![]() |
Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Ahlak kurallarını tanrı koymamıştır. İnsanlar bir arada uyum içinde yaşayabilmek için bazı kurallar koyma gereği duymuştur. Bu kurallardan bazılarını toplumda daha etkin kılmak için kendisini tanrının elçisi ilan eden kişiler ortaya çıkmıştır. Genellikle zaten toplumda varolan bazı kuralları "tanrının kuralı" olarak ilan edip ona uymayı daha etkin kılmaya çalışmışlardır. Bu kurallardan kesin uyulması istenenler hukuk kuralları, daha az öneme haiz olanlar ise ahlak kurallarıdır. Bizlerin de toplum içinde uyumlu şekilde yaşamamız için bazı kurallara uymamız gerekir. Bu kuralların tanrısal olması gerekmez.
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
GÜZEL :cool:
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
BU SİTEYLE ŞİMDİ KARŞILAŞTIM VE MÜKEMMEL BULDUM.
BU BİLGİLERE ULAŞABİLME OLASILIĞINI OLUŞTURDUĞUNUZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM * SAYGILARLA... |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Evet peygamberlerin indiği toplumlar en büyük ahlak örnekleri idi zaten.O sizde ama siz O'nda değilsiniz...
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sayin GELGİKX,
Once Turan Dursun sitesine hos geldiniz. Aradiginizi buldugunuza sevindim. Forum kurallarini okumadiysaniz bir goz gezdirmenizde fayda var. Buyuk harflerle yazmak, bagirmak anlamina geliyor da... Nitelikli tartismalarla, forumumuza zenginlik katacaginiza eminim. Sevgiler. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sevgili dolfen,
Allah inanci olmayan bircok ulkede ahlak kurallari zaten var. Toplumsal yasamin gerektirdigi bir sartlanma diyebiliriz buna. Ancak ahlak anlayisi da toplumdan topluma degisir. Bazi toplumlarda yalan soylemek uyaniklik addedilirken bircok baskalarinda zinadan da beter bir ahlaksizliktir. * Ahlak kurallari, zamanla degisime de ugrar. Bundan 100 sene once bir ahlaksizlik addedilen harekete bugun ayni toplum olumlu bir gozle bakabilir. Insanlar degisen cevrelerine uyum gosterir , kurallar degisir. eskisi yerine yenisi gelir. *Toplumdur bu yasalari koyan, ve de bozan. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
--
* * * * * *İlkel toplumları ele alalım, görüşümce bugünü anlayabilmek için geçmişi, yani sürecin başını çok iyi kavramamız lazım. İnsanların evriminde sürü oldukları bir dönem vardı, ilkel sürü diyor antropologlar bu aşamaya. Bu dönemde insan sürüleri arasında cinsel ilişki rastgele idi. O kadar rastgele idi ki ilkel mitolojide bunun tanıklıklarını buluruz. Toprak ana Gaia Uronos'u yaratmış ve onunla çiftleşmiştir. Zeus bu ilişkinin sonucudur, Rhea da öyle. Daha sonra iki kardeş çiftleşmişlerdir. * * * * Mısır mitolojisinde İsis hem Osiris'in kardeşi hem de karısıdır. Sümerde de aynı mitosları buluruz. Bu söylencelerin insan üretimi oldugunu bildigimize göre demek ki bu tür ilişkilerin gayet normal karşılandıgı bir dönemde gözleme dayanarak oluşturulmuşlardır. Daha da inanmayanlar 19 yy Avusturalya, Polinezya, Hawai araştırmalarına, o dönemin gezginlerinin yazdıklarına bakabilirler. Bugün için ahlaksız, sapık, ensest diye tanımladıgımız rastgele bir ilişki görürüz . Üstelik hiç de yadırganmaz toplum tarafından. O halde bu toplumlara ahlaksız diyebilir miyiz. * * * * Eski toplumun ahlaksız olduguna dair ben hiç bir yerde bir bilimsel risaleye rastlamadım. Bazı misyoner papazların anıları hariç. Demek ki bu toplumlarda ahlaki bir kavram görülmüyor. Toplumun üretim ilişkileri böyle bir kavram üretmiyor. Ahlak sınıfsal bir kavramdır, sınıflarla sınıf ilişkilerini düzenlemek amacıyla oluşmuştur. Özel mülkiyetin tanınmadıgı bir toplum biçiminde , özel mülkiyete dayanmayan sınıflar varolmayacagından bu sınıf ilişkileri düzenleyen kavramların da oluşmaması kaçınılmazdır. * * * * *Ne zamanki insanlar rastgele ilşkiden kan yakınlıgı ilişkilerine , oradan da küme evliligine geçtiler eski tanrı Bacchus yerini Aphrodite ye bıraktı. Bacchüs tapımları sırasındaki şenliklerde kadın ve erkekler çılgınca bir esrime halinde içkinin tesiri ile de kendilerinden geçerler ve rastgele bir cinsellik yaşarlardı. Bu tapım Anadolu'nun pek çok yerinde , Antik Yunan da , Eski Roma'da görülürdü. İlkel sürü döneminin bir kalıntısıydı. Fakat Roma artık mülkiyete geçmişti. Roma da insanlar Doguştan soylular ve plebler olarak ayrılmışlardı, Atina da Solon yurttaşları doguştan soylu ve varlıklılar, köylüler, köleler vs diye ayırmıştı ; o zaman Roma senatosu Bacchus tapımını yasakladı ve sapkın ilan etti. Çünkü bu tapım yeni üretim ilişkileri ile çelişiyordu. Şimdi anaerki den ataerkine geçiş başlamıştı. Ortaklaşmacı mülkiyet yerini *özel mülkiyete bırakmıştı. Ekonomi de itici güç köle emegi idi. Şimdi sıra Demeter tapımındaydı. Kutsal dı Demeter hem de kızoglan kızdı. İffetini yitirmiyordu. Kocasına kendini bakire olarak teslim ediyordu. Şimdi hakim üretim ataerkil yapıda ve hakim tanrıça Demeter di. * * * * *Aynı dönemlerde, ya da daha evvelden Likia ise Aphrodite ye tapıyordu. Likia bir tarım toplulugu idi. Soy anayanlı idi. Kadından kızına geçer, çocugun babası degil anası bilinirdi. Aphrodite özgür bir tanrıça idi. Gönlünün istedigi erkekle yatabilirdi. Aşık olur sonra bıkar başkasıyla olurdu. Likia lı kadınlar da pek çok erkekle beraber olabilirlerdi. Bir