de gelse başka bir kelimenin ardına da takılsa ayrı yazılır bildiğim kadarıyla.

Ayrı yazıldığında da kesme işareti (') kullanılmaz. Ancak 'dahi' anlamına gelmeyen 'da'lar 'de'ler özel isim dışında birleşik yazılırken özel isimlerde kesme işaretinden sonra gelir.

Bir şey daha söylemek istiyorum. Önceki yazınızda 'tabiiki' kelimesinin doğru yazılışını verirken 'i' harfinin birini unutmuşsunuz. :) Özellikle dikkat ettiğim bir kelime olduğu için söylemeden edemedim. Kurusa bakmayın.

kage 28-07-2006 03:10

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
çok haklısın sevgili sodomo.forma yazı yazanlara vede yazacaklara imla kurallarının yanı sıra paragraf nasıl açılır,alıntı nasıl yapılır,yazı boyutları ,rengi nasıl ayarlanır vb. açıklamaları örnekleyerek anlatırsanız çok iyi olacağı kanaatindeyim.zira örneğin ben bu konuda oldukça acemiyim.

sodomo-- 28-07-2006 03:45

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili KC

Şimdi "tabi ki" değil de "tabii ki" mi olacak ? Bundan emin misiniz ? Eğer öyleyse okey ama önce emin olmalıyım.

"buradaki 'da', 'de' bağlaçları 'dahi' anlamındaysa özel isme de gelse başka bir kelimenin ardına da takılsa ayrı yazılır bildiğim kadarıyla."

İşte burada ki 'de' 'da' bağlacı 'dahi' anlamında değil. Özel adlara getirilen iyelik, durum ve bildirme ekleri 'kesme işareti' ile ayrılıyor :

"Fransa'da yapılacak maç..." (durum eki)
"Van Gölü'nü..........." (durum eki)
"Fransa'nın galibiyeti......." (iyelik)
"Refik Halit Karay’mış....." (bildirme)

"Fransa da turnuvaya katılmayı haketti" cümlesinde de olduğu gibi mi demek istiyorusun ? Burada zaten bağlaç olduğu açık yani "Ayşe de geldi" cümlesinde ki gibi bağlaç olarak kullanılıyor..

Ama,

"Fransa'da yapılacak maç....." cümlesinde kesme işareti var. Çok detaya girmek istemiyorum sonra durum karışacak diye endişe ediyorum. Sonra çorba yapmayalım insanların kafasını.
Neyse kesme işaretlerine geldiğimizde biraz üzerinde fazla dururuz.

K.C. 28-07-2006 04:00

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sodomo evet, eminim. Tabii ki eminim :) Sonrasında 'ki' gelmesi 'i'nin birini düşürmez. Kelimenin aslı bu. Ayrı yazılan bağlaçlar harf düşümüne veya değişimine sebep olmaz.

De, da bağlacı da kafa karıştıracak kadar zor değil. Dahi manasındaysa sürekli ayrı yazılır. Dahi manasında değilse birleşik yazılır ama özel isim sonuna geldiyse kesme işaretiyle ayrılır. Çok basit aslında.

sodomo-- 28-07-2006 04:05

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili Kage

Burada "harfi harfine imla kurallarına herkes uysun" demek istemiyorum çünkü forum ortamlarının kendine özgü esneklikleri var yani öyle resmi yazışmalarda ki gibi değil ama en azından "boşluk" sorununu halletmemiz gerekir. Yani a) paragraf, b) noktalamalardan sonra boşluk bırakılması c) bağlaçlar (de, da, mi, mu, ki, ne...ne) önemli okuyucunun gözlerinin yorulmaması için çünkü binlerce yazı okumak zorundayız ve bir yerden sonra gerçekten zorlaşıyor durum.

Eminim ki dikkat edeceksin bu "boşluk" konusuna.

sodomo-- 28-07-2006 16:45

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Virgül ( , )


1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:

Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sı*cak, aydınlık ve sevimli odanın havasında erir gibi oldum.

Zindana atılan mahkûmlar gibi titreşerek, haykırarak geri geri kaçmaya uğraşıyorduk

2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.

Umduk, bekledik, düşündük.

3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra ko*nur:

Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk)

4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:

Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi, koltuğun*dan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.

5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:

Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım. (Mustafa Kemal Atatürk)

6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına ko*nur:

Akşam, yine akşam, yine akşam,

Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerinden sonra konur:

Datça'ya yarın gideceğim, dedi.

Bugünlerde başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, dedi.

8. Konuşma çizgisinden önce konur:

Bahçe kapısını açtı. Sermet Bey’e,

– Bu anahtar köşkü de açar, dedi.

