Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2776)

exclusive 23-09-2006 01:45

Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Allahın yokluğunun ispat edilmesi mümkün müdür? Böyle bir ispat aranmalı mıdır? Aranır da bulunamazsa bu ne anlama gelir?

Şimdi bir insan çıkıp "benim telepati yeteneğim var, insanların düşüncelerini okuyabiliyorum" gibi bir iddia ortaya attığında bu iddia bilimin inceleme konusu olabilir. Zaten böyle iddiaları olan kişiler olmuştur ve iddialarının doğruluğu bilim adamları tarafından deney ve gözleme dayalı (yani ampirik) metodlar kullanılarak incelenmiştir.

Telepati yeteneğinin var olduğunu iddia eden kişiye bilim adamı tarafından çeşitli testler yapılır. Bu testler sonucunda telepati yeteneğinin varlığını kanıtlayacak neticeler elde edilirse "denekte telepati yeteneği vardır, kanıtlanmıştır" denir.

Eğer böyle bir yeteneğin varlığına dair bir kanıt elde edilemezse bu durumda da "denekte telepati yeteneği olduğuna dair bir kanıta ulaşılamamıştır, denekte telepati yeteneği yoktur" denir.

Bu tip bilimsel araştırmalar yapılmıştır ve araştırmalar sonucu telepatinin varlığı kanıtlanamamıştır.

Bilim "varlığını kanıtlayamadık, bi de yokluğunu kanıtlayabilecekmiyiz ona bakalım" demez.

Bir şeyin varlığını hakkında yapılmış tüm bilimsel araştırmalara bakın. Varlığına dair somut kanıtlar elde edilemediği zaman araştırma, ya sona erer, ya da varlığına dair kanıt elde etme çabalarına devam edilir ama asla yokluğunu kanıtlamayı denemez.

Hele ki yokluğunu kanıtlamayı deneyip bunu başaramayınca "yokluğu kanıtlanamadığı için var olduğu anlaşılmıştır" sonucuna ulaşmış bir bilimsel çalışmayı dünyanın hiç bir yerinde bulamazsınız.


Birşey için "vardır" görüşünü doğru kabul etmek için neyi şart koşmalıyız?

Varlığının somut delillerle kanıtlanmasını mı?

Yoksa yokluğunun delil yetersizliğiyle kanıtlanamamasını mı?

Bunu tartışalım... Örneğin 3 adet var olduğunu bildiğimiz, 3 adet de var olmadığını bildiğimiz ve bir adet de var olup olmadığını bilmediğimiz şey üzerinde her iki şartı işletelim ve sonucu karşılaştıralım.

Var olan şeyler "depresyon", "hava" ve "yer çekimi" olsun. Var olmayan şeyler ise "süpermen" "vampirler" ve "Ağzından ateş üfleyen bir Ejderha" olsun (tabi somut anlamıyla bakıyoruz, yani süpermen derken dünyanın bir köşesinde yaşayan canlı bir süpermen kastediyorum, yoksa süpermen filmlerindeki süpermen karakterini değil). Var olup olmadığını bilmediğimiz şey ise "uzaylı" (yani dünya dışı yaşam) olsun.

Var olduğunu söyleyebilmek için var olduğu kanıtlanmalıdır şartına göre:

depresyon = vardır
hava = vardır
yer çekimi = vardır
süpermen = yoktur
vampirler = yoktur
ejderha = yoktur
uzaylı = yoktur

Var olduğunu söyleyebilmek için yokluğu kanıtlanamamalıdır şartına göre:

Depresyon = vardır
hava = vardır
yer çekimi = vardır
Süpermen = vardır (yokluğunu kanıtlayamadık, koşul sağlandı)
vampirler = vardır (bunun da yokluğunu kanıtlayamadık)
ejderha = vardır
uzaylı = vardır

Görüldüğü gibi 2. durum, yani yokluğu kanıtlanamayan bir şeyin var kabul edilmesi durumu herşeyi var kabul ediyor.

Eğer bilim bu esasa göre işliyor olsaydı yokluğuna dair delil olup olmadığına bile bakmadan her iddiayı doğru kabul edecekti çünkü olmayan bir şeyin yokluğunu kanıtlayan, yadsınamaz kesinlikte somut deliller elde etmek mümkün değil. Bunun mümkün olmadığını da en başından bildiğimize göre araştırma, inceleme vs. gibi süreçlerin hiç birine gerek kalmadan her şey vardır, her iddia doğrudur diyebiliriz.

2. yönteme göre allah vardır, vampirler de vardır, ben kalkıp "benim Şemsettin adında, allahtan güçlü bir görünmez yaratığım var" desem ikinci yöntem bunu da doğru kabul etmek zorundadır çünkü Şemsettin'in yokluğu somut delillerle kanıtlanamaz.

Bu yönteme göre yanlışlığını kanıtlanamayacağı için "allah birdir" iddiası doğru kabul edilir, aynı zamanda yine yanlışlığı kanıtlanamayacağı için "allah 12 tanedir" iddiası da doğru kabul edilir. Bu iddialar birbiriyle çelişkilidir ama ikisinin de yanlış olduğu kanıtlanamamıştır ve mecburen iki iddia da doğru kabul edilir.

Görüldüğü gibi ikinci yöntem çok sorunludur. Bizi yanlış bilgilere götürmekte ve çelişkili çelişkisiz, doğru yanlış her iddiayı doğru kabul etmektedir. Dolayısıyla bu yöntem hiç güvenilir bir yöntem değildir.

Ben de bu sebeple varlığı tartışmalı bir şeyin var kabul edilmesi için varlığınının kanıtlanmasını şart koşma taraftarıyım.

Yokluğunu kanıtlayamamak tek başına bir kıstas kabul edildiğinde ne kadar yanlış sonuçlara ulaşacağımız ortada. Peki her iki durumu beraber kullansak ne olur?

Bana göre varlığın kanıtlanamaması durumuyla yokluğun kanıtlanamaması durumu birbirine zıt olan ama aynı derecede geçerliliği olan durumlar değildir. Yani varlığını kanıtlayamadığımız ve aynı zamanda yokluğunu da kanıtlayamadığımız birşey varsa bu durumda karar terazimiz dengede kalmış değildir çünkü bu iki durum aynı anda da ortaya çıkan durumlardır. Eğer bir şeyin varlığı kanıtlanamıyorsa yokluğu da kanıtlanamaz.

Eğer yokluğun kanıtlanamaması ve varlığın kanıtlanamaması durumlarının her ikisine de bakıp öyle karar verelim diyorsak bu durumda "ya var olduğunu kabul et ya da kararsız kal" sonucu ortaya çıkar çünkü varlığını kanıtlayamayıp yokluğunu inkar edilemez delillerle kanıtlayabileceğimiz bişey bulmak imkansızdır.

Zaten tek başına kullanıldığında hep aynı sonucu verdiğini yani bi bakıma etkisiz eleman olduğunu gördüğümüz bir kıstas şeklini, bize çok daha doğru sonuçlar veren bir kıstas şekliyle birleştirmek de gereksiz bir iştir. Gereksiz olması sebebiyle de yanlış bir iştir.

Pozitif bilimlerde basitlik ilkesi vardır. Eğer basit bir sistemi bir başka sistemle birleştirip daha karmaşık hale getirecekseniz bunu yapmak için geçerli bir nedeniniz olmalıdır. Basit bir sistem etkisiz bir sistemle birleştirilip daha karmaşık hale getirilmişse, basitlik ilkesi, etkisiz sistemin çıkartılıp sistemin basitleştirilmesini emreder.

Arkadaşlar fazla uzatıp saçmaladıysam özür dilerim ama bu yazdıklarım sadece "tanrının yokluğu da ispatlanamıyor" şeklindeki savunmayla durumu 0-0 berabere ilan eden düşünceye bir cevap değil, aynı zamanda benim düşünce biçimimi ve neden "ateist" olduğumu özetleyen şeyler.

vartor 23-09-2006 03:34

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili exclusive, senin yazdiklarin, normal dusunebilen insanlar icin gecerli. Beyni muhurluler malesef bu mantigi anlayamaz.

mhmd 23-09-2006 13:16

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sn. Exclusive,

Sözü fazla uzatmadan biraz zülfü yare dokunalım istedim.

İnsan düşüncesinin var olduğu andan itibaren başlayan ve insan düşünce sonuna kadar süreceği var sayılan baba bir konu. Varlığının veya yokluğunun ispatı.

“-Varlığına dair somut kanıtlar elde edilemediği zaman araştırma, ya sona erer, ya da varlığına dair kanıt elde etme çabalarına devam edilir ama asla yokluğunu kanıtlamayı denemez.”
“-Eğer bir şeyin varlığı kanıtlanamıyorsa yokluğu da kanıtlanamaz.”

Bu iki cümle bana zıt şey veriyor. Ve her şeyi de pozitif bilimlerden beklemek haksızlık gibi geliyor.

Şahsen düşüncem; Varlığının ispat edilememesi üzerine kuruludur.
Ama bu düşüncem; inancıma halel getirmiyor.
Zaten özde de; -İman edilir, varlığını ispatlama ön şartı yoktur.
Birini yaparken kalbimizi kullanır hislerimiz ile hareket ederiz.
Diğerinde; beynimizi kullanır aklımızla hareket ederiz.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

Cemal 23-09-2006 14:01

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
esklüsit abim-*
bilimsel abim meraba.abim insan asla o deil*-ama sana sorum şu*(fazla cailce bulursan cevap verme*ozaman özür diledim)

Robot -*kendine imal edip*-akılını pororam yapmış olana annayabilirmi.
pororamında verilen herşeye yapsa,
ama kendini yapana annayamasa*-
o çok kudretli ve kendi kendinimi yaratmış olcek*?burda şimdik imalatçının durumu ne?*
onun bunu annayamaması seni*-imalatçıyı-pororamcıyı yok edermi güzel abim.?*

cehaletimizi caillimize baışlayın*(muhammed abi bu lafa senden çaptım.tam burda kullanılcek laf.izinsis aldık-kusurumuzu caillimize say. :cry: )

cahil krdş. cml.