grup erkegin bir grup kadınla birlikte olabilmesi dogaldı. Üretim biçimi tarımın ilk aşamalarındaydı. Tarımı ilk bulan kadın oldugu için o ürettigi, için erkek emegi daha tarıma tam anlamıyla giremedigi için, toplum yapısı daha tam anlamıyla özel mülkiyete adım atmadıgı için hiç de ahlaksız sayılmıyordu bu ilişkiler. * * * * * Aynı dönemlerde eski Arap toplumu göçebe hayvancılık yapıyordu. Aşiretler hatta aileler halinde hayvan yetiştiriyorlardı. Sıgırtmaçlık erkek işiydi. İlk hayvanı evcilleştirip besleyen kadın bunun sürüler halinde yetiştirilme işini erkege kaptırmıştı.Sıgırtmaçlık zor çetrefilli ve erkek gücü *isteyen bir işti. Şimdi erkegin dedigi oluyordu ve toplum ataerkil biçim alıyordu. Davar başlı başına mülk demekti. Özel mülkün ilk temel biçimiydi. Özel mülk sahibi Arap Erkegi karılarını tarla olarak görebiliyor ve istedigi gibi sürebiliyordu. Bu ekonomik biçim de yüzyıllar boyunca degişmedi ve ahlaki bir kavram olarak Arap toplumunca yasalaştırıldı. * * * * * *6, yy da Mazdeki isyanı İran da patladı. İlk komünal ayaklanmaydı bu, ortaklaşmacılık savunuluyordu ama başarılı olamadı ve yenildi. Talepler toplumun çok çok ilerisindeydiler, üretim ilişkilerine uymuyorlardı ve ahlaki olarak kabul edilmediler. Bu isyana Yahudiler bile katılmışlardı. * * * * * Görüldügü gibi hiç bir ahlaki tanımlama toplumun ilişkilerinden bagımsız olamıyor, üretim biçimi ile çelişen bir yapılanma başarısızlıga mahkum oluyor. Sınıflar kendi ilişkilerine uygun olarak kurallar yaratıp buna ahlak adını veriyorlar. * * * * * Şimdi bu bakış açısından İslamiyete baktıgımız zaman İslami ögretinin hiç bir yeni ahlak ögretisi getirmedigini görüyoruz. Yeni ahlak ögretisi getirebilmesi için yeni sınıf ilişkileri gerekmektedir, halbuki İslamiyetin böyle bir sınıfsal degişim yaratmadıgını biliyoruz. Kureyş kabilesi o zamanki en kazançlı ticaret olan Kabe'nin gelirini alıyordu.. Kabe ve Hac gelirlerinin elden gitmedigini görünce Müslüman olmakta tereddüt etmedi. Hem de en azılı İslam düşmanları bile Muhammed taraftarı oldu.. Diger ibadet biçimleri ve ahlaki ortam zaten kendilerinin içinde bulundukları ortama uygundu. Namaz kılmak da o kadar zor gelmedi. Eskiden egemenliklerini ve zenginliklerini Kabe'ye borçluydular, bundan sonra gene Kabe'ye borçlu olacaklardı. * * * * *Araplar ticaret yapıyorlardı ve yeni ögreti tamamen ticaret üzerineydi. Üretimden, tarımdan sanayiden çok ticaret kutsanıyordu. Araplar ataerkil bir toplumdu ve yeni ögreti bunu kutsuyordu. Şimdi kadın herşeyden daha çok erkegin malı oluyor ve bu ilahi olarak kutsanıyordu.Ancak Arap kabile şefleri olsa da kabile yapısından dolayı demokratik bir toplumdu.Kabile erkekleri eşit oy hakkına sahip bireylerdi. Sınıf farklılaşması soy üyeleri açısından çok yogun degildi. Bunun da yolu bulundu. Beytülmal kuruldu.Ganimetiin beşte biri şefin yönetimine bırakıldı.Bu ilerideki islam imparatorlugunun maddi temelini oluşturacaktı. * * * saygılarımla |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. Dolfen,
"Etik terimi Yunanca ethos yani "töre" sözcüğünden türemiştir. Aksiyoloji dalı olan etik, felsefenin dört ana dalından biridir. Yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışır. Etiğin batı geleneği zaman zaman ahlâk felsefesi olarak da anılmıştır. Türkçe ahlâk bilimi olarak da anıldığı olmuştur. Ayrıca Türkçe'de etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da kullanılır." Kaynak (http://tr.wikipedia.org/wiki/Etik) "1.İnsan Kalitesi, 2.Sistem Kalitesi 3.Yönetim Kalitesi; Evrensel etik değerlerin geçerli olabilmesi, tüm dünya ülkelerinde bu üç unsurun kalitesinin gerçekleşmesi ile sağlanır. İşin temelinde ise insan var. İnsan kalitesinin yüksek olması gerekli, fakat yalnız başına bu yeterli değil. İnsan kalitesinin varlığı, sistem ve yönetim kalitesinin olmadığı yerde hiçbir şey ifade etmez. İnsan ne kadar iyi eğitilmiş, yetiştirilmiş olursa olsun, eğer sistem ve yönetim gerekli kuralları oluşturmamış, gerekli denetim mekanizmalarını kuramamış ve gerekli yaptırımları uygulayamıyorsa, o toplumda yozlaşma da kaçınılmaz olur." Kaynak (https://www.tspakb.org.tr/paneller/etik/stansal.htm) Bir çoğumuzun yanıldığı bir konu, Ahlakın; tümden evrensel ve değişmez kurallar olduğu ile yine tamamıyle o toplumun ürettiği ve etkileşim içine girmediği malı olduğudur. Oysa ki Ahlak her ikisidir ve kişiden başlayarak toplumsallaşır. Evrensel Ahlak değişmez ve her toplum için aynı belirleyiciliği vardır. Hiçbir ülkenin doktoru hastasını öldürmek ya da durumunu daha da kötüleştirmek üzerine mesleğini icra etmez. Hiçbir ülkenin meclisine seçilen vekil doğruluk ve dürüstlük ve harici bir yemin etmez. Hiçbir ülkenin sporcusu centilmenlik harici ödüllendirilmez. Hiçbir din; vaaz edildiği toplumun, evrensel doğruları ve ahlakı haricinde öğreti sunmamıştır. Ama gerek evrensel ahlak, gerekse yerel ahlak anlayışı ilahidir demek zannımca yanlış olur. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
"Şimdi bu bakış açısından İslamiyete baktıgımız zaman İslami ögretinin hiç bir yeni ahlak ögretisi getirmedigini görüyoruz. Yeni ahlak ögretisi getirebilmesi için yeni sınıf ilişkileri gerekmektedir, halbuki İslamiyetin böyle bir sınıfsal degişim yaratmadıgını biliyoruz. Kureyş