9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bil*diren hayır, yok, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, başüstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur:
Peki, gideriz. Olur, ben de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.

Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor. (Yahya Kemal Beyatlı)

10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime grup*larıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil)

10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime grup*larıyla yapı ve anlam bakımından bağlantısı olmadığını göstermek ve anlam karışıklığını önlemek için kullanılır:

Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil)

Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)

11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:

Efendiler, bilirsiniz ki hayat demek, mücadele, müsademe demektir.(Mustafa Kemal Atatürk)

UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de sonra da virgül konmaz:

Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül

Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül! (Yahya Kemal Beyatlı)

UYARI: Metin içinde tekrarlı bağlaçlardan önce ve sonra virgül konmaz:

Hem gider hem ağlar.(Atasözü)

Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli. (Atasözü)

UYARI: Şart ekinden sonra (-ise, -se, -sa eki) virgül konmaz:

Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı.(Reşat Nuri Güntekin)

Gör gözlerinle de aklın yatarsa anlatıver millete. (Tarık Buğra)

volki 28-07-2006 17:27

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Kendimi yazı yazma özürlü biri olarak gördügüm için bu yazıyı okuyunca gercekten utandım umarım burda yazan bilğileri kullanabilirim.

sodomo-- 28-07-2006 17:45

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Volki, ne utanması ne kızarması kardeşim. Beni pişman etme şimdi bunları yazdığıma.

Diyoruz ki : "Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp"

Konuyu abartmaya gerek yok, önemli olan bir iki şey var : Yazının tamamını büyük harfle yazma ("bağırma" anlamı verir), mümkün olduğu kadar boşluk bırak hem pargraflarda hem de noktalama işaretlerinden sonra
ve alıntılarını koyulaştır ki okuyucu neresi alıntı neresi kendi yazın ilk bakışta görsün. Yani yazılarını okuyacak olanların gözlerine kolaylık sağla yeter.

İmla kurallarına gelince bunları bilgimiz olsun hepimizin diye yazıyorum yoksa kimseye Türkçe hocalığı yapacak değilim.

Sen keyfine bak...

28-07-2006 17:51

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Kafesin biri bir kuş aramaya çıktı.


Hangi kafes?... :)

volki 28-07-2006 17:53

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
hakkaten nu kafesin biri kuş aramaya çıktı ne demek valla merak ettim doğrusu

deli_cevat 28-07-2006 18:28

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
bence tasavvufla alakalı olabilir hani warya ruhun kafesten ayrılması ruhun bir kuş olarak tesvir edilmesi

28-07-2006 18:53

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sorudan önce lütfen arkadaşımıza saygı gereği yazım kurallarına dikkat edelim. Değil mi sevgili Sodomo?... :)

sodomo-- 29-07-2006 04:12

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
KC bak çok komik ama "dahi anlamında 'de' ayrı yazılır" ismi ile bir web sitesi bile açılmış.

http://www.dahianlamindakideayriyazilir.com/

Gayet kolay: “dahi” anlamına gelen “de” ve “da” ait olduğu kelimeden ayrı yazılır.
Örneğin: “Olayı kendi açısından izleyen Aysel de şaşırmıştı ilk önce.” (Pınar Kür Yarın Yarın Everest Yay. s. 241).
Bir yer söz konusu olduğunda ise “de” ya da “da” eki bitişik yazılır: “Döndü, dolaştı, yeniden deniz kıyısında buldu kendini.” (a.g.e., s. 3)
Dahası var Bağlaç olan “ki” de ayrı yazılır. Örneğin, “Hem neden yalan söylesin ki, bunda da hoşnutsuz kalınacak bir yan bulamaz.” (Adalet Ağaoğlu Ruh Üşümesi İletişim Yay.)
Hatta, soru anlamındaki “mi” de ayrı yazılır. Örneğin, “El midir iş gören, yoksa taş mı?” (Melih Cevdet Anday “Öğle Uykusundan Uyanırken” Ölümsüzlük Ardında Gılgamış Adam Yay.)



Bir de şu yoruma bakın :

Dahi anlamındaki “de”leri ayrı yazmayan birisiyle mi karşılaştınız? Onu uyarın, kınayın, hatta saçını çekin, kalemini alın, bir daha vermeyin… Sonra bir daha düşünün ve hayata dokunun: bu dünyada olması gerektiği gibi olmayan ne çok şey var değil mi? Ayrı yazılmayan dahi anlamındaki “de”lerden böyle rahatsızlık duyabiliyorsa bir insan, hayatı güzelleştirmeye de adaydır bizce.
İletileriyle bu çalışmaya destek veren arkadaşlarımıza sonsuz teşekkürler. Bize yazın, sizi duyuyoruz biz!