23-09-2006 14:02

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Bu konuda Tarih bilimi belirgin somut kanıtlar elde etmiştir! 10000-15000 yıl öncesinden gelme eski tabletler deşifre edilmiş ve bunlar bilim dünyasına sunulmuştur. Bunların kalıntıları denilebilecek alıntılar(Yaradan ile ilgili),semboller, yazılar hep eski insanların Yaradan'a inandığını göstermiştir.Ama bilimi dinden uzaklaştırmak isteyen insanlar bunu özellikle bloke etmiştir. Peki atesitliğin tarihi ne kadar eskidir? Hangi kavim Tanrı yoktur demiştir?
Ama işte görmek gerekir. İnanmayanlara gerçeği süsleyip önlerine sersek süs yoktur derler bu seferde :S İnsan kibirli bir yaratıktır. Kibri yüzünden doğaya zarar verir. Yani bu tür tepki vermesi bunla orantılıdır.
Ben açıkcası Tanrı yoktur diyen bir kavim şimdiye kadar rastlamadım.Araştırdığım kadarıyla Nuh Tufanına kadar insanlar gerçek olarak Yaradana inanıyorlardı. Nuh Tufanına kadar zamanla insan Yaradanı unutup yozlaştı, sonra başlarına felaketler geldi. Nuh Tufanından kaçan insan eski geleneklerini gerçekleştirmeye çalıştılar. Ama bazı rahip kurumları yine olayı yozlaştırdı ve zamanla semboller Tanrı oldu! Ama yine de baktığımızda(kesinlikle görmek lazım) eski geleneklerden alıntılar var az da olsa!...

vartor 23-09-2006 15:57

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili muhammed,
* * Imanin nelere muktedir olgugunu iyi bilirim. Yazilanlari muhakeme edis seklinden,mantikli oldugun da anlasiliyor.(her ne kadar bazen, imanin agir bassa da,)
*Insanlik var oldugundan beri, bazi acikliyamadigi olaylari bir veya bircok tanrilara atfetmis onlardan medet ummustur. Bugun eski tapilan seylere komik, aptalca gozuyle bakiyoruz,hatta alay bile edebiliyoruz boyle inanclarla. Hindistanda inek ,hala kutsal . Gunese tapanlar hala mevcut.
* Kime, neye taparsa tapsin iman sahibi icin farketmez. inandiginin herseyinin *dogru olduguna emindir, baska alternatifi kalmaz. Aynen, gunumuzde tek tanriya inananlarin , inandiklari seyin, kesinlikle var olduguna iiman ettikleri gibi

exclusive 23-09-2006 16:14

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
mhmmd, "herşeyi de pozitif bilimlerden beklemek olmaz" diyorsun. Ben bu sözü "herşey de bilimsel olacak değil ya" şeklinde algılayıp sana hak veriyorum.

istavrit 23-09-2006 16:36

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
sayin *finrod,

Tarih bilimi belirgin somut kanıtlar elde etmiştir! 10000-15000 yıl öncesinden gelme eski tabletler deşifre edilmiş ve bunlar bilim dünyasına sunulmuştur. demissiniz..

yani semevi dinlere kadar insanlar surekli tapinmislar..ve bu teze gore insanligin yasinin tabletlere gore bile en az 10-15000 yil oldugunuzu kabul ediyorsunuz..

burada simdi celiskiye dustugunuz bir nokta varki icin icinden cikan akli basinda musluman varmidir bilmiyorum, ben duymadim...islamin bilimle celismedigini savunan arkadaslar bu konudaa ne dusunuyorlar..

semevi dinlere gore ilk insan ilk peygamber adem ve zevcelerini insanligin baslangici olarak kabul ederseniz *semevi dinlere gore insanligin yasi 7.000 yildir..

bu konuda islami kaynaklar kesin bilgi vermemekle birlikte ademin 2000 *yil,ademden sonraki peygamber idrisin 360 sene,nuhun ademden 1000 yil sonra geldigi ve 950 yasadigi ayet ile belirtilmistir
..
"Şüphesiz ki biz Nuhu kavmine Peygamber olarak gönderdik. Aralarında elli yıl hariç bin yıl kaldı" (el-Ankebut, 29/14).


kisacasi peygamberlerin yaslarini alt alta eklediginizde ortaya cikan insanligin yasi akilli tasarimci inancina gore 7.000 yildir

bilim adamlari bu konuda milyonlari bulan yillarla konusuyorlar..En eski ve en eksiksiz insansi yaratik iskeleti 3.18 milyon yil oncesine ait olup 1972'de Etiyopya'da bulunmustur. Akilli insan grubuna ait en eski bulgu ise 92 bin yil oncesine ait olup Israil'de cikarilmistir. Anatomik yonden modern insanlarin tipik ozelliklerine sahip olan bu buluntular, modern insanin Ortadogu'yu *yaklasik 100 *bin yildan bu yana *isgal ettigini gostermektedir.

bilime gore, adem babaniz dunki cocuk,

Peki atesitliğin tarihi ne kadar eskidir?

birakin siz ateizmin tarihini...ateizm din degildir, ideoloji hic degildir..hatta felsefede degildir..
ateizm son ikiyuz yilda sekillenmis bir gercektir..
islam bilimle celisirmi celismezmi? siz bunlarin cevabini verin.

gelin isin icinden cikin bakalim?

exclusive 23-09-2006 17:17

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Finrod Ancalime,

Dinin hikayelerinin gerçekten yaşanmış şeyler olduğunu gösteren bilimsel bulgu yok. Zaten anlatmaya çalıştığım şey de bu. Böyle bir bilimsel bulgu olsa nuh tufanı sadece din içerikli kitaplarda değil, aynı zamanda tarih kitaplarının hepsinde de yer alan bir hikaye olurdu. Şu tarihte yaşanmıştır, falanca arkeolog tarafından kanıtlanmıştır, etkisi şu kadar olmuştur vs şeklinde tarih kitaplarında yer verilirdi.

Kanıt olmadığı için bilimsel bir çalışma nuh tufanını yaşanmış bir olay gibi aktaramaz. Böyle aktarırsa da çalışma bilimsel bir çalışma olarak kabul edilmez.

Tabi günün birinde bu dini hikayelerin doğruluğu kanıtlanırsa o zaman Nuh Tufanı bilimsel kitaplarda da yer alabilir, bir çağı bitirip başka bir çağı başlatan önemli olaylardan biri olarak da kabul edilebilir, pek çok bilimsel olguda neden olarak açıklanan bir husus olarak da yer bulabilir.

Şu an için dini hikayelerin hiçbiri bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Benim şahsi tahminim gelecekte de kanıtlanamayacağı yönünde.

Bu tarz dini hikayelerin bir kısmı tarih bilmi, fen bilimleri, astronomi, antropoloji gibi çeşitli bilim dallarının alanlarına da giren hikayeler olduğu için ve ayrıca bu bilim dallarının söylediklerinden çok daha başka türlü şeyler söyledikleri için din ile bilim çelişmektedir.

Örneğin tarih, kavimler göçünden bahseder ama nuh tufanından bahsetmez, tarih bilmine göre nuh tufanı diye bişey yoktur. Paleoantropoloji bilmi ise arkeolojik bulgulara ve onlar üzerinde yapılan bilimsel incelemelere dayanarak ilkel insanı ve onun evrimini anlatır, oysa din, adem ve havva hikayesini anlatır ve kanıt gösteremez, paleoantropolojiye göre ise adem ve havva yoktur.

Bilimin tüm iddiaları kanıtlara dayanır, dinde ise kanıtlanamamış iddialar vardır.

Bu iddialar sadece allahın varlığı gibi gözlemlenemez şeyler değil, aynı zamanda nuh tufanı, ilk insan adem vs. gibi ampirik yöntemlerle incelenebilmesi, kanıtlanabilmesi mümkün olabilen iddialardır ve şu an için tüm bilimsel bulgular böyle hikayelerin birer hikayeden fazlası olmadığını göstermektedir.

