![]() |
Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Müslümanların kölelik konusunda en büyük iddiası eğer peygamberin böyle birşey yapması durumunda toplumun ayaklanacağı,huzursuzluk çıkacağıdır ve bunun bir anda kaldırılmasının mümkün olmadığıdır.
Halbuki Muhammed Arapların yüzyıllardır var olan putlarının hepsini parçalamıştır. Aynı Muhammed Arapların içki içmemesini de tek ayetle bitirmiştir. Peki Muhammed niye köleliği devam ettirmiştir,yüzyıllardır taptıkları putları paramparça eden insanların Muhammed ayet getirip:"Kölelik kaldırılmıştır,tüm insanlar eşittir." dese Müslüman halk buna karşı mı gelecekti?Allah'ın peygamberi ayet getirince buna karşı mı çıkacaklardı? a-Böyle birşey olmazdı,içkinin yasaklanması emri gibi uyulurdu,Muhammed savaşılan topraklarda binlerce esir elde edileceğini düşünerek böyle bir davranıştan kaçınmıştı. b-Yeryüzündeki yıldızlar denilen sahabelerin hepsi tam olarak iman etmemişti.Muhammed'de bunlara güvenemedi. Ayrıca Muhammed'in köleliği kaldırmak gibi bir isteği olsa kendisi niye sürekli ganimet olarak savaşlardan cariye alıyordu?Hiç olmazsa kendisinin örnek olması gerekmez miydi? Ek olarak Muhammed Veda Hutbesi'nde bile "Efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine uğrasın." demiyor muydu? Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları halinde sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Nisa-25 Bu ayetin hükmü devam etmekte midir?Kuran'da geçen kölelik ile ilgili ayetlerin hükmü düşmüş müdür? |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Ickiyi faizi kaldiriyor ama isgucunun temeli olan kolelik kurumunu elbette kaldiramiyor. Cunku isgal edilecek ulkeler oralardan gelecek cariye ve toprak iscisi koleler olacak
|
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
[quote:8e7c1f0c00="Kont"]Aynı Muhammed Arapların içki içmemesini de tek ayetle bitirmiştir[/quote:8e7c1f0c00]
Burada bir yanlışı hemen düzeltelim isterseniz.İçki yasağı tek bir ayetle birden olmuş bir olay değildir.İçki kademeli olarak üç farklı zamanda inen ayetlerin sonunda yasak edilmiştir.(Sure ve ayetler ezberimde değil ne yazık ki). |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Önce içkil namaza yanaşmayın demiş. Ardından bir olay olmuş (deve kesemeydi galiba) o olaydan sonra tamamen yasaklamış.
|
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
İslam'ın, hürriyetin kısıtlanması ile alakalı olarak en çok tenkit edildiği hususlardan birisi, kölelik müessesesidir. İslâm'ın bu müessese ile ilgili değerlendirmelerine kısaca temas etmekte yarar vardır.
Kölelik, 104 harp esaretinin bir neticesi olarak ortaya çıkan ve hür insanlara arız olan bir sıfattır. Köle de "hukuk açısından bir şahıs değil, mal sayılan ve hürriyetinden mahrum olan kimsedir. " Hürriyet ve eşitlik esaslarının ilan olunduğu sırada karşılaşılan en ciddi meselelerden birisi, bilindiği gibi, kölelik müessesesi idi. Bu müessese, yalnız Arabistan'da değil, o devirde dünyanın en medeni milletleri arasında dahi mevcuttu. Savaşta mağlup olan milletlerin vatandaşları kadın ve çocuklar dahil esir sıfatıyla toplanır ve galiplerin hizmetinde çalıştırılmak üzere ya da galiplere gelir sağlamak üzere bir mal olarak satılarak köle edilirlerdi. İslâm dini, insan haklarının temeli olan hürriyeti, herhangi bir şarta bağlamadan esirlere de tanıdığından, himayesini en yüksek ölçüde köleler ve cariyeler üzerinde toplamıştı. İnsanları, doğuştan, hür ve esir olarak sınıflandıran Yunan filozoflarının aksine, İslâm hukukuna göre *insanlar hür doğar ve eşit haklara sahip olarak yaşarlar. Bu hakların temin edilmesi için bir mücadele sürecinin yaşanmasına gerek yoktur. Zira, kuvvetli insanların, zayıfları medeni ve tabii haklarından mahrum ederek idaresi altında tutmaları, İslamiyetin kabul ve ilan ettiği hürriyet ve eşitlik ilkelerine aykırı düşer. Kuran da insanların köleleştirilmesini caiz kılan bir tek ayet yoktur. Bilakis ayetler mevcut köleleri hürriyete kavuşturmayı teşvik etmekte ve bunun yollarını açıklamaktadır. Hz. Peygamber, hiç bir insanı köle yapmamış, savaşlar sonunda elde edilen esirlerin tamamını bir şekilde serbest bırakmıştır. İslâm hukukçuları da kölelik davaları ile ilgili açıklamalarında "insanların hür doğduklarını, hürriyetin esas olduğunu, bunun için isbat