kabilesi o zamanki en kazançlı ticaret olan Kabe'nin gelirini alıyordu.. Kabe ve Hac gelirlerinin elden gitmedigini görünce Müslüman olmakta tereddüt etmedi. Hem de en azılı İslam düşmanları bile Muhammed taraftarı oldu.. Diger ibadet biçimleri ve ahlaki ortam zaten kendilerinin içinde bulundukları ortama uygundu. Namaz kılmak da o kadar zor gelmedi. Eskiden egemenliklerini ve zenginliklerini Kabe'ye borçluydular, bundan sonra gene Kabe'ye borçlu olacaklardı. " Dilaver. Mükemmel tespitler Sevgili Dilaver. Yahudiler ise, Ticaretin bir yerde merkezinide oluşturuyorlardı. Hindistana ticaret gibi birde Akdeniz üzerinden değerli eşyaların Avrupa'ya aktarımı vardı. u Deniz ticareti olarak Akdeniz'den, Kıbrıs ve oradan Anadolu, Egeye yayılıyordu. Kabe'nin yerine KUdüs'ün Kıble yapılması çok yerinde, politik bir taktik idi, Kıblenin Kabe yapılması sonuçları alınmıştı, sıra Kudüs'e gelmişti, ancak Yahudilerin bu taktiğe gelmemesi Kudüs'den vazgeçilmesine dönüştü. İslam yeni ahlak kuralları getirmemiştir diyebilirmiyiz, bunun içinde kabile toplumundan ümmi birliğe geçişin aslında sınıfsal bir değişim ve gelişimede denk geldiğini görüyoruz. Hindistana yapılan ticaret ve bilhassa Uygarlığın Beşiği görülen Çin Feodalizmi, Arap yarımadasında hala kabile ve yerleşiklerde varlık gösteren Köleci toplumsal yapının, ümmi birlik ve yeni bir din, yeni bir merkez ve tek Tanrılı tek bir merkez olarak işlenmesi bana göre sınıfsal bir değişimdir. Bir süreçtir ve buradan baktığımızda İslam yeni sınıf ilişkileri ve ahlak öğretisi getirmemiş diyemeyiz. Aksine islam, hem ataerkil toplum yapısına geçiş sürecinin nicel birikiminin niteliği olmuş ama hemde yeni sınıf ilişkilerinin bir sonucu olarak somutluk kazanmıştır. Tanrıçaların El-Menat, Lat, Uzza'nın dışlanması, Tanrının (her ne kadar erkek olduğu ortada isede) cinsizleştirilmesi, evvel Tanrı ve Tanrıça işlerinin Meleklere devredilmesi bize bazı doneler sunar. Bir değişim var evet, nasıl ki eskisi yine eski toplumsal ve sınıfsal ilişkilerin bir sonucu bir olumlaması ise, yeni gelende yeni bir sınıfsal ilişki yada değişimin ve dolayısı ile yeni ahlak öğretisinin varlığını gösterir. İslam'ın ilk döneleri değil ama sonrasında oturmuş sınıfsal ilişkiler olarak bu sürece Emeviler'in kesinlikle dahil edilmesi gerekir. Çünkü nicelik olarak değil, nitelik olarak ası yansıma bence burada. Hatta Emeviler döneminde Hadislerin yasaklanması(hiç şüpheniz olmasın, bunlar hukuki şeylerdi), iktidarın, babadan oğula geçer tek bir merkezde birleştirilmesi, ümmi toplumsallığın yerleştirilmesi ve merkezileştirilmesi, feodal sınıf ilişkilerine geçişin en nitel boyutlarınıda gözler önüne seriyor. Kısaca ahlakı oluşturan insan ilişkileridir, burada belirleyici kriterde ama ahlakın ölçüt yeride toplumsal ilişkilerdir, toplumdur. Toplumsal ilişkilerin motoru ise yine sınıfsal ilişkiler olarak görülüyor, sınıfsal ilişkilerde yaşam biçimini oluşturuyor ise? Dahada derine şimdilik inmeden; Çok basit bir şey söyleyeyim, evinizde yalnız iken çıplak gezebilirsiniz ve bu ahlaksızlık değildir, ancak evinizde başkalarıda var ise bunu yadırgıyor ise yapamazsınız, ahlaksız olarak nitelenen fiiller değildir, bunu belirleyen toplumsal koşullardır ve fiiliyatın oluşum şeklidir. Dinlerde ise şunlar ifade edilir ve tabi döneminin toplumsal ilişkilerine KESİNLİKLE buradan hayat bularak, evinizde başkaları var iken çıplak gezmeyin der, bizde sanırız ki, din böyle söylediği ve bize bunu cezai müeyideler ile uygulattığı için ahlaklı olmaktayız. Hani korkulardan dolayı, bu ise başlı başına bir başka sorunu gündeme getirir, özde değil, dilde olmayı, buda bir çeşit ahlak ile çelişmektir. Ağacı sulamak için sulamak ile, ağacın suya ihtiyacı olduğu için sulamak arasında, ağaç açısından hiç bir fark yokmuş gibi görünsede, bizler açısından fark vardır. Ahlak kişiden başlamaz, özünde sosyal ve toplumsal ilişkilerden başlar, belirleyici kıstas ve kriterler toplumsal-sınıfsal ilişkiler bazında ortaya çıkar, bunlarda üretim tarzı ile doğrudan ilgilidir, kurallarda. Bir havuzda olan bir toplulukda, istesenizde başka türlü kokamazsınız, bireye nesiller açısından empoze edilenler dahilinde, istisnai bireysel çıkışlar çukurda olanlar açısından bir anlam ifade etmez, toplumsal açıdan değişim gerçekleşmeden kimsede o foseptik havuzundan tam anlamı ile çıkamaz, toplumsal çıkış olmadığı sürece bu belirleyicide olmaz, değirmen sürekli üretmektedir. Denetim konusunda ise ister tek tek bireyler olsun isterse toplumsal gruplar olsun, mekanizmaları oluşturur. ... Ve Zerdüşt böyle buyurdu... |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Kendine yapilmasini istemedigini baskasina yapma
Evrensel kaide esasinda budur. Her toplum kendi yargilarina gore diger kurallari ilave eder. Ahlak anlayisinin farkliligini, kozmopolit sehirlede rahatlikla gorebiliriz. Hatta ulkemizde bile. Genc kizlarimizin sokaklarda yari ciplak dolasmasi, bazilarimiz icin normal gorulurken, sacini bile gostermesi ahlaksizlik sayilan digerlerine gore, hem ayip, hem gunahtir. *Zaten birinin ahlak anlayisini digerine dayatmak istemesi degil mi gerginliklerin bir baska sebebi? |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Dolfen arkadaş sorusunu sitemizin "Sık Sorulanlar" kısmından almış. Ada doğrusu orada bir soruya verilen yanıtı iredelemek istemiş.