Bu arada Finrod Ancalime nickini nerden buldun? Sanki frp den fırlamış bi isim gibi...

frodo 23-09-2006 17:41

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili exclusive:

* * * Forumlarda genel bir yanlış var.İdealist felsefenin içinde
önemli bir yer tutan 'dinsel dogmaların' bilimle savaşı gibi garip
bir görüntü.
* * * Bilim materyalisttir.En azından laboratuarında.O sadece madde
ile ilgilidir.Yani var olanla.Ancak laboratuarından uzaklaştığı anda bilim
insanının ideolojisi ister istemez hortlamaktadır.
* * * Tanrı var mıdır?Buna cevabı asla bilim vermez.Onun ilgi alanı değildir.Bu soruya cevap verecek olan felsefedir.İlginç olan materyalist felsefenin,doğrudan bilimle beslenip ortaya çıkan materyalist felsefenin,son dönemlerde öngördüğü politik sistem olan sosyalizmin "tökezlemesi"
ile birlikte gözden düşme eğilimidir.
* * * Bu tarihsel süreç, ilginç biçimde "bilim "destekli idealizmin düşünsel
dünyada ağırlığını artırması sonucunu çıkarmaktadır.Bilimle, dinsel ideologların uzlaşma eğiliminde olduklarını görmek ve bunun olası sonuçları ile yüzleşmek gerekecek.
* * * Mesela son dönemlerde neredeyse tartışmasız biçimde kabul gören big-bang teorisi..Kilisenin bu teoriye onay vermesi herkesin dikkatini çekmiş olmalı.Yine son dönemlerde “kurana dönüş”hareketi gibi reformist dincilerin de Kuranda mucize başlıklarından birisinin evrenin genişlemesi olması ilginçtir.Giderek garip bir “ama” çekincesi ile evrimin kuranla çelişmeyeceğini söyleyenler çoğalmaya başladı.Ama diyorlar insan bu evrimin dışındadır.İlerleyen tarihlerde ara formüller ile bu iş de halledilir,kaygılanmaya gerek yok!!
* * * Karşılıklı bir uzlaşma pratiği yaşanıyor gibi.”Bilim” teologlara yaşam
alanlarını sürdürebileceği *yeni ve sarsılmasız tahtlar öneriyor,karşılığında da evrim,fizik kuralları ile anlaşılabilir evren gibi tavizler lıyorlar.Aşağıdaki alıntı Tubitak kurumundan prof.Raşit Gürdilek’in okura verdiği bir yanıttan:
Big Bang yani Büyük Patlama öncesiyle "bilimsel" olarak bir şey söylemek mümkün değil, çünkü bilimi yani bildiğimiz fizik kurallarının geçerli olduğu koşulları Büyük Patlama oluşturmuş bulunuyor. Büyük Patlama öncesi, fizikte "tekillik" diye adlandırılan ve bildiğimiz fiziğin geçerli olmadığı bir durum.

Ah evet burada da Tüm ihtişamı ile “yehova” veya “rab”veya “allah”oturmaktadır. Bilim sayesinde yaşam alanı iyice daralan yaratılışçılar için uygun bir “hiçlik”,bilinemezlik...

walla 23-09-2006 17:54

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Binlerce yıldır insanların bir yaratıcıya inanmaları benimde inanmamı gerektirmez. Hem adı üstünde inanç. Kimisi varlığına inanır kimisi inanmaz. Ben inanmam. Beni inanmaya kimsede zorlayamaz. Benim hayatımı inananlar yönlendiremez. Ben sadece benimim, *kendi kendimin sahibiyim, beni allah yaratmamıştır. İnananlar ise kendi inançlarını neden başkalarına zorla empoze etmek ister. Çünkü inanç sistemleri hangi dine mensup olursa olsun çıkar sistemleridir. Benim hiç bir kimseden çıkarım yoktur. Hayatımı idame ettirmek ve mutlu olmak için yapmam gereken tek şey, İnsanların ihtiyacı olan ürünlerin üretimine katkıda bulunmak, bir asalak gibi yaşamamaktır. Böyle olduğu sürece mutlu olurum, ayrıca benim cennete ihtiyacım yoktur, 60-70 yıllık bir dünya hayatı bana yeter ben bilirim ki bir canlı doğar-büyür- ve ölür. Ölümden kaçış yoktur. Cennet için yaşamam, bu dünya için yaşarım. Allah gerçekten varsa bile ben olmadığına inatla inanırım. Çünkü allah yoktur. Var olduğunu ise var olduğuna inananlar ispatlamalıdır.
Ayrıca benim verdiğim vergilerden Din adamlarına verilen Maaşlar gücüme gider, Onları Üretime davet ederim, insansalar üretirler, bir parazit iseler benim vergimle yaşamlarını sürdürürler.Allah yoktur, varsada bu onun sorunudur.

23-09-2006 17:57

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
İşte size gerçekleri söylüyorum inanmıyorsunuz ne yapabilirim ki?
Ayrıca dediklerimi de başka şeylere çekmeniz de anlamadım yani?
Ne alaka insanların yaşı filan ben ondan bahsetmedim ki....
Dedikleriniz olabilir ama işte Meksikada Hindistanda ve bazı sümer tabletlerinin deşifre edilince insan Tek Tanrıya taptığı ve onun hakkında dopru bilgilere ulaştığı belli olmuş.
Yani eskiden vahiy yoluyla gelen bir dinin kabul gördüğü belirlenmiş.Yaratılışla ilgili hikayelerde islamla örtüşüyo...
Yani din çok eski bir tarihe sahip olgudur. Ateizm i de siz söylüyorsunuz adamın biri çıkmış Tanrı yoktur demiş öyle gelmiş bugüne kadar ....
Valla arkeolojik kazıların yalancısıyım ben tarihin yalancısıyım...Gidin tarihe kızın veya ne biliyim, arkeoloji bilimine kızın niye gerçekleri ortaya çıkardınız diye....
Nuh Tufanını destekleyen o zamandan yaşanmış coğrafi değişikliklerin bazıları belirlenmiş. Ama dediğim gibi olayı dinsizlik boyutuna indirmeye çalışan bazıları bunları yalanlamış, insanların bilgenmesine karşı engel olmuşlar.
Siz ne kadar söylenirseniz söyleyin eskiden Tanrı yoktur diye bişy yokmuş. Her nasılsa sonradan türemiş. Tanrı yoktur diyen bu insanların da şu anki bilimsel durumumuzdan daha iyi oldukları söyleniyor. Bu da saçma demeyin yani biraz araştırın görün cık cık cık

23-09-2006 18:12

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Tanrı yoktur diyen bu insanların da şu anki bilimsel durumumuzdan daha iyi oldukları söyleniyor. Bu da saçma demeyin yani biraz araştırın görün cık cık cık
Burdaki cümlede yanlış yazmışıım :S
Bu insanlar Tanrı yoktur dememiş ki ! Bu insanlar Rabbin öğretileriyle bilimsel yolda çok ilerlemişler. Bunların yozlaşması Nuh Tufanına sebep olmuş...Belki dünyaya dehşet bişy getirmişlerdir. kim bilebilir ama bulunanlar ancak buraya kadar bize bişyler gösteriyor..

walla 23-09-2006 18:16

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili Finrod_Ancalime
Sen dalgamı geçiyorsun yoksa bu Nuh tufanına falan gerçekten inanıyormusun. Çok komik.

spartacus 23-09-2006 18:17

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
sırf başlığa yanıt vereceğim.

-----------NESNEL VARLIK OLARAK-------
varolmayanın yokluğu ispat edilemez.
Evet yok ise hayırı ispat edemezsiniz yada eveti. Çıkış yok ise inişi ispat edemezsiniz, bunun için iniş var derseniz, tersinden gidende çıkış olur.

Ama önce yokluğu ispat edilecek olanın varlığı nerededir buna bakmak zorundayız. Nesnel anlamda yokluğu ispatlanamaz, bu bile nesnel anlamda onun varlığını kabul etmek olur. gerçekte Olmayan bir şeyin olmayan varlığı onun yokluğudur ve yoklukda bir biçimde varlık biçimidir, madalyonun diğer yüzüdür, her madalyonunda en az iki yüzü olduğu gibi.
öyle bir şey gerçek değildir, varda değildir yokda kısaca gerçekliği yoktur(varlığı ve yokluğu olamaz).

--------------ÖZNEL OLARAK-------------------
İnsan zihninde hiç bir şey kendi halinde somut değildir. Bir elma elimde durduğunda benim gördüğüm değil, somut olan elmanın kendisidir. O elma elimde yokken usumda düşündüğümde somut değildir.
Bir kalem düşüncede somut değildir, düşünsel somutluk nesnelerin yansıması değil, onun tanımlanması(betim) iledir. Yani düşüncedeki somutluk görüngü ve algısal değildir. mesala hiç bilmediğiniz bir meyveyi birisi size söyledi, oysa siz bilmiyorsunuz, ama o meyve var ve somut bir şeydir. Siz onun ismini söylediğinizde o sizin için somutmudur değildir, neye benzer, yenirmi, içilirmi, nerede yetişir onun tanımını bildiğinizde ancak onu somutlamış olursunuz.

kalem diyorum, bu öznel olarak somut değildir. Öznel somut ise şudur: Kalem ağaç ve kurşundan, mürekkebi vs olan, kağıda yazmaya yaran şeydir. işte kalemin düşüncedeki somut hali bu tanımdır, ama bir bakmışız başka soyutlar ile onu ancak tanımlamışız. Nedir başka soyuta örnek: Kağıt. kalemi tanımlarken kullandık ama soyut hali ile kullandık. Onun zihinsel somut hali üzerine yazmaya ve yazılanı okumaya yarayan şeydir. Şimdi kağıt düşünsel, yani nesnel değil öznel somut oldu.