deliline' gerek bulunmadığını, bilakis aksini isbat için delil isteneceğini" ifade etmişlerdir. Kölelerin, hür insanlarla eşit olamayacağı hususunda Mekke'de nazil olan "Allah hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu?..." mealindeki ayet, kölenin, o günkü durumunu söz konusu etmiş, ancak bundan kurtuluş yolunu göstermemişti. Daha sonra ".. .elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin...." mealindeki ayet nazil olunca, hakarete uğrayan köleler, Hz. Peygamber'e gelerek durumlarını şikayete başladılar. Hz. Peygamber'e şikayet edilenlerden birisi de Ebu Zer Gifari idi. Rivayete göre Ebu Zer, bir gün bir adamı "Karakadının oğlu" diye azarlayınca, o da Hz. Peygamber'e gelerek durumunu anlattı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem, Ebu Zer'i huzuruna çağırıp,"Sen onu anasından dolayı ayıpladın mı?" diye sordu ve sonra ona şöyle dedi. "Şüphesiz sizin kardeşleriniz sizin hizmetçilerinizdir. Allah onları sizin ellerinizin altına vermiştir. Her kimin eli altında kardeşi bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin ve onlara güçleri yetmeyecek işler yüklemesin " buyurmuştur. Resulullah, önce azadlı kölesi Zeyd'i, onun şehadeti üzerine 18 yaşındaki oğlu Üsame'yi ordu kumandanı olarak tayin etmişti. Böylelikle, Hz. Peygamber, neseb ve şeref bakımından ondan üstün olan büyük ashabı, Üsame'nin maiyetine vermişti. Hz. Peygamber, bu davranışı ile köle soylu bir kimsenin *ordu *kumandanı *olabileceğini *göstermek *istemiştir. İslâmiyet, esir almak ve satmak için kavimlerle savaşmayı, çocuklannı, kadın ve erkeklerini zorla götürmeyi caiz görmemiştir. Esaret, ancak düşmanla harp esnasında esir düşmekle mümkün olabilir.Düşman cephesindeki muharip müslüman esir alınsa bile, köle olmazdı. Hatta ana ve babaları muharip olan bir aileden doğsalar yine esir sayılmazlardı. Harpte alınan esirler hakkında Kuran-ı Kerim "Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun. Sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın, savaş sona erince onları ya karşılıksız ya da fidye ile salıverin" buyurmaktadır. Bu şekilde, cemiyetin en zayıf ve en çok himayeye muhtaç olanları müdafaa etmek, korumak, İslâm gibi, bütün acizleri himayesi altına alma iddiasında bulunan bir din için, en tabii bir vazife olması gerekirdi. Fakat, kölelik müessesesinin bir anda men ve tasfiye edilmesinin zorluğundan dolayı bu iş tahmin edildiği kadar kolay olmayacaktı. İslâmiyet, yüzlerce yıl devam eden, o dönemlerde devletlerarası sosyal bir düzen haline gelen esaret ve köleliği, tedrici olarak kaldırma düşüncesini uygun gördü. Çünkü yürürlükte olan bu sosyal düzeni değiştirmek için, zamana ihtiyaç vardı. Bu nedenle, İslâm dini, sosyal düzende kontrolü mümkün olmayan sarsıntılara meydan vermeden, zamanla bu uygulamanın tamamen ortadan kaldırılması için, köleliğin bütün kaynaklarını ve gelişme alanlarını kurutma yolunu tercih etmiştir. *Hürriyeti hayatla eşit tutan İslamiyet, köleleri önce insan saymış, onlara iyi davranılmasını emretmiş, sonra da ilk fırsatta hürriyete kavuşturulmasını istemiştir. Köle azad etmek ibadet sayıldığından, bir çok günahların karşılığı ve keffareti olarak esir azad edilmesi istenmiştir.Ayrıca insan hürriyetini asıl, esareti anzi kabul eden İslamiyete göre, bu durumun giderilebilmesi için bir çok kolaylıklar tanınmıştır. Mesela, sahibi, kölenin azad edilmesi ile ilgili bir sözü şaka olarak dahi söylemiş olsa, esir, derhal azad edilmiş olur. Hz. Peygamber ve ashabı da, hiç bir kimseyi esir ve köle olarak tutmamış, vakti müsait olanları fidyeye bağlayıp serbest bırakmış, diğerlerini ise azad etmişlerdir. Görülüyor ki, İslamiyet, esaret ve köleliği ortaya çıkarıp teşvik etmiş değildir. Bilakis, Kuran'da, köle anlamını ifade eden kelimeler, daima hürriyete kavuşturma ile birlikte kullanılmıştır. Mükatebe ve Ümmü Veled sistemlerinin getirilmesi de, hürriyete kavuşma için tanınan bir imkandı. Nitekim, İslâm toplumlarında, zamanla köleliğin ortadan kalktığı gözlenmiştir. journal of Islamic research Cilt 16 sayı 1 Hürrüyet ve Eşitlik kavramları ekseninde Demokrasi ve İslam Syf 91-92 |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Başlık insanı yanıltıyor. Sanki kölelik kaldırımış gibi anlam çıkıyor ve aşamalı mı yoksa direk mi kaldırıldığı soruluyor gibi..