“Bir ufak mesaj neye yarar ki!” demeyin. Siz “Kelebek Etkisi” nedir bilir misiniz?



İlave olarak utanç tablosu eklemişler bazı kelimeler ile ilgili "google" aramasında rekor yanlışlık olarak, adeta herkes yapmış bu yanlışlıkları :

yada
bende katılıyorum
bencede
onuda
çokta
herkez


Rekor bunlara ait. Bayağı ilginç geldi aldım buraya.

sargon 29-07-2006 04:37

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Hocam, bir de şu sözcük yazımları hakkında bizi aydınlatsan. Örneğin ben sürekli "hıristiyan" yazarım, "hristiyan" yazmam.

Doğru olan hangisidir?

Hristiyan mıdır, hıristiyan mı?
Meyve midir, meyva mı?
Makine midir, makina mı?

sodomo-- 29-07-2006 05:08

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sargon, bak bazılarını aşağıya aldım.

---------------------------------

Hıristiyan değil Hristiyan yazmalısın (ki ben de çok yapmışım bu hatayı--burada benim takıldığım baş harfinin büyük olup olmadığı çünkü "Hristiyanlık" isim ama "hristiyan" sıfat olduğu için küçük harf ile başlamalı diye düşünüyorum)

Makina değil makine yazmalısın

Meyva değil meyve yazmalısın

Yanlız değil yalnız yazmalısın

Yalnış değil yanlış yazmalısın

Çünki değil çünkü yazmalısın

Herkez değil herkes yazmalısın

Kurdela değil kurdele yazmalısın

Sarımsak değil sarmısak yazmalısın (Kaynak TDK Türkçe Sözlük)

Fasulya değil fasulye yazmalısın

Ambülans değil ambulans yazmalısın

Akedemi değil akademi yazmalısın

Deklerasyon değil deklarasyon

Papuç değil pabuç yazmalısınız

Orjinal değil orijinal yazmalısın

Konservatuar değil konservatuvar yazmalısın

Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısın

Sovan değil soğan yazmalısın

Kapora değil kaparo yazmalısın

Prosedir değil prosedür yazmalısın

traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısın

dokuman değil doküman yazmalısın

Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısın

Acenta değil acente yazmalısın

-------------------------

Başka varsa merak ettiğin sor araştırırım.

sodomo-- 29-07-2006 05:45

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sargon bak bunları da not ediver :

bir çok değil birçok (bitişik yazılır)

bir kaç değil birkaç (bitişik yazılır)

hiç bir değil hiçbir (bitişik yazılır)

AMA,

birşey değil bir şey (ayrı yazılır)

herşey değil her şey (ayrı yazılır)

herhangibir değil herhangi bir (ayrı yazılır)




yayınlamak değil yayımlamak

şarz değil şarj

ünvan değil unvan

inkilap değil inkılap

hemşeri değil hemşehri

dinazor değil dinozor

gurup değil grup

-----------------------

K.C. 29-07-2006 13:48

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili sodomo..
Siteye girmedim ancak ayrı yazılacak 'de'lerle ilgili alıntıladığınız yorumu okudum. :) Bittim vallahi. Birileri beni tasvir etmiş sanki.

Geçen aylarda ünlü bir Türk sitesinin imla hatalarına takmıştım. Hele ki o imla hataları ana sayfadaki başlıklarda olunca daha bir çarpıyor insanın gözüne.
Onlara oturdum dil bilgisi dersi verdim. Şu başlıktaki 'de'yi ayırın, şuradaki 'ki' öyle olmaz böyle olur diye. Sonuç ne mi oldu? Hiç takmadılar bile. Oysa aynı şeyleri kaç kez bildirdim.
Neyse efenim, inşallah hassasiyetimiz uyara uyara başkalarına da bulaşır.

Orjinal kelimesi en takıntılı olduğum kelimelerden biri. Bir de inisiyatif. Bence Türkçe'deki o 'i'ler fazlalık. Ama TDK sitesinde de 'i'ler olunca sinir de olsam :) yazmak durumunda kalıyorum. Bu kelimelerin orjinalleri (orijinalleri) yabancı kökenli ve geldikleri dilde 'i' harfi yok bildiğim kadarıyla.
Bir tezim var kendimce. Türklerin dil yapısı (gerçek manada, ağızdaki dil) birkaç sessiz harfi ardı ardına telaffuz etmeye müsait olmadığından o fazlalık 'i'leri sokuşturmuşlar diye düşünüyorum. Sadece bu kelimelerde değil. Yabancı dilden gelen ve ardı ardına üç sessiz harfi bulunan kelimelerin bir yerlerine illa sesli harf eklemek gibi bir meziyetimiz var.
(Bu tamamen benim tezimdir, kimseye kaptırmam) :)