Allah'ı ise, yani varlığıda ve böylelikle yokluğuda olmayanı, başka şeyler ile somutlamaya çalışılır. Doğru tabir yokluk değil, gerçekliği olmadığıdır. Her şeyi yaratan demekle onu somutlamış olmaktadırlar. Bu zihinsel bir somutlama iken uygulama alanında yani nesnelde hiç bir şey göremeyiz. Aynen şu benim yanımda X325 nolu gezegenden geldiğini iddia edebileceğim bir yaratığın olmadığı gibi. Öyle bir yaratık olmasada ben iddia edebilirim, mesala hiç kimse görmesede, her şeyi onların yarattığını söyleyerek, gerçekliği olmayanı bir şekilde nesnelde değil(sakın ha) öznelde somutlamaya çalışırım. Herşeyin var olması ve o yaratığında bu her şeyi yaratmış olması tanımlaması, zihinde bir somutlama çabasına dönüşür. Yani başka gerçekten somutlar(doğa, ben, karınca...) o'nu somutlamak için aracı edilirler. Buna inanıldığı ölçüde zihinde artık gerçek dışı bir yöntemle somutlanmış bir hayal var demektir. İşte burada asıl sorun öznellikte somutlananın nesnel olanda bir somutluğunun olmamasıdır. Astı astarı benim uydurduğum bir şeydir ve ortada çürütülmeyi bekleyen somut olmadığı halde başka somutlar kullanılarak sözde somutlanmış olan düşüncemdir.
Allah'ın yokluğu ispatlanamaz ama benim hiç bir somut dayanağı olmayan X325 nolu gezegnden geldiği ve her şeyi kendinin yarattığını söylediğim yanılsama, yanılgı-zorlanım düşüncem çürütülebilir. Tabi buda öylesi bir varlığın ne var nede yok olmadığı değil, gerçekliğinin olmadığı ile ilgilidir.
Ama ortada iddialar var, nesnel mi bu iddialar, hani şu havada görmediğim Oksijeni, getirip gözümüzün içine sokan mikroskop gibi, oda gösterilebilir mi? Hayır gösterilememiştir, gösterilemez, bu durumda onu nesnelde somutlayamayız. Ha birisi çıkar der ki, bilmem kaç milyon ışık yılı ötede bir yıldız vardır belki ama sen göremiyorsun, var mı o yıldız yok mu, ya vardır yada yoktur belki deriz, ama ona yıldız demek bile başlı başına gördüğümüz, yani onun gibi nesnelliği olan şeylerden hareketle olmaktadır. yani olan bir şeyden başka bir yerlerde olabileceği iddiası biz görmesekde gerçek dışı sayılamaz.
Peki, şu uzayda adını bile bilmediğimiz, hiç görmediğimiz nesneler varmıdır? Diye bir soru sorulsa ben olabilir diye yanıt veririm, neden çünkü yıldızı, göktaşını, gezegeni, gaz bulutlarını, çeşitli gazları vs gördüğüm için tanımlayabilmiş, onları artık nesnel olduğu kadar düşünsel açıdan da somutlamışım, onlar gibi başka ve henüz bulgulayamadığım şeylerinde olacağını böylelikle düşünmem gerçek dışı olamaz.
Oysa Allah konu olunca, tanımlamalar bir körün venüsü nasıl ve hangi renkde gördüğünü tanımlaması gibidir. Salt varsayımları, ortada olan başka şeyler ile örterek, ortaya kesin!!!! bulgular sürülmektedir. Mesala bir zamanlar dinler inancında Ay'ın bir nur olduğu gibi! Salt ışık yayan bir nur olduğunu düşünmeleri gibi! Oysa üzerinde durdukları dünyada aynı nurdandır, uzayda aldığı ışığı yansıtmaktadır. Bu bilinmez olduğu dönemler için bu inanış kendi içinde bir tutarlılık(bilmesede bir tanım) taşırken bu gün gerçekdışıdır? Ay bir Nur olarak gerçek değildir.
O halde geriye salt şu kalıyor, evrene bak, kendine bak, seni bir yaratan yoksa nasıl oldun? İşte daha AY'a nur diyen, güneşi batıp-çıkan(bir yerlere giren) olarak gören anlayış dönüp sana ahiret sorusunu sormaktadır. Ve kendi kanıtı ise, bak her şey var o halde oda var üzerinedir. Oysa önce bir şeyin varlığını kabul ettiğinizde o'na yokluğuda atfetmiş olursunuz. Böylelikle o'na var diyerek, başkalarının da hayır yok demesinin önü açılmış olur. İşte öznelde yok demek budur.

O halde varın kanıtına bakalım, herşey var sende, doğada evrende vs. O halde onu yaratan vardır demektedir. O zaman şunu düşünmeliyiz, herşeyin varlığı ona(allaha) bir kanıt ise, o neyin kanıtı olmaktadır? Doğa Allah'ın kanıtı ise, Allah'da başka şeylerin kanıtı olmak zorundadır. Böylesi bir evreni yaratan, kendiliğinden olabilir mi? Evren için, basit bir insan için yaratıcı aramakla ortaya kanıt sunduğunu düşünen, acaba öylesine muazzam bir yaratıcıyı kimlere yormaktadır. Ynaıtı kesindir: Bilinemez, öncesi ve sonrası yoktur. İşte kesin bir cevap vermektedir, oysa evren onun yanında çok daha kolay bir şey iken, ona illa bir yaratıcı bulan, öbürüne gelince bilinemez demektedir. O halde evrende bilinemez, öncesi ve sonrası olmadığı gibi yaratanıda yoktur dediğimizde, o'nun kanıtının aynısını kullanarak, o'nu çürütmüş oluruz. İşte zıtların ilşkisi bu şekilde birbirini olumlar.
Bir yaratıcı var derseniz, o nasıl yaratılmıştır? hayır yaratılmamıştır der iseniz, o halde neden ortada olan(doğa, evren) illa yaratılmış olsun ki? Varlık yokluğun, yokluk da varlığın bir biçimidir. Başlangıçlardan söz etmek için, sonlardanda söz etmek zorundasınız. Her başlangıç bir başka başlangıcın sonudur da değil mi? O halde her başlangıç, kendi içinde sonunuda taşır. Yaratıcı 6 günde iş bitirip evreni yaratıyor ise, onunda bir 6 günde iş bitirip yaratanı olmak zorundadır ve döngü sonsuz bir sarmal olarak, sadece çözümsüzlüğe doğru uzayıp gider. yaratılma ve yaratıcı düşüncesi mantıklı ise, yaratanında yaratılma süreci olmak zorundadır, yaratıcı yaratılmadan var olabiliyor ise, o'nun yarattığı iddia edilen şu oyuncak evrende yaratılmak zorunda değildir. Evren bir varlık-yokluk toplamıdır, bir biçimidir hepsi bu.
Ve evrenin bir yaratıcısı yoktur, bu yaratanında ondan evvel yaratılmış bir evreni olmasını koşullar ki bunun da sonu yoktur! O yüzden böyle bir yaratıcı yoktur. mantık dışıdır.

Evet nesnelde yok diyemeyeceğimiz bir şeyi, zihinde var olarak iddia edildiği içindir ki biz ona hayır yoktur diyebildik. var-Yok iki karşı unsur ise, var denildiği her yerde yok demekde en doğalıdır, gerçekdışı değildir ama nesnelde değildir, özneldir.

O halde Tanrı, Rab kısaca yaratıcı nesnelde gerçekdışıdır, öznelde ise mantıkdışıdır. Başka ispat gerektirmez çünkü ortada bir ispat yoktur

İspatı olmayanın ispatıda yoktur.

vartor 23-09-2006 18:21

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Eskiden bilim de yokmus, senin *tapindigin allahtan (Tek tanri)farkli olarak yuzlerce ,belki de binlerce degisik tanrilara tapmis insanlik. hepsine de senin en az, su an inandigin kadar iman etmistir.
*Bastan asagi sacmaliyorsun Fiord kardesim, ne yazik ki kendin goremiyorsun. Herhalde bilgi eksikliginden kaynaklaniyor senin goremediklerin. Ateizm diye bir dogma yoktur diye diye dilimizde tuy bitti, yazdigin sitenin on sayfasini bile okumadan girismissin safsatalara.

exclusive 23-09-2006 18:30

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Frodo, fen bilimleri materyalizmin sınırları dışına çıkmaz ama yukarıda da yazdığım gibi din bu sınırların içine girdiği için bilimle çelişmiştir.

Big Bang teorisine kuşkuyla bakan çok bilimci var. Pek çok astronom ve uzay bilimcinin sert bir dille eleştirdiği bir teoridir. Yani fanatikleri de eleştirenleri de oldukça fazla. Ben daha güneş sistemimizde kaç gezegen olduğunu tartışan astronominin Big Bang teorisiyle haddini aştığı kanaatindeyim ve ispatlanıp "Big Bang kanunu" olana kadar bu teoriyi ciddiye almama taraftarıyım.

Bu başlığın bir big bang tartışmasına dönmesini istemiyorum. Vaktiyle "Tanrı Geri Döndü: Big Bang Efsanesi" adlı bir başlık açmıştım. Linkini de vereyim istersen oraya yaz..

http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=3975

istavrit 23-09-2006 18:43

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
sayin finrod..

size cok somut bilgileri veriyoruz..hatta sizin inaclarinizi, sizin kitabinizi ornek veriyoruz..

Ne alaka insanların yaşı filan ben ondan bahsetmedim ki....

saniyorum anlamak istemiyorsunuz..ben size,sizin inancinizdaki *peygamberlerin yaslarindan yola cikarak insanligin yasinin 7.000 oldugunu soylemeye calistim..burada konu peygamberlerin yaslari degil, insanligin yasi..peygamberlerin yasi ayri bir tartisma konusu..

Dedikleriniz olabilir ama işte Meksikada Hindistanda ve bazı sümer tabletlerinin deşifre edilince insan Tek Tanrıya taptığı ve onun hakkında dopru bilgilere ulaştığı belli olmuş.

semevi dinlerin omrunun 7.000 yil oldugunu sizin dini inancinaza gore acikliyorum..siz hala 15.000 yilki onceki tabletlerden tek tanrili dinlere inanildigini soyluyorsunuz..tabletlerden edinilen bilgiler *o zamanki insanlarin cok tanrili dinlere *tapinmasi...sizin allah henuz ortada yok yani tabletlere gore..

Yaratılışla ilgili hikayelerde islamla örtüşüyo...

harun yahya sitesinden baska siteleri ve kitaplari okumazsaniz size gore ortusmesi gayet dogal..bilimle ortusmuyor..hatta tabletlerle bile ortusmuyor..