Ne Kur'an ne de İslam köleliği kaldırmamıştır. Sadece kölelere iyi davranılması öğüdü vardır. Dolayısıyla Kur'an'ın evrenselliğine inananların köleliği, köle düzenini savunması gerekir. Tabi bunu savunurken de sonuç "Allah'ın insanların bir kısmını köle olmak üzere yarattığı" na varacaktır. Evrenselliğin sadece iyilik ve kötülüklerde olduğuna inananlar ve kimi hükümlerin ise çağlara göre değişebileceğini savunanlar ise köleliğe karşı çıkabilirler. Kölelik benzeri konularda farklı bakış açısını reformist İslamcılarda görmekteyiz. Hadisleri ve sünneti reddeden, Kur'an'ı farklı yorumlayan, yorumlarının çağa ve bilime uyumlu olmasına gayret sarfeden bu grup ta gelenekçi ve radikal İslamcılar tarafından "kafir" olarak nitelendirilmekten nasiplerini almaktalar. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Konudan çıkmadan istersen Hemen Kuran ı ve İslamı yargılamaya gitmeyelim.Çünki konu İslamı değil tüm insanlığı ilgilendiriyor.Bana göre köleliğin bir gömlek üstü olan şu an amelelik vardır.Bence köleliği dinle bağlamanın bir çıkar yolu olmaz ancak İslam sonuçta Avrupanın bile 19y.y da köleliği aşama aşama kaldırmasına nazaran 6 yüzyılda bu işe en uygun çözümleri getirmiştir ve yapılan hatalara ve kötülüklere karşılık bir insanı özgür bırakmayı emretmiştir.Yani Allah kendisine karşı işlenen bir günahı köle azat ettirerek o günaha kefaret saymıştır.İşte Perde arkasındaki bencil olmayan TANRI!!!
Sonuç olarak ne 19 yüzyıla kadar uygulanan demokrasi ve de insan hakları köleliği o zaman kadar kaldırmamıştır.Şu anda kalkmış gibi görünsede bir gömlek üstü olan ameleler ve işçiler vardır.Koşullar ve tanımı farklı olabilir ama para karşılığı kölelik devam etmektedir sadece bazı haklara sahiptir.İşi kendi isteği ile bırakma hakkı falan filan. Ama *demokrasinin net bir şekilde *bu insanlara haklarını *verebildiğini söyleyemeyiz. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Alıntı:
birden olmuş bir olay değildir.İçki kademeli olarak üç farklı zamanda inen ayetlerin sonunda yasak edilmiştir.(Sure ve ayetler ezberimde değil ne yazık ki).[/quote:0a788cb155] Benim demek istediğim kölelikte yasaklamaya ilişkin herhangi bir davranışa Muhammed peygamberin yanaşmamış olmasıydı. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Kölelik ile ilgili en insani düzenlemeleri Peygamber yerine getirmiştir.Gerisi insanoğluna kalmıştır.Yaw neden acaba herşeyi Kuran da arıyorsunuz.Allah tuvaletimizin nasıl yapacağına varana kadar *söylemek zorundamı.O zaman nasıl bir hür irade olabilirki.Sınavın amacı nasıl olabilir.Aklını çalıştır ,akıl yürüt,düşün,ibret al emirleri var bi kere.İnsan düşünmedikten sonra aklını yürütüp kendini idare edemedikten sonra ne işe yaradı sınav.Allah Kuran ı kullanma kılavuzu olarak göndermediki.Hayırlarda *iyilikler de yarışın birbirinize iyilik yapın *demedimi.Köleliğin az çok kalmaması Allah *tarafından kınanacak değil takdir edilecek bir gelişmedir insanoğlu için.Peygamber müslümanları namaza çağırmak için ezanı bile ilk azad ettiği köle olan Bilal e okutturuyor ve ister inanın ister inanmayın yanlış okumasına rağmen ve taki ölene kadar.Verdiği değer anlaşılmak için yeter sanırım...
|
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Köle azad etmek, İslam'da köleye yapılmış bir lütuf olmaktan çok müslüman'lara verilmiş bir CEZAdır.