Dilaver ve spartacus arkadaşların detaylı olarak açıkladıkları gibi ahlak, tamamen insansal ilişkiler içinde oluşmuştur. Binlerce yıl içinde insanlar arası etkileşimler sonucu ahlak kuralları oluşmuş, değişmiş ve bazıları yok olmuştur. Evrim teorisindeki durumun benzeri ahlak dünyasında da söz konusu olmuştur. Bu arada GELGİKX adlı arkadaş sitemize hoş geldin. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Islamiyet bence de bir ahlaksal degisim getirmistir. Daha once ganimet elde edildiginde bu sadece kabilenin mali idi. Koleler de, savasanlar kole yada parali tutulmus askerse onlar da kabilenin mali idi. Ganimet ise kabile sefleri uzerinden kabileye aitti. Halbuki Muhammed ganimetin sinirini genisletiyor. Yeni dine giren herkese ganimet hakki bir devrimdir aslinda. Zaten gucten dusmus kabile kolayca catliyor. Baslangictaki ozgurluk goruntusu ise ganimet bollugu ve ganimetin cekiciligi ile gerceklesir. Dikkat edilirse buyume Medine ile baslar. Yeni sistem, yani kabileden ummete gecis ilk zamanki ganimet dagitimini hizla kontrole almaya calisir. Catismalarin nedeni budur aslinda. Muhammed'in kabilesi ile Emevi kabilesi catisir. Kontrolu Emeviler saglar. Artik ganimet kabileden daha buyuk bir cercevede paylasilir. Yeni din bu cercevede ahlaksal ogeler getirir. Kabileden olan degil dinden olan kardestir, paylasim onla yapilacaktir. Din disindakiler ise somurunun nesnesi olmak zorundadir elbette. Ancak bu durumda bile yoneten kesim ayricaliklarini hizla genisletir. Yeni ahlak bu sinifsal temelde sekillenir.
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Hindistan’da kızlar kürtaj kurbanı
* * * * * *Hindistan’da kadına karşı ayrımcılık yüzünden günde ortalama 7 bin kız çocuğu dünyaya gelme şansını yitiriyor. * * * * * *YENİ DELHİ - BM Çocuk Fonunun (UNICEF) “2007 Dünya Çocuklarının Durumu” adlı raporuna göre, Hindistan’da çocuğun cinsiyetinin belirlendiği testten sonra kız ceninlerinin önemli bölümü kürtajla alınıyor. AA Güncelleme: 13:38 TSİ 15 Aralık 2006 Cuma * *( cahiliye araplarının kız çocuklarını diri diri gömdüğünü saçma ve uydurma bulanlar ,çağımızdan olan bu haber bilgilerinize) |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Ah be kardeşim, bi de başka bir yerden bakmayı deneseniz, bu haber bambaşka şekilde de okunabilir.
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
sevgili sargon,tek şeritli yolda manevra yapmak zor.
sende seçenek aramazsan, dünyadaki tek YOL o olduğunu düşünürsün. beyninide fazla hem zorlamazsın ,hemde *50 sinde bile orjinal olarak kullanırsın. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sevgili İntizar
Kız çocukları neden istenmez. Kısaca sayfalarca anlatılan ama sizin ne okuma nede anlama çabanız omadığı için basitçe izah edeyim. Bu forumlarda aksi bir eleştiri ile yada tersi doğrulanmayan bir yığın mülkiyet ilişkileri, anaerkil yapıdan ataerkil yapıya geçişin nedenleri, somut gerekçeler ile tarihsel somut örneklerle-belgelerle bunların SONUÇLARI sosyal-kültürel açıdan işlendi. Bir baba var, birde anne... Babanın 100 dönüm arazisi var. 2 Erkek çocuk var, 2 tanede kız ve yolda 1 kız daha var. 2 Erkek çocuk çekirdek ailenin devamcısı olacak. Çünkü tarla gibi ailelerde Bababdan oğula geçiyor. Yanlış okumadınız, tarla gibi ailede... Mirasın taksimi. 3 Kız başka ailelere gidecek. 2 Erkek aile mirasını devam ettirecek. 100 dönüm arazi, 2 erkek arasında taksim edilirse, 50 şer dönümden 2 pay olacak. Hayır, 3 kızıda bu işe katarsınız, kızlar evden kuş gibi uçmuş ele gitmiştir, artık onların hiç bir miras hakkı yoktur çünkü, miras ele gidecektir. 2 Tür önlem alınabilir. Önce kadından başlayalım. 1.Kadınlara Miras vermezsiniz. 2. 50 Dönümde olsa bölünmesine engel olmak için, kalabalık aile yapısına geçersiniz, tarlalar bölünmez, 2 erkek kardeş aynı tarlayı beraber işlerler ve hatta evide birlikte kullanırlar. Bu arada, herhangi erkek kardeşten birisi ölür ise, onun Eşide, sağ kalan kardeşe miras düşer! Şimdiki yasalar ise, miras hukukunda erkek ile kıza eşit hak tanımaktadır. Hindistan dediğiniz yer yılarca İngiliz Sömürgesidir ve doğal olarak ya huyundan yada suyundan etkilennecektir. Ne yapacak hayatını feodal olarak sürdüren toplumlar, kız çocuklarına mal *vererek mallarını elleremi versinler. Bu işin somut yanı, birde soyut yanı vardır, yani gerçeği gizleyen, giydiren soyut yan. Kadınlar akılsızdır, Kadın erkeğin malıdır, kadına söz düşmez(yani tarla düşmez), saçı uzun aklı kısadır, şahitlikte 2 kadın 1 erkek ettiği için akıllarıda