Valla arkeolojik kazıların yalancısıyım ben tarihin yalancısıyım...Gidin tarihe kızın veya ne biliyim, arkeoloji bilimine kızın niye gerçekleri ortaya çıkardınız diye....

biz tarih ve arkeoloji yalan soyluyor demiyoruz..hatta dogruyu soylediginin altini ciziyoruz..celiski sizin dininizde..bilimin yaninda cok guduk kaliyor..

Nuh Tufanını destekleyen o zamandan yaşanmış coğrafi değişikliklerin bazıları belirlenmiş. Ama dediğim gibi olayı dinsizlik boyutuna indirmeye çalışan bazıları bunları yalanlamış, insanların bilgenmesine karşı engel olmuşlar.

teknotik caglardaki cografi degisikleri soyluyorsan bizde altina imza atiyoruz.. daha nuh tufani bilimsel olarak ispat edilmemisken, siz bu tufanin cografyayi nasil sekillendirdigini bize hangi bilimsel verilerle aciklayabilirsiniz..nuh tufani hikayesi en fazla 3.000 yillik.oysa dunyanin olusumu milyarlarca yil ile ifade ediliyor..

Siz ne kadar söylenirseniz söyleyin eskiden Tanrı yoktur diye bişy yokmuş

hayir biz eskiden tanri yoktur demiyoruz..insanlikla birlikte binlerce tanri insan tarafindan yaratilmistir..insanlar tapinacaklari bir tanriyi her donemde bulmuslar..o tanrilar inandiriciligini yitirince, insanlar olmayan tanrilara tapmaya baslamislar..

Tanrı yoktur diyen bu insanların da şu anki bilimsel durumumuzdan daha iyi oldukları söyleniyor

bunu anlamadim..aciklarsaniz bilgileniriz!!

[/b]

frodo 23-09-2006 18:48

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Teşekkürler ex. :D

Bu başlığı daha önce okumamıştım.

23-09-2006 23:43

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Alıntı:

walla";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 47494)
Sevgili Finrod_Ancalime
Sen dalgamı geçiyorsun yoksa bu Nuh tufanına falan gerçekten inanıyormusun. Çok komik.

Peki sen nerden biliyorsun olmadığını?

pante 23-09-2006 23:58

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili Exclusive;
Öncelikle site yönetimindeki görevinde yeniden başarılar diliyorum.
İnançlarını bilime dayandırmaya çabalamışsın ama nafile. Neyin yokluğunu kanıtlamaya çalışıyorsun bir şeyin yokluğu kanıtlanamaz diyerek? Ellah'ı mı, Yahve'yi mi? Bu özelliklerde bir varlığı reddedebilecek doneler sunman elbette mümkün. Çünkü dünyamızla bu kadar içli dışlı olduğu ifade edilen bir varlığın izlerinden yola çıkarak varlığı ve yokluğu üzerine hüküm verilebilir. Ama dini değil de felsefi ya da bilimsel bir yol izlediğinde elinde bir done olmadan nasıl kesin hüküm verebiliyorsun şaşıyorum.

Alıntı:

"Bu tip bilimsel araştırmalar yapılmıştır ve araştırmalar sonucu telepatinin varlığı kanıtlanamamıştır."
Şimdi, bilimin gücü bir varlığı, bir olguyu kanıtlamaya yeterli değilse, kanıtlayamadığı için kesin hükümle reddetmek mi gerekir. Evet, hakkında yeterli delil bulunamadığı için kimi suçlular cezadan kurtulurlar. Ama bu, gerçekte onların suçsuz olduğunu kanıtlamaz. Bulunamayan olmayan değildir daima. Arayan yetersizse aranan ne yapsın?
Kimileri istiyor ki "Tanrı varsa ortaya çıksın, kesin ispatı olan bir işaret göndersin, gökyüzüne yazı yazsın" vs.
Düşünülen Tanrı ya düşündüğünüz Ellah, Yahve vs. özelliğinde değilse?
Ya insanları umursamıyorsa? Ya öyle somut davranışlar sergileyecek konum ve özellikte değilse?

Dinciler de ateistler de hep aynı yanlışa düşüyor. Sanki dünya evrenin merkezi. Herşey dünya için sanki. Dünya da suyu, ateşi, atomu, atmosferi çözdün herşey bitti. uzayı fethettin. Eldeki donelerle herşey hakkında konuşabilir, hüküm verebiliriz, mevcut termodinamik kanunları ilelebet değişmez, yeni kanunlar, bilgiler, keşifler elde edilmez sanki.
Halbuki dünya dediğin okyanusta bir çakıl taşı gibi. Daha ay'dan ötesine gidememiş, Mars'dan ötesini doğru dürüst gözleyememişiz. Milyonlarca, milyarlarca ışık yılı ötesinde ne olduğunu nasıl bilebiliriz ki? Bu sonsuz evrende dünyadan çok üstün bir yaşamın ve varlıkların olmadığını, olamayacağını kim söyleyebilir? Bilimin gücü, sonsuz evrendeki bilginin tamamına erişmeye yetersiz. Gelecekte de elde edeceği yeni bilgiler, yasalar, keşifler toplam bilinmeyenin çok küçük bir parçası olacak korkarım.

"Bir yaratıcı varsa onun da bir yaratanı olmalı" mantığı kimilerini " Evren sonsuzdan beri hep vardı" sonucuna götürüyor ne yazık ki. Bu da " Allah ezelden beri vardı" inancıyla örtüşüyor.
Gelin daha gerçeği, daha mantıklısı var. "Enerji (Nur) sonsuzdan beri vardı ve o Tanrıdır." inancı daha bilimsel. Tabi bu enerji ezelde bilinçli, akıllı bir varlık mıydı? Tasarlayarak, planlayarak mı evreni ve varlıkları yarattı? Ona sonra karar verin ya da vermeyin.:)

vartor 24-09-2006 00:56

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sevgili Pante, insanlarla ilgisi olmayan bir tanriyla neden ilgileneyim. Zaten ateistler cogunlukla fiziksel gucleri sonuc olarak yaratici olarak gormekte. Inansan neyi degistirir, inanmazsan ne degisir?Muhim olan bir enerjinin varligi degil, o enerjinin akilli olup olmamasidir. Eger akilli dersen gine tanrilastirmis olursun. O guzelce tarif ettigin kainatta senin yerin nedir? Sen olmasaydin kim farkina varacakti enerjinin. Kainatin yasi tahmin edilen 14 milyar dunya yilinda insanligin varolusu, bir an gibi birsey. Yasayan her varlikta enerjinin bir parcasi var diye neden ona ozel muamele gosterilsin anlayamiyorum.Bence ozel muamele gosterilmesi gereken insandir.

sodomo-- 24-09-2006 01:10

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
İnsanları kendisine inanmak veya inanmamak ikileminde tutan bir Tanrı yüce olamaz. Aslında insanların kendisine inanması için her türlü aracı kullanan bir Tanrı olsa olsa bir zavallıdır. Cennet ve cehennem veya havuç /sopa zıtlıkları altında bir insanın özgürce karar veremeyeceği ortadadır. Bu koşullar altında bence en ideal durum şu anda içinde bulunduğumuz durum; yani kimsenin Tanrı hakkında bir şey bilmediği ve de bilemeyeceği gerçeği ile Tanrının insanlardan uzak durduğu gerçeği. Böylelikle kendisini herşeyin dışında tutarak bayağı huzur buluyordur zannımca, yoksa din savaşlarının bir tarafı olarak Tanrı ne kadar koruyabilirdi ki yüceliğini ?

Görünen o ki, Tanrı ne iyinin ne kötünün, ne haklının ne haksızın, ne doğrunun ne de yanlışın yanında saf tutuyor.

O yalnıızca kendisini dışarıda tutuyor o kadar...