Köle azadıyla ilgili ayetlere baktığımızda muhakkak bir günah işleme karşılığı yapılması tavsiye edilen fiil/günah işleyene verilmiş bir ceza olarak karşımıza çıkar. Peygamberin hangi hanımıydı şimdi hatırlayamıyorum, kütübü sitteye baktım kölelikle ilgili çok fazla hadis var, hadisi araştıramadım, mealen şöyleydi: Peygamber hanımın odasına gelir. "Falanca kölen nerde" diye sorar. O da azad ettiğini söyler. "Azad edeceğine annene verseydin ya" der Peygamber. Bir diğer hadis mealen şöyle diyor: Adam 3 köle azad edilmesini vasiyet eder. Peygamber bunu duyunca adamla konuşup 1 köle azad etmesini salık verir. Peygamberin sırf bu iki uygulaması bile aslında köleliği tedricen kaldırma isteğinde olmadığının işaretleri değil midir? |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
[quote:c6a87a1820="jayjay"]Önce içkil namaza yanaşmayın demiş. Ardından bir olay olmuş (deve kesemeydi galiba) o olaydan sonra tamamen yasaklamış.[/quote:c6a87a1820]
Daha önceki yazımda içki yasağı konusunda 3 kademe olduğundan bahs etmiştim.Dün ilgili ayetleri buldum.Buna göre 1.aşamada jayjay'ın da belirtiği gibi içkili iken namaza yaklaşmayın denmiş;daha sonra 2.aşamada içkinin bazı yararları olduğu kabul edilmekle birlikte zararlarının yararlarından büyük olduğu belirtilmiş. 3.aşamada ise içkiden tamamen vazgeçilmesi istenmiş.İşte iniş sırası ile ilgili ayetler: 1) Nisa 43:Ey iman edenler,sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar;cünüp iken de-yolcu olmanız hariç-guslünüzü edinceye kadar namaza yaklaşmayın. 2) Bakara 219:Sana şarap ve kumardan soruyorlar.De ki :"Bu ikisinde büyük bir günah ve insanlara bazı yararlar vardır.Ancak günahları yararlarından daha büyüktür." 3) Maide 90-91 :Ey iman edenler,içki,kumar,putlar ve kısmet çekilen zarlar,hep şeytan işi,murdar bir şeydir.Onun için siz ondan kaçının ki yakayı kurtarasınız. * * * *Şeytan,içki ve kumarla sadece aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister.Artık vazgeçiyorsunuz değil mi ? NOT:Nüzul sırasına göre tertiplenmiş meallerde Nisa suresinin inişi Bakara'dan sonra gösterilir.Ancak hemen belirtelim ki Bakara suresi 6-7 farklı zamanda inmiş ayetlerin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir suredir.Bakara 219'un da Nisa 43 'ten sonra indiği anlaşılıyor. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Sayın K.C.Olayı başka bir yönden değerlendirmişsiniz.Müslümanlara verilen bu cezanın adaletsiz olduğunu düşünüyorsanız ayrıca tartışılır.Fakat burada yaratıcı , eğer bir *insanın işlediği bir suçu , bir takım hakları başkalarının elinde olan insanların *(köle) özgür ve serbest kalması için affederek , bu işi diğerine kefalet sayıyorsa *, bu uygulamadan *rahatsız olmak bence çok düşündürücüdür.Ayrıca hangi durumlar da köle azat etmek kefalet sayılıyor o konularıda bir araştır istersen.Sonuçta ulaşacağın sonuçlar yemin bozmak,yanlışlıkla adam öldürmek gibi isteyerek değil de istemeden ve zorda kalınan durumlar için geçerlidir.Yoksa zina yap tecavüz et köle bağışla,adam öldür köle azad et,insanlara zulmet köle serbest bırak...Bunlar için affedici sebeblerin sadece ve sadece tövbe ve bir daha yapmamak olduğuna inanıyoruz ve cezasını *da Allah ın takdirine bırakıyoruz.
Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz... |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Kölelik Kurumu :Köle kavramı kısaca, güçlünün zayıfa hükmetmesi ve onu her alanda kullanması olarak tanımlanabilir. Özellikle Orta Çağ’ın bitimine değin, Batı toplumunun iktisadî ve sosyal açıdan ayrılmaz bir parçası olmuştur. Batı Toplumlarında Kölelik
Batı dünyasında; feodalizmin tarih sahnesinden çekilerek yerini burjuva ekonomik sistemine bırakmaya başladığı ana kadar kölelik kurumu, emek veriminin düşük ve teknik imkânların son derece kısıtlı olması sebebiyle en önemli üretim aracı olagelmiştir. Son derece ağır şartları haiz olan köle hayatında ancak 19. yüzyıl sonlarından itibaren bir miktar düzelme meydana gelmiştir. İslâmiyet’e Göre Kölelik *: Kölelik; eski Hint, Mısır, Çin, Mezopotamya, Roma vb tüm medeniyetlerde bulunan bir sosyal olgudur. Dolayısıyla, İslâmiyet’ten önce de var olan kölelik kurumu için; Hazreti Muhammed’in peygamberliği ve İslâmiyet ile birlikte şekil değiştirerek askerî (esir statüsü) ve dinî (tebliğ vasıtası) hüviyet kazanmıştır denilebilir. İslâm ilk zamanlarında, köleliği sınırlandırmış ve yerine getirilmesi güç olan bir takım şartlara bağlamıştır. Böylece, kölelik kurumunun toplumsal yapı içerisinden kaldırılmasına yönelik tüm şart ve prensipler hazırlanmıştır. Köleliğin sınırlandırılması, köleleştirme yol ve vasıtaları bakımındandır. İslâm, esârete gide diğer tüm yolları kapayarak sadece savaş esirliği çerçevesine indirgemiştir. Borç veya zaruret sebebiyle esâret meydana getirmek mümkün değildir. Fakat müslüman olmayanlarla yapılan savaşlarda aman dilemeyenler veya aman verilmiş olan birisine sığınmadan savaş yoluyla yakalanan kişiler esir statüsüne girerler. Tarihin yakın dönemlerine kadar devletler arası siyaset ağırlıklı olarak savaşlar vasıtasıyla yapılmaktaydı. Alınan esirler savaş sonrası yapılan müzakere ve anlaşmalarda devletlere önemli kozlar getirmekteydi. Gerek diğer tarafın ele geçirdiği esirleri geri almak, gerekse fidye elde etmek amacıyla savaş esirleri sistemi yakın dönemlere değin devam ettirilegelmiştir. Esir alınan kişiler devlet tarafından hiçbir karşılık beklenmeksizin serbest bırakılabilecekleri gibi; esirleri öldürme, kendi işlerinde kullanma veya başkalarına satmak da mümkündür. Esâret aynı zamanda esirlerin çocuklarına da intikal ederdi. Yukarıda; İslâm’ın kölelik hakkında yerine getirilmesi güç olan bir takım şartlar getirdiğinden bahsetmiştik. Bahsedilen bu şartlar, sahip konumunda olan kişinin kölesine karşı olan davranışlarını kapsamaktadır. İslâmiyet bütün insanları eşit kabul ettiğinden, esirin sahibi onun mâliki değil koruyucusudur. Her türlü şer’i hakkına riayet etmekle sorumludur. Kölesini kendi çocuklarından farklı tutamaz. Nasıl ki çocuklarına karşı dinî yönden caiz olan şartlar dışında şiddet kullanamıyorsa, aynı durum kölesi için de geçerlidir. Köle, efendisi ile bir kitabet akdi (belirlenen bir miktarı çalışarak ödemesi şartıyla hür olmasını sağlayan anlaşmadır, bu anlaşmaya varan kişiye mükâteb denir) yapabilir. Sahibinden çocuğu olan köle (ümm-ül veled), sahibinin vefatıyla hür duruma gelir. Köle ve câriye evlenebilir. Köle bir cinayet işlerse efendisi onun âkılesi olur, bedelini verir; ancak köleyi terk ederse (abandon noxal) bu sorumluluktan kurtulabilir. Sınırlandırma ve zorlaştırmaların yanı sıra İslâm; sahip durumunda olanları kölelerini azad etmeye teşvik edecek bir takım tavsiyeler içermektedir. İslam peygamberi Hazreti Muhammed’den aktarılan; “Hizmetçi ve köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Ona; yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin. Eğer