29-07-2006 14:00

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili K.C.

o iki sözcüğün de geldikleri dillerde yazılışları i ile.
Orijinal = Original (Origin = köken, Origin of Species = Türlerin Kökeni :) Tr: Özgün )
İnisiyatif = Initiative ( Tr: Öncelik)

Yabancı dillerde küçük i harfi ve büyük olarak I var. Bizim alfabemizdeki tek sorun bu. Bu sorunun ortaya çıkışı da bilgisayar kullanımı ile başlıyor. Günümüzde de, i ve I harflerinin kullanımı bazı yazılımlarda sorunlara neden oluyor. Neyse, bu başka bir konu, buna girmeyelim.

neutrino

K.C. 29-07-2006 14:12

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Neutrino, teşekkür ediyorum. Öğrenmenin yaşı yok... :)

Bir şey sormak istiyorum. Peki o yabancı dillerdeki 'i' harfleri telaffuz ediliyor mu? O kelimelerin asıl dillerindeki telaffuzu nasıl?
Bir de 'ıspanak' kelimesinin başındaki 'ı' orijinalinde yok değil mi?

29-07-2006 14:27

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Original : Orijinıl şeklinde
Iniative : İnişieytiv şekline (en azından benim bildiğim kadarı ile)

Ispanağın kökeni ise ilginçmiş:
Etymology : Middle English spynache, from Middle French espinache, espinage, from Old Spanish espinaca, from Arabic isfAnAkh, from Persian

Farsça ve Arapça İsfanak, İspanyolcaya espinaca olarak geçmiş, oradan da Fransa üzerinden Britanya'ya geçmiş ama yolda başındaki e düşmüş :)

neutrino

29-07-2006 14:40

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Bir sözcüğün yazılışında şüpheniz mi var? Google yazım (imla) kılavuzu yazın. Türk Dil Kurumu-Yazım Kılavuzundan istediğiniz sözcüğün yazılışını bulabilirsiniz.

29-07-2006 14:51

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sevgili K.C.
Aynı hecede peşisıra gelen iki sessiz harf arasına bir sesli harf eklemek konusundaki tezine katılıyorum.

Örneğin televizyon sunucularının büyük bir kısmı "stüdyo" yerine "sütüdyo" diyor.
"tren" yerine "tiren",
- Sargon'un yazısında sorduğu gibi- "hristiyan" yerine "hırıstiyan" diyoruz.

Bunun sebebinin, bu tür yabancı kelimelerin, konuşurken dilimizdeki akıcılığı bozması olduğunu düşünüyorum. "iki sessiz bir sesli harf" in çıkardığı sesi çıkarınca nedense dilimiz sürçmeye başlıyor. Sanırım bu sesleri çıkarmaya çalıştığımızda konuşurken kullandığımız dil, damak, dudak, gırtlak ve kas gruplarını alışık olmadığımız bir şekilde kullanmamız gerekiyor bu da dilin akıcılığını engelliyor. bu durumda da durumu kurtarmak için araya sesli harfler ekleyiveriyoruz.

Ekleyelim efendim, ekleyelim de çıkarmayalım...
Zaten imlamızda şapka kaldırıldığından beri "hala" lar, dayılar birbirine girdi. Dilimizdeki, "yumuşak ge" diye adlandırdığımız "Ğ" "ğ" harfi yavaş yavaş kabristatnına doğru yol almaya başladı bile. İnternet ortamının az harfle çok şey ifade etme çabası "iyi" sözcüğündeki "y" harfini de götürecek gibi.

Sonuçta dil yaşayan bir organizma gibidir elbette değişecek, değişimden geçecek. Ancak gördüğüm kadarıyla, bir taraftan yabancı kelimelerin istilası, bir taraftan o kelimeleri Türkçe'ye uygun hale getirme çabası ve bunlar olurken de Türkçe'de kullanılagelmiş sözcüklerin seslerini ve dolayısıyla kişiliklerini kaybetmesi, Türkçe'ye "saldım çayıra mevla'm kayıra" durumunun hakim olduğunu düşündürüyor.

Bu sürecin sonu var mı; yani "anlayamıyorum çocuklarım ne diyor" noktasına geldikten sonra mı dilimize sahip çıkma bilincine varacağız. Veya "bir defayla birşey olmaz" dayatması duygularımızda algılarımızda bir "yalama", "diş tutmama" fenomeni mi oluşturdu... Alışamadıklarımıza alışır olduk ta farkında mı değiliz.