sniper13 24-09-2006 01:15

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
acaba düşünüyorum da gökyüzü yırtılsa ve tanrı yüzünü gösterse ve dese ki ben varım o zaman biz ne yapardık, yaşamımız nasıl değişirdi çok mu iyi olurdu yoksa tam tersimi, korkamıydık acaba tanrı görecek diye capkınlık yapamazdım :D insan gözüyle görmediği şeyden pek korkmaz ya.. ya görseydik!! zoraki namaz zoraki oruç zoraki iylik yada kötülük, belki din savaşları çıkardı tanrı bizi daha fazla seviyor derdi Müslümanlar Hıristiyanlar karşı çıkardı ya Budistler acaba Müslüman mı olurlardı Hıristiyan mı, ülkelerdeki kanunlar nasıl değişirdi eminim Türkiye de kanı beş para etmez iki karşı saklıyla pis herifleri başımıza koyardık, ya hukuk nasıl değişirdi belki herkes tozlu raflardan kuranı incili indirir gözleri kanayana kadar okurdu, darwin kitapları yakılırmıydı, dinliler dinsizleri öldürürler miydi, ateistler secdeyemi kapanır yoksa istavrozmu çıkarırdı, *belki kimse iş yerine gitmez ve zamanını tanrıdan af dilemek için geçirirdi binlerce örnek vs vs vs.. ya ailemiz, sevgililerimzi.. çünkü tanrının yüzü gökyüzünde gerçek - salt bir biçimde duruyor kaniatın efendisi tanrı varsa söyledikleri doğrudur demektir peki *neleri ona değişirdik.. rütbelerimizin mevkilerimizin bir önemi kalırmıydı acaba. Acaba bir şeyler için çabalarmıydık neden çabalayalımki ne önemi var.. neyin önemi var enflasyonun mu vatanın mı siyasetin mi alıştığımız televizyon programlarının, sanatçıların ya bu sitenin bir önemi kalırmıydı .. emin olun hiçbirinin önemi kalmazdı çünkü tanrı varsa cennet var cehennem var demektir ve bunlar varsa insanoğlu için 60 yıllık dünyada yukardakilerin hiçbir önemi yok demektir. Bence tanrı bize yüzünü gösterseydi o zaman insan için artık dünyayı yaratan TANRI dünyadan önemli olurdu ve düzen bozulur.. ve herkes tanrının sevgili kulu olmak için her şeyini bırakırdı..
NEDEN İNSANLAR BİNLERCE YILDIR BİRŞEYLERE TAPMA İHTİYACI DUYAR..
Tanrı benden ne istiyor, kulum 24 saatinin 25 dakikasını benim için ayır her namaz için 5 dakika, temizlen ve *beni an diyor canın yanmayacak kendini kırbaçlamayacaksın , ben ne diyorum bunun için bana yüzünü göstermen lazım..
Bazı insanlar tanrının olduğunu kanıtlayın derler siz olmadığını kanıtlayın dediğimiz zaman TEORİ var derler ama sadece 150 yılık bir TEORİ!!! Tanrım Hani senin kuranında yazıyor ya iki deniz birbirine kavuşmaz aralarında engel vardır kanıtlandı gerçekten öyle birdeniz var, demiştin ya biz yedi kat gök yedi kat yer yarattık oda ispat edildi, bende diyorumki 4 kitap farklı zamanlarda, farklı kişilerce, farklı dillerde çıkmış 4 kitap neden senin varlığından bahsediyor neden senin cennetinden ,cehenneminden meleklerinden ve kıyamet gününün varlığından bahsediyor bunda senin olmadığını ıspat edecek bir mantık varmı
… « … İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Eksiksiz dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa, hakikate tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.… »07. 02. 1923, Balıkesir’de Halka Konuşma.Mustafa Kemal Atatürk
Saygılarımla sniper

sodomo-- 24-09-2006 01:56

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
"acaba düşünüyorum da gökyüzü yırtılsa ve tanrı yüzünü gösterse ve dese ki ben varım o zaman biz ne yapardık, yaşamımız nasıl değişirdi çok mu iyi olurdu yoksa tam tersimi, korkamıydık acaba tanrı görecek diye capkınlık yapamazdım"

Evet aslında her zaman "acaba..." diye düşünmemiz gerekir.
Ben de böyle "acaba...." diyerek düşünmeyi severim. Bir bakıma "uslamlama" da diyebiliriz.

Çapkınlık yapmak veya seks yapmak vb. şeyler zannımca hiç de Tanrısal bir bakış açısından utanılacak şeyler olmazdı. Biz genellikle "haz", "eğlence", "keyif" vb. hoş hallerimizde bir nevi suçluluk duygusuna kapılıyoruz. İlla da acı, sıkıntı, sefalet, çok çalışmak vb. şeyler "iyi" olamak zorundaymış gibi. Halbuki cinsel güdüleri ve cinsel organları veren de O olacağı için neden kendi bahşettiği şeyler için insanları suçlasın ki ? Ben "alan razı-veren razı" durumlarını her zaman Tanrısal açıdan uygun olarak değerlendiririm. Ama istismar var ise, başkasının haklarını gaspetme var ise, zor, cebir, şiddet, kötü niyet vb. o zaman durum değişir. Özellikle Tanrı adını kullanarak yapılan istismar eminim ki Tanrı'nın tepkisine neden olurdu.

Bir de not olarak ilave edeyim: Atatürk'ün tam aksi yönde görüşleri de var. Din konusunda Atatürk'ün sözlerini kullanmayı doğru bulmuyorum.

exclusive 24-09-2006 02:39

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Sodomo, ben bir ateist olarak rahmetli annaneme hiç islamı eleştiren söz söylemedim, hatta onun peygamber hakkındaki hiç katılmadığım sözlerine bile onay verdiğim oldu. Yaşlı kadının huzurunu kaçırmamak için öyle uygun gördüm...

Yani demem o ki bir ateist duruma göre, yerine göre, karşısındakine göre tıpkı bir inançlı gibi konuşabilir. İkiyüzlülük değil, tartışmadan kaçmak istediğinden ya da yalancı oluğundan da değil sadece karşıdakinin iyiliğini ya da polemiğe girmenin fayda sağlamayacağını düşündüğü için bunu yapar.

Eminim bu dediğime pek çok ateist onay verecektir ama "ben hiç acımam, her yerde dobra dobra lafımı koyarım" diyen varsa onu bilmem.

Bir ateist inançlı gibi konuşmuş olabilir, doğal bir durumdur ama inançlı bir müslüman kolay kolay bir ateiste yakışır sözler telaffuz etmez.

Atatürk inançlı mıydı yoksa inançsız mı? Bu soruya kesin cevap verebilmek için gizli tutulan 6 defterlik günlüklerine bakmak gerekir bence. Ben bu sorunun cevabının o günlüklerde bulunabileceği kanaatindeyim. Malesef şu anda bu günlüklerin okunması yasak olduğundan bu soruya verilecek her cevap birer tahmin olarak kalacaktır.

Tabi tahminde bulunmada da bir sakınca yok. Benim tahminimin ne yönde olduğunu kalın punto ile yazdığım cümleye ve imzama bakarak anlayabileceğinizi düşünüyorum
;)

sodomo-- 24-09-2006 14:29

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Ex, Atatürk'ün inançlı veya inançsız oluşu mevzubahis değildir.
Ama biliyorum ki, inanç konusuna oldukça kişisel bir göz ile bakıyordu. Bir bakıma "Tanrı'nın yüceliği" fikrine inanıyor ama Tanrı adına uydurulan bütün saçmalıklara karşı çıkıyordu. Mesela İlhan Arsel'de böyledir. O da "Tanrı'nın yüceliği"ni fikir olarak kabul ediyor ve bu yüzden bu yüceliğe zarar vercek olan dinsel saçmalıklara karşı çıkıyor.

Kısaca, İslam'a veya diğer dinlere karşı çıkmak için ateist olmak gerekmiyor. Sonuçta her insan "acaba...." diye düşünür ve bazı düşünsel sonuçlara "uslamlama" yoluyla varabilir. Ama bu her zaman "kişisel" bir durum olarak kalır.

Emin olduğum bir şey var ki, Atatürk'ün İslam hakkındaki düşüncesi bizim düşüncelerimiz ile paralellik arzediyordu.

Şü linkten detaylı bilgi edinebilirsin :

http://www.geocities.com/islampencer...i_bilgiler.htm

Cemal 24-09-2006 15:44

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
pANtedar abim,
sen bu sitede b ibilim-akıl-duygu vede mantık abidesisin.ellerinden öperim can abim.
banamusaden olursa senin üsteki yazına *-kaybolmasın herzaman okuyum -ders alayım-bana deniz feneri gimi yol göstertsin*deyi benim orayaposta yapcem.
can sodomo amcamın yaratan aşkı bugunnerde biraz gürültüyemigeldi*-benmi pırof olaraktan-*fazla bilisel çalışmalara daldıımdan annayamıyom.bilemdim.ama onun allah aşkını unutmasına imkanvarmı?*

pırof.lmc.

exclusive 24-09-2006 16:57

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Alıntı:

panteidar";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 47573)
Şimdi, bilimin gücü bir varlığı, bir olguyu kanıtlamaya yeterli değilse, kanıtlayamadığı için kesin hükümle reddetmek mi gerekir. Evet, hakkında yeterli delil bulunamadığı için kimi suçlular cezadan kurtulurlar. Ama bu, gerçekte onların suçsuz olduğunu kanıtlamaz.

Dediğin gibi modern hukuk bir suç iddiasının kanıtlanmasını ister. Kanıtlanamıyorsa, delil yoksa, aslında suçlu bile olsa, kişiyi suçsuz sayar ve serbest bırakır.

Modern hukuk yanlış mı yapıyor? Ya da başka bir ifadeyle, hukukun gücü suçu kanıtlamaya yetmiyorsa, kişiyi suçsuz mu saymak gerekir?

İlkel hukuk sistemleri fazla kanıta bakmaz, hakim ikna olsun yeter... Hitabet yeteneği kuvvetli birkaç şahit ve edilen birkaç yemin hüküm vermek için yeterlidir.

Modern hukuk ise somut delillerle suçun kanıtlanmasını şart koşar.

Gelişmiş toplumların modern hukuku tercih etmesinin sebebi duruşmaların çok heyecanlı geçmesi, izlemesinin pek keyifli oluşu değildir.

Pante hocam, modern hukuk şımarık bir hukuk sistemi olduğu için "ille de kanıt isterim" diye tutturmaz. Elbette modern hukukun verdiği hükümler her zaman doğru değildir ama suçun kanıtlanmasını şart koşması ÇOK DAHA DOĞRU hükümler verebilmek içindir.

Modern hukuk bu yüzden gelişmiş toplumların tercihidir. Her hükmü %100 doğru olamayabilir ama doğruluk oranı ilkel hukuka göre çok daha yüksektir.

Ayrıca ilkel hukuk, hükümlerin doğruluğu konusunda kendini geliştiremez ama modern hukuk teknolojik gelişmelere, yeni geliştirilecek delil toplama yöntemlerine vs. göre hep gelişir ve verdiği hükümlerin doğruluğu hep artar.

Dolayısıyla bence kanıt yoksa suçlunun suçsuz sayılması ve hüküm vermek için suçun kanıtlanması şartından kesinlikle vaz geçilmemesi gereklidir.