noksandır?! "BAKARA SÛRESİ (223) Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve her hâlde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü'minler'i müjdele." Hadis No : 3296 Ravi: Üsame İbnu Zeyd Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Erkeklere kendimden sonra kadınlardan daha zararlı bir fitne bırakmadım." Kaynak: Buhari, Nikah 17; Müslim, Zikr 97, (2740); Tirmizi, Edeb 31, (2781) Hadis No : 3295 Ravi: İbnu Ömer Tanım: Resulullah (sav): "(Ey kadınlar topluluğu!) Ben, akıl sahiplerine aklı ve dini nakıs olanlardan galebe çalan sizin kadarını hiç görmedim!" demişti. İçlerinden dirayetli bir kadın: "Bizim aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?" diye sordu. "Aklınızın noksanlığı, şahidlikte, iki kadının şehadetinin bir erkek şehadetine denk olmasıdır. Dindeki noksanlık ise, (ay hali sebebiyle) ramazanda oruç yemeniz ve bazı günler namaz kılmamanızdır" cevabını verdi. Kaynak: Ebu Davud, Sünnet 16, (4679); Müslim, İman 132, (79); Buhari, Hayz 6; İbnu Mace, Fiten 19, (4003) İşte sorun şurada, gerçekten ifadesi o kadar zor, uzun ve detaylı şeyler o kadar basit sloganlarla basitleştiriliyor ki, en basit haliyle dahi anlatmak, oluşum süreçlerine ve nedenlerine inmek, 3-5 satırla olmuyor. Şu yukarıdakilerde İslam'ın ataerkil nicel değişimleri nitelik açısından, somutlanmış bir örneğidir. Kadın'ın hakkı erkeğin yarısıdır, cahiliye dönemi dediğiniz DÖÖNEM ise anaerkil etkilerin son demleridir, Tanrıçaları dahi vardır, bu Cahiliye dönemi nedir, nerede başlar nerede biter? O kadar mal mülk, ticaret HATİCEYE kimden kalmış, gökten mi indi? Eski kocasından mı, eee, eski kocasının bir kardeşi yokmuydu? Hatice kardeşe miras düşmeyecekmiydi? Yoktuysa babası yokmuydu, Hatice kimki malı, mülkü, zenginliği olsun? Ya Muaviye'nin annesi? Ne biliyorsunuz CAHİLİYE Dönemi hakkında, slogandan öte?! Hiç bir şey, toplumsal yapılar öyle birilerinin politik manevraları ile olmuyor, gideceksiniz, dizinizi kıracaksınız, sosyo-politik, toplumsal yapıyı tüm tarihsel belgelerle olduğu gibi, sosyo-ekonomik yapıyıda bir inceleyeceksiniz!!! Göreceksiniz ki, cahiliye dönemi demek ve kızları diri diri gömüyorlardı demek kadar basit değil, hem öylede değil. Basit bir güncel örnek vereyim, sırf dışlamak ve yalıtmak için yıllarca süren Osmanlı askısında Alevilere mum söndü yapıyorlar denmedi mi? Bunu diyenlere kaldıysa insanlık, hem gerçeklerin hemde insanlığın vay haline.. Kaldı ki Cahiliye dönemindekiler böyle şeylerden öğrenelimde, vay halimize diyelim.... Cahiliye döneminde bir kere BEREKET KÜLTÜ VARDIR sonrasındada devam eder. Doğan ilk erkekler El-İlah'a bereketin simgesi olarak kurban edilir hatta doğan her evcil hayvanların ilkide! Gidin bir araştırın, Muhammed'in babası ABDULLAH neden kurbanlıktır?! Sonra dönün bunları din ile açıklayın bakalım nasıl olacak!! |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Ahlaki kurallar Allah tarafından konulmuştur.Bunun ilk öğreticileri Peygamberlerdir.Toplumlar zaman zaman bu ahlaki normlara uymuş zaman zamanda tıpkı günümüzde olduğu gibi büyük ölçüde terketmişlerdir.Ahlaki normları terkeden toplumlar heryönden çöküşe geçmişler,üstün bir ahlak anlayışı inşaeden toplumlarda yükselişe geçip ahlaksız toplumlara egemen olmuşlardır.(ahlaktan kastımın yalnızca belaltı olmadığının altını çizmek isterim)Bugün batı dünyası bu çöküşün eşiğindedir..Özellikle Avrupa gençliği içki,fuhuş,uyuşturucu ve hertürlü sapıklık ve sapkınlığın kölesi olmuş durumda.Şayet Allah ömür verirse,çok değil 15-20 sene sonra batıdaki sosyal kıyametlere hepimiz şahit olacağız.Tabi bunun önünü almak isteyen düşünürler,siyasetçiler,bilimadamları da var ve bunlar bu sosyal çöküşün tek reçetesinin din olduğunu düşünüyorlar.Bu yüzden İslam inancının yükselmesine bile sıcak gözle bakıyorlar.Hatta büyük hristiyan işadamları odalarının Avrupada'ki İslami çalışmalara büyük ekonomik kaynaklar aktarılmaya başlanmış.Bunu birkaç gün önce Avrupa'da bir üniversitede prof. olan bir Türk akademisyenden dinledim ve kendisi bütün bu dialogların gerek toplantı tutanakları (bu toplantılar devlet yöneticileri,düşünürler,akademisyenler,din adamlarının katıldığı toplantılardır.)halinde gerekse kendisine gelen resmi mektuplar halinde belgeli olduğunu da söyledi.Ha! Türkiye'nin geleceği çok mu parlak?Televizyonlardaki ve internetteki teşhirciliğin,çıplaklığın,magazinciğin,hertürlü gayri ahlaki propogandalığın önü tez elden alınmazsa ve din (ahlak) eğitimine önem verilmezse aynı çöküş bizi de beklemektedir.