K.C. 29-07-2006 14:58

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Ipanağın evrimi ilginçmiş. Kendisi gibi ısıtıldıkça kütle çekimine sebep olmuş kelime de. :)
Kelimelerin kökenine ine ine MU uygarlığına ulaşmamız muhtemeldir :)

Bu gün okuduğum birkaç şeyi buraya yazmak istiyorum. Sinan Meydan'ın 'Atatürk ve kayıp kıta MU' isimli kitabından.
Tahsin Mayatepek'in Türk Dil Kurumu'na gönderdiği 7. rapordan alıntı.

"TA-HA sözündeki (TA- yıldızlar, HA-su) yani su ihtiva eden yıldızlar. Bunu Churchward'ın izahatına müsteniden arz ediyorum. Bu ipucunu elde ettikten sonra Maya lügatı vasıtasıyla diğerlerinin manalarını kendim halle muvaffak oldum:

TA-SİN: (TA- yıldızlar, SİN-saha, mıntıka, havali, yani yıldızların bulundukları saha, GÖK, SEMA.

HA-MİM:(HA-su, MİM-Mu kıtasının alfabetik sembolüdür. Mu yazısında MİM harfinin adı Mu olup, yazılışında 41. sahifedeki tabloda görüldüğü üzere şu (_) şekilde küçük bir semboldür. Dikkate şayandır ki ilk yazılan KUR'AN'LARDA Mim harfi aynı (_) şeklinde yazılmıştır. Bu izahtan sonra
HA-MİM sözünün manası (Suya batmış Mu kıtası) demektir. (bence burada batmış demekle zorlama bir yorum yapmış Tahsin bey.)


YA-SİN: Ya-yas, teessür, elem, SİN- saha, havali, yani elem ve mihnet sahası ve diğer bir tabirle Küre-i Arz demektir. YA-SİN sözünün manası Yas içindeki yer demektir."

Ben oldukça ilginç buldum bu tespitleri.

deli_cevat 29-07-2006 17:07

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
sodomo abi bende bişey sorcam
atelye mi yazılır atölye mi

29-07-2006 17:09

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
TDK'ya göre atölye doğrusu.

http://tdk.org.tr

sodomo-- 29-07-2006 18:01

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Aslında bu etimoloji konusuna hiç girmesek iyi ederiz ama hazır konu açılmışken ben de ilginç bulduğum bazı kelime kökenlerini aşağıya aldım.

lahmacun: Bu sözcüğün "macun"la ilgisi dolaylıdır. Arapça'da "acin" yoğrulmuş (macun o kökten gelir), "lahm" ise "et" demektir. Lahm-i acin: yoğrulmuş et...

anahtar: Bu sözcüğün kökü, yunanca "anihto" (açmak) eylemidir. "Anihtiri" ise "açmaya yarayan" anlamındadır; yani "anahtar"... Yunanca kökenli sözcükler aslında dilimize Anadolu'da konuşulan Rumca'dan geçmiştir.

kilit: Yine Rumca'daki "kleo" (kapatmak) eyleminden türeyen "kleidi" ("klidi" diye okunur; "kapamaya, kilitlemeye yarayan" anlamında...) sözcüğünden gelmektedir

vapur: İngilizce "vapour" (buhar) sözcüğünden geliyor

sütyen : Fransızca'daki "sous tien"dir ("aşağıdan tutan" anlamında). Okunuşu: sutien

kaldırım : Asıl kökeni Rumca'dır. Rumca'da "kali", "iyi" anlamındadır (kalimera: günaydın, iyi günler). "Dromos" (sondaki "s" genelde okunmaz) ise "yol" anlamını taşır. Yani kali-dromos: iyi-yol; yani yürümeye elverişli, taşsız, tozsuz, çamursuz yol...

bendeniz : "-niz" eki Türkçe'dir. "Bende", Farsça'da, "kul, tutsak" demektir eskiden insanlar kendini "ben kulunuz..."diye sunarlarmış.

metelik: Sondaki -lik eki, türkçe sözcük çağrışımı yapıyor; "yemeklik yağ"daki gibi... Aslı ise batı dillerinden geliyor: İngilizce'de, metallic; yani metal para... Biz kullanırken baştaki bölümü de bir Türk ismiyle (mete) değiştirip kullanagelmişiz


Günler
---------

1- Pazar: Farsça'daki "bazar"'dan (yiyecek, öteberi satılan yer, pazar) geliyor.

2- Pazartesi: Herkesin bildiği gibi, "pazar-ertesi", yani pazarın kurulduğu günden sonraki gün...