onlara zor işler teklif ederseniz derhal onlara yardım ediniz” (Buharî, İman, 22); “Sizden biriniz ‘bu kölemdir, bu cariyemdir’ demesin. ‘Kızım veya oğlum, yahut kardeşimdir’ desin” (Müslim, Elfaz, 3); “Sizden kimse ‘kölem, cariyem’ diye söylemesin. Hepiniz Allah’ın kölelerisiniz” (Müslim, Elfaz, 13); “Kim kölesini döverse, onun cezası kölesini âzad etmekle yerine getirilir” (Müsned, II, 25, 61) şeklindeki hadisler, İslâmiyet’in kölelik kurumuna olan bakışını özetlemesi bakımından oldukça çarpıcıdır. Hazreti Muhammed kölelik hakkındaki sözlerinin yanı sıra, kölesi Zeyd bin Harise’yi serbest bırakarak, eylemsel açıdan da ümmetine örnek teşkil etmiş; onları bu yönde davranmaya teşvik etmiştir. Bu yolla kölenin de bir insan olduğu bilincine ulaştırılan toplum, ikinci aşamada savaşta esir edilen kişilerin hürriyetlerine kavuşmalarını sağlayacak çeşitli teşvik yöntemleri geliştirmiştir. Örneğin; yeminini bozan, yanlışlıkla adam öldüren veya büyük sevap kazanmak isteyen kişilerin köle âzad etmeleri tavsiye edilmiştir. Özetle; esir edilen kişiye düzgün bir şekilde davranılır; yanlışları, önyargıları gösterilir, İslâmi gerçekler öğretilir (teorik ve pratik) ve sonra da kolaylıkla bulunabilecek bir sebebe dayanarak kişi serbest bırakılırdı. Zaten zaman içerisinde dünya genelindeki şartlar değişmeye başlamış ve savaş esirlerinin statüleri milletlerarası anlaşmalarla teminat altına alınır hale gelmiştir. Meydana gelen herhangi bir savaş neticesinde esir değişimi yapılması yerine, esirlerin ülkelerine serbestçe dönebilmelerine imkân sağlanmıştır. Bu sebeple İslâm hukukundaki yegâne kölelik yolu olan savaş esirliği de ortadan kalkmış ve İslam şeriatinin tarifine uygun bir esâret kalmadığı ileri sürülmektedir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1'da_k%C3%B6lelik#K.C3.B6lelik_Kurumu * *Köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Onlara yediğiniden yedirin, giydiğinizden giydrin. ağır bir iş yüklemeyin; yüklerseniz onlara siz de yardım edin... * Kölelerinize , kölem, câriyem demeyin; oğlum, kızım deyin... *Kim kölesini döverse onun cezası kölesini âzat etmekle yerine getirilir... *Resulullah (s.a.v) *savaş durumu dışında hür bir insanı yakalayarak köleleştirmeyi yasaklamıştır. İslam dini, savaş veya doğum yoluyla süren köleliğin hafifiletilmesini ve zamanla ortadan kaldırılmasını sağlamaya yönelik olarak da tedbirler almış ve köle âzat etmeyi en değerli ibadetlerden sayılmıştır. Bazı suçların ve hatalı davranışların günahlarından temizlenmek için köle azat edilmesi şart koşulmuştur. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
hersey gulluk gulistanlik deme.
ben gidem de yarin bir kole satin alam. |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Bu konu başka bir topicte de tartışılmıştı. Ancak o topicte biraz daha
"öznel" bir alan seçilmişti. Muhammed Peygamberin köleleri inceleniyordu. İnançlı arkadaşlarımızın kafası gerçekten karışık. Günümüz ahlakı, insani anlayış, eğer Kuran hükümleri ile uyuşmuyorsa sığınılan yer "tarihsel koşullar" oluyor. Ancak kuranın evrensel olması diye bir ana sav var. Kölelik kurumunu tarihte bir kaç kez yasaklamaya çalışan hükümdarlar olmuş; başaramamışlar. Ama denemişler hiç olmazsa. Allahın resulünün bu konuda çok daha fazla şansı olmalı ama denememiş. Muhammed'in Köleleri |
Re: Muhammed köleliği aşamalı olarak mı kaldırmıştır?
Denememiş *:D *o da güzel onca şeye rağmen.1400 yıl önce *bile *onlara insanlarla eşit muamele etmek denemekten çok daha büyük bir başarıdır.Ve dünyaya verilen en büyük mesajdır.