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. Spartacus,
Toplumsal hayattan canlı bir örnek vereyim. Kendimden vereyim. Yanlız vereceğim örneğin dini uzantısı olmadığını da belirterek vereyim. Bölgem oldukça engebeli ve sarp bir arazi yapısındadır. Emeğin oldukça yoğun bir şekilde kullanıldığı, dağınık, ormanlık alanlardan arta kalanlar ile tarlalaştırılıp geçinilen, traktörün dahi giremeyeceği sarplıkta yerleşimlerdir. Geçim oldukça güç olmakta ve erkek popülasyona değer verilmekte.(Anadolunun ve pek çok dünya milletinde olduğu gibi). Toplumun en alt oluşumu olan aile büyüktür ve güçlüdür. Ancak aileler arası ilişkiler ya da soy ilişkileri aşiret kavramından oldukça uzaktır. Her aile bağımsız ve sınırları dahilinde özgürdür. Tüm bu coğrafi, ekonomik ve sosyal yapılanmanın sonuçları; 1. Bir dedem devamlı köyde kalmış, diğeri devamlı dış ülkelerde çalışmış. (Ekonomi dışa bağımlı) 2. Köyün, ağası, beyi veya tüm ailelerin sözünden çıkmayacağı bir büyüğü olmamış. (Birim ailenin kendine yetmesi varlığı için diğerlerine ihtiyaç duymaması) 3. Teyzemin, amcamın eşi olması, annemin amcasının oğlu olan babamla evliliği. Aile içi evliliklerin oldukça yaygın olması ve bunun günümüzde dahi desteklenmesi. (Kıt coğrafik kaynakların bölünmesinin önüne geçilmesi) 4. Kız çocuklarına miras bırakılmasına rağmen bu mirası alan kızlara iyi gözle bakılmaması. (Yine coğrafik ve aile ekonomisinin yapısı) 5. Bölgede erkeklerin tarlada çalışmaması. (Dış ekonomi bağlarından dolayı ya oldukça genç ya da yaşlı erkek nüfus popülasyonuna sahip olması) 6. Ailede kadının yeri, zaman zaman erkeğin de üstünde ve kararları çoğunlukla kadınların alması. (Aile ekonomisinin belirleyicileri olduğu için) Buraya kadar yapmış olduğum açıklamalardaki çıktılar; ahlak, örf ve tümünü kapsayan kültürün oluşumundaki sizin ve değerli dilaverin yapmış olduğu gibi mülkiyet kavramındaki ve benim ilavem olan coğrafi yapı itibarı ile oluşmuş olan doğal sonuçlardır. Bu doğal sonuçları toplum kabullenmiş ve buna göre şekillenmiştir. Değişen şartlar altında değişimi göremeyen, değişimi yakalayamayan ve değişime direnen yapılar zamanla işlerliğini kaybedecektir. Kaybedilen işleve rağmen dirençler ve eskiye dönüşler, birey ve toplumlarda kırılmalara neden olacaktır. (Batmanda, kadınların intihar yüzdelerinin yüksekliği) Bu kırılmalar toplumsal açmazlar ve buhranları. Bu buhranlar da çözülme ve çöküntüyü oluşturacaktır. Din diye bahsi geçen vaazlar esasen bu çöküntü ve en dipteki toplumlardan çıkar. Çaresizlik, imkansızlık, zülüm, eskiye direnç, toplumsal entropi. Ve zamanlarında tüm bu vaazlar, toplumlarına nefes aldırmış, dinamikleştirmiş, yön tain etmiş, devrimlerdir. Daha insanlaşmak uğruna yapılmış insani devrimler. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Egemenler yine işbaşında...
Tarihde de günümüzde de değil bir ayaklanma olsun ki nedeni ekonomik, çıkar ve şer, yoksulluk ve yoksunluk olmasın(Tanrılarda ahlak gibi adaletsiz sınıflar ile kural koyucu olmuştur ve insana ve doğaya yabancı olan Mülk'ün ve adaletsizliğin ilk sahibi olarakda, adaletsiz ve insana yabancı toplumsal yapı, Tanrı mührü ilede meşrulaştırılmıştır, -Mülkiyet kutsallaştırılmıştır-işte çok hemde çok somut bir örnek-). Adaletsizliğe bir örnek, Bostanlığında yüzlerceyi çalıştıran bir Bostan ağasının çocuğu olur, doğumu çıplaktır. Altın beşiğe konur. Önünde parlak bir hayat vardır(genelde) Aynı Bostan Ağasının tarlasında doğan bir başka çıplak çocuk vardır, toprak ile bir beze sarılır(öllük). Köle olacaktır çünkü babasının bir bostanlığı yoktur... Bostanlık görüldüğü gibi hiç kimsenin malı olmayan, aslında toprakda boy veren bostanlardan müteşekkil bir bostanlık, insanların sosyal hayatına nasıl yansıyor?!! Onların nesnel hayatlarında kaderlerini belirliyor. Bostan Ağasının mülkü ise Tanrı vergisidir, kaderler bir kez daha mühürleniyor?! Bostan ağası harem kurar, kitabını açar, kitabında der ki, kadın ile erkeğin, sevişmesi yasaktır, cezası ölüm olsun. Bostanlıkda çalışan kölelerde insan oldukları için, den doğal dürtülerini sonuna kadar bastırmazlar. ANCAK İYİ KÖLELER OLMALARI İÇİN insani tüm dürtüleri bastırmaya gerek vardır. Bostan ağası hareminde, yatak odasında *boncuk dizer, zevk kölesi cariyeleri ile fingirdeşir, Bostanlık kölesi, bir anda ona ahlak diye dayatılan en doğal, en ideal insani dürtüsüne yenik düşer, urun kellesini ahlakı bozdu. Zengin 10.000 kişi ile fakir 10.000.000 kişiye düşen Gayri Safi Milli Hasıla(GSMH) örneklemesi. GSMH 100 dür. 10.000 Kişi(Bostan Ağası) bu 100'ün 80 ini almaktadır. Geriye kalan 10.000.000 kişi ise kalan 20 yi paylaşmaktadır. Açlık bastıracak, yetmeyen 20 de Bostan Ağalarının koydukları ahlak sınırları aşılacak... Bostan Ağası parayı basacak kadına sahip olacak, bostan kölesi ise tecavüze dürtülenecek... Çünkü para ile sahip olamıyor. Bostanağası, parayı basacak çocuğunu en güzel eğitimlerle yetiştirecek. Bostankölesi, çocuğuna nasıl bostan kesilirden başka bir şey öğretemeyecek... Bostan Ağası, bostan kölelerinin rahatsızlıklarından her daim korkacak, YA PATLARLARSA? Koyun sürülerine bile ÇOBAN VERİLİR NİYE? YA kaybolurlarsa. Bostanağasıda evvela ruhen bir çoban dikecek, Bu tanrıdır diyecek, Tanrı tasviri ise, sürekli itaat bekleyen, asla söz dışarı edilmesini istemeyen, tartışmasız kabul bekleyen ve BUYURAN OLACAK... Bununla yetinmeyen bostan ağası, kurallarını koyacak, yukarıda