3- Salı: Arapça'daki "salis"ten (üçüncü demek) geliyor, yani "haftanın 3. günü"...

4- Çarşamba: Farsça'daki "çehar" (dört) ve "şenbe"den (gün) geliyor (4. gün).

5- Perşembe: Yine Farsça: "penç" (beş) ve "şenbe"den (5. gün)...

6- Cuma: Arapça'daki "cem" (toplanma) kökünden "cum'a"... (cem, cami, cuma, cumhur, cumhuriyet, cemaat, cemiyet, vb. hep aynı kökten türemiştir) Müslüman toplumlarda toplanma günü, cuma...

7- Cumartesi:: "Cuma-ertesi", yani toplanma gününden sonra gelen gün...


Aylar:

1- Ocak: "Ocak" (ateş yakılan yer, ev yuva) sözcüğüyle doğrudan bağlantısı olsa gerek; yani "ocakların yakıldığı, veya günlerin dışarıda çalışarak-avlanarak değil ocaklarda (evlerde) geçirildiği soğuk ay"...

2- Şubat: Süryanice'de, yeni takvimin ikinci ayına verilen isim (şabat/şobat)... Türkçe'de anlamını korumuş.

3- Mart: Latince'de "Mars" (savaş tanrısı) isminden... ( Özellikle batı toplumları, çoktanrılı din döneminde ay ve günlere tanrıların veya kimi imparatorların vb. ismini vermişlerdir. Tektanrılı din döneminde birçok dilde bu isimler büyük çoğunlukla değiştirilmiş ama kimi dillerde bir bölümü yine kalmıştır ) Birçok dilde bu ayın adı benzer isimler alır: Maerz (Almanca), mars (Fransızca), maris (Arapça),marzo (İspanyolca),marzo (İtalyanca),march (İngilzce), vb...

4- Nisan: Süryanice'den (nisanna) ay ismi... Aslında bu isim Süryani, Sümer, Akad ve İbrani dillerinde ortak ("nisannus, nasanus, nasanna, nusanus, nusanna" gibi şekilleri var)...

5- Mayıs: Latince'de ay adı (maius)... en büyük anlamındaki "maior"dan geliyor. Büyük olasılıkla bir tanrının (en büyük tanrı?..) adıydı. Bu ay da birçok dilde benzer isimlerle anılıyor: Mai (Almanca),mai (Fransızca),mayo (İspanyolca),maggio (İtalyanca),may (İngilizce), vb...

6- Haziran: Süryanice'de "hazıran" sözcüğü "sıcak" anlamına geliyor. Aynı dilde, bu aya, - "sıcakların başladığı ay" anlamıyla olsa gerek - "hazaran/hazuran" ismi verilmiş.

7- Temmuz: Sümer ve İbrani dillerinde "bey, efendi" anlamındaki "dummuzi" (Sümerce) ve "tammuz" (İbranice) sözcüklerinden geliyor, ancak ismi alış nedeni açık değil.

8- Ağustos: Latince "Augustus"tan (Roma imparatoru'nun adı)... Bir söylentiye göre, Augustus'un dogdugu aya bu isim verilmis. Augustus'un adı da "augus: kutsal" sözcüğünden geliyor.

9- Eylül: Süryanice'de "aylul" (üzüm), yani "üzüm ayı"... Mezopotamya dillerinde hep ortak isim olarak bu kullanılır (Şubat, Nisan ve Haziran'da olduğu gibi).

10- Ekim: Türkçe "ekme" eyleminden... Tarlaların sürülüp ekildiği ay...

11- Kasım: Bana göre bu isim "titreme, titreşme" anlamlarını taşıyan (Eski Türkçe) "kas, kasma, kasnama" sözcükleriyle ilgilidir. Yani "rüzgarların başlayıp ağaçları, yaprakları titrettiği ay" anlamında.... Yine Türkçe olan "kasırga"'da da bu anlamın çok güçlü olarak bulunması bu fikri oldukça destekler görünüyor. Yine de tartışmaya açık...

12- Aralık: Türkçe'deki "aralık" sözünden geliyor olsa gerek ancak taşıdığı anlam tam açık değil. 10 aylık takvimden 12 aylık takvime geçişte araya konan bir ay olarak mı bu ismi almış acaba? Tartışılır.


Kaynak : http://www.ehb.itu.edu.tr/~alizeki/etimloji.html

29-07-2006 18:27

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Ağustos'un hikayesi oldukça komik. Wikipedia da bu olay kısaca özetlenmiş.

http://tr.wikipedia.org/wiki/J%C3%BClyen_takvimi

sodomo-- 31-07-2006 01:46

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Neyse kaldığımız yerden devam edelim...