* * Kölelik İslamın değil bütün dünyanın sorunudur.Ve halen bir gömlek üstü devam ettirmektedir.Konuyu İslam odaklı değilde sosyal odaklı incelerseniz daha iyi sonuçlar görülecektir. İngiltere de kölelik düzeni sürüyor... http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_d...haberID=278709 Maalesef 21’inci yüzyılda da var! Şöyle ki: Bundan yüzyıllar önce korsanlar gemileriyle ulaştıkları ülkelerde yalnız hayvan, nadir bitki veya altın arama avına gitmiyorlardı. Kendilerinden farklı buldukları, yakaladıkları insanları da av listelerine katıyorlardı. Bu korsan olarak adlandırdığımız insanlar biliyorsunuz çoğunlukla Avrupalıydılar. Burada bir parantez açalım müsaadenizle: Bu korsanlar yani Avrupalılar zaman geçtikten sonra korsanlığı primitif bulduklarından bıraktılar medenileştiler ve keşfettikleri insan hakları, kadın -erkek eşitliği vs. gibi medeniyetleri de “Bu medeniyet yanlız bizim olmasın başkaları da istifade etsin!” diyerek bir zamanlar uğradıkları yerlere bu sefer çağa uygun gemileriyle gidip yaymaya başladılar. Öyle olması da insani açıdan gerekliydi. Madem ki, bu dünyada beraber yaşıyoruz o halde her şeyi beraber paylaşmalıydık! Tekrar konumuza dönecek olursak: Bu korsanlar ülkeleri adına gittikleri yerleri hem işgal ediyor hem adlarını değiştiriyor ve hem de oradaki insanları dil, din, ırk ve renk farkından dolayı esir alma hakkını kendilerinde görüyorlardı. Bununla da yetinmeyen korsanlar zamanla yeni bir ticaretin yolunun açılmasını sağlamış oldular; esir ticareti. Dil, din, ırk ve renk farkı olduğuna göre neden zorlu işlerde beyaz ırk çalışsın düşüncesinden işte bu esir ticareti başlamış oldu. “insan ticareti yapanlar nerede renkli insanlar yaşıyor, geminin rotasını oraya çevirip yakaladıkları insanları gemiye tıkıp beyazların hizmetine sunulmak üzere yola çıkıyorlardı. Bu tutulan esirler, bir boğaz tokluğuna ölesiye çalıştırılıyor, taciz ediliyor bir hayvana bile yapılmayan muameleye tabi tutuluyorlardı. Bu esir ticareti sonucu Amerika kıtası Afrika kökenli insanlarla doldu taştı. Avrupa’nın bazı ülkelerinde de örneğin İngiltere, Hollanda, Fransa vb. durum aynı. Zamanla bu esir ticareti yasa ile ortadan kalktı. Peki ama kölelik kalktı mı? *Bu soruya kesinlikle “hayır” diyebiliriz. Sadece şekil değiştirdi. Batılıların yüzyıllarca gittikleri ülkelerin *yeraltı ve yerüstü kaynaklarını bir sülük gibi emerek *o ülke halklarının *fakirleşmesine zemin hazırladılar. Hiç Afrika, Asya, Hindistan, Endonezya, Güney Amerika,gibi ülke halklarının fakirleşmesi mümkün mü? Yeraltı yerüstü kaynakları değil kendilerine diğer ülke halklarına yeter artar bile. Ama Batılı doymaz ki! İşte ekonomik açıdan dibe vuran bu ülkelerdeki aç yatıp aç kalkan insanlar, her zamanki gibi acımasız Batılının peşinden gitmek zorunda bırakıldı. Zengin Batılıya ulaşmak da öyle kolay *olmamaktadır. Ulaşmak Batılının istek ve arzusuna uygun olmalıydı! Modern çağa uygun köleliğe bir kaç örnek: Zengin bir *ülke kendi halkı çalışmadığı için işçiye ihtiyacı vardır.Kendi ülkesinde hemen bir “aracı firma“ kurulur. Sri Lanka,Filipin, Bangladeş, Pakistan gibi ülkelerde açlık sınır altında yaşayan milyonlarca insan vardır. Bu insanlar bu zengin ülkede çalışmak isterler. Bu insanların müracaat etmesi için kurulmuş olan bir firma (aracı firma) vardır. İşte bu firma kanalıyla insan güçü aranır. Bir zamanlar bizde olduğu gibi. Bizde Sosyal Sigortalar Kurumu bu işlemi üstlenmişti Buraya müracaat edenler, kadın veya erkek, *tek başına gitmek şartıyla cep harçlığı karşılığı bir ücretle o zengin ülkede çalıştırılmak üzere gönderilir. Belki diyeceksiniz; „Zaten kendi ülkesinde hiç kazanmıyor.Onun için bu boğaz tokluğu parası oldukça iyi.