mavi şekilde örneklendi... Bununlada yetinmeyecek bostan ağası, bostan kölelerini kendisine hizmet için yetiştirecek, okulları ve eğitimleri sırf kendine göre yapacak, toplumsal ahlakıda o belirleyecek... Kendisi sürülerce cariyeler ile fingleşirken, ya bostan köleleride, Zevke dalarsa, ya onlarda sevişir ise, o zaman Bostanları kim üretecek?!!!!!!!!!! Onlarda talep etmeyecek mi, demeyecek mi, sana gelince şapır şupur, bize gelince yarabbi şükür?!! Dedirtmemek lazım, sert, itaatde kusur kabul etmeyen ve zaten Mülkiyetçi, herkeside Kul gören Bir Tanrı ile... Osmanlı'da normal eğitim veren okul sayısı bir elin parmağını geçmezken, sırf imam yetiştiren ve dini eğitim veren okul sayısı, en düşük 400 haneli bir kasabada dahi 40 lar ile ifade ediliyor... Şimdi bana yine uzun yazıyorsun denecek, yarıda kesiyorum, yazıyorum, istemeyen okumaz, yazıyorum ki, aşağıda peynir gemisi, at gözlüğü diyebilmeyi nasıl hak ettiğimi anlatmış olayım... Giysiyi(gözlüğü) çıkart, kral çıplak. Ahlaki çöküş olduğu için değil, toplumsal adaletsizlik, sömürü ve eşitsizlik, dağılımda dengesizlik.... Dağılımdaki dengesizliği alın, en basitinden, bu insan haklarındaki dengesizliğede dönüşür. Birisi nedendir, diğeri(ahlak) denen bir sonuç... Sonuç ile peynir gemisi kurtarılsa idi, Titaniğin altında, Made in Peynir yazardı.. Ve hiç batmazdı... Deneyin, peynirden gemiyi yapın adına Gemi(sonuç yani) deyin, suya bandırın, yüzerse tahlilimiz doğrudur, yüzmezse demek ki, yapı taşlarına bakacağız. Yani maddesine ve nerede olduğuna(su). Ahlak da böyle bir şeydir O'nun yapı taşı toplumlardır, içeriğidir, bunlarda anlatıldı. Tanrıların koyduğu kuralların altında Kral mühürü vardır... |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sevgili Mhmmd, üstteki yazımı yazarken, siz bir yazı yazıyormuşsunuz, yazdıklarınız görmeden yazdım o yazıyı, devamında gelmesinden dolayı yanlış anlaşılsın istemem...
Benim sorunum bostan ağası ileydi... Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim... Din kısmını ise yine değişen sınıfsal ve mülkiyet ilişkilerini dışta tutmadan, bir ara inceleyelim... Kabileler arası ve çok sesli bir varlığa karşı, garanti ve güvence altında tek bir merkezi otorite ve kesin bağlılık sağlayan etmenleride göz ardı etmeyelim... Her sistem çöker yada batarken kokuşur, çünkü ortada eskinin ölüsü vardır.... Her yeni gelende ilk evreleri kokar, foseptik çukuru demiştim, umarım buradaki mecaz anlaşılmıştır... |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. Spartacus,
Açılımlarınızı pür dikkat ve heyecanla takip ediyorum. Ve tabi ki kendi anlayış kapasitem ile anlamaya çalışıyorum. En azanıdan şimdilik bence gayet güzel gidiyor. Son cümlenizi okuyunca aklıma; bizim evdeki, el süpürge makinesi geldi :wink: Şaşırmayın! Anlatayım; Bizim 16 aylık veleti, tehlikelerden uzak tutmanın bir yöntemi bu makine. Henüz iyiyi doğrudan ayırt edemeyecek bir durumda değil. Anlatım ve açıklamaları değerlendirmek için 12 ay daha bekleyeceğiz. Lakin boş durmaz, merakı her şeyin üstünde. Gözümüz üstündeyken problem yok. Ya değilken? Bilgisayarın başına çöreklenip gözlerini açık ekrana yapıştırıp inceler. Bir ara eşim bu makineden korktuğunu keşfetti. Önceleri korkusunu yenmesi için çok uğraştım. Lakin çıkartığı sese karşı reflexlik bir tepki verdiğini gördüm. Daha sonra hallederim diye bıraktım bu korkusunu. Şimdi makine nerde mi? Biz yokken Bilgisayar koltuğunda duruyor! Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
:D
Sevgili Mhmmd; Verdiğin bilgiler için bir daha teşekkür ederim... Ayrıca bilgisayar koltuğunda ki süpürge, mükemmel bir çözüm olmuş... Dahisin bu konuda ve en önemlisi ufaklıkla olması gerektiği gibi ilgileniyorsun... Gözlemleyebiliyorsun... Benim fıstık, senin fıstığın Ablası 5 yaşında, ve bir gün o süpürge yetmeyecek bunuda belirteyim :) |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sevgili mhmmd,
Sizin 16 aylik cocugunuzun korkmasina neden olan supurge, nedense bende, tanri insan iliskisi cagirimini yapti. 16 aylik bir bebek icin hic de korkulacak yani olmayan bir nesne, onun minik beyninde bri totem vazifesi goruyor ve bunda da sasilacak bir sey yok. Hepimiz cocuklugumuzda, ocu hikayeleri ile korkutulduk. Buyuklerimiz icin bizi kontrol edebilme araci olan bu hikayeler, suuraltimiza yerlesip, zamanla tanri korkusuna donustugunu zannediyorum. * * Bir ahlak konusu olmasa bile, bilgisayara yaklasmasina mani olmak uzere buldugunuz bu yontemi, ilk kabile sihirbazlari kesfettiginde, kendi menfaatlerine kullanarak, gunumuzdeki din mevhumuna ulasildigini, dolayisiyla, tanrilari bizim yarattigimizi dusunuyorum. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. Vartor,
Açılımınıza bir yere kadar katılmamak mümkün değil de, Sn. Spartacus'ün 5 yaşındaki meleği pozisyonuna gelince ne yapacağız? :) Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Gerceklere bagli kalarak anlatacagiz masallarimizi. Ahlak kurallarimiza bagli kalarak gercegi ogrenmelerine yardimci olmaliyiz. Gercek nedir diyecek olursaniz, hayali olmayan hersey. Tabi ki hayal kuracagiz, bu ozumuzde var. Muhim olan ikisini ayit edebilmek. Benim iki oglum var, biri 30 digeri 24 yasinda. Her ikisinin de zayif taraflari olmakla beraber, esas karakterleri, deger yargilari, muhakeme kabiliyetleri, insanlik yonunde gelistigini gorerek, belki de dogru birsey yaptim diye sevinc veriyor bana dusundukce.