Bu "virgül" konusunun önemini vurgulayan bir örnek :

"Oku adam ol baban gibi, eşek olma."
"Oku adam ol, baban gibi eşek olma"


Görüldüğü gibi birinci cümle de baba "adam" olmuştur ama ikincisinde "eşek"

Sakın bu tip anlam kaymalarına yol açacak virgül hataları yapmayın.

İlave olarak çoğunlukla yapılan yanlışlıklardan bir kaç örnek :

Bütün "-sever" li kelimeler bitişik yazılır.

Futbolsever, sanatsever vb.

"doğru düzgün" değil "doğru dürüst"

'anasayfa' değil 'ana sayfa'. (ayrı yazılır)

"Görmemezlikten gelmek" değil "görmezden gelmek"

"Duymamazlıktan gelmek" değil "duymazdan gelmek"


Eğer sizin de bildiğiniz/öğrendiğiniz bu tip yanlış kullanımlar var ise mutlaka bunları yazın.

sodomo-- 31-07-2006 02:12

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Daha önce bahsettiğimiz bazı konulara biraz daha değinelim.


Dedik ki : "Her şey" kelimesi ayrı yazılır. Ama bunun istisnaları var.

"Migros'da her şey indirimli satılıyor" derken "şey" kelimesi tek başına bir anlamı var ve Migros'da satılan her bir ürünü ayrı ayrı belirtiyor.

AMA,

"Seni herşeyden çok seviyorum" derken bitişik yazılır çünkü burada "şey" kelimesi kendi başına bir anlam ifade etmemekte ve "herşey" diyerek başka bir bütünü anlatmaktadır.


Ve bu meşhur "de", "da" eki ile ilgili bir kaç şey daha :

"Bu kitaptan bende var."

"de" ekini cümleden çıkaralım;

"Bu kitaptan ben var."

Olmadı ve anlam bozuldu.

Burada görüldüğü gibi "de/da" durum eki dir. Yani "yer" ve "bulunma" anlamı veriyor bu yüzden bitişik yazılır. Bu tip "yer/bulunma" anlamı ve ren de/da ekleri çıkartıldığunda anlam bozulur. Yani eğer bu de/da ekleri konusunu tam anlayamadıysanız böyle bir test yapabilirsiniz. Çıkarttığınızda anlam bozuluyorsa "bitişik" yazılan "durum eki" olan de/da söz konusudur.

Bağlaç olan "de" cümleden çıkartıldığında anlamda daralma olur ama ama cümle yapısı bozulmaz.

"Ankara da İstanbul da çok kalabalık oldu"

"da" bağlacını cümleden çıkaralım;

Ankara İstanbul çok kalabalık oldu.

Görüldüğü gibi anlam daralması var ama anlam bozulması yok.

mhmd 22-11-2006 17:22

türkçe
 
I
İnsan olduğumuzun en gerçek ve ele gelir tarafı; ferdi ve toplumsal olarak, çeşitli öğeler ile, kurallı ve biçimsel olarak iletişim sağlamamızdır. Söz konusu iletişimde en büyük payda, konuştuğumuz dildir. Gerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı (Birlikte yaşadığımız tüm ırkların insanları) gerekse bir Türk olarak sahip olduğumuz ülke değerlerinin en büyüğü olan dil.
Çatışmaların ve anlaşmazlıkların baş aktörü, iletişimsizliğin kaynağı, yeterince kullanılamayan dil.
Gerek sitemizde gerekse günlük hayatımızda doğru kullanmamız gereken dil.
Chat odalarında, şakalarda, sokakta itina ile uygulamamız gereken dil.
Konumuz olan dilimiz; güzel TÜRKÇEMİZ.
Elimizin verdiğince, dilimizin döndüğünce, gönlümüzün verdiğince, vaktimizin arasında hepimizin bildiği birkaç şeyi hatırlatmak isterim.
Esas amacım; Sitemizdeki, forum ve chat odalarında kullandığımız TÜRKÇEMİZİ kurallı ve düzgün bir şekilde kullanmaktır.
Edebi bir site olmadığını bildiğim sitemizin, amacından birinin de Atatürk ilke ve İnkılapları taraftarı olması gereğiyle böyle bir başlığı uygun gördüm.
Şimdiden;
Bir uzmanın konusu olduğu için Sn. Ezkamo hocamdan
Yeni bir başlık açtığım için Sn. Spartacus hocamdan.
Özür dileyerek başlıyorum. Sitemize hayırlı olsun. *

Dilin önemini günümüzden aşağı yukarı 2500 yıl önce yaşamış büyük bir Çin filozofu olan Konfüçyüs, şu meşhur konuşmada ne güzel ifade eder:
Konfüçyüs’e sordular:
- Bir memleketi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?
Büyük filozof şöyle cevap verdi:
- Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım.
Ve dinleyenlerin hayret dolu bakışları arasında devam etti:
Dil kusurlu olursa, kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Vazifeler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir.”