“ İyi güzel de nerede kaldı insanca yaşama? Bu insanın fakir kalması fakir yaşaması bir avuç paraya esir gibi çalışması onun suçu mu Ayrıca gönderilen kadın veya erkek işçi istenilmediği takdirde oturma ve çalışma müsaadesi iptal ediliyor ve bu modern köle işçi geri gönderiliyor! Bu firma kanalıyla gelen işçinin, kadın veya erkek, çocuğuyla gelemediği gibi karısını veya kocasını da getirtemiyor. Şimdi bunun eski devirlerdeki kölelikten ne farkı var? Fark var; *parasız çalıştırılmıyor ve kendi isteğiyle başka bir ülkede çalışıyor.Hepsi o kadar! Yaşam alanı oldukça kısıtlı. Avrupa ülkelerine yılda binlerce insan çoğu Afrika’dan olmak üzere iltica ediyor. Amaç, ülkesindeki işsizlikten dolayı belki „yaban ellerinde para kazanırım“ düşüncesiyle. Onu bu yola teşvik eden kim? Gene eskiden olduğu gibi kendi ülkesini soyup soğana çeviren Batılı!Gizlice iltica edenler yok fiyatına kaçak olarak çalıştırılıyor. Tutulanın da vay haline! Dünyanın 8. zengin ülkelerinden biri olan Almanya’da „1Euro job“ diye bir yasa çıktı. Nedir bu? Almanya’da işsiz olan biri aldığı sosyal yardımın yanı sıra saati 1 Euro olan işi almaya zorlanıyor. Günde 5 saat çalışmaya hakkı var. Yani günde 5 Euro alıyor bu yapar ayda 100 Euro. Bu da kesintiye uğradığında eline 70- 80 Euro geçiyor. Bu mudur insan hakları? Bu yasa başka ülkelerde, örneğin Türkiye’de uygulansa, Tanrı korusun, dünyada kıyamet kopar. Nedeni de insan hakları çiğneniyor diye! Kendileri çiğnedi mi pek o kadar önemli değil. Taze bir örnek. Fransa ülkesindeki terörle baş edemeyince sıkı yönetim uyguladı. AB uzmanları(!) bizde ne yaptı? DGM’yi kaldırttı. Avrupa’da 40 yıldır çalışan Türk işçisinin de durumu üç aşağı beş yukarı aynı. Türk vatandaşı zengin yerüstü ve yeraltı kaynakları olan ülkesinde çalışamıyor ve gücünü Batılı için harcıyor. Neden gücü yaban ellerine gidiyor? Çok basit! Çünkü Batılı işbirlikçilerin yardımıyla Türkiye ekonomisinin kalkınmasını istemiyor da ondan. Türk işçilerinin diğerlerinden bir farkı var, yabancılarla eşit haklarda tam olmasa da çalışıp hakkını alabiliyor. Verdiğimiz bu örneklerle bundan yüzyıllarca önce yapılan işlem arasında görünürde pek büyük bir fark olmadığını görüyoruz.Eskiden dediğimiz gibi yaka paça gemilere yüklenip parasız köle olarak başka ülkelere götürülüyordu. Şimdi ise kendi isteğiyle(dolaylı yoldan) yok fiyatına gücünü yabancıya harcıyor. Sonunda her zaman olduğu gibi kim kazanıyor? Elbette ki Batılı! Eskiden, esir alınan insanlar *ya yasa çıkıp paçanı kurtaracaktı ya da Tanrının rahmetine kavuşacaktı. Başka çıkar yol yoktu! Şimdi, Batılının karnı *doydu ve kendi ekonomisi sarsıldı ya“al sana para buna „teşvik diyorlar“ git geldiğin yere diyebiliyorlar. Düşünülecek olursa: Bir kaç kuruş için ülkeni terk etmeye değer mi? Bir kaç kuruş için yabancının kahrını çekmeye değer mi? Bir kaç kuruş için sana „yabancı“ gözüyle bakanın önünde eğilmeye değer mi? Bir kaç kuruş için yabancının ağzının kokusunu çekmeye değer mi? Bir kaç kuruş için „her an kovulabilirim“ korkusuyla yaşamaya değer mi? Bir kaç kuruş için aşırı ırkçıların kurbanı olmaya değer mi? Elbetteki değmez: O halde; Bütün bunlara katlanmaktansa ülkende kendinin ve gelecek kuşakların mücadelesini vermek beş kuruş kazançtan çok daha üstündür! * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Dr. Hüseyin Pekin |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:56 . |