* * * * * * * * * * * *Sevgiler... |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. vartor,
Sizi kutluyorum. Darısı bizlere. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
"Buyuklerimiz icin bizi kontrol edebilme araci olan bu hikayeler, suuraltimiza yerlesip, zamanla tanri korkusuna donustugunu zannediyorum."
Sevgili Vartor, katılmamak elde mi? Sevgili Mhmmd; Tarihsel olarak cevap vermemi istersen, 2 madde olarak vereyim. 1. 5 Yaşında daha büyük süpürge bulacaksın? 2. Benim gibi gecelere kadar uyumayacak, sorduğıu sorulara korkularıda dahil, kesinlikle ama kesinlikle emek haracayarak, nesnel, kavramasını da sağlayacak somut örnekler ile deneylerlede görebileceği cevap vereceksin. Asla öcü, möcü, görülmez varlıkların telaffuzu olmayacak, ileride kendisine yabancılaşmasına dönüşür. İnsanların, toplumların bin yıllarca kendilerine yabancılaşması gibi. 1. Bizim evde Öcü demek yasaktır. 2. Bizim evde ölüm demek yasaktır. 3. Bizim evde bıçakla şöyle yapmış demek yasaktır. 4. Bizim evde süpürge ile yada herhangi bir sözle korkutmakda yasaktır. Arabesk ve herkesin elinde bir tabanca ile gezen dizilerde yasaktır... 5. Halim haraptır :) Yöntemimizden dolayı değil, O'nun öğrenme isteğinden, meraklarından, benim uykusuzluğumdan... Oysa evveller ne yapmış, Kes sesini demiş..... Çocuk bir daha sorar mı sormaz, sormayınca sizde rahat rahat uyursunuz.... Muhasebe edilebilir hale geldiğinde ise yukarıdaki maddeler saklanmaya devam edilemez, anlayış gösterebileceği halde, mantıkla açıklanacaktır, bir gün sende süpürgeden korkmaması gerektiğini ANLATMAK zorunda kalacağın gibi :) Yapılmaz ise hata olur.. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Sn. Spartacus,
Sizin harabetinize adayım. Baştan beri uygulayacağım seçenek 2. idi. Lakin henüz 16 aylık olunca bol bol eğlenceyle şimdilik günümüzü geçiriyoruz :) Şahsımızın sahip olduğu çocuklar olarak değil de; bir fert ve iyi bir insan olarak görüp yetiştirmek için uğraşılarımız yarınları aydınlatacak. Sn. Vartor, ununu elemiş, sıra sizde hocam ve uğraşınız 5 yaşındaki melek yeğenim ile sizlere kolay gelsin diyorum. Ve sonrada nöbet sırası bizde. Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Zaten 2 diyeceğini adım gibi biliyordum... :)
Tamam o zaman, senin* melek 5 yaşına gelince bende 8-9 yaşındaki harabetimi söylerim.... *Senin demem adını ifade etmediğim içindir, sakın mülkiyet anlamında görülmesin :) O kendisidir. |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
merhaba doslar ben umut aranıza yeni katılıyorum ben bir turandursun aşığıyım iyiki var olmuş olmasaydı aydının köylerinde nice olurduk
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
aramıza hoşgeldiniz umut1917
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
umut 1917 abim
*Aydın'ın köylerinden DİNLERDEN ÖZGÜRLÜK'e hoş geldin |
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Koca koca insanlarız illa birilerin birşeyleri göstermesi mi gerekli beyinlerimiz bu kadar mı gelişmemiş ahlak=din diyemi yorumlamak zorindayız ahlak=iyi nitelikler insanda bulunması gereken güzel nitelikler neden olmasın...Beni dinlerden soğutan bir imam arkadaşın bir vaazında islami kurallara göre yaşamayanın ahlaksız olduğunu savunmasıdır. O günden sonra pek cami ile pek *işim olmadı. *Umut 1917 sizde aramıza hoş geldiniz sizi belkide en iyi anlayanlardan biride benim nede olsa aynı coğrafyadan sayılırız saygılarımla
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
insanlar bir arada yaşamak zorundadır ahlak evet insan nasıl tanrıya yarattıysa düzen kurmak kanun yapmak insanın doğal yapısıdır
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
merhaba meb ben umut
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
merhaba dilaver ben umut
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
Umut abim nerdesin yav bi geldin kayboldun.
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
merhaba doslar ben umut dün bilgisayarımdan site kaboldu herkese iyi akşamlar
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
merhaba doslar ben umut dün bilgisayarımdan site kaboldu herkese iyi akşamlar
|
Re: Ahlaki kurallarinizi tanri koymadiysa kim koydu!!
tebrikler dilaver gerçek vedoğru bir cevap onların devrinde kan ve zulumdan başka birşey yok işte kendileri arasındaki baştan sona olaniktidar kavgaları
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:11 . |