Bilim bir iddianın varlığına dair HİÇ kanıt bulamamışsa, iddiayı kanıt bulunana kadar kesin hükümle reddetmek bence en doğru, en akılcı davranıştır.

Eğer biz "bilim bu olgunun varlığına dair kanıt bulamadı ama olsun sorun bilimin yetersizliğidir, bu iddia muhakkak doğrudur, kanıt olmaması umrumuzda değildir" dersek birileri çıkıp bilimin kanıtladığı olgular için aynı keyfi tavrı sergileyip "bilim kendince yer çekimini kanıtlamıştır ama umrumuzda değil, yer çekimi diye bişey yoktur" dediği vakit bu kişilere itiraz etme hakkımız olmaz.

Bir şeyin varlığına dair somut kanıtlar bulunduğu halde onun var olmadığını savunmak ne kadar yersiz ve keyfi bir davranışsa, varlığına dair hiç kanıt olmadığı halde onun var olduğunu savunmak da o kadar yersiz ve keyfi bir davranıştır.

Pante, senin kendi kişisel düşüncelerinde keyfi hükümler verme lüksün vardır. İstersen kanıtlanmış bir şeyi reddedersin, istersen de kanıtlanamamış bir şeyi savunursun. Seni kimse tutamaz... Ama bilimin ve hukukun kişilerin keyfine göre hüküm verme lüksü yoktur. Bilimde ve hukukda böyle bir keyfilik, insanoğlu için hiç hayırlı olmaz diye düşünüyorum.

Ben, kendi düşüncelerimde, keyfi hükümler vermeyip tıpkı bilimin ve modern hukukun yaptığı gibi kanıt şartına dayalı hüküm vermeyi tercih etmiş birisiyim. Eğer benim bu tercihimi eleştireceksen "senin hüküm vermek için kanıt şartı araman yanlıştır, doğru olan kanıtlara bakmadan kefince hükümler vermektir" diyebilmen gerekir. Olayın net bir cümleyle ifade edilişi tam olarak budur.

deli_cevat 24-09-2006 17:24

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Finrod_Ancalime saçmalamak için hangi metodları kullanıyosun acaba gerçekten merak ettim

deli_cevat 24-09-2006 17:54

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
al sana sümer inancı

Sumer dini çoktanrılı bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir Tanrısı vardı. Tanrılar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onlann da çocuklan ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler kral gibi bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Tanrılar da insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi. Yer, Gök, Hava, Su Tanrılan yaratıcı, diğerleri yönetici ve koruyucu Tanrılardı.

Her şehrin bir koruyucu Tanrısı vardı. O Tanrı, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aym zamanda diğer şehirlerde de tapılırdı. Bu şehir Tanrıları, evrenin yönetimini aralannda bölüşmüşlerdi. Tanrılara ait listelerde 1500 kadar Tanrı adı bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Tanrı yarattığını göstermektedir.

bide sana sümerlilerin tanrılarını yazam tamam olsun

An,Anşar,Annunaki'ler,AralluAruru,Boğa,Ea,Enkidu,E nlil,Ereşkigal,Kingu,Kişar,Lakmu,Lilitu,Moummou,Na na,Ningirsu,Ninhur Sag,Ninlil,Pazuzu,Sin,Şullat,Tiamat,Temmuz,Utu
bunlar sümerlilerin tanrı(cık)ları

ayrıcaaaa o meksikada bahsettiğin tek tanrılı din tarihin ilk tek tanrılı dini olan mu dini ise ordan sana ekmek çıkmaz çünkü onlar güneşin tanrı olduğuna inanırlardı

hindistan dini diye bahsettiğin din Sihizm ise Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuştur
İslam 'ın Tanrı inanışını, Hinduizmin Maya ve Nirvana tasavvurlarını ve tenasüh (ruh göçü) fikrini kabul etmiş olmasına rağmen Avatarlara inanmayı reddetmiştir.

yok bu değil Sahaja Yoga’cılığık diyosan

Sahaja Yoga’cılığın kurucusu Shri Mataji Nirmala Devi, 21 Mart 1923’de Hindistan’ın Maharashtra Eyaleti’nde doğmuştur

Sahaja Yoga’cılar dini Gerçek'le, Özben'le, veya Tanrı'yla -diliniz ne olursa olsun-- bağlantı tanımı kapsamında kendilerini ayrı bir din olarak kabul ederler. Sahaja Yoga organize bir din değildir, ancak o sübtil olanın, tanrısal gerçeğin doğrudan algılanması ile bütün dinlerin özünü birleştirir. Sahaja Yoga spiritüelliği dogma boyutundan çıkartıp bireysel deney boyutuna getirmiştir. Bu bir uygulamadır, merkezi sinir sistemimiz üzerinde hissedilen direkt bir deneydir ve ispatlanması için inanmaya ihtiyaç yoktur.

şahsen ben senin bahsettiğin gibi bir din bulamadım ne hint dinlerinde ne sümerlerde nede meksikalılarda

24-09-2006 17:55

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Panteidar'ın düşüncelerine genel olarak katılıyorum. Dünya bu evrenin merkezi değil, ve herşey bizim için yaratımammış veya var olmamış. Hepimiz bir enerjinin çeşitli formlarıyız. Akıl ve mantığın bize sunduğu yegane bilgi. Biz bir enerjiden geliyoruz. Ama bu enerji var sayıldığı gibi tasarlayan bir tanrı mı değil mi bunu bilemeyiz. Böyle olduğunu varsaymak da exclusive ve diğer arkadaşlarımın da belirttiği gibi mantıksız olmakta. Sanırım bu enerjiyi tanrı olarak adlandırmak biraz insan egosunu tatmini kolaylaştırmakta. Çünkü tanrının var olduguna inanmak, bizi tasarlayarak yarattığına inanmak, bize dinler gönderdiğine inanmak, insanoğlunu evrenin var olma nedeni yapmakta ki, bu bize bu dünyayı ve evreni istediğimiz gibi sömürme hakkını veriyor.

Bir şeyin yokluğu arkadaşlarımın da belirttiği gibi ispatlanamaz. Birşeyin yokluğunun ispatlanabilmesi için bize bir örnek gerekmektedir. Tanrıyı bilmek gerekir ki ona yok işte diyebilelim kesin. Peki tanrının yoklugunu kanıtlayamamak onun var oldugunu gösterir mi? Ex'in mantık önermerlerine yanlış diyemeyiz.

Peki elimizde ne var? Hiç bir şey!

Dolayısı ile, tanrının olduğuna inanmıyorum diyen arkadaşlarımız kesinlikle mantıklı bir çıkarım yapıyorlar. Tanrı'nın olmadıgına inanıyorum diyen arkadaşalrımıza ise aynı şekilde hak veremiyorum, tanrının yoklugunu kanıtlayamadıgımız için.

Benim düşünceme göre ise bilinçli bir tanrının varlığı ispatlanana kadar (sanırım bu mumkun değil) tanrı bir bilinemezdir. Herşey bir enerjinin değişik formlarıdır. Bence insanoğlu kendini çok abartıyor.

24-09-2006 18:48

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Bence tanrı var mı yok mu yerine insanların tanrıya gereksinimi var mı? Eğer bunu somut olarak ortaya koyabilirsek daha mantıklı olur diye düşünüyorum. Tanrı hangi gereksinimden kaynaklanarak yaratıldı. Bu gereksinim bir çözüm olabildi mi?

Nedir bu gereksinim? Doğa olayları karşısındaki insanlığın çaresizliği. İnsanın ölümsüzlük egosu. Peki tüm bunlara tanrı tarafından bir çözüm getirilmiş mi? Kesinlikle hayır diyorum. Ne olmuş? Zadece psikolojik bir sığınma. Peki bu psikolojik sığınma insanı rahatlatmış mıdır? Bence geçici bir rahatlama sağlamıştır ama yetersiz kalmıştır. Doğa yine bildiğini okumuş ve acımasızca insanı yok etmeye devam etmiş. Doğa yok ettikçe çaresiz bir şekilde doğaüstü güce sığınmaya devam etmişiz. Kendimizi aldatarak. Bir çözüm olmadığını bile bile...Sadece bir züğürt tesellisi olarak...

İşte bu noktada insanlık aklı devreye girmiştir. İnsanın kendi öz gücü devreye girmiştir. İşte bu akıl ve güç sayesinde doğayla var olma mücadelesi başlatılmış. Ve biz insanlar var olduğumuz sürece bu mücadeleye de devam edilmiş. Bu mücadelede akıl ve bilim sayesinde büyük bir yol alındığı da gözlemlenmiştir.

Şimdi *evrenin yaratılışı *bilinmiyor diye bir tanrıya dayandırmak basit bir yaklaşımdır. Kolaycılığa kaçmaktır. Bu konu dipsiz bir kuyuya benzer. Bence bu bizi fazlaca ilgilendirmemeli. Tüm olup biten her şeyin temelinde insan olgusu varsa insan temel alınmalıdır. Çünkü biz insanlar olmazsak evrenin de bir anlamı olmayacaktır. Anlamlaştıran biz insanlarız. Bundan dolayı da bu evrenin merkezinde insan vardır. Asıl yoğunlaşmamız gereken husus bu olmalıdır.

Bu düşünceden hareketle bence bizim bir tanrıya gereksimimiz yoktur. İnsan olarak kendi gücümüze niye inanmıyoruz da tanrının gücüne inanıyoruz. Bunu tartışmak gerekir. Diyorum ki insan olarak kendi gücümüze inanalım, kendimize güvenelim. Tanrı olayı sığınaktan öteye bir görev yapmamıştır. Sorunlarımıza çözüm olamamıştır. Çözüm yerine tam tersine çözümsüzlük üretmiştir. İnsanları uyuşturmuştur ve kaderciliğe zorlamıştır. İnsanları kamplara bölmüştür. Tüm bunları göre göre niye halen tanrı diyoruz. Bu kendi gücümüze güvenmemek kendimize inanmamak değil midir?