Devam edecek…

22-11-2006 17:49

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sayın Mhmmd,

Faydalı bir konu seçmişsiniz. Sodomo'nun ilgili başlığı ile birleştim başlığınızı, ilgili bilgiler bir arada bulunursa daha faydalı olacaktır zannımca.

merwe

mhmd 22-11-2006 18:03

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
Sn. Merwe,

Yardımlarınıza teşekkürler. Sodomonun bu başlığı hakkında bilgim yoktu. Bir de konu olarak arama yapmanın inceliklerini gösterseniz sevinirim. Arama sadece site adı ve başlıkları arama şeklinde olunca yorucu oluyor.

Sn. Sodomo,

Sakıncası yoktur umarım.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

mhmd 23-11-2006 09:54

Re: Doğru yazmak, imla, yazım kuralları
 
II
“Türkçe’nin yer aldığı Altay dil ailesi, adını, Orta Asya'da bulunan Altay Dağlarından alır. Göçebe yaşayan bu insanların bir kısmı Avrupa'ya, diğer kısmı ise Japonya'ya doğru hareket etmiştir. Bu dil ailesinde en çok kullanılan (ve en Avrupalılaşmış) dil, Türkçe'dir. Bu gruba ait diğer diller: Moğolca ve Mançuca'dır. Bazı dilbilimciler Japonca ve Korece'yi de bu dil ailesine dahil etmektedir. Bunun yanında böyle bir dil ailesinin bulunmadığı ve bu dillerin bir dil grubu oluşturduğu görüşü de vardır”
Kaynak (http://tr.wikipedia.org/wiki/Dil)

“Türkçe Dünya’nın en eski kültür ve yazı dillerinden birisidir. Lehçeleri ile birlikte 2.000.000 kelimeye sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bu özelliğiyle de dünyadaki, kelime hazinesi en zengin dil konumundadır. Türkçe’yi sırayla Macarca ve Japonca takip etmektedir ki; bu dillerin de Türkçe ile çok yakın bir akrabalığı söz konusudur. İşte tüm bu özellikleriyle Türkçe, diğer dillerle kıyas bile kabul etmeyecek bir yapıya sahiptir. Türkçe gayet ahenkli, öğrenilmesi kolay bir dildir. Dil bilimciler Türkçe için matematiksel, formüllerden oluşan bir dil tanımını kullanmaktadırlar. Türkçe son derece kurallı bir dildir.”
Kaynak (http://www.amatorceedebiyat.com/eser.asp?id=11119)

Cehalet başa bela, hele hele bu cahil benim gibi kapkara bir cahil olursa işte böyle olur.
Bu sabah kafama takılan bir soru için İngilizce’si iyi bir arkadaşımdan yardım istedim. Söz konusu kelime İngilizce’den gelen doğrudan bir kelime idi. Türkçeleşmemiş, değişime uğramamış doğrudan kullanılan bir kelime “OUTLET” kelimesi.
Hani yeni moda olduğundan mıdır? Yoksa bunu kullananlar İngiliz soyundan mıdır? Bilemiyorum ama büyük satış mağazalarında, giyim bölümlerinde girişin üzerinde büyük kalın harfler ile yazmışlar “OUTLET CENTRE” diye.
Bir de bilgiç bilgiç okumaz mıyız bunu “-AUTLIT SENTIR” diye bitiyorum.
Ne olduğunu bildiğinizi de biliyorum. Ama dedim ya bu cahil bilmiyordu.
Arkadaşım bana açık açık anlattı. Büyük giyim(Konfeksiyon) ortaklıklarının (şirketleri) dış satım (ithalat) fazlası olan malların satıldığı yerlermiş buralar. Ucuz oluyormuş, kaliteli malzeme buluna biliniyormuş, miş, muş…
Hayırlı uğurlu olsun. Olsun da benim gibi kara cahillerin anlayabileceği bir şekilde olamaz mı? Diye düşünmeden de edemedim.
Mesela “SATIŞ FAZLASI”, “DIŞ SATIŞ KALANI”, “BEN UKALAYIM YERİ”, “DİLİMDEN NEFRET EDERİM MAĞAZASI” vs.
Devam edecek…


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:55 .