İşte onun için diyorum ki biz insanlar kendi gücümüzün farkında değiliz. Eğer bu gücümüzü akıllı bir şekilde kullanırsak tanrıya gereksinim kalmayacaktır. Otuz yıldır gereksinim duymadığım gibi...

exclusive 24-09-2006 18:54

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Merwe, "tanrının olduğuna inanmıyorum" diyen mantıklı, "tanrının olmadığına inanıyorum" diyen haksız... Ben anlayamadım yanlış mı yazdın? Bunların ikisi de aynı anlama gelmiyor mu?

Ayrıca benim yürüttüğüm mantık ne kadar doğrudur bilmem ama bu mantık sadece ateizme imkan tanıyor, agnostizme, deizme vs. değil.

Biz "tanrı bir bilinmezdir" dediğimiz vakit bunu "varlığı da, yokluğu da ispatlanamıyor" durumuna dayandırıp söylüyoruz ve bu durumda hiç bir şey için "yoktur" diyemez hale geliyoruz. Bu benim canımı sıkıyo. "Bir şey ya vardır ya da bilinmezdir" gibi bir durum oluşuyo ve ben insan aklının bu kadar aciz olduğunu sanmıyorum.

vartor 24-09-2006 18:57

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Ezkamo'nun hislerine tamamiyle katiliyorum, ben 50'ye yakin yildir bu dusuncedeyim.

24-09-2006 19:27

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
"Merwe, "tanrının olduğuna inanmıyorum" diyen mantıklı, "tanrının olmadığına inanıyorum" diyen haksız... Ben anlayamadım yanlış mı yazdın? Bunların ikisi de aynı anlama gelmiyor mu? "

Pratikte aynı anlama gelebilir ex, ama aslında bu ikisi farklı. Tanrının olmadıgına inanmak demek tanrının olmadığını bilmek demektir. tanrının olduguna inanmamak ise tanrının varlıgını bilmemekten kaynaklanır.

"Ayrıca benim yürüttüğüm mantık ne kadar doğrudur bilmem ama bu mantık sadece ateizme imkan tanıyor, agnostizme, deizme vs. değil."

Ben senin mantık önermelerinin çoguna katılıyorum, ama bu önermeler beni ateizme götürmüyor. Sadece cevaplayamacağımız bir soru oldugunu gösteriyor bana. Bilemiyorum belki bakış açılarımız farklı.

Hukuk sistemi ile örnek verdiniz ya ben de öyle devam edeyim, bir insan zehirlenerek ölüyor diyelim, savcı ve halk iddia ediyor ki bu kişi falanca tarafından zehirleniyor. Ancak hukuk sistemi bir kanıt bulamıyor. Dolayısı ile, sistem ve jüri sanık hakkında delil olmadıgı için (zehirlenmenin asıl sebebini bulamıyorlar ama elde suc var veya yok hiçbir kanıt yok)onu suçsuz buluyor. Eger ki bu durumu tanımlayacak cumle bu kişinin suclu oduguna inanmıyorum, buna hak verebilirim. Ama bu kişinin suçlu olmadıgına inanıyorum, bu bence pek de makul değildir. Bilmiyorum ben mi pek hassas bakıyorum. Belki de o kadar önemli değil bu fark, ama bakış açıları farklı bence olaya.

Benim düşüncem ise böyle bir durumda, kişinin suçluluğu bilinemezdir.

24-09-2006 19:37

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
"Biz "tanrı bir bilinmezdir" dediğimiz vakit bunu "varlığı da, yokluğu da ispatlanamıyor" durumuna dayandırıp söylüyoruz ve bu durumda hiç bir şey için "yoktur" diyemez hale geliyoruz. Bu benim canımı sıkıyo. "Bir şey ya vardır ya da bilinmezdir" gibi bir durum oluşuyo ve ben insan aklının bu kadar aciz olduğunu sanmıyorum."

Sevgili ex, insan aklı maalesef aciz. Bence hiçbir sey için yok diyemeyiz. Varlığı kanıtlanamamıştır diyebiliriz sadece. İnsan aklı maalesef hiç tecrube etmediği görmediği nesnelerin var olmadıgına götürecek önermelere götüremiyor bizi, sadece yoktur demek, vardır demekten daha mantıklı görünüyor o kadar.

Ben ise aklımın acziyetini kabul ediyorum sadece.

sodomo-- 24-09-2006 20:12

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Ex, neden canın sıkılsın ki ? Tanrı'nın varlığı ve yokluğu bilinemez. Ve biz bir şey bilinemediği için de ona "yok" diyemeyiz. Burada "agnostic" duruş bence en dürüst duruştur.

Eğer "Tanrı yok" diyorsan kesin bir yargıda bulunuyorsundur. Peki bu kadar kesin bir yargıda bulunacak kadar bilgi sahibi misin ? Aynı şekilde Tanrı var demekte başlı başına ispat gerektiren bir şey ve bunu söyleyenler aynı bir "taşın varlığını" ispatlar gibi ispatlamak zorundalar. Ama yokluk ispatlanmaz bu kesin. Aslında Tanrı var derken yaptığımız şey bir "uslamlama", "mantık yürütme" ve hiçte yabana atılır bir önerme değildir felsefi düzlemde.

Zaten genel anlamda metafizik felsefenin oldukça ilgisini çeker ve bir felsefeci için fazla garip bir kavram değildir. Ama felsefi anlamda kastedilen metafizik ile dinsel metafiziği birbirinden ayırmak şartıyla mükündür böylesine "uslamlamalar."

Örneğin Platon'un "ide-ler öğretisi" önemli bir açılımdır. Bu açıdan "Tanrı yoktur" veya "vardır" gibi köşeli düşüncelere felsefede pek değer verilmez.

Eğer bir filozof edası ile düşünmek istiyorsanız öncelikle "ön-kabuller"inizi ortadan kaldırmak zorundasınız. Yoksa hayat boyu hep aynı nakaratları tekrarlar durursunuz.

pante 24-09-2006 21:20

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
Pozitif ateizm, Tanrının varlığını asla mümkün görmez. Bundan dolayı "Tanrı yoktur, olamaz" der.
Negatif ateizm ise Tanrının varlığının kanıtı olmadığı için Tanrı fikrini kabul etmez.

Agnostizm, bilinemezcidir. Tanrının varlığı ve yokluğu hakkında kesin bir hüküm verilemeyeceğini, sahip olunan bilgi ve kanıtların bir hüküm için yetersiz olduğunu savunur.

Bilim de agnostik davranmaktadır. Bu konuda kesin hüküm vermez. Kimi bilimciler ateist olabilir. Teist olan bilimciler de mevcuttur. Ancak bilim, kanıtlayamadığını reddetmez. Bilinmeyenleri bilimsel bir açıklama getirene kadar araştırmayı sürdürür.
Yazdığın gibi, bilim telepatiyi reddetmez. Telepati iddiasını araştırır. Onu kabul edecek ya da çürütecek kanıtları elde etmeye çalışır. Henüz elde edememesi telepatinin gerçek dışı olması demek değildir. Örneğin ikizlerin çok uzaklarda dahi olsa birbirlerinden etkilenmeleri çözülememiştir.
Bilim elbette bugün açıklayamadığı bilinmeyenlere gelecekte açıklık getirme şansına sahiptir.
Herşeyi açıklayabilecek midir? Hapsolduğumuz bu muazzam büyüklükteki Samanyolu galaksisinin küçücük gezegeninden çıkamadan, diğer milyarlarca galaksiyi yakından inceleyemeden mümkün olabileceğini sanmıyorum.
Bilimin gücü, geldiği aşama agnostik olmayı gerektirdiğinden Tanrı konusunda zorunlu olarak inanç bazında görüş sunabiliyoruz. Sıradan bir insan dahi " Ben inanıyorum" ya da "İnanmıyorum" diyor. Ama hiç kimse "Dünyanın yuvarlak olduğuna inanmıyorum" ya da "İnanmıyorum" demiyor. Yani, bilimsel olan, kanıtlanmış olan hakkında inançlar devreden çıkıyor artık.

Agnostizm'in de ateizm gibi iki tür bakış açısı var. Ama inanç bazında. Agnostizmin ateist yanı var ki bu negatif ateizme yakın bakıyor. "Bilinemez ama kanıt olmadığı için yokluğuna inanmalıyız." diyor.
Agnostizmin Fideist yanı ise " Bilinemez ama akıl yoluyla da reddedilemez. Yokluğu kanıtlanamadığı için varlığına inanılmalıdır." diyor.

Sonuç olarak dinlerle ilgili bilimsel açıklamalar getirebiliriz. Ama Tanrı konusunda kim ne söylüyorsa inancını söylüyordur. İnancını bilime dayandırma çabası ise Harun Yahya benzeri propaganda amaçlıdır.
Benim düşüncelerimi biliyorsunuz. Agnostizmin Fideist bakış açısından yola çıkarak panenteist ağırlıklı Diyalektik Tasavvuf inançtayım. Bu ben de bir saplantı da değil. Daha doğrusunu bulduğumda inancım değişebilir.
Ezkamo Hoca'ma katılıyorum. Keşke bir Tanrıya gereksinimimiz olmasaydı...

sniper13 24-09-2006 23:44

Re: Allahın Yokluğunun İspat Edilmesi üzerine
 
ordu arşivleri yalancı çıktı *:oops:


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:04 .